“İntiharı önlemek mümkün”: Uzmanlar risk işaretlerini sıraladı

Kıbrıs Travma, Afet ve Kriz Çalışma Grubu, son dönemde toplum gündeminde daha sık yer bulan intihar vakalarına ilişkin kapsamlı bir açıklama yayımladı. Uzmanlar, intiharın çoğu zaman önlenebilir olduğuna dikkat çekerek, intihar düşüncesi taşıyan kişilerin verebileceği işaretleri, yakınlarının nasıl davranması gerektiğini ve devlete düşen sorumlulukları ayrıntılı şekilde anlattı.

Bugün Kıbrıs

Kıbrıs Travma, Afet ve Kriz Çalışma Grubu tarafından yapılan açıklamada, kişinin kendini öldürmesi anlamına gelen ve “özkıyım” olarak da isimlendirilen intiharın son dönemde ülkede toplumun gündemine sıklıkla geldiği belirtilerek, yaşamını kaybeden insanların acısının derinden yaşandığı ifade edildi.

Açıklamada, intiharın çoğu zaman bireyin dayanılmaz olarak algıladığı psikolojik, sosyal, ekonomik veya fiziksel sorunlardan kurtulma girişimi olarak ortaya çıktığı, bazı durumlarda ise psikotik belirtiler, dürtüsellik veya bilinç durumundaki bozulmaların etkili olabildiği kaydedildi.

Uzmanlar, derin üzüntüye rağmen artık intiharın nedenlerini düşünmek ve önlenmesine yönelik çalışmaları yoğunlaştırmak gerektiğini belirterek şu değerlendirmeyi yaptı:

“Kişinin içinde olduğu sorunların artık çözülemeyeceği ve tek yapılabilecek şeyin hayatı sonlandırmak olduğu düşüncesi ortaya çıktığında bazen bu düşüncenin eyleme dökülebildiğini biliyoruz. İntihar düşüncesinin ortaya çıkması ve eyleme dökülmesi arasında geçen sürede kişiye yardımcı olmak ve intiharı önlemek çoğunlukla olanaklıdır. Ancak burada bir zorlukla karşılaşırız. Bu çaresizlik ve umutsuzluk içindeki kişiler genellikle yardım alabilecekleri kaynaklara ulaşmaya çalışmazlar ve içlerine kapanırlar. Yine de intihar düşüncelerine kapılan hemen herkes, çevresine bu düşüncelerle ilgili bazı sinyaller verir. Bize düşen görev bu sinyalleri görmek, onunla iletişim kurarak kişinin yardım alabileceği kaynaklara ulaşmasında ona yardımcı olmaktır.”

UZMANLAR RİSK İŞARETLERİNİ SEKİZ BAŞLIKTA TOPLADI
Açıklamada, intihar düşünceleri olan kişilerin verebileceği sinyaller ve çeşitli risk etkenleri sekiz başlık altında sıralandı.

Uzmanlara göre ilk grup sözel işaretler ve intihara ya da ölüme yönelik tutumlar. Bu kapsamda;

  • İntihar etmek istediğini söylemek,
  • İntihar edenlerden övgüyle söz etmek,
  • İntihar ve ölüm konularıyla takıntılı şekilde ilgilenmek, bu konularla ilgili fazlaca konuşmak,
  • Ölümü yüceltmek ve bir çözüm olarak görmek,

önemli risk işaretleri arasında yer alıyor.

İkinci başlıkta ise intihara hazırlık davranışlarına dikkat çekildi. Buna göre;

  • İntiharla ilgili planlar yapmak,
  • İntihar yöntemlerini araştırmak,
  • İntiharda kullanılacak araç gerece ulaşmada kolaylık bulunması (silah sahibi olmak, ilaçlara kolay erişebilmek gibi),

risk göstergeleri arasında bulunuyor.

Duygusal belirtiler başlığında ise şu işaretler sıralandı:

  • Sürekli üzgün olmak ve günlük işleri bile yapamaz hale gelmek,
  • Yaşanan sorunlarla ilgili yoğun suçluluk duymak,
  • Çevredekilere ve hayata karşı öfkeli olmak,
  • Olan bitene tamamen kayıtsız kalmak.

ÇAĞRESİZLİK VE UMUTSUZLUK UYARISI
Uzmanlar, bilişsel belirtiler ve umutsuzluğun da dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.

Açıklamada şu işaretlere yer verildi:

  • Sık sık çaresizlikten ve umutsuzluktan söz etmek,
  • Yoğun kafa karışıklığı yaşamak ve sorunlardan başka bir şey düşünememek,
  • Hayatın anlamsızlığını sıklıkla vurgulamak,
  • Artık hiçbir şeyin önemi olmadığını düşünmek ve söylemek,
  • Ekonomik zorluklarla artık başa çıkamadığından yakınmak,
  • Kimsenin yardım edemeyeceğine inanmak,
  • Yaşanan sorunların artık çözülemeyeceğine inanmak.

Davranışsal değişiklikler ve geri çekilme başlığı altında ise;

  • Sosyal etkileşimlerden belirgin şekilde uzaklaşmak ve içe kapanmak,
  • Yakınlarla vedalaşma veya helalleşme konuşmaları yapmak,
  • Yardım tekliflerini reddetmek,

önemli uyarı işaretleri arasında gösterildi.

RİSK FAKTÖRLERİ DE TEK TEK SIRALANDI
Uzmanlar, bireysel ve geçmişe dair risk faktörlerini de açıkladı.

Bunlar arasında;

  • Daha önce intihar girişiminde bulunmuş olmak,
  • Yakın aile bireylerinde veya yakın çevrede intihar eden kişilerin bulunması,
  • Depresyon, madde kullanım bozukluğu ve uzamış yas bozukluğu gibi psikolojik sorunlar,

yer aldı.

Durumsal ve ilişkisel risk faktörleri arasında ise;

  • Kronik hale gelen ekonomik sorunlar,
  • Kronik hale gelen ilişki sorunları ve çatışmalı ayrılıklar,
  • Sosyal destek kaynaklarının azlığı,
  • Beklenmedik yakın kaybı,
  • Tecavüz, savaş ve saldırı gibi travmatik yaşantılar,

sayıldı.

Toplumsal ve dönemsel risk faktörleri olarak da;

  • Medyada intihar haberlerinin yoğunlaştığı dönemler,
  • Ekonomik kriz dönemleri,
  • Savaş, çatışma, terör ve toplumsal huzursuzlukların arttığı dönemler,
  • Zorunlu göç yaşamak, dışlanmak ve ayrımcılığa uğramak,

gösterildi.

“İNTİHARI KONUŞMAK KİŞİYİ İNTİHARA SÜRÜKLEMEZ”
Açıklamada, intiharı önlemek için toplum olarak yapılabilecekler de sıralandı.

Uzmanlar, toplumun intiharın ciddi bir sorun olduğu konusunda bilinçlenmesi, güvenilir ve bilimsel kaynaklardan bilgi edinmesi, sosyal medyada intiharı olumlu gösterebilecek paylaşımlardan kaçınması ve devlet kurumlarıyla sivil toplum kuruluşlarının çalışmalarına destek vermesi gerektiğini belirtti.

Çevresinde risk altında olduğunu düşündüğü bir yakını bulunan kişilere yönelik ise şu çağrıda bulunuldu:

“Onunla görüşmek için vakit ayırın ve sadece onunla ilgileneceğiniz, sakince konuşabileceğiniz bir ortam yaratın. Yukarıda aktarılan risk etkenlerini gözlediğinizde, kişiyle açıkça intiharı düşünüp düşünmediğini konuşun. Unutmayın, sorunları konuşmak ve kabullenmek çözümün ilk adımıdır. İntiharı konuşmak kişiyi intihara sürüklemez, aksine konunun konuşulması bir rahatlama sağlayabilir.”

Uzmanlar, kişiye içinde bulunduğu zor durumun anlaşıldığının söylenmesi gerektiğini, yaşadığı sorunların küçümsenmemesi gerektiğini ve yargılayıcı bir yaklaşım sergilenmemesi gerektiğini vurguladı.

Açıklamada şu uyarı da yer aldı:

“Kişiye her şeyin iyi olacağı konusunda vaatlerde bulunmayın, bütün bunların geçici olduğunu veya olayları yanlış değerlendirdiğini söylemeyin, tartışmaya girmeyin. Bunları yapmak kişiye suçlandığını hissettirebilir.”

Uzmanlar ayrıca kişinin yaşadığı zorlukların dinlenmesini, hangi desteğe ihtiyaç duyduğunun belirlenmesini ve profesyonel yardıma yönlendirilmesini önerdi.

“KİŞİ YALNIZ BIRAKILMAMALI”
Açıklamada, intihar düşüncesi olan bir kişinin öncelikle bir hastaneye veya psikiyatri uzmanına yönlendirilmesi gerektiği belirtilerek, psikoloğa erişimin daha kolay olduğu durumlarda bu yolun da tercih edilebileceği ifade edildi.

Uzmanlar, intiharı önlemenin birçok uzmanın birlikte çalışmasını gerektirdiğini vurgulayarak, intihar düşüncesi veya planı bulunan bir kişinin bunu yalnızca kendisiyle paylaşan kişide sır olarak kalmaması gerektiğini kaydetti.

Açıklamada ayrıca şu çağrı yapıldı:

“Kişinin yalnız kalmamasını sağlayın. Silah veya ilaç gibi intiharı gerçekleştirebileceği şeylerden onu uzak tutun. Kişinin bir hastaneye, psikiyatriste veya psikoloğa başvurduğundan emin olun ve burada önerilenleri teyit etmeye çalışın. İntiharı önleme uzun süreli bir destekle olanaklıdır.”

“BAZI İNTİHARLAR KESTİRİLEMEYEBİLİR”
Kıbrıs Travma, Afet ve Kriz Çalışma Grubu, bazı kişilerin intihardan önce günlerce, haftalarca hatta yıllarca plan yapabildiğini, bazılarının ise önceden planlama olmaksızın bir anda yaşamlarına son verebildiğini belirtti.

Bu nedenle bazı intiharların önlenmesinin son derece güç ve bir anlamda kestirilemez nitelikte olabileceği ifade edilen açıklamada, her risk işaretinin önceden fark edilmesinin veya zamanında müdahale edilmesinin her zaman mümkün olmayabileceği kaydedildi.

Uzmanlar, intiharın önlenmesinin yalnızca kişinin yakınlarının sorumluluğunda olmadığını vurgulayarak, kişinin yardım arama davranışının, ailesinin, sosyal çevresinin, uzman desteğinin, sağlık hizmetlerine erişimin ve toplumsal koşulların birlikte rol oynadığını belirtti.

DEVLETE ÇAĞRI: SOSYAL DEVLET İLKESİ GÜÇLENDİRİLMELİ
Açıklamanın son bölümünde devlete de çağrıda bulunuldu.

Uzmanlar, sosyal devlet ilkesine her zamankinden daha fazla ihtiyaç bulunduğunu belirterek özellikle yoksulluk ve ekonomik zorluk yaşayan kesimlerin aldığı eğitim ve sağlık hizmetlerinin niteliğinin yükseltilmesi gerektiğini ifade etti.

Açıklamada şu değerlendirme yapıldı:

“Her kesimden insanın ihtiyaç duyduğunda kolaylıkla psikolojik destek alabilmesini hedeflemek bir devlet politikası olmalıdır.”

Sosyal ve ekonomik adaletsizliklerle mücadele edilmesi, eğitim ve sağlık hizmetlerine ekonomik ve kolay erişim sağlanması, güçlendirilmiş kriz müdahale sistemlerinin kurulması ve demokratik bir toplumsal yapının geliştirilmesi çağrısında bulunan uzmanlar, intiharı önlemenin yalnızca bireylere yönelik müdahalelerle mümkün olmayacağını vurguladı.

Ayrıca gerçekleşen veya girişim olarak kalan tüm vakaların ruhsal ve adli açıdan ayrıntılı şekilde incelenmesi, raporlanması, istatistiklerinin tutulması ve uzmanların bu verilere erişiminin sağlanmasının önleme çalışmaları açısından büyük önem taşıdığı belirtildi.

Kıbrıs Travma, Afet ve Kriz Çalışma Grubu, açıklamasının sonunda intiharı önleme ve bu konuda toplumu bilgilendirme çalışmalarında halkın ve meslektaşlarının yanında olmaya devam edeceklerini ifade etti.

Kıbrıs Travma, Afet ve Kriz Çalışma Grubu adına açıklamaya imza koyan uzmanlar ise şöyle; Prof. Dr. Biran Mertan (Gelişim Psikoloğu), Doç. Dr. Müge Beidoğlu (Psikolojik Danışma ve Rehberlik), Dr. Zeki Öznaçar (Psikiyatri Uzmanı), Dr. Ayşe Zeki (Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Uzmanı), Psk. Dr. Çağay Dürü (Klinik Psikolog) ve Psk. Dr. Mübeccel Yeniada (Klinik Psikolog).

 

DAUSEN

DAUSEN

Girne Belediyesi

Girne Belediyesi

Gönyeli Alayköy Belediyesi

Gönyeli Alayköy Belediyesi