Ersoy: “Olayların nedenleri sorgulanmadığı sürece toplumu zehirleyen bu yapı devam eder”

Bağımsızlık Yolu Genel Sekreteri Umut Ersoy, sahte diploma, yolsuzluk ve istisnai yurttaşlık tartışmalarının kişiler üzerinden yürütülmesinin sorunu gizlediğini belirterek, “Olayların yapısal nedenleri sorgulanmadığı sürece isimler değişir ama toplumu zehirleyen bu düzen devam eder” dedi.

Bugün Kıbrıs

Bağımsızlık Yolu Genel Sekreteri Umut Ersoy, sahte diploma iddiaları, yolsuzluklar, istisnai yurttaşlık uygulamaları, özel üniversiteler, sendikasız çalışma, asgari ücret ve Kıbrıs sorunu başlıklarında yaptığı değerlendirmelerde, “İsimler değişir ama bu yapıyı sorgulamadığımız sürece toplumu zehirleyen düzen devam eder” diyerek hesap sorma mekanizmalarının kurulması gerektiğini vurguladı.

Bağımsızlık Yolu Genel Sekreteri Umut Ersoy, Haber Kıbrıs’ta Muazzez Gazihan’ın sunduğu Haber ve Ötesi programına konuk olarak ülke gündemine ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. Ersoy, sahte diploma iddialarından yolsuzluklara, istisnai yurttaşlık uygulamalarından özel sektördeki güvencesiz çalışmaya, asgari ücretten Kıbrıs sorununa kadar birçok başlıkta eleştirilerini dile getirdi.

SORUN KİŞİLER DEĞİL, YAPISAL DÜZENDİR
Yolsuzlukların, sahte diploma iddialarının ve istisnai yurttaşlık uygulamalarının kişiler üzerinden tartışılmasının eksik olduğunu ifade eden Ersoy, sorunun yapısal olduğuna dikkat çekti. Ersoy, “Sinek avlamak değil, bataklığı kurutmak gerekir” diyerek, bu olayların ortaya çıkmasına neden olan mekanizmaların sorgulanmadığı sürece benzer sorunların yeniden üretileceğini söyledi.

Ziya Öztürkler’in dokunulmazlığının kaldırılarak yargılanması gerektiğini vurgulayan Ersoy, Ünal Üstel’in “yargıya yetki verdik” sözleriyle hukuk devleti ilkesinin açıkça ayaklar altına alındığını ifade etti. Ersoy, “Bunu sorgulamadığımız sürece isimler değişir ama toplumu zehirleyen yapı devam eder” diyerek esas meselenin hesap sorma mekanizmalarının kurulması olduğunu belirtti. Bu mekanizmanın ise ancak örgütlü mücadeleyle yaratılabileceğini söyledi.

İSTİSNAİ YURTTAŞLIK YETKİSİ YOLSUZLUĞU BESLİYOR
Yolsuzlukla nüfus politikaları arasındaki ilişkiye dikkat çeken Ersoy, Bakanlar Kurulu’nun istisnai yurttaşlık verme yetkisinin bu kadar kolay kullanılmasının ciddi bir yapısal sorun yarattığını ifade etti. Ersoy, yapılması gerekenin bu yetkinin kaldırılması ve çağdaş bir yurttaşlık yasasının hayata geçirilmesi olduğunu söyledi.

Vatandaş olmanın belirli kriterlere bağlanması gerektiğini vurgulayan Ersoy, bu kriterlerin yıl, hukuk ve kültür sınavı gibi objektif ölçütler içermesi gerektiğini belirtti. Ersoy, konuşmasının devamında yurttaşlıkların keyfi biçimde verildiğini, buna karşın yıllardır yurttaşlık bekleyen birçok kişinin haklarının teslim edilmediğini kaydetti.

ÖZEL SEKTÖRDE SENDİKASIZ ÇALIŞMA YASAKLANMALI
Denetimin önemine vurgu yapan Ersoy, denetimin tepeden değil, işyerlerinin içinden kurgulanması gerektiğini ifade etti. Özel sektör emekçilerinin sendikasız ve güvencesiz koşullarda çalıştırıldığını belirten Ersoy, birçok çalışanın işten atılma korkusuyla yasal olmayan uygulamalara zorlandığını söyledi.

Sendikal örgütlenmenin yalnızca işçiler için değil, toplumun tamamı için hayati olduğunu vurgulayan Ersoy, özel sektörde sendikasız işçi çalıştırılmasının yasaklanması gerektiğini dile getirdi. Bu talebin soyut bir söylem değil, somut bir mücadele başlığı olduğunu belirten Ersoy, ana muhalefetin somut talepler ortaya koymamasını da eleştirdi.

Kasiyer eylemlerini hatırlatan Ersoy, özel sektör çalışanlarının patronların iki dudağı arasında çalışmaya mahkûm edildiğini ifade ederek, “Bu düzende kaybeden insanların sesi olunca ancak bu düzen değişebilir; sandıkla ya da hükümet değişikliğiyle değil” dedi. Ersoy, ahlaki çizgiyi çizebilecek olanın örgütlü mücadele olduğunu vurguladı.

ÜNİVERSİTELER EĞİTİMDEN KOPARILDI
Üniversitelerin bilimsellikten uzaklaştırılarak sahte diploma satılan, kâr odaklı bir sektöre dönüştürüldüğünü ifade eden Ersoy, öğrenci adı altında sürekli insan taşındığını söyledi. Ersoy, üniversitelerin kurumlar vergisi ödemediğine dikkat çekerek, “Kamusal yüklerden kaçıyorlar ama topluma bir geri dönüşleri yok; çünkü temel amaç eğitim değil para kazanmak” dedi.

ASGARİ ÜCRET EN DÜŞÜK KAMU MAAŞINA EŞİTLENMELİ
Asgari ücret konusunda Bağımsızlık Yolu’nun yıllardır aynı noktada durduğunu ifade eden Ersoy, asgari ücretin en düşük kamu maaşına eşitlenmesi gerektiğini söyledi. Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun hiçbir zaman asgari ücretliyi gözeterek hareket etmediğini savunan Ersoy, asgari ücretin bir pazarlık aracına dönüştürüldüğünü ve komisyonda asgari ücretlinin gerçek temsilcisinin bulunmadığını dile getirdi.

Asgari ücretliye yönelik destek uygulamasını “garabet” olarak niteleyen Ersoy, patronların ödemesi gereken ücretin kamu kaynaklarıyla karşılandığını ve bunun ayrımcı bir uygulama olduğunu söyledi. Bu kaynağın, 2008’den bu yana yabancı işçilerin İhtiyat Sandığı primlerinden yapılan kesintilerle oluşturulduğuna dikkat çekti.

FEDERASYON DEMEYE KORKAN BİR SİYASET
Kıbrıs sorununa da değinen Ersoy, cumhurbaşkanlığı seçimi döneminde Tufan Erhürman’ın muğlak bir pozisyonda olduğunu hatırlatarak, bu tutumun değişmediğini savundu. “Zaman bizi şaşırtmadı. Federasyon demeye korkan bir siyaset görüyoruz” diyen Ersoy, müzakere süreçlerine tarihsel örneklerle değindi.

Müzakere masasına oturmak için şartlar ileri sürülmesini eleştiren Ersoy, Kıbrıslı Türklerin siyasi eşitliğinin hiçbir zaman tartışma konusu olmadığını vurguladı. Ersoy, “Yapılması gereken müzakere masasına gitmek. Tufan Erhürman, müzakereye şart getirerek müzakereden kaçar bir pozisyonda” ifadelerini kullandı.

Güven yaratıcı önlemler konusunda da somut adım atılmadığını söyleyen Ersoy, Kıbrıslı Elenlere doğrudan seslenmenin ve Hristodulidis’in tutumunun deşifre edilmesinin önemine dikkat çekti.

DAUSEN

Girne Belediyesi

Girne Belediyesi

Gönyeli Alayköy Belediyesi