Cezaevi Disiplin Tüzüğü’ne karşı Anayasa Mahkemesi hazırlığı

CTP Milletvekili Ürün Solyalı, Cezaevi Müdürüne iki yıl ve üzerindeki hapis cezalarında cezanın üçte birine kadar bağışlama yetkisi veren düzenlemeye karşı Anayasa Mahkemesine başvuru hazırlığı yaptıklarını açıkladı. Solyalı, düzenlemenin mahkeme kararlarının sonuçlarını idari takdirle değiştirecek kalıcı bir mekanizma yarattığını belirtti.

Bugün Kıbrıs

CTP Milletvekili Ürün Solyalı, Cezaevi Disiplin Tüzüğü’nde yapılan ve Cezaevi Müdürüne hükümlülerin cezalarının üçte birine kadar bağışlanması yönünde karar verme yetkisi tanıyan düzenlemenin Anayasa Mahkemesine taşınabileceğini açıkladı.

Avukat Öncel Polili, Solyalı’nın açıklamasının altına yaptığı yorumda, “Çok güzel yazdın Ürün. Bağışlama kriterleri ve Şartlı Tahliye sistemi yeniden ele alınmazsa Anayasa Mahkemesi’ne umarım dava açarsınız” dedi. Solyalı ise Polili’ye, “Teşekkürler. Bir hazırlık yapıyoruz” yanıtını verdi.

“MAHKEME KARARLARINA MÜDAHALEYİ GENİŞLETEN YETKİLER KALICI HALE GETİRİLİYOR”
Solyalı, UBP-DP-YDP hükümetinin yasama yetkisine müdahaleyi alışkanlık haline getirdiğini belirterek, “Yargı kararlarına müdahaleyi genişleten yetkileri de kalıcı hale getiriyor” dedi.

Ceza yargılaması ve infaz sisteminin temel amacının hükümlüden intikam almak olmadığını kaydeden Solyalı, sistemin hükümlünün yeniden suç işlemesini engelleyecek etkenleri güçlendirmesi, mağduru ve toplumu koruması, kamu vicdanını rahatlatması gerektiğini belirtti. Hükümlünün yeniden sosyalleşmesini teşvik edecek, üretken ve uyumlu olmasını sağlayacak koşulları yaratacak bir gözetim sistemi kurulması gerektiğini ifade eden Solyalı, bu sistem içerisinde ödül ve teşvikin zaten bulunduğunu aktardı.

“MAHKEME KARARLARININ SONUÇLARINI DEĞİŞTİRECEK BİR MEKANİZMA YARATILDI”
Hükümetin ceza infaz sistemini hukuk devleti ilkeleri doğrultusunda güçlendirmek yerine, tüzüklerle sürekli değiştirmeyi tercih ettiğini belirten Solyalı, Şartlı Tahliye Tüzüğü’nde bugüne kadar art arda dokuz değişiklik yapıldığını ve ceza süresine ilişkin oranın yarıdan üçte bire düşürüldüğünü kaydetti.

Solyalı, Mart 2026’da Cezaevi Müdürünün af yetkisine ilişkin bir yetki genişletilmesine daha gidildiğini hatırlatarak, Cezaevi Disiplin Tüzüğü üzerinden mahkeme kararlarının sonuçlarını değiştirecek yeni bir mekanizmanın kalıcı hale getirildiğini belirtti. Yasanın bu konuda tüzük yapma yetkisini sınırsız bırakmasını da hukuka aykırı bulan Solyalı, “Bu yaklaşım, istikrarlı ve güven veren bir ceza ve ıslah politikası değil, günübirlik siyasi tercihlerle şekillenen bir infaz rejimi anlayışıdır. Bunun ne hükümlüye ne de topluma faydası vardır” dedi.

“BU YETKİ SIRADAN BİR İDARİ İŞLEM DEĞİLDİR”
Yeni düzenlemeyle Cezaevi Müdürüne, iki yıl ve üzerindeki hapis cezalarında hükümlünün “iyi hali ve çalışkanlığı” gerekçe gösterilerek cezanın üçte biri oranında bağışlanmasına kadar karar verme yetkisinin kalıcı biçimde verildiğine işaret eden Solyalı, bu yetkinin mahkemenin verdiği cezanın infaz süresini doğrudan değiştirdiğini belirtti.

Solyalı, “Bu yetki sıradan bir idari işlem değildir. Doğrudan doğruya mahkemenin verdiği cezanın infaz süresini değiştiren ve kişi özgürlüğünü, mahkemenin kararını ve değerlendirmesini etkileyen bir kamu gücüdür” sözleriyle düzenlemenin yargı kararları üzerindeki etkisine dikkat çekti.

“KUVVETLER AYRILIĞINI ZEDELEYEN TEHLİKELİ BİR YAKLAŞIM”
Adalet sisteminin birbirini dengeleyen kurumlardan oluştuğunu belirten Solyalı, hükümetin tek bir tüzük değişikliğiyle bu dengenin ve yargısal sürecin üzerine idari takdiri yerleştirdiğini kaydetti. Solyalı, bu yaklaşımın kuvvetler ayrılığını zedelediğini ve yüksek orandaki bağışlama kararlarının hiçbir mahkeme denetimine tabi olmamasının sistemi temelden sarstığını ifade etti.

Cezaevi kapasitesinin tartışıldığı her dönemde sınırsız yetkilerle cezaevini boşaltmayı öngören anlayışın suçu önleme, denetim ve suçla mücadele alanında sistem kurma iddiasından vazgeçtiğini gösterdiğini belirten Solyalı, “Nüfus, güvenlik, denetim politikalarının olmayışının karşılığı bu olamaz! Siyasi yetersizliğin, plansızlığın karşılığı bu olmamalı” dedi.

“SİYASİ TASARRUFLARIN ALANI OLAMAZ”
Belli koşullarda bağışlama rejiminin kaçınılmaz olduğunu ve uygulamada da bulunduğunu ifade eden Solyalı, bunun birilerine ayrıcalık sağlayacak siyasi tasarrufların alanına dönüşmemesi gerektiğini vurguladı. Özellikle kamu vicdanını derinden yaralayan veya son dönemde ciddi artış gösteren suçlar karşısında toplumun beklentisinin infaz rejimini sürekli gevşeten tüzükler olmadığını kaydetti.

Solyalı, toplumun devletten öngörülebilir, şeffaf, eşitlikçi ve hukuka bağlı bir ceza infaz sistemi beklediğini belirterek, kurallı ödül ve teşvik mekanizmalarının da bu sistem içerisinde yer alması gerektiğini ifade etti.

“DÜZENLEME GERİ ÇEKİLMELİ”
Hukuk devletinin kişilere göre değil, kurallara göre yönetilmeyi gerektirdiğini belirten Solyalı, mahkemenin yerine idareyi koyan, yasama organının düzenlemesi gereken alanı tüzüklerle dolduran ve tek bir idari makama yargısal sonuç doğuracak ölçüde geniş takdir yetkisi veren anlayışın kabul edilemez olduğunu kaydetti.

Bağışlama kriterleri, yetkileri ve Şartlı Tahliye sisteminin yeniden ele alınması gerektiğini belirten Solyalı, düzenlemenin geri çekilmesi çağrısı yaptı. Solyalı, ceza infaz sisteminin Anayasa’nın öngördüğü hukuk devleti, yasallık ve kuvvetler ayrılığı ilkelerine uygun biçimde yeniden düzenlenmesini; siyasi atamayla göreve gelen idari makamların karar verici olmasının engellenmesini ve sisteme mahkeme denetiminin dahil edilmesini istedi.

DAUSEN

DAUSEN

Girne Belediyesi

Girne Belediyesi

Gönyeli Alayköy Belediyesi

Gönyeli Alayköy Belediyesi