Aygın: “Kamu kurumu, şirketin evrak memuru değildir”
Gençlik Federasyonu Genel Başkan Yardımcısı Yasemin Aygın, Filo Jet faciasının yalnızca kaptan ve mürettebat üzerinden ele alınamayacağını belirterek, şirketten liman makamlarına, denetim mekanizmalarından siyasi iradeye kadar bütün sorumluluk zincirinin araştırılmasını istedi. Aygın, “Sorumluluk kaptan köşkünde başlayabilir, ancak orada bitemez. Kamu kurumu, özel şirketin evrak memuru değildir” dedi.
Aygın: “Kamu kurumu, şirketin evrak memuru değildir”
Gençlik Federasyonu Genel Başkan Yardımcısı Yasemin Aygın, Filo Jet faciasının yalnızca kaptan ve mürettebat üzerinden ele alınamayacağını belirterek, şirketten liman makamlarına, denetim mekanizmalarından siyasi iradeye kadar bütün sorumluluk zincirinin araştırılmasını istedi. Aygın, “Sorumluluk kaptan köşkünde başlayabilir, ancak orada bitemez. Kamu kurumu, özel şirketin evrak memuru değildir” dedi.
Bugün Kıbrıs
Gençlik Federasyonu Genel Başkan Yardımcısı Yasemin Aygın, Federasyon Merkez Konseyi adına yaptığı açıklamada, Girne’den Taşucu’na hareket ettikten kısa süre sonra alabora olan Filo Jet faciasının “talihsiz bir deniz kazası” veya “kader” denilerek kapatılamayacağını belirtti.
Açıklanan son bilgilere göre 239 kişinin kurtarıldığını, 12 kişinin hayatını kaybettiğini ve 16 kişiden halen haber alınamadığını hatırlatan Aygın, kayıplara ulaşılması için çalışmaların bütün teknik imkanlarla kesintisiz sürdürülmesini istedi.
Kayıp yakınlarının söylentilere ve sosyal medyadan gelecek haberlere mahkum edilmemesi gerektiğini belirten Aygın, ailelere düzenli, doğrudan ve doğrulanmış bilgi verilmesinin devletin temel sorumluluğu olduğunu kaydetti.
“FACİA ‘KADER’ DENİLEREK KAPATILAMAZ”
Arama kurtarma çalışmalarına katkı koyan gönüllülere, tekne sahiplerine, balıkçılara, kaptanlara, sahil güvenlik, sivil savunma, sağlık, polis, itfaiye ve liman çalışanlarına teşekkür eden Aygın, Türk Deniz Kuvvetleri personeli ile TCG Işın ve TCG Alemdar mürettebatının çalışmalarına da değindi.
Facianın nedenleri ve sorumlularının sorgulanması gerektiğini belirten Aygın şöyle konuştu:
“FİLO JET faciası, ‘talihsiz bir deniz kazası’ veya ‘kader’ denilerek kapatılamaz. Yolcuların canı yalnızca kaptana emanet edilmemiştir. Gemiyi işleten şirketten bakım ve onarım sorumlularına, klas kuruluşundan liman makamlarına, sefere izin veren kamu görevlilerinden denetim zincirinin en üstündeki siyasi iradeye kadar herkesin eylemi ve ihmali ayrı ayrı incelenmelidir.”
“MAHKEMEYE YANSIYAN İFADELER VE İLK BULGULAR SON DERECE AĞIR”
Mahkemeye yansıyan ifadeler ve ilk bulguların “son derece ağır” olduğunu belirten Aygın, Taşucu Limanı’nın hava koşulları nedeniyle kapalı olduğu, ikinci kaptanın sefer yapılmaması yönünde uyarıda bulunduğu, gemide daha önce su alma ile motor ve dümen arızaları yaşandığının bilindiği, buna rağmen sefere çıkıldığı ve su alınmasının ardından hızın düşürülmediği yönündeki iddiaların araştırılması gerektiğini kaydetti.
Geminin mevcut bir hasarla sefere çıkmış olabileceği ve bazı mürettebatın gerekli belge ve eğitimlere sahip olmadığı yönündeki iddiaların da soruşturma dosyasına yansıdığını aktaran Aygın, bunların henüz kesinleşmiş teknik veya yargısal bulgular olmadığının altını çizdi.
GEMİNİN GEÇMİŞ KAYITLARI İÇİN AÇIKLAMA İSTEDİ
Aygın, basına yansıyan geçmiş kayıtlara göre geminin IRIS JET adıyla çalıştığı 2003 yılında rıhtıma çarptığı ve su aldığı, 2018’deki satış sürecinde ise 29 kusur ve uygunsuzluk ile ciddi makine sorunlarının kayda geçirildiğinin aktarıldığını belirtti.
Bu kusurların giderilip giderilmediğinin, geminin sonraki yıllarda hangi onarımlardan geçirildiğinin ve GRP kompozit gövdesindeki eski hasarlarla onarımların hangi teknik yöntemlerle incelendiğinin açıklanmasını isteyen Aygın, satış sürecindeki bütün teknik raporların soruşturma dosyasına alınması çağrısı yaptı.
“METEOROLOJİK VERİLER HAM HALİYLE AÇIKLANMALI”
Geminin çalışma izninde üç metrenin üzerindeki dalgalarda sefere izin verilmediğinin görüldüğünü belirten Aygın, mahkemeye sunulan meteoroloji raporunda yaklaşık 1,5 metrelik dalga kaydı bulunmasının tek başına seferin güvenli olduğunu kanıtlamayacağını kaydetti.
Taşucu Limanı’nın kapatıldığı bilgisiyle birlikte sefer saatine ve rotaya ilişkin dalga yüksekliği, rüzgar hızı ve yönü, liman ölçümleri, meteoroloji uyarıları, kaptana iletilen hava raporları ve risk değerlendirmesinin zaman damgalı ham verilerinin açıklanmasını isteyen Aygın, “‘Hava uygundu’ veya ‘deniz kötüydü’ biçimindeki genel ifadeler bilimsel veri değildir” dedi.
“DENETİM VE GÜVENLİK BELGELERİ EKSİKSİZ YAYIMLANMALI”
Geminin “iki ay önce denetlendiği” açıklamasının yeterli olmadığını belirten Aygın, dönemin Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanının sözünü ettiği 35-40 sayfalık tersane raporunun, klas sörveylerinin, bakım ve onarım kayıtlarının, yüksek hızlı tekne güvenlik belgelerinin ve sefere elverişlilik evrakının açıklanmasını istedi.
Kaza sonrasında Türk Loydu doğrulama ekranında geminin klas sertifikasının neden “INVALID” göründüğünün ve bu statünün kazadan önce mi yoksa sonra mı oluştuğunun da ortaya çıkarılması gerektiğini kaydeden Aygın şöyle konuştu:
“Bir belgenin üzerinde ileri bir geçerlilik tarihi bulunması tek başına yeterli değildir. Belge denetimin, mühür de fiili denize elverişliliğin yerine geçmez.”
KAPTANIN YETERLİLİK BELGELERİ İÇİN DOĞRULAMA ÇAĞRISI
Kaptanın yeterlilik belgeleri konusunda kamuoyuna birbirini tutmayan bilgiler verildiğini savunan Aygın, Honduras belgesinde 30 Ekim 2029, KKTC uygunluk belgesinde ise 26 Eylül 2026 son geçerlilik tarihinin yer aldığını belirtti.
Honduras belgesinin iptal edildiği veya askıya alındığı yönündeki iddianın kesinleşmiş bir gerçek gibi sunulmaması gerektiğini belirten Aygın, ancak yalnızca belgelerdeki tarihler gösterilerek konunun geçiştirilemeyeceğini de ifade etti.
Honduras makamlarından alındığı belirtilen doğrulama cevabının, U33831322 numaralı belgenin 30 Ağustos 2026 tarihindeki statüsünü gösteren sicil kaydının, varsa askıya alma veya iptal kararlarının ve belgenin tanınmasına ilişkin yazışmaların yayımlanmasını istedi.
Aygın, “Belge kazadan önce iptal edilmiş veya askıya alınmışsa bu çok ağır bir denetim skandalıdır. İşlem kazadan sonra yapılmışsa bunun tarihi ve hukuki gerekçesi açıklanmalıdır” dedi.
“BÜTÜN DELİLLER DERHAL GÜVENCE ALTINA ALINMALI”
Yolcuların geminin ön kısmında hasar oluştuğu, aşağıdan su geldiği, mürettebat uyarıldığı halde yolculuğun sürdüğü, can yeleklerine ulaşmakta güçlük yaşandığı ve tahliye talimatlarının yetersiz kaldığı yönündeki anlatımlarının soruşturmayla doğrulanması gerektiğini kaydeden Aygın; liman kamera kayıtları, AIS hareketleri, telsiz konuşmaları, yolcu listeleri, bakım kayıtları, sefer izinleri, kaptan jurnali, varsa VDR kayıtları, telefon görüntüleri ve ROV incelemelerinin güvence altına alınmasını istedi.
Dokuz zanlı hakkındaki soruşturma amaçlı tutukluluk sürelerinin uzatılması, bazı liman yetkililerinin görevden uzaklaştırılması, şirketin Kıbrıs’ın kuzeyi çıkışlı seferlerinin durdurulması, teknik inceleme başlatılması ve ilgili bakanın görevden alınmasını “gerekli fakat gecikmiş ilk adımlar” olarak değerlendiren Aygın, bunların siyasi, idari ve teknik sorumluluğun bütünüyle ortaya çıkarıldığı anlamına gelmediğini belirtti.
“‘Gerekirse istifa ederim’ sözü de görevden alma kararı da tek başına hesap verme değildir” dedi.
“SORUMLULUK KAPTAN KÖŞKÜNDE BAŞLAYABİLİR, ANCAK ORADA BİTEMEZ”
Şirketin “izin aldık”, liman makamlarının “klas belgesi vardı”, klas kuruluşunun “sertifika düzenledik” diyerek sorumluluktan kaçamayacağını belirten Aygın, hükümetin de yalnızca kaptan veya birkaç çalışanı işaret ederek konuyu kapatamayacağını savundu.
“İzin belgesi sorumluluğu ortadan kaldırmaz; o belgenin hazırlanmasında, denetlenmesinde ve onaylanmasında imzası bulunan herkesi hesap vermeye çağırır. Sorumluluk kaptan köşkünde başlayabilir, ancak orada bitemez. Kamu kurumu, özel şirketin evrak memuru değildir; yurttaşın can güvenliğini fiilen denetlemekle yükümlüdür.”
ARIKLI’NIN “ARTIK RAHATIZ” SÖZLERİNİ ELEŞTİRDİ
Erhan Arıklı’nın görevden alınmasını “İki yıldan beri beklediğim bir fırsat” olarak nitelemesi ve “Şimdi artık rahatız” demesine de tepki gösteren Aygın, görevden alınmanın siyasi sorumluluğu ortadan kaldırmayacağını belirtti.
“Görevden alınmak sorumluluğu ortadan kaldırmaz; hükümetten çekilmek de geçmiş dört buçuk yıllık icraatınızı, imzanızı ve denetiminizdeki kurumların faaliyetlerini hükümsüz hale getirmez. İnsanların hayatını kaybettiği, ailelerin hala yakınlarından gelecek haberi beklediği bir facianın ardından gülerek ‘Artık rahatız’ denilemez; görevden alınma kişisel bir kurtuluş fırsatı gibi sunulamaz. Rahatlaması gereken siyasetçiler değil, bütün gerçekleri öğrenmeye hakkı olan aileler ve toplumdur.”
“ÜSTEL’İN ORTAYA KOYDUĞU ÖLÇÜT HÜKÜMETİN TAMAMINI BAĞLAR”
Başbakan Ünal Üstel’in Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı’nı “soruşturmanın selameti ve kamu vicdanının rahatlaması” gerekçesiyle görevden almasının hükümetin tamamını bağlayan bir ölçüt ortaya koyduğunu savunan Aygın, siyasi sorumluluğun kişiye veya siyasi ihtiyaca göre uygulanamayacağını belirtti.
Aygın, sahte diploma, sahte reçete, alkollü mama, çocuk ölümleri, silo faciası ve kamu kurumlarına uzanan rüşvet iddialarına da işaret ederek, yalnızca bir bakanın görevden alınmasının hesap verme olarak görülemeyeceğini savundu.
“Komisyon kurup raporu çekmeceye kaldırmak, soruşturmayı zamana yaymak, soru soranları susturmaya çalışmak veya birkaç kişiyi günah keçisi ilan etmek artık alışkanlık haline getirilemez. Her gecikme delillerin kaybolması, söylentilerin büyümesi ve devlete duyulan güvenin biraz daha çökmesi demektir.”
FEDERASYONDAN SEKİZ MADDELİK ÇAĞRI
Aygın, arama kurtarma ve su altı çalışmalarının kesintisiz sürdürülmesini, kayıp yakınları için tek bir bilgilendirme ve destek merkezi oluşturulmasını, geminin bütün klas, bakım, güvenlik, mürettebat, sefer ve meteoroloji belgelerinin kamuoyuna açıklanmasını istedi.
Bütün delillerin güvence altına alınması, soruşturmanın bağımsız uzmanlardan oluşan bilimsel bir kurul tarafından desteklenmesi, gerekli hallerde yurt dışına çıkış yasağı gibi tedbirlerin mahkemeden talep edilmesi, şirket seferlerinin bağımsız güvenlik incelemesi tamamlanana kadar durdurulması ve aynı izin-denetim zincirinden geçen diğer yolcu gemilerinin de yeniden incelenmesi çağrısı yaptı.
Aygın ayrıca sağ kurtulanlarla hayatını kaybedenlerin ve kayıpların ailelerine ücretsiz sağlık, psikolojik destek ve hukuki yardım sağlanmasını, sosyal destek ve tazminat süreçlerinin bürokrasiye boğulmamasını istedi.
Başbakan ve Bakanlar Kurulu’nun siyasi ve idari sorumluluk zinciri konusunda kamuoyuna eksiksiz hesap vermesi gerektiğini kaydeden Aygın, bağımsız ve güvenilir bir soruşturmanın sağlanamaması halinde hükümetin görevden çekilmesi çağrısı yaptı.
Açıklamasını şu sözlerle tamamladı:
“Bu toplumun beklentisi mazeret değil gerçektir; göstermelik işlem değil hesap verebilirliktir; sessizlik değil adalettir. Arama kurtarma çalışmaları bir an bile durmamalı, soruşturma bir an bile geciktirilmemeli ve kamu ya da özel ayrımı yapılmaksızın sorumluluğu bulunan herkes bağımsız yargının önüne çıkarılmalıdır.”















