Korkmazhan: “Kıbrıs AKP-MHP koalisyonunun dış politika oyuncağı değildir!”
Sol Hareket Dış İlişkiler Sekreteri Abdullah Korkmazhan, Kıbrıs Türk halkının kimliği ve iradesine vurgu yaparak, Türkiye'nin sömürgesi ya da Kıbrıslı Rumların azınlığı olmayı istemediklerini, Federal Birleşik Kıbrıs’ın eşit birleşeni ve çağdaş dünyanın bir parçası olmak istediklerini ifade etti.
Bugün Kıbrıs
Sol Hareket Dış İlişkiler Sekreteri Abdullah Korkmazhan, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin (TBMM) Kıbrıs’ta iki devletli çözüm tezkeresinin Kıbrıslı Türklerin iradesi ile ters olduğunu belirterek, “Kıbrıs AKP-MHP koalisyonunun dış politika oyuncağı değildir. Tezkereyi tanımıyoruz” dedi.
Korkmazhan, yaptığı açıklamada Kıbrıs Türk halkının kimliğine ve iradesine vurgu yaparak, Türkiye’nin sömürgesi ya da Kıbrıslı Rumların azınlığı olmayı istemediklerini belirtti. Korkmazhan, “Kendimize özgü kimliğimiz, kültürümüz ve irademiz ile Federal Birleşik Kıbrıs’ın eşit birleşeni ve çağdaş dünyanın bir parçası olmak istiyoruz. Bunun için sonuna kadar mücadeleye devem edeceğiz” ifadelerini kullandı.
Korkmazhan’ın açıklaması şöyle:
“CIA, NATO ve Yunan Cuntası tarafından planlanan 15 Temmuz 1974 darbesinin ardından Kıbrıs’ın %37’sinin Türkiye tarafından işgal edildiği 20 Temmuz 1974’ün 50. Yılında, ülkemiz hâlâ bölünmüş ve halkımızın insan hak ve özgürlükleri ihlal edilmektedir.
11 Temmuz 1959 tarihinde Zürih’te imzalanan Garanti Anlaşmasına göre, “Yunanistan, İngiltere ve Türkiye, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin bağımsızlığını, ülke bütünlüğünü, güvenliğini ve Anayasa’nın temel maddeleriyle oluşan durumu tanırlar ve garanti ederler.
20 Temmuz 1974 askeri harekâtı sonrası, anayasal nizamı yeniden tesis edip, geri çekilmesi gereken Türkiye, Kıbrıs’ın %37’sini işgal edip, asker ve nüfus yığarak, Kıbrıs’ın kuzeyini sömürgesi yapmıştır. 20 Temmuz’un 50. Yıldönümünde, iktidar ve muhalefet partilerinin Kıbrıs’a adeta ikinci istilalarına tanık olduk. TBMM’de kabul edilen, Kıbrıs’ta iki devleti öngören tezkere, gerek Erdoğan gerekse de CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in açıklamaları, fetihçi zihniyeti ve Türkiye siyasetinin Kıbrıs’a yaklaşımının “milli dava” politikasından öteye gidemediğini bir kez daha göstermiştir.
TBMM’de kabul edilen tezkere, Erdoğan, Özel ve diğer Türkiyeli siyasetçilerin açıklamaları, Kıbrıslı Türklerin iradesine terstir. Ne ayrılıkçı tezkereyi, ne de fetihçi açıklama ve politikaları kabul ediyoruz.
Kıbrıs Kıbrıslılarındır. Kıbrıslılar, birleşik bir yurtta, barış içinde yaşamak, çağdaş dünyanın bir parçası olmak istemektedirler. Kıbrıs sorununa bulunacak çözüm, her iki toplumun liderlikleri tarafından pek çok kez kabul edilen ve BM Güvenlik Konseyi kararı olan tek uluslararası temsiliyeti, tek egemenliği ve tek vatandaşlığı olan, siyasi eşitliğe dayalı, iki toplumlu, iki bölgeli federal birleşik Kıbrıs’tır.Kıbrıs sorununda kapsamlı çözüme ve bölgesel işbirliği olanaklarını geliştirmeye yönelmek yerine, hâlâ daha iki devletten, olmayan KKTC’nin tanınmasından ve hamasetten bahsetmek, değişen dünya siyasetini ve bölgesel güç dengelerini okumaktan ne derece kopuk, ne derece sığ olunduğunu göstermektedir.
Ne Türkiye’nin sömürgesi ne de Kıbrıslı Rumların azınlığı olmayı istiyoruz. Kendimize özgü kimliğimiz, kültürümüz ve irademiz ile Federal Birleşik Kıbrıs’ın eşit birleşeni ve çağdaş dünyanın bir parçası olmak istiyoruz. Bunun için sonuna kadar mücadeleye devem edeceğiz.”