Akansoy: “Seçim tarihini bile belirleyemeyen hükümetin meşruiyeti tartışmalıdır”

CTP Grup Başkan Vekili Asım Akansoy, hükümetin seçim tarihi ve seçim sistemi konusunda karar üretememesinin meşruiyet sorununu büyüttüğünü belirtti. Kıbrıs sorunu, Avrupa Birliği, NATO Zirvesi ve doğal gaz çalışmalarına ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Akansoy, hükümetin Türkiye’nin yürüttüğü doğal gaz hazırlıklarını kendi siyasi başarısı gibi sunmaya çalıştığını söyledi.

Bugün Kıbrıs

Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Grup Başkan Vekili Asım Akansoy, gazeteci Nazar Erişkin’in programında Kıbrıs sorunu, Avrupa Birliği, NATO Zirvesi, doğal gaz çalışmaları ve erken seçim tartışmalarını değerlendirdi.

Hükümetin seçim tarihi ile karma oyun kaldırılıp kaldırılmayacağı konusunda karar alamamasının siyasi meşruiyet sorununu derinleştirdiğini belirten Akansoy, UBP ve ortaklarının yaşadığı oy kaybı nedeniyle farklı seçim formülleri üzerinde durduğunu söyledi.

Akansoy, Kıbrıs sorununda ise Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’ın seçilmesiyle yeni bir siyasi tablonun ortaya çıktığını, uluslararası ve bölgesel gelişmelerin çözümü her zamankinden daha gerekli hale getirdiğini kaydetti.

“SEÇİM TARİHİNİ BELİRLEYEMEMEK MEŞRUİYET TARTIŞMASI YARATIR”
Erken seçim tartışmalarına ilişkin son duyumlarının iki seçimin birlikte yapılması yönünde yoğun bir çalışma bulunduğunu gösterdiğini belirten Akansoy, henüz kesinleşmiş bir karar olmadığını söyledi.

Bir ülkede seçim tarihinin dahi belirlenememesinin ve karma oyun kaldırılıp kaldırılmayacağı konusunda karar alınamamasının mevcut hükümetin meşruiyetini çoktan tartışmalı hale getirdiğini savunan Akansoy, CTP’nin kamu yararını gözeterek çok sayıda seçim tarihi önerdiğini hatırlattı.

UBP ve hükümet ortaklarının farklı tarihler açıklamasına rağmen seçim tarihini belirleme iradesi gösteremediğini kaydeden Akansoy, bunun temel nedeninin iktidarın yaşadığı oy kaybı olduğunu ileri sürdü. UBP ile ortaklarının önemli ölçüde destek kaybettiğini belirten Akansoy, iktidarın kendi tabanını yeniden bir araya getirebilmek için farklı formüller aradığını söyledi.

Hükümetin “İstikrar ve icraat hükümetiyiz” söyleminin yeterli ve ayakları yere basan bir gerekçe olmadığını belirten Akansoy, sokak panolarındaki “Çalışıyoruz, yapıyoruz” mesajlarının da kamuoyunu ikna etmeye yetmeyeceğini ifade etti.

“SEÇİMLERİN AYRIM NOKTASI GÜVEN VEREN SİYASET OLACAK”
Siyasette sürekli olarak “Gelen de giden de aynıdır” söyleminin gündeme getirildiğini belirten Akansoy, esas ihtiyacın icraat programı bulunan, ne söylediğini bilen ve topluma güven veren bir siyaset anlayışı olduğunu söyledi.

Önümüzdeki seçimlerin temel ayrım noktasının da bu olacağını kaydeden Akansoy, bir tarafta programını ve kadrolarını ortaya koyan, güven veren bir anlayışın; diğer tarafta ise bugüne kadarki sözde icraatlarını tekrarlayan, uzlaşı ve toplumsal kültürden söz etmeyen bir yaklaşımın yarışacağını belirtti. Akansoy, bu değerlendirmeyi yalnızca CTP özelinde yapmadığının da altını çizdi.

“ÇOK DAHA İYİ YÖNETİLEN BİR ÜLKE MÜMKÜN”
“Ne değişecek?” sorusuna da yanıt veren Akansoy, daha iyi yönetilen, hesap verebilirliği yüksek, şeffaf çalışan ve ne yaptığını bilen bir yönetim anlayışının mümkün olduğunu savundu.

En önemli önceliğin Kıbrıslı Türklerin beklenti ve ihtiyaçları olacağını belirten Akansoy, Türkiye ile verimli ve yapıcı bir döneme girileceğini, ülkenin temiz, şeffaf ve güven veren biçimde kalkınması için gerekli adımların toplumla birlikte atılacağını söyledi.

“DOĞAL GAZ SİYASİ BAŞARI OLARAK SUNULAMAZ”
Doğal gaz konusunun son derece stratejik bir mesele olduğunu belirten Akansoy, sürecin yalnızca Ulusal Birlik Partisi’nin başarısı gibi sunulmasını doğru bulmadığını söyledi.

Hükümetin kapsamlı fizibilite çalışmaları yapması, ekonomik ve siyasi etkileri ortaya koyması, uluslararası boyutu değerlendirmesi ve BOTAŞ ile Türkiye Cumhuriyeti yetkilileriyle yürütülen görüşmeleri toplumla şeffaf biçimde paylaşması gerektiğini kaydeden Akansoy, bunların hiçbiri yapılmadan Türkiye’nin yürüttüğü hazırlıkların hükümetin siyasi başarısı gibi sunulmasının seçim hesabına dayandığını ve gerçeği yansıtmadığını belirtti.

“ÇÖZÜM HER ZAMANKİNDEN DAHA GEREKLİ”
Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’ın seçilmesiyle yeni bir siyasi tablonun oluştuğunu belirten Akansoy, uluslararası ve bölgesel gelişmelerin Kıbrıs sorununun çözümünü her zamankinden daha gerekli hale getirdiğini söyledi.

Doğu Akdeniz’de kalıcı istikrarın ancak kapsamlı bir çözümle mümkün olacağını kaydeden Akansoy, yeni dönemde Kıbrıs sorununun çözüm süreci ile Türkiye-Avrupa Birliği ilişkilerinin birbirine paralel ilerleyeceğini düşündüğünü ifade etti.

Çözüme yönelik güvenin oluşturulabilmesi için bütün tarafların çıkarlarını gözeten ortak bir zeminde ilerlenmesi gerektiğini belirten Akansoy, aksi halde Türkiye’nin, Yunanistan’ın, Kıbrıs Rum tarafının ve Kıbrıs Türk tarafının beklentilerinin karşılanamayacağını, bunun da yeni sorunları beraberinde getireceğini söyledi.

“ERDOĞAN’IN AÇIKLAMALARI SÜREÇ AÇISINDAN ÖNEMLİ”
Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın açıklamalarına da değinen Akansoy, Erdoğan’ın Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin ortaya koyduğu inisiyatife ve iradeye destek vermesinin önemli olduğunu belirtti.

Bu açıklamanın Türkiye’nin sürecin dışında kalmayacağını gösterdiğini söyleyen Akansoy, ancak Türkiye’nin 2003-2004 döneminde olduğu gibi çözüm sürecine öncülük eden ve “bir adım önde” bir politika izleyip izlemeyeceğinin henüz bilinmediğini kaydetti.

“GARANTÖR ÜLKELERİN ONAYI OLMADAN ATAMA OLAMAZ”
Avrupa Birliği’nde üst düzey göreve getirilen Raffaele Fitto’nun atanmasını da değerlendiren Akansoy, bunun önemli bir gelişme olduğunu söyledi.

Fitto’nun daha önce İtalya’da Giorgia Meloni ve Silvio Berlusconi hükümetlerinde görev yaptığını hatırlatan Akansoy, deneyimli bir siyasetçi olan Fitto’nun bu göreve gelişinin garantör ülkelerin onayı olmadan mümkün olamayacağını belirtti.

Bu nedenle konu üzerinden gereksiz tartışmalar yürütülmesini doğru bulmadığını ifade eden Akansoy, önümüzdeki süreçte yeni atamaların yapılıp yapılmayacağının henüz netleşmediğini ancak sürecin hareketlenmeye başladığını söyledi. Akansoy, ağustos ayı başında 5+1 formatında yeni bir toplantının yapılmasının da gündemde bulunduğunu kaydetti.

“NATO’DA YENİ GÜVENLİK DÖNEMİ BAŞLADI”
NATO Zirvesi’nin yeni dünya düzeninin şekillenmesi açısından kritik öneme sahip olduğunu belirten Akansoy, savunma sanayisi ve güvenlik anlayışında önemli bir dönüşüm yaşandığını söyledi.

ABD’nin baskısıyla NATO üyesi ülkelerin gayrisafi yurt içi hasılalarının yüzde 5’ini savunma ve güvenlik harcamalarına ayırmasına yönelik hedef belirlendiğini hatırlatan Akansoy, ülkelere bu hedef için 2035 yılına kadar süre tanındığını ifade etti.

Önümüzdeki dönemde bu kaynakların nasıl kullanılacağına ilişkin ABD’nin ısrarcı tutumu ile Avrupa ülkelerinin daha temkinli yaklaşımının uluslararası siyasetin en önemli gündemlerinden biri olacağını kaydeden Akansoy, şöyle devam etti:

“ABD’nin meselesi sadece NATO’ya ayrılan kaynağın artırılması değil, bunun yeni savunma teknolojilerini üreten ABD’li SpaceX, Palantir, Anduril gibi özel şirketlere aktarılmasıdır. Dolayısıyla egemenlikten güvenliğe kadar pek çok alanın özelleştirildiği bir sürece girildiğini görmekteyiz.”

NATO’nun her dönem dikkatle değerlendirilmesi gereken bir savaş mekanizması olduğunu belirten Akansoy, teknoloji ve koşullar değişse de örgütün bu niteliğinin değişmediğini söyledi.

DAUSEN

DAUSEN

Girne Belediyesi

Girne Belediyesi

Gönyeli Alayköy Belediyesi

Gönyeli Alayköy Belediyesi