Bir Ev, Bir Hayal Olmamalı

Geçmişte bir genç çalışmaya başladığında, geleceğini de kurmaya başlardı. Kendi ayakları üzerinde durmak, ailesinden ayrılıp kendi düzenini kurmak, belki evlenmek, belki de yıllar içinde küçük de olsa kendi evine sahip olmak…

Bugün ise gençlerin hayalleri değişmedi. Değişen, o hayallere ulaşmanın koşulları oldu.

Artık üniversiteden mezun olmak yetmiyor. İş bulmak yetmiyor. Düzenli bir maaşa sahip olmak bile kendi hayatını kurmaya yetmiyor.

Çünkü bugün bu ülkede bir gencin karşısındaki en büyük sorunlardan biri barınma.

Özellikle Girne gibi bölgelerde kiralar, gençlerin gelirleriyle yarışmayı çoktan bıraktı. Maaşlarımız Türk Lirası, kiralarımız Sterlin. Bir genç, kazandığı maaşın büyük bölümünü yalnızca başını sokabileceği bir eve vermek zorunda kalıyor. Tek başına eve çıkmak artık birçok genç için imkansız…

Sonra dönüp gençlere soruyoruz:

Neden evlenmiyorsunuz?

Neden çocuk sahibi olmuyorsunuz?

Neden kendi hayatınızı kuramıyorsunuz?

Neden bu ülkeden gitmek istiyorsunuz?

Belki de artık asıl sormamız gereken soru şudur:

Biz gençlere burada gerçekten bir gelecek bırakabildik mi?

Bir genç çalışıyor ama ailesinin evinden ayrılamıyor. İki genç evlenmeye karar veriyor ama daha ilk günlerinde kira, depozito, eşya, elektrik, su ve her geçen gün ağırlaşan yaşam maliyetleriyle karşı karşıya kalıyor. Ev sahibi olmak ise birçok genç için artık uzun vadeli bir hedef değil, giderek uzaklaşan bir hayal.

Daha acısı ise şu:

Bugün birçok genç için ev sahibi olmanın yolu çalışmaktan değil, mirastan geçiyor.

Ailesinden kalacak bir evi, arsası ya da ciddi bir maddi desteği olmayan bir genç, sadece kendi emeğiyle bir ev satın alabileceğine artık inanamıyor. Oysa bir ülkede çalışmak, üretmek ve emek vermek insanı hayallerine yaklaştırmalı; mirasa mecbur bırakmamalıdır. Eğer gençler “Çalışsam da alamam.” demeye başlamışsa, sorun gençlerde değil, sistemdedir.

Her gün yeni apartmanların yükseldiği bir ülkede, o ülkenin gençleri kendilerine yaşayacak bir ev bulamıyorsa ortada yalnızca bir konut sorunu yoktur.

Bir adalet sorunu vardır.

Bir planlama sorunu vardır.

Bir gelecek sorunu vardır.

Çünkü konut yalnızca alınıp satılan bir yatırım aracı değildir. Her şeyden önce insanların yaşam alanıdır.

Elbette yatırım yapılacak, inşaat sektörü gelişecek, kentler büyüyecek. Ancak bütün bunlar olurken bu ülkenin insanlarının kendi kentlerinde yaşayabilmesi de güvence altına alınmalıdır.

Özellikle Girne’de bunu çok daha net görüyoruz. Girne’de doğan, burada çalışan, bu kente emek veren gençler artan konut ve kira fiyatları nedeniyle kendi kentlerinde yaşamaktan uzaklaşıyor.

Bir kent büyürken kendi gençlerini dışarı itiyorsa, o büyümenin kimin için olduğunu da sorgulamak gerekir.

Bu nedenle artık günü kurtaran birkaç proje açıklamak yerine gerçek bir sosyal konut politikasını konuşmamız gerekiyor.

Devletin elindeki araziler gençlerin ve ilk kez ev sahibi olacak insanların yararına kullanılmalıdır. Sosyal konutlar piyasa koşullarına göre değil, insanların gerçek gelirlerine göre planlanmalıdır. İlk konutunu alacak gençlere düşük faizli, uzun vadeli ve gerçekten ödenebilir finansman modelleri sunulmalıdır.

Ama mesele yalnızca ev satın almak da değildir.

Bu ülkede herkes ev sahibi olmak zorunda değil. Ancak herkes insan onuruna yakışır koşullarda barınabilmelidir.

Bu nedenle kiracıların da korunacağı, kira piyasasının daha şeffaf ve öngörülebilir hâle geleceği bir düzen kurulmalıdır. İnsanlar bir sonraki yıl kiralarının ne olacağını bilmeden hayat planı yapmak zorunda bırakılmamalıdır.

Yeni ev kuran gençlerin üzerindeki yük de hafifletilmelidir. Beyaz eşya gibi temel ihtiyaçlarda vergi kolaylıkları, belirli sürelerle elektrik ve su desteği gibi uygulamalar gençlerin hayatına gerçek anlamda dokunacaktır.

Aynı zamanda bütün nüfusu birkaç kent merkezine sıkıştıran anlayıştan vazgeçmeliyiz. Kırsalda yaşamak isteyen gençlere yalnızca arsa vermek yetmez; yolu, elektriği, suyu ve altyapısıyla orada yaşayabilecekleri bir düzen kurmak gerekir. Çünkü doğru bir barınma politikası, aynı zamanda doğru bir ülke planlamasıdır.

Bugün barınma sorununu konuşmak yalnızca ev fiyatlarını konuşmak değildir.

Gençlerin bağımsızlığını konuşmaktır.

Aile kurabilmesini konuşmaktır.

Doğduğu kentte yaşayabilmesini konuşmaktır.

Bu ülkede kalıp kalmama kararını konuşmaktır.

Çünkü bir gence sürekli “Bu memleket senin, burada kal ve geleceğini burada kur.” diyorsak, ona bunu başarabileceği koşulları da sağlamak zorundayız.

Gençlerden memleketlerine sahip çıkmalarını beklerken, onların bu memlekette bir eve bile sahip olabilmesini imkânsız hâle getiremeyiz.

Ve bugün siyasetin önündeki en önemli sorulardan biri belki de şudur:

Bu ülkede çalışan bir genç, yalnızca emeğiyle kendi evinin kapısını açabilecek mi?

Bugün bu sorunun cevabı “hayır” ise, değiştirmemiz gereken gençlerin hayalleri değil, o hayalleri imkânsız hâle getiren politikalardır.

Çünkü barınmak bir lüks değildir.

Bir ev, mirasla ulaşılabilen bir ayrıcalık değil; emekle ulaşılabilen temel bir hak olmalıdır.

DAUSEN

DAUSEN

Girne Belediyesi

Girne Belediyesi

Gönyeli Alayköy Belediyesi

Gönyeli Alayköy Belediyesi