Kıbrıs-Fransa savunma hattında yeni eşik: Fransız askerlerinin adadaki varlığı için çerçeve anlaşması
Kıbrıs Cumhuriyeti ile Fransa arasında müzakere edilen SOFA anlaşması, Fransız askeri personelinin adadaki varlığına hukuki ve operasyonel zemin hazırlarken; Ankara adımın “adadaki hassas dengeyi bozabileceği” uyarısında bulunuyor.
Kıbrıs-Fransa savunma hattında yeni eşik: Fransız askerlerinin adadaki varlığı için çerçeve anlaşması
Kıbrıs Cumhuriyeti ile Fransa arasında müzakere edilen SOFA anlaşması, Fransız askeri personelinin adadaki varlığına hukuki ve operasyonel zemin hazırlarken; Ankara adımın “adadaki hassas dengeyi bozabileceği” uyarısında bulunuyor.
Bugün Kıbrıs
Kıbrıs Cumhuriyeti ile Fransa arasında müzakere edilen Kuvvetlerin Statüsü Anlaşması’nın, adada Fransız askerî personelinin bulunmasına ilişkin hukuki ve operasyonel çerçeveyi belirlemesi bekleniyor. Anlaşma, Doğu Akdeniz ve Levant bölgesinde jeopolitik dengelerin hızla değiştiği bir dönemde, Lefkoşa-Paris savunma ve güvenlik ilişkilerinde yeni bir aşama olarak değerlendiriliyor.
Kıbrıs Cumhuriyeti Başkanı Nikos Hristodulidis, 26 Nisan’da yaptığı açıklamada, Fransa ile görüşmelerin resmî aşamaya geçtiğini ve SOFA anlaşmasının bakanlar düzeyinde sonuçlandırılacağını duyurdu.
Hristodulidis, düzenlemenin “insani amaçlarla Fransız güçlerinin Kıbrıs topraklarında bulunmasını” öngöreceğini belirterek, bunu iki ülke arasındaki daha geniş stratejik uyumun parçası olarak nitelendirdi.
Anlaşmanın, Fransız askerî personelinin Kıbrıs’taki varlığı, hareketliliği ve faaliyetlerine ilişkin hukuki ve operasyonel kuralları belirlemesi bekleniyor. Bu kapsamda yargı yetkisi, vergilendirme, gümrük işlemleri ve konuşlanma koşullarının yanı sıra, Fransa’da görev yapacak Kıbrıslı personel için karşılıklılık ilkesi de düzenlenecek.
Hristodulidis, anlaşmanın haziran ayında tamamlanmasının beklendiğini söyledi.
HAZİRAN TAKVİMİ TESADÜF DEĞİL
Cyprus Mail’in edindiği bilgilere göre, haziran takvimi rastlantı değil. Savunma Bakanlığı kaynakları, bu tarihin 7-8 Haziran’da Lefkoşa’da yapılması planlanan AB savunma bakanları gayriresmî toplantısıyla örtüştüğünü belirtti.
Hedefin, SOFA’nın bu toplantıya kadar tamamlanması ve gayriresmî zirve sırasında imzalanarak kesinleştirilmesi olduğu ifade ediliyor. Ancak kaynaklar, Fransız güçlerinin Kıbrıs’ta kalıcı olarak konuşlanıp konuşlanmayacağı gibi ayrıntılar konusunda bilgi vermedi.
Anlaşmanın aslında 11 Mart’ta yapılması planlanan savunma bakanları gayriresmî toplantısında duyurulabileceği, ancak Kıbrıs Cumhuriyeti’nin AB Konseyi Başkanlığı’nın bölgesel güvenlik gelişmeleri nedeniyle toplantıyı ertelediği aktarıldı.
“YENİ BİR İLİŞKİ DEĞİL, DAHA KURUMSAL BİR AŞAMA”
Eski diplomat Euripides Evriviades, gelişmeyi Kıbrıs ile Fransa arasında uzun süredir derinleşen güvenlik ilişkilerinin sonucu olarak değerlendirdi.
Evriviades’e göre, iki ülke arasında “yeni başlayan bir aşk ilişkisi”nden söz etmek yanıltıcı olur. “Bu ilişki yeni değil. Derinliği, sürekliliği ve hafızası var. Bugün tanık olduğumuz şey bu ilişkinin doğuşu değil; daha yapılandırılmış, stratejik ve operasyonel bir seviyeye yükselmesidir” dedi.
Eski diplomat, dönüm noktalarından birinin Tassos Papadopulos döneminde yaşandığını hatırlattı. Kıbrıs ve Fransa, Mart 2007’de savunma iş birliği anlaşması imzalamıştı. O dönemde anlaşma, 2006 Lübnan krizi sırasında Kıbrıs’ın Fransız ve çok uluslu güçlere sağladığı kara ve lojistik destek sonrasında iş birliğinin geliştirilmesi ihtiyacından doğan “rutin bir pakt” olarak tanımlanmıştı.
Evriviades, bu adımların “kozmetik” olmadığını belirterek, Kıbrıs’ın diplomatik yönelimini geleneksel Anglosakson çerçevenin ötesine taşıdığını söyledi.
PARİS’TE İMZALANAN STRATEJİK ORTAKLIĞIN DEVAMI
Evriviades, Hristodulidis ile Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un Aralık 2025’te Paris’te imzaladığı Stratejik Ortaklık Anlaşması’na dikkat çekti.
Yaklaşık 4 bin kelimelik bu metnin savunma, güvenlik, inovasyon ve Avrupa koordinasyonu alanlarında siyasi çerçeveyi oluşturduğunu belirten Evriviades, SOFA’nın ise Fransız güçlerinin Kıbrıs’taki varlığı ve faaliyetleri için hukuki ve idari zemini sağlayacağını kaydetti.
“Bunlar birbirinden kopuk, geçici adımlar değil. Bir sıralama var: siyasi uyumdan stratejik ortaklığa, oradan da operasyonel varlığa geçiş” dedi.
KIBRIS İÇİN GÜVENLİK VE STRATEJİK ÖNEM
Evriviades’e göre anlaşma Kıbrıs Cumhuriyeti açısından bir dizi somut fayda sağlıyor.
Bunlardan ilki, ülkenin güvenlik kapasitesinin ve savunma duruşunun güçlenmesi. Evriviades, küçük devletler için güvenliğin yalnızlaşmadan değil, güvenilir iş birliği ağlarına, hukuka ve hazırlığa eklemlenmekten geçtiğini belirtti.
İkinci olarak, anlaşma Kıbrıs’ın Avrupa’nın en önemli askerî güçlerinden biri olan Fransa ile müşterek çalışabilirliğini artırıyor. Fransa; NATO üyesi, Akdeniz gücü, nükleer güç, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin daimî üyesi ve sınırları dışında operasyon yürütme kapasitesine sahip az sayıdaki Avrupa devletinden biri olarak öne çıkıyor.
Üçüncü olarak ise Kıbrıs, Avrupa’nın şekillenen jeopolitik güvenlik mimarisi içinde stratejik faydasını artırıyor. Evriviades, “Coğrafya tek başına yeterli değildir. Altyapıya, güvenilirliğe ve katkıya dönüştürülmelidir” değerlendirmesinde bulundu.
FRANSA İÇİN KIBRIS NEDEN ÖNEMLİ?
Fransa açısından da denklem açık görülüyor. Kıbrıs, Doğu Akdeniz’de istikrarlı ve AB üyesi bir platform sunuyor. Ada; Levant’a, Fransa’nın özel ilgi duyduğu Lübnan’a, Süveyş Kanalı’na, enerji ve ticaret koridorlarına ve çok sayıda istikrarsızlık alanına yakın konumda bulunuyor.
Ayrıca Kıbrıs, İsrail dahil olmak üzere bölgedeki birçok devletin güvenlik kaygılarının kesiştiği noktada yer alıyor.
Evriviades, “Erişimin önemli olduğu bir bölgede Kıbrıs erişim sunuyor. Güvenilirliğin kıt olduğu bir bölgede Kıbrıs öngörülebilirlik sunuyor” dedi.
AB’NİN 42.7 MADDESİ YENİDEN GÜNDEMDE
Gelişme, Avrupa Birliği Antlaşması’nın 42.7 maddesi bağlamında da değerlendiriliyor. Bu madde, bir AB üyesinin silahlı saldırıya uğraması halinde diğer üye devletlerin “ellerindeki tüm imkânlarla” yardım ve destek sağlamasını öngören karşılıklı savunma hükmü olarak biliniyor.
NATO üyesi olmayan ve uzun süredir güvenlik sorunu yaşayan Kıbrıs açısından bu madde özel önem taşıyor. Evriviades’e göre 42.7, AB çerçevesinde kolektif savunmaya en yakın mekanizma niteliğinde.
Ancak eski diplomat, maddenin tek başına yeterli olmadığını vurguladı. Ona göre bu tür hükümlerin inandırıcı olabilmesi için açıklık, angajman kuralları, ilişkiler, müşterek çalışabilirlik, sahadaki varlık ve güven gerekiyor.
Geçen ay Kıbrıs’ta yapılan gayriresmî Avrupa Konseyi toplantısında, Hristodulidis’in önerisiyle AB liderleri Avrupa Komisyonu’na 42.7 maddesinin uygulanmasına ilişkin somut bir operasyonel plan hazırlama görevi verdi. Bu planın, madde işletildiğinde kimin, nasıl ve hangi araçlarla yanıt vereceğini netleştirmesi bekleniyor.
Evriviades, “Yıllar boyunca bu madde hukuki bir metin olarak vardı; yükümlülüğü açıktı ama uygulaması belirsizdi. Bu, metinden mekanizmaya geçiş için ilk ciddi girişimdir” dedi.
AKROTİRİ’DEKİ DRONE OLAYI SONRASI VERİLEN MESAJ
Son dönemde RAF Akrotiri’de yaşanan drone olayının ardından bazı Avrupa ülkelerinin Kıbrıs’a deniz unsurları göndermesi de bu çerçevede değerlendiriliyor. Bu adım, 42.7 maddesinin resmen işletilmesi anlamına gelmese de, yardım, koordinasyon ve dayanışmanın gerektiğinde somutlaşabileceğini gösteren pratik bir örnek olarak yorumlandı.
Evriviades’e göre bu süreç, Kıbrıs’ın artık Avrupa güvenlik mimarisinin çevresinde değil, içinde konumlandığını gösteriyor.
“KÜÇÜK DEVLETLER STRATEJİK YALNIZLIK LÜKSÜNE SAHİP DEĞİL”
Zamanlamaya ilişkin değerlendirmesinde Evriviades, Doğu Akdeniz’in artık çevresel bir alan olmaktan çıktığını söyledi. Bölgenin Avrupa güvenliği, Orta Doğu’daki istikrarsızlık, enerji, göç ve büyük güç rekabetinin kesiştiği tek bir jeopolitik sahaya dönüştüğünü belirtti.
Evriviades, Kıbrıs’ın doktrininin savunmacı olduğunu savunarak, bu düzenlemelerin herhangi bir devlete karşı yönelmediğini ifade etti.
“Diplomaside küçük devletlerin stratejik yalnızlık lüksü yoktur. Amaç provoke etmek değil; kendini güvenli yapılara bağlamak ve faydalı olmaktır” dedi.
ANKARA’DAN TEPKİ: “DENGE BOZULABİLİR”
SOFA ve bağlantılı gelişmeler Ankara’da tepkiyle karşılandı. Türkiye, Fransa’nın Kıbrıs’a asker konuşlandırma planlarına karşı çıkarak, bunun adadaki mevcut güvenlik dengesini bozabileceği ve gerilimi artırabileceği uyarısında bulundu.
Türkiye Milli Savunma Bakanlığı’ndan bir yetkili, Ankara’daki basın bilgilendirmesinde, “Bu tür adımlar mevcut hassas dengeyi bozma ve adadaki gerilimi artırma riski taşımaktadır” dedi.
Aynı yetkili, bu girişimlerin “Rum Yönetimi açısından gelecekte güvenlik riskleri doğurabileceğini” savunarak, bölgesel istikrarı zayıflatabilecek adımlardan kaçınılması gerektiğini söyledi.
FRANSA-YUNANİSTAN HATTI DA ANKARA’NIN RADARINDA
Türk yorumculara göre SOFA duyurusu, bölgedeki daha geniş savunma yapılanmalarından bağımsız değil. Bir hafta önce Fransa ile Yunanistan, beş yıl sonra otomatik olarak yenilenecek kapsamlı savunma paktını genişleten “Güçlendirilmiş Kapsamlı Stratejik Ortaklık” anlaşması imzalamıştı.
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Atina’da Yunanistan Başbakanı Kyriakos Mitsotakis ile düzenlediği ortak basın toplantısında, bu ortaklıkta silahlı saldırı durumunda karşılıklı destek ve yardım maddesi bulunduğunu söylemişti.
Macron, “Bunu sormayın bile; ne olursa olsun yanınızda olacağız” ifadelerini kullanmıştı.
Yunanistan’ın son aylarda İsrail ile iş birliğini de derinleştirmesi, Ankara’nın bölgede kuşatılma kaygılarını artıran gelişmeler arasında gösteriliyor.













