Güney basınından Holguin planı iddiası: Maraş, Güzelyurt, Mesarya masada

Politis, BM Temsilcisi Maria Angela Holguin’in yaz aylarında yapılması hedeflenen 5+1 toplantı için “esnek/gevşek çözüm” planı hazırladığını yazdı. Habere göre planın toprak boyutunda Maraş, Güzelyurt ve Mesarya’daki bazı bölgelerin Rum tarafına iadesi; buna karşılık Kıbrıslı Türk tarafına siyasi eşitliğin işlevsel tanınması, doğrudan ticaret, doğrudan temas ve doğrudan uçuş başlıkları gündemde.

Bugün Kıbrıs

Güney basınında Kıbrıs sorununun yeni sürecine ilişkin dikkat çekici bir iddia gündeme geldi. Politis Direktörü Dionysis Dionysiou, BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Kişisel Temsilcisi María Angela Holguin’in, yaz aylarında yapılması hedeflenen genişletilmiş 5+1 toplantıya sunulmak üzere “esnek/gevşek çözüm” çerçevesi üzerinde çalıştığını yazdı.

Habere göre Holguin’in hazırlık yaptığı iddia edilen çerçeve, klasik ve ağır federal modelin aynen geri getirilmesinden çok, iki tarafın farklı biçimde okuyabileceği bir “yapıcı belirsizlik” üzerine kuruluyor. Politis, bu modelin Kıbrıslı Rumlar tarafından “federasyon”, Kıbrıslı Türkler tarafından ise “konfederal unsurlar içeren siyasi eşitlik” olarak yorumlanabileceğini aktardı.

TOPRAK KARŞILIĞI TANINMA
Haberde planın merkezinde eski ama kritik bir denklem bulunduğu belirtildi: Rum tarafına toprak iadesi, Kıbrıslı Türk tarafına ise siyasi eşitliğin ve ayrı siyasi statünün işlevsel biçimde tanınması.

Politis’e göre toprak başlığında Crans-Montana haritası temel alınabilir. Bu çerçevede Maraş, Güzelyurt/Morfou ve Mesarya’daki bazı bölgelerin Rum tarafına iadesi, Kıbrıslı Rumlara verilecek en güçlü somut karşılık olarak değerlendiriliyor.

Buna karşılık Kıbrıslı Türk tarafının siyasi eşitliğinin yalnızca retorik düzeyde değil, yeni devlet yapısının işleyişinde etkili olacak şekilde tanınmasının gündeme gelebileceği belirtiliyor.

GEVŞEK FEDERASYON, SINIRLI ORTAK YETKİ
Politis’in haberine göre tartışılan model, iki kurucu devlet arasında daha gevşek bağlara sahip bir ortak yapı öngörüyor. Daha önceki müzakere süreçlerinde gündeme gelen geniş kapsamlı federal yetkiler yerine, ortak devletin yetkilerinin ciddi biçimde azaltılması ve gündelik yönetimin büyük ölçüde iki kurucu devlete bırakılması hedefleniyor.

Bu modele göre merkezi yapı yalnızca uluslararası temsil, Avrupa Birliği ile ilişkiler, güvenlik, temel ekonomik uyum ve ortak devletin işleyişi için zorunlu alanlarda yetki kullanacak. Diğer başlıkların ise kural olarak iki kurucu devletin yönetimine bırakılması öngörülüyor.

İKİ KURUCU DEVLET, İKİ MECLİS, ORTAK KONSEY
Haberde, masada olduğu ileri sürülen modelin iki kurucu devlet, iki ayrı meclis ve federal konularla ilgilenecek üst bir konsey yapısı içerdiği belirtildi.

Politis’e göre doğrudan seçilmiş klasik bir federal parlamento yerine, Kıbrıslı Rum ve Kıbrıslı Türk milletvekillerinden oluşacak bir yapı gündeme gelebilir. Bu organın, iki kurucu devlete bırakılamayacak ortak meselelerde yetki kullanması öngörülüyor.

Bu formülün, Rum tarafının “Türk vetosu nedeniyle devletin kilitlenmesi” endişesini; Türk tarafının ise “Rum çoğunluk içinde erime” korkusunu azaltmayı hedeflediği belirtiliyor.

DÖNÜŞÜMLÜ BAŞKANLIK YERİNE BAŞKANLIK KONSEYİ
Haberde yürütme başlığında da yeni formüllerin tartışıldığı yazıldı. Buna göre iki toplum liderinin dönüşümlü şekilde başkanlık edeceği bir başkanlık konseyi gündeme gelebilir. Bu yapıda oranlamanın Rum tarafı lehine 2’ye 1 ya da 3’e 1 şeklinde olabileceği ileri sürüldü.

Politis ayrıca, Rum Yönetimi Başkanı Nikos Hristodulidis’in dönüşümlü ancak daha sembolik bir federal başkanlık fikrini tartışmaya açık görünebileceğini; gerçek yürütme gücünün ise kalıcı bir Kıbrıslı Rum başbakana bırakılabileceğini yazdı.
Ancak habere göre böyle bir formülün Kıbrıslı Türk tarafınca kabul edilebilmesi için güçlü siyasi eşitlik güvenceleri gerekecek.

TÜRK BAKANIN ETKİLİ OYU
Plan iddiasının en kritik başlıklarından biri de Bakanlar Kurulu’nda en az bir Kıbrıslı Türk bakanın etkili/karar verici oy hakkına sahip olması.

Politis’e göre bu başlık, müzakerelerin en zor alanlarından biri olmaya devam ediyor. Kıbrıslı Türkler açısından bu oy olmadan gerçek siyasi eşitlik sağlanamazken, Kıbrıslı Rumlar açısından bu yetki günlük yönetimde kilitlenme riski olarak görülüyor.

Bu nedenle formülün, etkili katılım ile karar alma süreçlerinin tıkanmaması arasında bir denge kurması hedefleniyor.

ORTAK KABİNE 5-6 BAKANLIKLA SINIRLI OLABİLİR
Haberde Holguin’in ortak kabinenin beş ya da altı bakanlığı aşmaması gerektiği görüşünde olduğu aktarıldı.

Ortak devletin temel yetki alanları arasında dışişleri, savunma, vatandaşlık başlığını da içerecek içişleri, maliye ve Avrupa işleri sayılıyor. Böylece ortak devletin, yalnızca uluslararası temsil, güvenlik, AB ilişkileri ve temel ekonomik bütünlük için gerekli alanlarda yetki kullanması hedefleniyor.

MARAŞ İLK ADIM OLABİLİR
Politis’in haberine göre planın geçiş dönemi iki ya da üç yıl sürebilir. Bu dönemde ilk toprak iadelerinin yapılması, özellikle Maraş’ın bu sürecin en karakteristik örneği olması gündeme gelebilir.

Aynı geçiş sürecinde Kıbrıslı Türk tarafının uzun süredir talep ettiği “3D” başlıklarının, yani doğrudan ticaret, doğrudan temas ve doğrudan uçuşların kademeli biçimde devreye alınabileceği belirtiliyor.

DOĞRUDAN TİCARET, DOĞRUDAN TEMAS, DOĞRUDAN UÇUŞ
Haberde, Kıbrıslı Türk tarafına verilecek karşılıkların yalnızca sembolik tanınma ifadeleriyle sınırlı kalmayabileceği; doğrudan ticaret, doğrudan temas ve doğrudan uçuş gibi somut açılım başlıklarının da geçiş döneminde hayata geçirilebileceği ileri sürüldü.

Bu çerçevede Türk hava sahasındaki kısıtlamaların kaldırılması, Kıbrıs Cumhuriyeti uçaklarının Türkiye hava sahasını kullanabilmesi ve Kıbrıs gemilerinin Türkiye limanlarına erişimi gibi başlıkların da tartışılabileceği aktarıldı.

GÜVENLİKTE NATO FORMÜLÜ
Politis’in haberinde güvenlik ve garantiler başlığında da dikkat çekici iddialar yer aldı. Rum tarafının 1960 garanti sisteminin kaldırılmasını istediği, Türk tarafının ise garantilerin sürmesini ya da Türk askerinin uzun bir geçiş döneminde kalmasını savunduğu belirtildi.

Habere göre BM’nin orta yol olarak NATO seçeneğine olumlu baktığı ileri sürülüyor. Böyle bir formülde Kıbrıs’ın NATO’ya girmesi, adadaki güvenliğin NATO şemsiyesi altında sağlanması ve Türk, Yunan, İngiliz, Fransız ve Amerikan unsurlarının sınırlı biçimde yer alabileceği bir güvenlik düzeni tartışılabilir.

DOĞAL GAZ VE TÜRKİYE BOYUTU
Haberde doğal gaz başlığının da yeni süreçte önemli bir teşvik unsuru olarak görüldüğü belirtildi. Politis’e göre Türkiye’nin Kıbrıs’a boru hattı inşa etmeye ve Kıbrıs doğal gazını satın almaya hazır olduğu yönünde bilgiler aktarılıyor.

Bu başlık, Kıbrıs sorununu yalnızca iki toplumlu bir müzakere meselesi olmaktan çıkararak, Doğu Akdeniz enerji denklemi ve AB-Türkiye ilişkileriyle bağlantılı daha geniş bir pazarlık zeminine taşıyor.

ANKARA İÇİN AB KARŞILIĞI
Politis’e göre Ankara’nın yeni sürece katılımı, Avrupa Birliği’nden ciddi karşılıklar alınması beklentisiyle bağlantılı. Özellikle Gümrük Birliği başlığı ve AB-Türkiye ilişkilerinde somut ilerleme, Türkiye açısından yeni Kıbrıs sürecinin parçası olarak görülüyor.

Bu nedenle Kıbrıs sorunu artık yalnızca Lefkoşa, Ankara ve Atina hattında değil; Brüksel’i de içine alan daha geniş bir Euro-Türk pazarlık başlığına dönüşüyor.

KRİTİK SORU: SİYASİ İRADE VAR MI?
Haberde en büyük sorunun iki liderliğin böyle bir sürece girme konusunda ne kadar hazır olduğu olduğu vurgulandı. Politis’e göre Kıbrıslı Türk lider Tufan Erhürman’ın böyle bir çerçeveyi müzakere etmeye daha hazır göründüğü, Rum Yönetimi Başkanı Nikos Hristodulidis’in ise iç siyasi dengeler nedeniyle daha temkinli davrandığı belirtiliyor.

Rum tarafı açısından esas iletişim zorluğunun, sınırlı ortak yetkiler ve güçlü Kıbrıslı Türk katılımı içeren gevşek federasyon modelinin “konfederasyona kayış” olmadığına kamuoyunu ikna etmek olacağı ifade ediliyor.

PLANIN GÜCÜ DE RİSKİ DE BELİRSİZLİKTE
Politis’e göre Holguin’in üzerinde çalıştığı iddia edilen çerçeve, “yapıcı belirsizliği” bir araca dönüştürmeyi hedefliyor. Plan, Kıbrıslı Rumlara federal süreklilik; Kıbrıslı Türklere ise siyasi eşitlik ve tanınma zemini vermeye çalışıyor.

Ancak aynı esneklik, planın en büyük riski olarak da görülüyor. Çünkü tarafların farklı okuyabileceği bir formül, müzakereye başlamayı kolaylaştırabilir; ancak net taahhüt aşamasına gelindiğinde çökme riski de taşıyabilir.

BM’DEN RESMİ AÇIKLAMA YOK
Politis’in aktardığı plan, bu aşamada resmi BM belgesi ya da Holguin tarafından açıklanmış bir çerçeve değil. Haber, Holguin’in temasları çevresinde konuşulan bilgiler ve diplomatik değerlendirmeler üzerinden kaleme alındı.

Buna karşın iddialar, yaz aylarında yapılması hedeflenen 5+1 toplantı öncesinde Kıbrıs sorununda “federasyon mu, konfederasyon mu, gevşek çözüm mü” tartışmasını yeniden gündemin merkezine taşıdı.

DAUSEN

DAUSEN

Girne Belediyesi

Girne Belediyesi

Gönyeli Alayköy Belediyesi

Gönyeli Alayköy Belediyesi