DAÜ-SEN’den yönetim krizi açıklaması
DAÜ-SEN, Doğu Akdeniz Üniversitesi’nde yaşanan yönetim krizine ilişkin yayımladığı kapsamlı açıklamada, Rektörlüğün “hukuka aykırı uygulamaları düzeltmek yerine hesap vermekten kaçındığını” savundu. Sendika, özellikle Bilişim Teknolojileri Meslek Yüksekokulu’yla ilgili görevlendirme ve kadro aktarımlarının hukuka aykırı olduğunu belirterek, “önce hukuk, sonra işlem; önce yetki, sonra karar; önce usul, sonra uygulama” çağrısı yaptı.
DAÜ-SEN’den yönetim krizi açıklaması
DAÜ-SEN, Doğu Akdeniz Üniversitesi’nde yaşanan yönetim krizine ilişkin yayımladığı kapsamlı açıklamada, Rektörlüğün “hukuka aykırı uygulamaları düzeltmek yerine hesap vermekten kaçındığını” savundu. Sendika, özellikle Bilişim Teknolojileri Meslek Yüksekokulu’yla ilgili görevlendirme ve kadro aktarımlarının hukuka aykırı olduğunu belirterek, “önce hukuk, sonra işlem; önce yetki, sonra karar; önce usul, sonra uygulama” çağrısı yaptı.
Bugün Kıbrıs
Doğu Akdeniz Üniversitesi Akademik Personel Sendikası (DAÜ-SEN), 18 Mayıs 2026 tarihli basın açıklamasında üniversite yönetimine yönelik sert eleştirilerde bulundu. Açıklamada, Max Frisch’in Homo Faber eserine atıf yapılarak, modern üniversitelerin yalnızca teknik akıl ve yönetim anlayışıyla değil, hukuk, etik ve hesap verebilirlik ilkeleriyle yönetilmesi gerektiği vurgulandı.
DAÜ-SEN, romandaki Walter Faber karakterinin “sorumluluktan kaçan” yaklaşımının üniversite yönetiminde de benzer bir risk yarattığını belirterek şu ifadeleri kullandı:
“Üniversite yalnızca verimlilik, performans göstergeleri, proje çıktıları ve idari tasarruflar üzerinden yönetildiğinde üretirken hesap vermeyen, karar alırken sorumluluğunu göz ardı eden, hukuki ve kurumsal yükümlülüklerinden kendini muaf sayan bir yapıya dönüşür.”
Açıklamada, Doğu Akdeniz Üniversitesi Vakıf Yöneticiler Kurulu Başkanı Şemi Bora’nın 6 Mayıs ve 11 Mayıs tarihlerinde üniversite çalışanlarına gönderdiği açıklamaların, DAÜ-SEN’in uzun süredir gündeme taşıdığı “kurumsal yönetim, hukuka uygunluk, yetki sınırları, liyakat ve hesap verebilirlik” sorunlarını yeniden ortaya çıkardığı ifade edildi.
Sendika, önceki Vakıf Yöneticiler Kurulu Başkanı Erdal Özcenk’in de mevcut Rektörlük yönetimine benzer eleştiriler yönelttiğini hatırlatarak, yaşananların “kişisel veya dönemsel değil, doğrudan Rektörlüğün yönetim anlayışından kaynaklanan yapısal bir sorun” olduğunu savundu.
“REKTÖRLÜK HESAP VERMEKTEN KAÇINDI”
DAÜ-SEN açıklamasında, Şemi Bora’nın açıklamalarına hemen tepki verilmediği, yaklaşık on gün boyunca Rektörlüğün hukuka aykırı işlemleri düzeltmesi için beklendiği kaydedildi. Açıklamada şu ifadeler kullanıldı:
“Bu süre içinde Rektörlüğün gerekli idari ve hukuki adımları atmasını, yanlış görevlendirme ve kadro aktarımı işlemlerini geri almasını ve üniversite kamuoyuna şeffaf bir açıklama yapmasını bekledik. Ancak Rektörlük bu süreyi hukuka aykırı uygulamaları düzeltmek için kullanmamıştır.”
Sendika, açıklamasında Rektörlüğün “tıpkı Faber gibi üretmeye, atamaya, yönetmeye devam ettiğini ama hesap vermekten kaçındığını” ileri sürdü.
“KRİZ BASİT BİR AKSAKLIK DEĞİL”
DAÜ-SEN, kısmi zamanlı öğretim elemanları ve araştırma görevlilerinin ödemelerinde yaşanan sorunların da “basit bir aksaklık değil, ciddi bir yönetim ve sorumluluk sorunu” olduğunu savundu.
2 Nisan 2026 tarihli açıklamalarını hatırlatan sendika, şu ifadeye yeniden dikkat çekti:
“VYK bir durum tespit kurulu değildir. Önerge 1 Nisan’da geliyorsa, bu ihmalin ve oluşan mağduriyetin sorumlusundan istifası istenmelidir.”
Açıklamada, “yetki sınırlarının bilinmediği” ve “en temel hukuk kurallarının ayaklar altına alındığı” durumlarda sessiz kalmanın üniversiteye zarar verdiği belirtildi.
“KARALAMA GİRİŞİMİ HUKUKİ SONUÇ DOĞURABİLİR”
Enstitü Müdürü seçimi sürecine de değinen DAÜ-SEN, bir aday hakkında “nesnel dayanağı olmayan suçlamalarla yürütülen karalama girişiminin” etik dışı olduğunu ve hukuki sonuçlar doğurabilecek nitelik taşıdığını savundu.
Sendika, Rektörlüğün demokratik teamüller, liyakat ve kurumsal nezaket konusunda “ciddi bir savrulma içinde” olduğunu ileri sürdü.
“TÜZÜK YÜRÜRLÜĞE GİRMEDEN ATAMA YAPILDI”
Açıklamada en ağır eleştiri ise Bilişim Teknolojileri Meslek Yüksekokulu’nun kuruluş sürecine yönelik oldu. DAÜ-SEN, ilgili tüzük yürürlüğe girmeden müdür ve müdür yardımcısı görevlendirmeleri yapıldığını, bazı akademik personelin de bu birime aktarıldığını belirtti.
Sendika, aldığı hukuki görüşlerin bu işlemlerin hukuka aykırı olduğunu ortaya koyduğunu ifade ederek şu değerlendirmeyi yaptı:
“Üniversitede hiçbir idari işlem yürürlükte olmayan bir tüzüğe dayanılarak yapılamaz. Kurumsal yönetimin temel ilkesi açıktır: önce hukuk, sonra işlem; önce yetki, sonra karar; önce usul, sonra uygulama.”
DAÜ-SEN, Rektör Prof. Dr. Hasan Kılıç’a çağrı yaparak, tüzük yürürlüğe girmeden yapılan tüm atama, görevlendirme ve kadro aktarımı işlemlerinin “derhal sonlandırılmasını” istedi.
Açıklamada ayrıca, ilgili tüzüğün Senato, Vakıf Yöneticiler Kurulu, Eğitim Bakanlığı ve Bakanlar Kurulu süreçleri tamamlanarak hukuka uygun şekilde yürürlüğe konulması gerektiği belirtildi.
“BAKANLIĞIN SORUMLULUĞU AÇIKTIR”
DAÜ-SEN, Eğitim Bakanı Nazım Çavuşoğlu’nu da eleştirdi. Sendika, Çavuşoğlu’nun 8 Mayıs tarihli açıklamasında Vakıf Yöneticiler Kurulu Başkanı’nın tespitlerini görmezden geldiğini savundu.
Açıklamada, Eğitim Bakanlığı’nın protokolün tarafı olduğu ve istişare-eşgüdüm komitesinin başkanı olarak süreci izleme, denetleme ve gerekli müdahaleleri yapma sorumluluğu bulunduğu vurgulandı.
DAÜ-SEN, Bakanlığa şu soruları yöneltti:
“Protokolü kim uygulamıyor? Liyakat ilkesini kim ihlal ediyor? Hukuku kim göz ardı ediyor? VYK Başkanı mı, Rektörlük mü, sendikalar mı? Yoksa, sorumluluğunu yerine getirmeyerek bu hukuksuzlukların büyümesine seyirci kalan Bakanlık mı?”
Açıklamanın sonunda ise DAÜ’nün ihtiyacının “üretirken hesap veren, yönetirken hukukla bağlı kalan, karar alırken adaleti ve kurumsal sorumluluğu önceleyen bir yönetim anlayışı” olduğu ifade edildi.
DAÜ-SEN, “kişilere değil ilkelere, makamlara değil hukuka, geçici hesaplara değil üniversitenin gerçek çıkarlarına bağlı kalmaya devam edeceklerini” belirterek, hukuka aykırı işlemlerin takipçisi olacaklarını kaydetti.













