Özdil Nami’den Holguin sürecine kritik uyarı: “Yeni formül masayı dağıtabilir”
Kıbrıslı Türk eski müzakereci Özdil Nami, BM’nin Holguin üzerinden yeni yönetim ve güç paylaşımı formülleri aramasının, geçmişte varılan yakınlaşmaları riske atabileceğini belirtti. Nami’ye göre Kıbrıs’ta sorun çözüm modelinde değil; takvimsiz, hakemliksiz ve sonuç doğurmayan süreç yapısında.
Özdil Nami’den Holguin sürecine kritik uyarı: “Yeni formül masayı dağıtabilir”
Kıbrıslı Türk eski müzakereci Özdil Nami, BM’nin Holguin üzerinden yeni yönetim ve güç paylaşımı formülleri aramasının, geçmişte varılan yakınlaşmaları riske atabileceğini belirtti. Nami’ye göre Kıbrıs’ta sorun çözüm modelinde değil; takvimsiz, hakemliksiz ve sonuç doğurmayan süreç yapısında.
Bugün Kıbrıs
YAKINLAŞMALAR RİSKE GİREBİLİR
Nami, iki tarafın geçmiş müzakere süreçlerinde yönetim, güç paylaşımı, federal yetkiler ve siyasi eşitlik başlıklarında önemli yakınlaşmalar sağladığını hatırlattı. Eski müzakereciye göre BM’nin yeni model arayışı, yıllar içinde oluşan müzakere zeminini dağıtabilir.
“BM BAŞTAN BAŞLAMAMALI”
Nami’ye göre Holguin sürecinde yapılması gereken, kabul edilmiş başlıkları yeniden açmak değil; bugüne kadar oluşan zemini koruyarak kalan farkları kapatmak. Yeni yönetim formülleri aramak, tarafları çözümden çok yeni bir pazarlık döngüsüne sürükleyebilir.
MARAŞ-ERCAN FORMÜLÜNE MESAFE
Politis’te gündeme gelen “erken kazanımlar” yaklaşımına da mesafeli duran Nami, Maraş’a karşılık Ercan’a doğrudan uçuş ve kuzey limanlarından doğrudan ticaret gibi ara formüllerin geçmişte denendiğini, ancak sonuç vermediğini hatırlattı.
TAKVİM, HAKEMLİK, SONUÇ
Nami’nin en kritik vurgusu sürecin yapısına oldu. Eski müzakereci, açık takvim, etkili hakemlik ve ret halinde siyasi sonuç doğuracak bağlayıcı bir mekanizma olmadan yeni girişimin de geçmiş süreçler gibi belirsizliğe sürüklenebileceğini belirtti.
SORUN MODELDE DEĞİL MASADA
Nami’ye göre Kıbrıs’ta temel sorun çözümün özü değil, müzakere yönteminin açık uçlu ve yaptırımsız olması. BM’nin yeni süreçte yalnızca kolaylaştırıcı değil, tarafları gerçek karar almaya zorlayan bir rol üstlenmesi gerektiği vurgulandı.














