Erdoğan duy bu sesi: “Bizi Gazze’den çıkarın, ailelerimize kavuşturun”

Türk vatandaşlarının eşleri ve Türkiye’de yasal oturma hakkı bulunan kişilerin aileleri, Gazze’de bombardıman, açlık, hastalık ve yerinden edilme koşullarında hayatta kalmaya çalışıyor. Bugün Kıbrıs’a ulaşan kadınlar, Türkiye’ye insani tahliye ve aile birleşimi çağrısı yaptı.

Bugün Kıbrıs/Emine Yüksel

Gazze’de savaşın en ağır bedelini yine kadınlar ödüyor. Evleri yıkılan, yakınlarını kaybeden, yerinden edilen ve çocuklarıyla birlikte çadırlarda yaşamaya çalışan Filistinli kadınlar, ailelerine kavuşabilmek için Türkiye’ye çağrıda bulunuyor. Aralarında Türk vatandaşlarının eşleri ile Türkiye’de yasal oturma hakkı bulunan kadınların da yer aldığı Gazzeliler, bombardıman altında geçen her günün kendileri ve çocukları için yeni bir hayatta kalma mücadelesine dönüştüğünü anlatıyor.

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a ve Türk kamuoyuna seslenen kadınlar, Türkiye’deki basın kuruluşlarına gönderdikleri mektuplarda Gazze’den tahliye edilmeyi ve yıllardır ayrı kaldıkları ailelerine kavuşmayı talep etti. Kadınlar, savaşın başladığı günden bu yana eşlerinden, çocuklarının babalarından ve ailelerinden ayrı yaşamak zorunda kaldıklarını belirterek, insani tahliye ve aile birleşimi konusunda destek istedi.

Gazze’de saldırılar sürerken binlerce kadın ve çocuk, yerinden edilmenin, açlığın, hastalıkların ve sürekli ölüm korkusunun gölgesinde yaşamaya çalışıyor. Savaşlarda en ağır bedeli çoğu zaman kadınlar ödüyor. Çocuklarını korumaya çalışan anneler, yıkılan evlerin, kaybedilen yakınların ve her gün tekrarlanan zorunlu göçlerin yükünü omuzlarında taşıyor. Bugün Kıbrıs’a ulaşan kadınlar ise yaşadıkları insani dramı anlatarak Türk makamlarına tahliye ve aile birleşimi çağrısında bulundu.

Kimisi eşine yıllardır sarılamadığını, kimisi çocuklarının babalarını hiç görmediğini, kimisi ise savaşın ortasında doğan bebeğini bir çadırda büyütmeye çalıştığını anlattı. Ortak talepleri ise aynı: Gazze’den güvenli şekilde çıkabilmek ve ailelerine yeniden kavuşabilmek.

“HER GÜN ÖLÜM KORKUSUYLA UYANIYORUZ”
Gazze’de yaşayan Marah Salem, bir Türk vatandaşının eşi olduğunu belirterek savaşın ortasında hayatta kalmaya çalıştıklarını anlattı.

Salem, “Gazze’de savaş hala devam ediyor. Bombardıman ve saldırılar birçok bölgede sürüyor, ölüm tehlikesi ise her an yanı başımızda. Bizler sürekli korku ve endişe içinde yaşıyoruz. Her gün sevdiklerimizi kaybetme korkusuyla uyanıyor, her gece hayatta kalıp kalamayacağımızı bilmeden uyuyoruz” dedi.

Psikolojik olarak tükendiklerini ifade eden Salem, eşlerinin Türkiye’de olduğunu, kendilerinin ise Gazze’de mahsur kaldığını belirterek ailelerinin parçalandığını söyledi.

Defalarca tahliye edilecekleri yönünde sözler verildiğini anlatan Salem, “Aradan geçen zamana rağmen kimse tahliyemizi gerçekleştirmedi. Bizler hala savaşın, bombardımanın ve ölüm tehlikesinin ortasında bekliyoruz” dedi.

“ÜÇ YILDIR TAHLİYE BEKLİYORUZ”
Şeyma Hatir Rayyan, bir Türk vatandaşının eşi olduğunu ve yaklaşık üç yıldır Gazze’den çıkabilmek için yardım beklediğini söyledi.

Rayyan, bugüne kadar insan hakları kuruluşlarına, insani yardım kurumlarına, Kızılay’a, Kızılhaç’a ve Kudüs’teki Türk Konsolosluğu’na başvurduklarını belirterek, “Biz Türk vatandaşlarının eşleriyiz. Aslında Gazze’den çıkarılması gereken ilk kişilerden olmamız gerekiyordu” dedi.

Konsolosluk yetkililerinin Refah Sınır Kapısı açıldığında tahliye edileceklerini söylediğini aktaran Rayyan, Kudüs’teki Türk Konsolosluğu yetkilileriyle yaptıkları görüşmelerde 2025 yılının Ekim ayında tahliye edileceklerinin kendilerine bildirildiğini ancak aradan geçen süreye rağmen bunun gerçekleşmediğini anlattı.

Yaşadıkları koşulları anlatan Rayyan, “Bombardıman hiç durmadı, hiç durmadı, hiç durmadı. Ölüm her gün yanı başımızda. Herhangi bir yere gittiğimizde geri dönüp dönemeyeceğimizi bilmiyoruz. Hayatımızı kaybedebilir ya da bedenimizin bir parçasını kaybedebiliriz” dedi.

Gazze’deki yaşam koşullarının her geçen gün ağırlaştığını belirten Rayyan, “Yeterli gıda bulunmuyor. Soluduğumuz hava bile çok kötü. Hastalıklar olağanüstü şekilde yayılmış durumda. Böcekler, fareler, kemirgenler ve çöp yığınları her yerde” ifadelerini kullandı.

Savaşın başladığı günden bu yana hastalıkların da hızla yayıldığını söyleyen Rayyan, her gün çok sayıda insanın yaşamını yitirdiğini belirterek Türkiye’den yardım talebini yineledi.

“AKRABALARIMIN ÇOĞU ÖLDÜRÜLDÜ, TEK BAŞIMA ÇADIRDA YAŞIYORUM”
Rayyan ayrıca evinin yıkıldığını ve şu anda bir çadırda yaşadığını anlattı.

“Gazze’de yapayalnızım. Lütfen Türk vatandaşlarının eşlerinden sorumlu yetkililere sesimizi duyurmamıza yardımcı olun. Çok acı çekiyoruz ve savaş hala devam ediyor” diyen Rayyan, akrabalarının büyük bölümünü savaşta kaybettiğini söyledi.

“Akrabalarımın çoğu öldürüldü. Şu an tek umudumuz sesimizin duyulması. Üç yıldan fazla süredir acı çekiyoruz ve savaş hala bitmedi” diyen Rayyan, verilen tahliye sözlerinin yerine getirilmesini istedi.

SAVAŞ TATİL ZİYARETİNİ KABUSA ÇEVİRDİ
Zainab Omar Fayyad ise savaş başlamadan önce eşiyle birlikte İstabul’da yaşadığını anlattı.

Ailesini ziyaret etmek amacıyla büyük kızıyla birlikte Gazze’ye geldiğini belirten Fayyad, gelişinden sadece üç gün sonra savaşın başladığını söyledi.

O günden bu yana Türkiye’ye dönemediğini anlatan Fayyad, “Eşim bizi İstanbul’a geri getirmeye çalışıyor. İkimizin de İstanbul’da turist vizesi vardı ve eşim şu anda kalıcı oturma izni için başvuruda bulunuyor” dedi.

Savaş sırasında ikinci kızını dünyaya getirdiğini söyleyen Fayyad, iki çocuğuyla birlikte bir çadırda yaşadığını belirtti.

“Kemirgenler bizimle birlikte yaşıyor ve temel ihtiyaçlarımızın çoğu karşılanamıyor” diyen Fayyad, Türk Dışişleri Bakanlığı’nın müdahale ederek çıkışlarının koordine edilmesini talep etti.

“ÖLÜMDEN BEŞ KEZ MUCİZE ESERİ KURTULDUK”
Raeda Alian Bakroun, Türk vatandaşı Mustafa Ramadan Bakroun ile evli olduğunu ve üç yıldır Gazze’de mahsur kaldığını söyledi.

Yiyecek ve ilaç sıkıntısının giderek ağırlaştığını belirten Bakroun, “Yaz sıcağından veya kış soğuğundan hiçbir koruma sağlamayan çadırlarda yaşıyoruz” dedi.

Kudüs’teki Türk Büyükelçiliği ile iletişim kurduğunu ve adının tahliye listelerine eklendiğini anlatan Bakroun, buna rağmen halen çıkışlarının gerçekleşmediğini söyledi.

“Her gün şehitler veriliyor. Kan dökülmeyen tek bir gün bile yok. Biz de her an hayatımızı kaybetme tehlikesiyle karşı karşıyayız” diyen Bakroun, bombardımanın bir gün bile durmadığını ifade etti.

Yaşadıkları tehlikeyi anlatan Bakroun, “Ölümden beşten fazla kez mucize eseri kurtulduk” sözleriyle içinde bulundukları durumu özetledi.

“ÇOCUKLARIM BABALARINI HİÇ GÖRMEDİ”
25 yaşındaki Sabah Hasan Ali Asalia ise üç çocuğuyla birlikte Gazze’de yaşam mücadelesi verdiğini söyledi.

Eşinin üç buçuk yıldır Türkiye’de bulunduğunu belirten Asalia, çocuklarının babalarını hiç tanımadığını anlattı.

“Küçük kızım babasını hiç görmedi. Ahlam, Sila ve Nidal adında üç çocuğum var. Babalarının sevgisinden mahrum kaldılar” diyen Asalia, yıllardır bir kamptan diğerine sürüklendiklerini söyledi.

“Yemin ederim yoruldum. Bir yerden diğerine, bir kamptan diğerine taşınmaktan yoruldum. Sizden para ya da saray istemiyorum. Tek isteğim, savaş nedeniyle kavuşamadığım eşime kavuşmak” ifadelerini kullanan Asalia, çocuklarının her bayram babalarını sorduklarını anlattı.

Asalia, “Çocuklarım yetim değil. Babaları var ama onu görmekten mahrum bırakıldılar” dedi.

Çadırların çevresinde dolaşan farelerden korktuğunu söyleyen genç anne, “Çadırlarımızın çevresinde dolaşan kemirgenlerden çocuklarım için çok korkuyorum” ifadelerini kullandı.

“BU SADECE BENİM HİKAYEM DEĞİL”
Aya Monther Abdulaziz Al-Maqadma da Gazze’de savaşın ortasında son derece ağır insani koşullar altında yaşam mücadelesi verdiğini anlattı.

Sürekli yerinden edilmenin, güvenli bir barınaktan yoksunluğun, korku ve belirsizliğin günlük hayatlarının bir parçası haline geldiğini belirten Al-Maqadma, en temel yaşam ihtiyaçlarına erişimin her geçen gün zorlaştığını söyledi.

Eşinin İstanbul’da yaşadığını ve Türkiye’de yasal oturma iznine sahip olduğunu belirten Al-Maqadma, savaş ve sınırların kapalı olması nedeniyle ailesinden ayrı kaldığını anlattı.

Al-Maqadma, “Tek isteğim, güvenli bir şekilde Gazze’den çıkıp eşime kavuşmak ve hayatımızı yeniden kurabilmektir” dedi.

Yaşadıklarının yalnızca kendisine ait olmadığını vurgulayan Al-Maqadma, “Bu çağrı yalnızca benim hikayem değildir. Gazze’de, eşleri Türkiye’de yaşayan ve onlara kavuşmayı bekleyen çok sayıda kadın bulunmaktadır. Bu eşlerin bir kısmı Türk vatandaşıdır, bir kısmı ise Türkiye’de yasal oturma iznine sahiptir. Buna rağmen savaş nedeniyle aileler uzun süredir ayrı kalmaya zorlanmaktadır” ifadelerini kullandı.

Al-Maqadma, ailelerin yeniden bir araya gelebilmesi ve güvenli yaşam hakkına kavuşabilmesi için seslerinin duyulmasını istedi.

YEDİ ÇOCUKLU ANNEDEN AİLE BİRLEŞİMİ ÇAĞRISI
Gazze’de mahsur kalan bir diğer anne Azza Abbas ise yedi çocuğuyla birlikte yaşam mücadelesi verdiğini söyledi.

Çocuklarının babasının Türkiye’de yasal oturma iznine sahip olduğunu belirten Abbas, dört yıldır eşinden ayrı yaşadığını anlattı.

Savaş sırasında kız kardeşini kaybettiğini ve Gazze’de kendisine destek olacak kimsenin kalmadığını söyleyen Abbas, çocuklarının babalarından uzak büyüdüğünü ifade etti.

“Çocuklarım güvenli bir yaşam, eğitim, sağlık ve insanca yaşam koşullarına kavuşmayı hayal ediyorlar” diyen Abbas, kendisi ve çocukları için insani tahliye ve aile birleşimi konusunda yardım talep etti.

ORTAK TALEP: “AİLELERİMİZE KAVUŞMAK İSTİYORUZ”
Bugün Kıbrıs
’a ulaşan kadınların hikâyeleri farklı olsa da talepleri aynı: Gazze’den güvenli şekilde ayrılabilmek ve Türkiye’de bulunan eşleriyle yeniden bir araya gelmek.

Türk vatandaşlarının eşleri ile Türkiye’de yasal oturma hakkına sahip kişilerin eşleri, yıllardır savaş, bombardıman, yerinden edilme, açlık ve hastalıklarla mücadele ettiklerini belirterek tahliye süreçlerinin hızlandırılmasını talep ediyor.

Bombardıman altında yaşamaya çalışan, evleri yıkılan, çadırlarda kalan ve çocuklarını tek başına büyütmeye çalışan kadınlar, Türk makamlarına seslenerek aile birleşimlerinin sağlanmasını istiyor. Gazze’de her gün ölüm korkusuyla yaşadıklarını söyleyen kadınlar, seslerinin duyulmasını bekliyor.

DAUSEN

DAUSEN

Girne Belediyesi

Girne Belediyesi

Gönyeli Alayköy Belediyesi

Gönyeli Alayköy Belediyesi