ABD ablukasının gölgesinde Küba: Karanlığa rağmen direniyor

ABD’nin petrol tedarikini kesmeye yönelik baskısı ve yeni yaptırımları Küba’daki enerji krizini ağırlaştırırken, ada temmuz ayında dokuz gün içerisinde üç kez tamamen karanlığa gömüldü. Elektriksiz kalan Kübalılar yiyeceklerini koruyamıyor, suya ulaşmak için kuyruklarda bekliyor; hastalar, çocuklar ve yaşlılar krizin en ağır yükünü taşıyor.

Bugün Kıbrıs

Küba’da hayat artık elektrik geldiğinde değil, kesintinin ne kadar süreceğine göre planlanıyor. İnsanlar birkaç saatlik enerjiyle yemek pişirmeye, su depolamaya, telefonlarını şarj etmeye ve buzdolaplarında kalan yiyecekleri kurtarmaya çalışıyor.

Yaklaşık 10 milyon kişinin yaşadığı ülkenin elektrik sistemi 14 Temmuz’da tamamen çöktü. Bu, temmuz ayının ilk dokuz günü içerisinde yaşanan üçüncü büyük ülke çapındaki kesintiydi. Havana’da trafik ışıkları sönerken, sokaklarda yalnızca jeneratörlerin sesi duyuldu.

Küba Enerji Bakanlığı, elektrik sisteminin bütünüyle devre dışı kaldığını açıklarken enerji üretiminin yeniden başlatılması için hastaneler ve gıda üretim tesisleri çevresinde küçük bölgesel şebekeler oluşturulmaya çalışıldı.

“ARTIK BÖYLE YAŞAYAMIYORUZ”
Elektrik kesintilerinin rakamlara yansımayan tarafında ise Küba halkının giderek ağırlaşan yaşam mücadelesi bulunuyor.

Havana’da yaşayan 70 yaşındaki Julia Valdés, demans hastası ve yatağa bağımlı annesine bakıyor. Valdés, kesintiler nedeniyle buzdolabındaki et ve balıkları defalarca çöpe atmak zorunda kaldığını anlattı.

Dokuz günde üçüncü kez elektrik sisteminin çökmesine tepki gösteren Valdés, Kübalıların bu koşullar altında daha fazla yaşayamayacağını söyledi. Yaşananları “adil olmayan bir durum” olarak nitelendirdi.

Kesintiler yalnızca evlerdeki ışıkları söndürmüyor. Elektrikle çalışan su pompalarının durması nedeniyle çok sayıda mahalleye şebeke suyu verilemiyor. İnsanlar tankerlerin önünde bidonlarla bekliyor; yaşlılar ve hastalar ağır su kaplarını evlerine taşımaya çalışıyor.

Toplu ulaşımın aksadığı, bazı ameliyatların ertelendiği, internet ve telefon bağlantılarının kesildiği bildiriliyor. Elektrikli ocak kullanan aileler yemek pişiremezken, ilaçlarını soğukta saklamak zorunda olan hastalar daha büyük bir tehlikeyle karşı karşıya kalıyor.

ABD PETROL TEDARİKİNİ HEDEF ALDI
Washington yönetimi uyguladığı önlemleri “yaptırım” ve “ambargo” olarak tanımlarken, Havana yönetimi ve uluslararası eleştirmenler yaşananları “abluka” olarak adlandırıyor.

Krizin son aşaması, ABD Başkanı Donald Trump’ın Küba’ya petrol sağlayan ülkelerin ABD pazarına yönelik ürünlerine ek gümrük vergileri getirme tehdidinde bulunmasıyla başladı. Washington’ın baskısı sonucunda Küba’nın başlıca petrol tedarikçilerinden Venezuela’dan gelen sevkiyatlar kesilirken, Meksika’nın da petrol gönderimini durdurduğu bildirildi.

Küba, ihtiyaç duyduğu yakıtın yalnızca yaklaşık yüzde 40’ını kendi imkânlarıyla üretebiliyor. İthal petrolün kesilmesi, zaten yıllardır bakım ve yedek parça sıkıntısı yaşayan elektrik santrallerini çalışamaz hale getiriyor.

ABD yönetimi son olarak Küba Turizm Bakanlığı ile bazı devlet şirketlerine yeni yaptırımlar uyguladı. Washington, önlemlerin Küba yönetiminin baskıcı politikalarına ve bölgedeki faaliyetlerine karşı geliştirildiğini savunuyor. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, “azami baskı” politikasının gevşetilmesinin Küba yönetimini güçlendireceğini ileri sürüyor.

HALK HEM YAPTIRIMLARA HEM YÖNETİME ÖFKELİ
Sokaktaki tepki yalnızca Washington’a yönelmiyor. Havana ve bazı kentlerde geceleri tencere ve tavalara vurularak düzenlenen küçük protestolarda Küba hükümeti de hedef alınıyor.

Kübalılar bir taraftan ABD’nin yakıt ve dış ticaret üzerindeki baskısına tepki gösterirken, diğer taraftan ülkenin yaşlanan elektrik altyapısının yenilenmemesini, ekonomik yönetimdeki hataları ve temel ihtiyaçların karşılanamamasını eleştiriyor.

Küba’daki krizin tüm sorumluluğunu yalnızca yaptırımlara yüklemek, yıllardır biriken altyapı sorunlarını ve yönetim hatalarını görünmez kılıyor. Ancak petrol sevkiyatının dış baskıyla kesilmesi de mevcut sorunları doğrudan insani bir felakete dönüştürüyor.

Bedeli ise kararları alan hükümetlerden çok, ilaç bulamayan hastalar, suyunu kilometrelerce taşıyan yaşlılar ve çocuklarına yemek hazırlamaya çalışan aileler ödüyor.

BİRLEŞMİŞ MİLLETLER’DEN 165 OYLA AMBARGONUN KALDIRILMASI ÇAĞRISI
Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 7 Temmuz’da ABD’nin Küba’ya uyguladığı ekonomik, ticari ve mali ambargonun sona erdirilmesini isteyen kararı 165 ülkenin desteğiyle kabul etti. Karara yedi ülke karşı çıkarken 12 ülke çekimser kaldı.

Görüşmelerde çok sayıda ülke, yaptırımların Küba hükümetinden çok sıradan insanlara zarar verdiğini; gıda, ilaç, yakıt ve sağlık hizmetlerine erişimi zorlaştırdığını vurguladı. Karar hukuken bağlayıcı olmamasına rağmen Washington’ın politikasına karşı uluslararası toplumdaki geniş itirazı bir kez daha ortaya koydu.

KRİZİN SONU GÖRÜNMÜYOR
Küba yönetimi yakıtı sağlık, su, tarım ve gıda üretimi gibi temel alanlara yönlendirmeye çalışıyor. Ancak ülke çapında elektrik sisteminin art arda çökmesi, mevcut kaynakların en temel hizmetleri sürdürmeye yetmediğini gösteriyor.

Krizin uzaması halinde gıda üretiminin ve dağıtımının daha da aksaması, hastanelerdeki hizmetlerin daralması ve temiz suya erişimin zorlaşması bekleniyor.

Kübalıların talebi ise siyasi açıklamalardan daha yalın: Elektrik, su, gıda, ilaç ve onurlu bir yaşam. Washington ile Havana arasındaki onlarca yıllık hesaplaşmanın ortasında kalan halk, artık bir taraf seçmek değil, hayatta kalmak istiyor.

DAUSEN

DAUSEN

Girne Belediyesi

Girne Belediyesi

Gönyeli Alayköy Belediyesi

Gönyeli Alayköy Belediyesi