Yusuf Kanlı, Politis için yazdı: “Guterres, Kıbrıs sürecini sonuç odaklı bir son aşamaya taşıyor”
BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in Kıbrıs ziyareti görünürde somut bir atılım üretmese de gazeteci Yusuf Kanlı’ya göre süreci “toplantı yapmak için toplantı” anlayışından uzaklaştırarak sonuç odaklı bir hazırlık dönemine soktu. Kanlı, muhtemel çözüm yönünün; siyasi bakımdan iki eşit devlete dayanan, ancak tek uluslararası kimlik altında gevşek federal ya da konfederal bir ortaklık olabileceğini savundu.
Yusuf Kanlı, Politis için yazdı: “Guterres, Kıbrıs sürecini sonuç odaklı bir son aşamaya taşıyor”
BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in Kıbrıs ziyareti görünürde somut bir atılım üretmese de gazeteci Yusuf Kanlı’ya göre süreci “toplantı yapmak için toplantı” anlayışından uzaklaştırarak sonuç odaklı bir hazırlık dönemine soktu. Kanlı, muhtemel çözüm yönünün; siyasi bakımdan iki eşit devlete dayanan, ancak tek uluslararası kimlik altında gevşek federal ya da konfederal bir ortaklık olabileceğini savundu.
Bugün Kıbrıs
Gazeteci Yusuf Kanlı, Guterres’in 27-29 Temmuz tarihleri arasındaki Kıbrıs ziyaretini değerlendirdiği Politis’teki yazısında, resmi müzakerelerin yeniden başlatılmamasının ve yeni genişletilmiş 5+1 toplantısına tarih verilmemesinin ziyaretin başarısız olduğu anlamına gelmediğini belirtti.
Kanlı’ya göre Guterres’in asıl amacı, Kıbrıs diplomasisine disiplin kazandırmak ve yıllardır birbirine karıştırılan “hareket ile ilerleme”, “toplantı ile müzakere” ve “açıklama ile sonuç” arasındaki farkı ortaya koymaktı.
BM Genel Sekreteri’nin yeni bir 5+1 toplantısını; güven yaratıcı önlemler, müzakere metodolojisi ve esas konularda yeterli hazırlık yapılması şartına bağladığını hatırlatan Kanlı, bu üç alanın bundan sonra eş zamanlı ilerlemesi gerektiğini kaydetti.
TOPLANTI YAPMAK İÇİN TOPLANTI YOK
Kanlı, geçmişte Kıbrıs sorununda toplantıların yapıldığını, beklentilerin yükseltildiğini, umut verici açıklamaların yayımlandığını ancak süreçlerin çökmesinin ardından karşılıklı suçlamalarla yeniden statükoya dönüldüğünü belirtti.
Başarısızlığın bedelinin iki toplum arasında eşit paylaşılmadığını savunan Kanlı, Kıbrıslı Rumların uluslararası alanda tanınan Kıbrıs Cumhuriyeti’ne ve Avrupa Birliği üyeliğine döndüğünü; Kıbrıslı Türklerin ise izolasyon ve hukuki belirsizlikle baş başa kaldığını ifade etti.
Kanlı’ya göre Guterres’in en önemli kararı, diplomasinin hâlâ canlı olduğunu göstermek amacıyla yeni bir konferans düzenlemeyi reddetmesi oldu. Yeni 5+1 toplantısının ancak sonuç üretme olasılığı oluştuğunda yapılacak olması, Tufan Erhürman’ın göreve gelmesinden bu yana savunduğu “toplantı olsun diye toplantı yapılmaması” yaklaşımıyla örtüşüyor.
“ANKARA’NIN İTİRAZLARI FORMÜLÜ ŞEKİLLENDİRDİ”
Kanlı, diplomatik kaynaklara dayandırdığı değerlendirmesinde, Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın 24 Temmuz’da Guterres’in Kıbrıs Kişisel Temsilcisi Maria Angela Holguin ile yaptığı görüşmede önceki temaslara göre daha sert bir tutum sergilediğini aktardı.
Fidan’ın, Kıbrıslı Rum tarafının güven yaratıcı önlemler, müzakere yöntemi ve esas konularda yeterli ilerleme göstermediğini belirterek mevcut koşullarda yeni bir 5+1 toplantısını uygun bulmadığı ileri sürüldü. Fidan’ın ayrıca herhangi bir çözümün Kıbrıs Türk halkının egemen eşitliğini ve eşit uluslararası statüsünü tanıması gerektiğini vurguladığı kaydedildi.
Kanlı’nın aktardığına göre Fidan, Guterres ile yaptığı telefon görüşmesinde de Türkiye’nin önceden ilerleme sağlanmadan yeni bir genişletilmiş toplantıyı desteklemeyeceğini bildirdi. Ankara’nın, tarihi belirlenmemek ve toplantının yapılması ilerlemeye bağlı kalmak koşuluyla Guterres’in yeni bir 5+1 düzenleme taahhüdünü kabul edebileceği ifade edildi.
Kanlı, Guterres’in açıkladığı formülün hem toplantı kararını koruduğunu hem de tarihini üç başlıktaki ilerlemeye bağladığını belirtti.
GEÇİŞ NOKTALARINDA ANLAŞMAZLIK
Yazıda, yeni geçiş noktaları konusundaki anlaşmazlıklara da geniş yer verildi. Kanlı, daha önce Haspolat, Akıncılar-Limya, Kiracıköy-Gaziler ve Eylence bağlantılarını içeren dört geçiş noktasının açılmasının prensipte ele alındığını ancak bağlantı yolunun güzergâhı konusunda uzlaşma sağlanamadığını aktardı.
Kanlı’nın anlatımına göre Kıbrıs Türk tarafı, yolun ara bölge dışından geçirilmesi, Türkiye tarafından yeni bir yol inşa edilmesi, özel mülkiyetle ilgili taleplerin Taşınmaz Mal Komisyonu üzerinden ele alınması ve Eylence yerine Yeri’ye uzanacak alternatif güzergâhlar dahil çeşitli öneriler sundu.
29 Temmuz’daki üçlü görüşmede Nikos Hristodulidis’in BM önerisini kabul etmeye hazır olduğunu söylediğini belirten Kanlı, bununla birlikte kabulün Haspolat ile Kiracıköy-Gaziler-Eylence güzergâhıyla sınırlı kaldığını ileri sürdü. Akıncılar’ın paketin dışında bırakılması ve Erenköy üzerinden transit geçiş talebinin yeniden gündeme getirilmesinin Kıbrıs Türk tarafında dengesizlik kaygılarını güçlendirdiğini kaydetti.
Kanlı, Erhürman’ın itirazının yalnızca güvenlik gerekçelerine dayanmadığını; karşılıklılık, toprakla ilgili sonuçlar ve iki toplumun elde edeceği faydaların dengesi gibi unsurları da kapsadığını savundu.
DÖRT ÖNERİYE FARKLI YAKLAŞIM
Guterres’in ziyaret sırasında karma evliliklerden doğan çocukların yaşadığı sorunlar, ara bölgeden başlayacak mayın temizliği, düzensiz göçle mücadele ve doğal ya da insan kaynaklı afetlere karşı ortak mekanizma kurulması olmak üzere dört güven yaratıcı önlem daha önerdiği belirtildi.
Kanlı, Kıbrıs Türk tarafının dört öneriyi de kabul ettiğini, Kıbrıs Rum tarafının ise bunlara karşı çıktığını yazdı. Mayın temizliği önerisine, Türk askerinin bulunduğu bölgelerde çalışma yapılamayacağı gerekçesiyle itiraz edildiğini aktardı.
Kıbrıs’ta teknik görünen konuların kısa sürede siyasi anlaşmazlıklara dönüştüğünü belirten Kanlı, yolların toprak ve güvenlik; mayın temizliğinin askerî varlık; göç iş birliğinin yetki ve tanınma tartışmalarına bağlandığını ifade etti.
“SİYASİ OLARAK İKİ DEVLETLİ, ANAYASAL OLARAK FEDERAL”
Kanlı’ya göre en gerçekçi çözüm yönü, siyasi açıdan eşit iki kurucu devlete dayanan gevşek bir federal ya da konfederal yapı.
Bu modelde ortak yapı tek bir uluslararası kimliğe sahip olacak; dış temsil, AB meseleleri, makroekonomik koordinasyon ve güvenliğin üzerinde uzlaşılacak yönleri merkezî yetkiler arasında yer alacak. Yönetim yetkilerinin büyük bölümü ise iki kurucu devlette kalacak.
Kanlı bu modeli, “anayasal biçimiyle federal, siyasi özüyle iki devletli” bir ortaklık olarak tanımladı. Böylece Ada’daki mevcut ikili yapının, taraflardan birinin kendi tezinden tamamen vazgeçmesi istenmeden uzlaşılmış bir ortaklığa dönüştürülebileceğini savundu.
AB’YE “ÇÖZÜMÜN PARÇASI OL” ÇAĞRISI
Avrupa Birliği’nin 2004 yılında Annan Planı Kıbrıslı Rumlar tarafından reddedilmesine karşın Kıbrıs Cumhuriyeti’ni üyeliğe kabul etmesinin iki toplum arasındaki dengeyi bozduğunu savunan Kanlı, Kıbrıslı Türklere verilen izolasyonların hafifletilmesi sözlerinin de yerine getirilmediğini belirtti.
Kanlı, AB’nin nihai çözümü beklemeden Kıbrıslı Türklerin ticaret, eğitim, gençlik programları, finansman ve Avrupa kurumlarına erişimini artıracak görünür bir paket hazırlaması gerektiğini ifade etti.
Türkiye’nin Gümrük Birliği’nin güncellenmesi, vize serbestisi ve SAFE savunma programına katılımı gibi beklentilerinin de karşılıklı teşviklerden oluşan daha geniş bir düzenlemenin parçası olabileceğini kaydetti.
Bu paketin Brüksel, Lefkoşa ve Ankara arasında Kıbrıslı Türklerin üzerinden müzakere edilmemesi gerektiğini vurgulayan Kanlı, Kıbrıslı Türklerin “uzlaşma bekleyen bir azınlık” olarak değil, siyasi aktör ve gelecekteki ortak devletin kurucu tarafı olarak ele alınması gerektiğini savundu.
GUTERRES’İN ÖNÜNDE DARALAN TAKVİM
Guterres’in görev süresinin 2026 sonunda tamamlanacağını hatırlatan Kanlı, hedefin aralık ayına kadar kapsamlı çözüme ulaşmak değil, güvenilir bir müzakere sürecini başlatacak kadar ortak zemin ve esaslı yakınlaşma yaratmak olduğunu belirtti.
Kanlı, ziyaretin bir başarısızlık olarak tanımlanamayacağını savunarak Guterres’in süreci toplantı merkezli diplomasiden sonuç odaklı hazırlığa taşıdığını ifade etti.
Bundan sonraki sorumluluğun Erhürman ile Hristodulidis’e, yol haritasını hazırlayacak Holguin’e, güvenlik ve garantilerin dış boyutlarını ele alacak Türkiye, Yunanistan ve İngiltere’ye ve geçmişteki dengesizlikleri sürdürmekle yeni bir ortaklığın kurulmasına katkı koymak arasında tercih yapacak Avrupa Birliği’ne düştüğünü kaydetti.
Kanlı, Guterres’in Ada’dan bir atılım açıklamadan ayrıldığını ancak arkasında gerçekçi bir çözüme uzanan, giderek daralan bir yol bıraktığını ifade etti.












