‘Susurluk Adası’nda yeni isimler: Asil Nadir, Con Aziz, Halil Peril

Gazeteci Orhan Gökdemir, Kutlu Adalı cinayetini yazdığı kitabında, cinayetin tarihi eser kaçakçılığı meselesiyle ilgili olduğu ileri sürerek Türkiye'deki 'derin çete' ile Kıbrıs'ın kuzeyindeki bağlantıları verdiği isimlerle anlattı.

TVPLUS

Kutlu Adalı cinayetini 2005 yılında yazdığı kitapta konu eden Gazeteci Orhan Gökdemir’in konuyla ilgili anlattıkları Sol Haber’de paylaşıldı. Gökdemir’in kitabında yer alan bilgiye göre İstanbul Emniyet Müdülüğü’nde Emniyet Amiri olan Celal Akbulut, Ayşegül Nadir’in kaçakçılık suçundan kurtarılması için Asil Nadir’in, o sırada Emniyet Genel Müdürü olan Mehmet Ağar’a 300 bin dolar gönderdiğini ve Ayşegül Nadir’in serbest bırakılmasının sağlandığını ileri sürdü. Kitapta ayrıca Susurluk Adası denilen Kıbrıs ile Türkiye arasında tarihi eser kaçakçılığı yapan çetelerin Mehmet Ağar ve Kıbrıslı isimlerle ilişkileri aktarıldı.

Haber şöyle:

“Avustralya’da yayınlanan bir Türk gazetesi olan Turkısh Report, İstanbul Emniyet Müdülüğü’nde Emniyet Amiri olan Celal Akbulut gazetenin yazarlarından Erol Mütercimler’e Ağar’la ilgili bilgilerini aktardı. Akbulut, Ayşegül Nadir’in kaçakçılık suçundan kurtarılması için Asil Nadir’in, o sırada Emniyet Genel Müdürü olan Mehmet Ağar’a 300 bin dolar gönderdiğini ve Ayşegül Nadir’in serbest bırakılmasının sağlandığını ileri sürdü. Akbulut, zamanın Mali Şube Müdürü Salih Güngör’ün Ayşegül Nadir’e karşı yürüttüğü operasyonda yer almış, Nadir’in serbest bırakılması üzerine Güngör ile tartışmış ve görevinden kendi isteğiyle ayrılmıştı.

ADALI TARİHİ ESER KAÇAKÇILARIYLA UĞRAŞIYORDU
Gelelim Kutlu Adalı’nın öldürmeden önce uğraştığı konuya. Kıbrıs’ta çetenin bir kolu tarihi eser kaçakçılığı ile uğraşmaktaydı. Herhalde Nadirlerle böyle tanışmışlardı. Çete üyeleri Mağusa yolu üzerindeki şimdi müze olarak kullanılan 1520 yıllık St. Barnabas Kilisesi’ni 14 Mart 1996 gecesi soymuştu. Adalı, kiliseyi soyanların “Kıbrıs MİT”i de denilen Sivil Savunma Teşkilatı elemanları olduğunu iddia ediyordu. Sivil Savunmacılar ile Abdullah Çatlı’nın arası da iyiydi; Anavatanda ortak tanıdıkları ve dostları vardı. Aynı bayrak için çarpışıyorlardı. Adalı cinayetini Türk İntikam Tugayı(TİT) üstlendi. TİT, Türkiye’deki ana çetenin kod adıydı!

Asıl olan ise Milliyetçi kamu görevlilerinin Kıbrıs’la ilişkilerinin gönül bağından öte olması. Adaya yatırım yapıyorlar, para akıtıyorlardı. Her birinin birer “kıyı bankası” sahibi olduğu da Susurluk’un ardından ortaya çıktı. “Korsan adası” olarak anılan KKTC, “Susurluk adası” adını da işte o günlerde bileğinin hakkıyla aldı.

Batık bankaları ile sık sık gündeme gelen Kıbrıs, uyuşturucu, silah ve kara para işlerinin içine o kadar batmıştı ki aynı işten nemalanan Cumhurbaşkanı ve milletvekillerinden söz ediliyordu. Susurluk’un sınırları genişliyordu. “Avcı, Eymür’ün KKTC’deki First Merchant Bank’ değişik bir isimle ortak olduğunu öne süren ilk kişiydi. ‘Ağar da şoförünün kardeşi aracılığıyla ortaktı’. Eymür ise bir iddiayı dile getiriyor ve şimdiye kadar hiç telaffuz edilmemiş iki ismi ilk kez bu kitabın yazarlarına açıklıyordu. ‘bankanın ilk ortakları Engin Civan ve eski bir Merkez bankası başkanıdır’. Eymür bu bankanın yasal ortaklarından biri olan Hakkı Yaman’dan kendilerine yardımcı olan bir kişi diye bahsediyor ve Yaman aracılığıyla komşu bir ülkede yeni bir banka kurdurup buradaki terör örgütlerinin kara parasını kontrol etmeyi hedeflediklerini belirtiyordu. Ama bu banka kurulmadı.”

Aslında Kıbrıs’la bağlantılar yeni değildi. 1. MİT Raporu’nda Mehmet Ağar’ı telefonla arayan Halil Peril adında bir kişiden söz ediliyordu. Rapor uyuşturucu kaçakçısı Halil Peril’in, Kıbrıs’lı “baba” Con Aziz (Aziz Mehmet Kent)’in adamı olduğunu bildiriyordu. Con Aziz, Baba Nadir’in dostuydu. Halil Peril ise yalnız Kuzey Kıbrıs’la değil Güney Kıbrıs’la da irtibatlıydı. Zamanın Rum Lideri Kipriyanu ve Rauf Denktaş Londra’ya gittiklerinde onun evinde kalacak kadar Peril ile samimiydiler.”

Kaynak: T24

Girne Belediyesi