Ekonomik sıkıntılar toplumu bunalttı, gelecek kaygısı büyüdü
Göç Kimlik ve Hak Çalışmaları Merkezi’nin (CMIRS) Haziran 2026’da 500 kişiyle yüz yüze gerçekleştirdiği ankette, katılımcıların yüzde 91,6’sı ülkede işlerin yanlış yönde gittiğini, yüzde 67,6’sı ülke ekonomisinin iki yıl içinde daha kötü olacağını bildirdi. Katılımcıların yüzde 80’i mevcut yaşam standardını koruyamamaktan kaygı duyarken, mutluluk ve sosyal güven puanlarında artış kaydedildi.
Ekonomik sıkıntılar toplumu bunalttı, gelecek kaygısı büyüdü
Göç Kimlik ve Hak Çalışmaları Merkezi’nin (CMIRS) Haziran 2026’da 500 kişiyle yüz yüze gerçekleştirdiği ankette, katılımcıların yüzde 91,6’sı ülkede işlerin yanlış yönde gittiğini, yüzde 67,6’sı ülke ekonomisinin iki yıl içinde daha kötü olacağını bildirdi. Katılımcıların yüzde 80’i mevcut yaşam standardını koruyamamaktan kaygı duyarken, mutluluk ve sosyal güven puanlarında artış kaydedildi.
Bugün Kıbrıs
Göç Kimlik ve Hak Çalışmaları Merkezi’nin (CMIRS) her üç ayda bir Kıbrıslı Türklerin siyasi güven, sosyal güven, bireysel özgüven ve mutluluk algısını ölçtüğü araştırmanın Haziran 2026 sonuçlarının ikinci bölümü yayımlandı. Üç bölüm halinde açıklanacak araştırmanın bu bölümünde ülkenin genel gidişatı, öncelikli sorunlar, ekonomik beklentiler, günlük yaşam kaygıları, mutluluk, sosyal güven ve yaşanabilirlik puanı ele alındı.
CMIRS’in değerlendirmesinde, araştırmanın ekonomik ve siyasi geleceğe ilişkin karamsarlığın sürdüğünü; buna karşılık bireysel mutluluk ve sosyal güven göstergelerinde sınırlı bir iyileşmenin ortaya çıktığını gösterdiği kaydedildi.
ÜLKEDE İŞLERİN YANLIŞ YÖNDE GİTTİĞİNİ DÜŞÜNENLERİN ORANI YÜZDE 91,6
Ankete katılanların yüzde 51,8’i ülkede işlerin “çok yanlış”, yüzde 39,8’i ise “az çok yanlış” yönde gittiği görüşünü paylaştı. Böylece işlerin yanlış yönde gittiğini düşünenlerin toplam oranı yüzde 91,6’ya ulaştı. İşlerin “az çok doğru” yönde gittiğini düşünenlerin oranı ise yüzde 8,4’te kaldı.
Bu oran Mart 2026’da yüzde 90,4, Aralık 2025’te yüzde 90, Eylül ve Ağustos 2025’te yüzde 84,4 olarak ölçülmüştü. Araştırma sonuçlarına göre olumsuz gidişat algısı son iki çeyrekte yeniden yüzde 90’ın üzerine çıktı.
Mine Yücel, sonuçlara ilişkin değerlendirmesinde, “Bu oran, araştırmanın uzun dönemli eğilimi içerisinde değerlendirildiğinde son yıllarda sürekli olarak yüzde 90 seviyelerinde seyreden karamsar toplumsal algının sürdüğünü göstermektedir” dedi. Yücel, ekonomik kriz, yüksek enflasyon, siyasi istikrarsızlık ve Kıbrıs sorunundaki belirsizliğin toplumun gelecek beklentilerini olumsuz etkilediğini kaydetti.
EKONOMİK SORUNLAR İLK SIRADA, KIBRIS SORUNU İKİNCİ
Katılımcılara göre ülkenin en önemli sorunu ekonomik sorunlar oldu. Kıbrıs sorunu ikinci, sağlık sistemi ise üçüncü sırada yer aldı. Bunları yolsuzluk, altyapı ve elektrik sorunu, yeteneksiz veya beceriksiz siyasi liderler ile artan fiyatlar ve enflasyon izledi.
CMIRS, yolsuzluk ile siyasi liderliğe ilişkin sorunların üst sıralarda yer almasını, toplumun yalnızca ekonomik koşullardan değil, kamu yönetiminin niteliğinden ve yönetim kapasitesinden de ciddi ölçüde rahatsız olduğunun göstergesi olarak değerlendirdi. Kıbrıs sorununun ikinci sıradaki yerini korumasının ise siyasi belirsizliğin toplum gündemindeki ağırlığını sürdürdüğünü ortaya koyduğu belirtildi.
YÜZDE 56 KENDİ EKONOMİK DURUMUNUN KÖTÜLEŞMESİNİ BEKLEDİ
Katılımcıların yüzde 19,4’ü iki yıl içinde kendi ekonomik durumunun “çok daha kötü”, yüzde 36,6’sı ise “biraz daha kötü” olacağı görüşünü bildirdi. Kişisel ekonomik durumunun kötüleşmesini bekleyenlerin toplam oranı böylece yüzde 56 oldu.
Ekonomik durumunun aynı kalacağını düşünenlerin oranı yüzde 31,6’da kaldı. Katılımcıların yüzde 11,6’sı kişisel ekonomik durumunun “biraz daha iyi”, yalnızca yüzde 0,8’i ise “çok daha iyi” olmasını bekledi. Kendi ekonomik durumunda iyileşme bekleyenlerin toplam oranı yüzde 12,4 olarak kaydedildi.
ÜLKE EKONOMİSİNİN İYİLEŞECEĞİNİ DÜŞÜNENLER YÜZDE 7’DE KALDI
Ülke ekonomisine ilişkin beklentiler, kişisel ekonomik beklentilerden daha karamsar çıktı. Katılımcıların yüzde 30,6’sı ülke ekonomisinin iki yıl içinde “çok daha kötü”, yüzde 37’si ise “biraz daha kötü” olacağı yanıtını verdi. Ülke ekonomisinin kötüleşmesini bekleyenlerin toplam oranı yüzde 67,6’ya ulaştı.
Katılımcıların yüzde 25,4’ü ekonominin aynı kalacağını bildirdi. Ülke ekonomisinin “biraz daha iyi” olacağını düşünenlerin oranı yüzde 6,4, “çok daha iyi” olacağını düşünenlerin oranı ise yüzde 0,6 oldu. Ekonomide iyileşme bekleyenlerin toplam oranı yalnızca yüzde 7’de kaldı.
Mine Yücel, “Bu durum bireysel ekonomik beklentilerin yanı sıra makroekonomik güvenin de ciddi biçimde zayıfladığını göstermektedir” değerlendirmesini yaptı.
HER 10 KİŞİDEN 8’İ YAŞAM STANDARDINI KORUYAMAMAKTAN KAYGILI
Ekonomik kaygıların günlük yaşamın temel alanlarına yayıldığı anket sonuçlarına yansıdı. Katılımcıların yüzde 28,2’si yaşam standardını koruyamama konusunda “çok kaygılı”, yüzde 51,8’i ise “oldukça kaygılı” olduğunu bildirdi. Böylece mevcut yaşam standardını koruyamamaktan kaygı duyanların oranı yüzde 80’e ulaştı.
Katılımcıların yüzde 57,4’ü mutfak giderlerini karşılayamamaktan kaygı duydu. Bu kesimin yüzde 19,2’si “çok kaygılı”, yüzde 38,2’si ise “oldukça kaygılı” yanıtını verdi.
Taksitlerini ödeyememekten kaygı duyanların oranı yüzde 61,8 olarak kaydedildi. Katılımcıların yüzde 24,4’ü bu konuda “çok kaygılı”, yüzde 37,4’ü “oldukça kaygılı” olduğunu aktardı.
Sağlık harcamalarını karşılayamamaktan kaygı duyanların oranı ise yüzde 67,2’ye çıktı. Bu konuda “çok kaygılı” olanların oranı yüzde 26,2, “oldukça kaygılı” olanların oranı yüzde 41 oldu.
CMIRS’in değerlendirmesinde, “Bu sonuç, ekonomik sorunların yalnızca gelir düzeyiyle sınırlı olmadığını; gelecekte refah kaybı yaşanacağı yönündeki beklentinin toplumun geniş kesimlerine yayıldığını göstermektedir” denildi.
MUTLULUK PUANI 6,72’YE YÜKSELDİ
Ekonomik ve siyasi göstergelerdeki karamsar tabloya rağmen mutluluk puanında belirgin bir yükseliş kaydedildi. Mart 2026’da 10 üzerinden 5,95 olan mutluluk puanı, Haziran 2026’da 6,72’ye çıktı. Bu sonuç, son yılların en yüksek mutluluk seviyelerinden biri oldu.
Mine Yücel, bu yükselişin ülkenin genel gidişatı ve ekonomik beklentilere ilişkin olumsuz değerlendirmelerle birlikte ele alınması gerektiğini belirtti. Yücel, bireysel yaşam memnuniyetinin toplumsal ve siyasi değerlendirmelerden kısmen ayrıştığını, artışta mevsimsel etkiler, bireysel uyum mekanizmaları veya sosyal yaşam dinamiklerinin rol oynamış olabileceğini kaydetti.
SOSYAL GÜVEN PUANI SON YILLARIN EN YÜKSEK SEVİYESİNDE
Sosyal güven puanı Mart 2026’daki 3,49 seviyesinden Haziran 2026’da 4,38’e yükseldi. Bu puan, sosyal güven bakımından son yılların en yüksek seviyesi olarak kayda geçti ancak 10 üzerinden ölçülen endekste orta seviyenin altında kaldı.
CMIRS, güven düzeyindeki artışın olumlu bir gelişme olmasına rağmen kişiler arası güvenin istenilen düzeye ulaşmadığını belirtti. Araştırmada sosyal güvenin düşük kalmasının demokratik katılım, toplumsal dayanışma ve kurumsal güven açısından önemli bir gelişme alanı oluşturduğu kaydedildi.
YAŞANABİLİRLİK PUANI 5,59’A GERİLEDİ
Ülkenin yaşanabilirlik puanı Haziran 2026’da 10 üzerinden 5,59 olarak ölçüldü. Mart 2026’da 6,02 olan puan, üç aylık dönemde 0,43 puan geriledi. Sonuç, Ağustos 2025’te kaydedilen 5,59 puanla aynı seviyede gerçekleşti.
Araştırmada, yaşanabilirlik algısının ekonomik beklentiler ve kamu hizmetlerine ilişkin memnuniyetle yakından bağlantılı olduğu; ekonomik sorunlar ile altyapı eksikliklerinin bu değerlendirmeyi olumsuz etkilediği belirtildi.
“YAPISAL SORUNLAR SÜRDÜ, BİREYLER UYUM GELİŞTİRDİ”
CMIRS, araştırmanın bütününe bakıldığında toplumun ekonomik ve siyasi geleceğe ilişkin karamsarlığını koruduğunu, buna karşılık bireysel mutluluk ve sosyal güven göstergelerinde sınırlı da olsa olumlu gelişmeler yaşandığını bildirdi.
Mine Yücel, “Bu durum, toplumsal psikolojide yapısal sorunların devam ettiğini ancak bireylerin yaşamlarını sürdürme konusunda belirli ölçüde uyum geliştirdiklerini düşündürmektedir” değerlendirmesinde bulundu.
Araştırmanın sonuç bölümünde, temel beklentinin ekonomik istikrarın sağlanması, kamu yönetiminde etkinliğin artırılması, yolsuzlukla mücadelede somut ilerleme kaydedilmesi ve geleceğe yönelik güven duygusunun yeniden kurulması olduğu belirtildi. Ekonomik politikaların yanı sıra kurumsal güveni güçlendirecek ve toplumun gelecek beklentilerini iyileştirecek reformların da belirleyici olacağı kaydedildi.












