Okur mektubu: “Kıbrıs parça parça satın alınıyor”
Limassol’da aynı eve talip olan İsrailli bir alıcıya karşı yaşadığı deneyimi aktaran okur, yabancıların –İsrail dahil– artan gayrimenkul alımlarının kamuoyunda “Kıbrıs parça parça satılıyor” algısı yarattığını yazdı.
Okur mektubu: “Kıbrıs parça parça satın alınıyor”
Limassol’da aynı eve talip olan İsrailli bir alıcıya karşı yaşadığı deneyimi aktaran okur, yabancıların –İsrail dahil– artan gayrimenkul alımlarının kamuoyunda “Kıbrıs parça parça satılıyor” algısı yarattığını yazdı.
Bugün Kıbrıs
Bir okur, Limassol’da ev satın alma sürecinde yaşadığı deneyim üzerinden yabancıların gayrimenkul alımlarına ilişkin mevcut sistemi eleştirdi.
Cyprus Mail okuru mektubunda, Kıbrıs’ta yabancıların gayrimenkul edinimine ilişkin mevcut uygulamaların ülkenin geleceği açısından risk oluşturduğunu savundu.
Yazar, dün satışta olan bir evi görmek için gittiğini, aynı evle ilgilenen ve yaklaşık sekiz yıldır Limasol’da yaşadığı belirtilen İsrailli bir avukatın da gösterimde bulunduğunu aktardı. Ertesi sabah, yani yaklaşık 18 saat sonra ev sahiplerini arayarak satın alma niyetini bildirdiğini belirten okur, evin İsrailli avukat tarafından kaparo verilerek satın alındığını öğrendiğini ifade etti.
Geçmişte Kıbrıs’ta gayrimenkul satın alabilmek için yabancılardan bakanlar kurulu onayı istendiğini hatırlatan yazar, o dönemde başvuruların hükümet tarafından değerlendirildiğini ve onay alan bir yabancının ikinci bir mülk için başvuru yapamadığını kaydetti. Kendisinin ailesinin Yunan vatandaşı olduğu için “yabancı” statüsünde değerlendirildiğini belirten okur, o dönem uygulamanın aileleri açısından zorlayıcı olsa da bugün ülkenin güvenliği açısından benzer kısıtlamaların yeniden gündeme gelmesini istediğini dile getirdi.
Mektupta, “Kıbrıs’ın parça parça İsrail tarafından satın alındığı” yönünde bir algının oluştuğu ifade edilirken, bunun İsrail karşıtlığı anlamına gelmediği vurgulandı. Okur, mevcut sistemin sadece İsrail değil; Rusya, Çin veya Türkiye gibi başka ülkelerin vatandaşları için de benzer şekilde geçerli olduğunu, dolayısıyla sorunun belirli bir ülke değil, düzenleyici çerçevenin kendisi olduğunu savundu.
Yazar ayrıca, Türkiye’ye atıfta bulunarak, “Eğer Türkler istediklerini zorla almak yerine satın alma yoluna gitmeyi tercih etselerdi, Kıbrıs’ı defalarca sessiz ve barışçıl biçimde satın alabilirlerdi” ifadelerini kullandı.
Okur mektubu, yabancıların taşınmaz edinimi konusunda mevcut yasal düzenlemelerin ve denetim mekanizmalarının kamuoyunda yeniden tartışmaya açılması gerektiği yönündeki görüşlerle sona erdi.














