Kıbrıslı Rum yazardan dikkat çeken yorum: “Guterres’in ziyareti milliyetçi yılanları taşların altından çıkardı”
Politis yazarı Nikos Mesaritis, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in Kıbrıs ziyaretini değersizleştirmeye çalışan milliyetçi çevreleri sert sözlerle eleştirdi. Mesaritis, 2004 Annan Planı referandumunda olduğu gibi çözüm yanlılarının yeniden “yabancı merkezler tarafından finanse edilmekle” suçlandığını yazdı.
Kıbrıslı Rum yazardan dikkat çeken yorum: “Guterres’in ziyareti milliyetçi yılanları taşların altından çıkardı”
Politis yazarı Nikos Mesaritis, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in Kıbrıs ziyaretini değersizleştirmeye çalışan milliyetçi çevreleri sert sözlerle eleştirdi. Mesaritis, 2004 Annan Planı referandumunda olduğu gibi çözüm yanlılarının yeniden “yabancı merkezler tarafından finanse edilmekle” suçlandığını yazdı.
Bugün Kıbrıs
Politis’te yayımlanan yorum yazısında, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in Kıbrıs ziyareti sonrasında ortaya çıkan milliyetçi söylemler eleştirildi.
“Guterres’in ziyareti milliyetçi yılanları taşların altından çıkardı” ifadelerini kullanan Nikos Mesaritis, milliyetçiliğin ilk hedefinin gerçekler olduğunu savundu.
“GERÇEĞİN YERİNİ ŞÜPHE ALIYOR”
Mesaritis, milliyetçiliğin doğrudan nefret söylemiyle başlamadığını; gerçeklerin yerini ima, şüphe ve kanıtsız suçlamaların almasıyla güç kazandığını belirtti.
Demokratik toplumlarda fikirlerin başka fikirlerle, savların ise kanıtlarla tartışılması gerektiğini kaydeden Mesaritis, milliyetçi söylemin tartışmayı fikirlerden kişilere yönelttiğini ifade etti.
Yazıda, bir kişinin görüşünü tartışmak yerine bağlantılarının, finansman kaynaklarının ve “karanlık merkezlerle” ilişkilerinin sorgulandığı; herhangi bir kanıt sunulmadan şüphe yaratılmasının yeterli görüldüğü anlatıldı.
2004 REFERANDUMUNU HATIRLATTI
Mesaritis, benzer bir yöntemin 2004 Annan Planı referandumu sırasında da kullanıldığını belirtti.
Planın içeriğinin tartışılması yerine “evet” oyu vereceğini açıklayan kişilerin yabancı çıkarların aracı ve dış merkezler tarafından finanse edilen kişiler olarak gösterildiğini kaydetti.
Dönemin Rum lideri Tasos Papadopulos’un çözüm planına “evet” diyenler için kullandığı “Neneki” ifadesini hatırlatan Mesaritis, farklı görüşlerin vatana ihanetle özdeşleştirildiğini yazdı.
“AYNI ŞEY ŞİMDİ DE YAŞANIYOR”
Mesaritis’e göre aynı yöntem bugün Guterres’in Kıbrıs ziyareti üzerinden yeniden uygulanıyor.
Milliyetçi kalemlerin yarım gerçeklere dayalı yayınlarla çözüm yanlıları hakkında kanıtlanmamış finansman iddiaları ortaya attığını savunan Mesaritis, açıkça suçlama yapmak yerine okuyucuda şüphe yaratacak ifadelerin tercih edildiğini belirtti.
Bu yöntemin toplumu “gerçek vatanseverler” ve “satılmışlar”, “yurtseverler” ve “hainler” biçiminde ikiye böldüğünü kaydetti.
“MİLLİYETÇİLİĞİN İLK KURBANI GERÇEKTİR”
Mesaritis, propagandanın en büyük başarısının insanları kendi görüşüne ikna etmek değil, karşı tarafın dinlenmeye değer olmadığına inandırmak olduğunu ifade etti.
Bir toplumun dinlemeyi bıraktığı anda özgür düşünmeyi de bıraktığını belirten Mesaritis, “Milliyetçilik farklı fikirlerden değil, kanıta dayalı tartışmadan korkar” değerlendirmesinde bulundu.
Yazısını “Sonuçta milliyetçiliğin ilk kurbanı gerçeğin kendisidir” sözleriyle tamamladı.












