Kıbrıs’sız Türkiye dosyası: Lefkoşa da onay verdi
Avrupa Yatırım Bankası’nın yedi yıl aradan sonra Türkiye’ye dönüşünün ve yeni kalkınma projelerinin önünü açan Avrupa-Türkiye dosyasında imzalar atıldı. Dosyanın Kıbrıs başlığına bağlanmadan ilerlediği ve güney Lefkoşa’nın da 27 AB ülkesiyle birlikte sürece onay verdiği öğrenildi.
Kıbrıs’sız Türkiye dosyası: Lefkoşa da onay verdi
Avrupa Yatırım Bankası’nın yedi yıl aradan sonra Türkiye’ye dönüşünün ve yeni kalkınma projelerinin önünü açan Avrupa-Türkiye dosyasında imzalar atıldı. Dosyanın Kıbrıs başlığına bağlanmadan ilerlediği ve güney Lefkoşa’nın da 27 AB ülkesiyle birlikte sürece onay verdiği öğrenildi.
Bugün Kıbrıs
Avrupa Birliği-Türkiye ilişkilerinde dikkat çeken yeni bir adım atıldı. Avrupa Yatırım Bankası’nın Türkiye’ye dönüşünü ve ülkedeki yeni kalkınma projelerinin önünü açan Avrupa-Türkiye dosyasında imzalar 10 Haziran’da atıldı.
Süreç, Avrupa Yatırım Bankası’nın Türkiye’de yeniden aktif hale gelmesini sağlayacak. Bu adım, yaklaşık yedi yıllık durgunluğun ardından Türkiye’de yeni kalkınma projelerinin önünün açılması anlamına geliyor.
Avrupa Yatırım Bankası’nın Türkiye’ye dönüşü, AB-Türkiye ilişkilerinde teknik bir finansman başlığı gibi görünse de, siyasi açıdan daha geniş bir anlam taşıyor. Çünkü dosya, Kıbrıs sorununa doğrudan bağlanmadan ilerleyen Avrupa-Türkiye başlıklarından biri olarak öne çıkıyor.
LEFKOŞA DA 27 ÜLKEYLE BİRLİKTE ONAY VERDİ
Avrupa basını dosyada 27 AB üyesi ülkenin onayı bulunduğunu ve Lefkoşa’nın da sürece onay verdiğini yazdı. Gelişme, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin bazı Avrupa-Türkiye başlıklarında Kıbrıs şartını doğrudan öne koymadan hareket edebildiğini gösteren dikkat çekici bir gelişme olarak değerlendiriliyor.
Kıbrıs sorunu, uzun yıllardır AB-Türkiye ilişkilerinde en önemli siyasi engellerden biri olarak görülürken, bu dosyada kalkınma ve finansman başlıklarının öne çıktığı görülüyor.
AB-TÜRKİYE HATTINDA YENİ DÖNEM SİNYALİ
Gelişme, Kıbrıs sorununda BM trafiğinin yeniden hızlandığı, Holguin’in Ankara ve Atina temaslarının sürdüğü bir döneme denk geldi. Bu nedenle Avrupa-Türkiye dosyasındaki hareketlilik, yalnızca ekonomik değil, diplomatik açıdan da yakından takip ediliyor.














