Derya’dan dijital faşizm uyarısı: “Gençleri algoritmaların ve nefret ağlarının insafına bırakamayız”
CTP milletvekili Doğuş Derya, Meclis’te yaptığı kapsamlı konuşmada dijital faşizm, çevrimiçi radikalleşme, insel akımları, yapay zekâ destekli otoriterleşme ve eğitim politikalarındaki boşluklara dikkat çekti; güvenlikçi refleksler yerine sosyal adalet ve demokratik vizyon temelinde politika üretilmesi çağrısı yaptı.
Derya’dan dijital faşizm uyarısı: “Gençleri algoritmaların ve nefret ağlarının insafına bırakamayız”
CTP milletvekili Doğuş Derya, Meclis’te yaptığı kapsamlı konuşmada dijital faşizm, çevrimiçi radikalleşme, insel akımları, yapay zekâ destekli otoriterleşme ve eğitim politikalarındaki boşluklara dikkat çekti; güvenlikçi refleksler yerine sosyal adalet ve demokratik vizyon temelinde politika üretilmesi çağrısı yaptı.
Bugün Kıbrıs
Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu’nda söz alan CTP Lefkoşa milletvekili Doğuş Derya, konuşmasının başında Türkiye Cumhuriyeti’nin Kıbrıslı Türk aydınlara yönelik N82 ve G82 kodlarıyla uyguladığı giriş yasaklarına ilişkin Tarım Bakanı Hüseyin Çavuş’un yaklaşımına sert tepki gösterdi. Bu uygulamaların normalleştirilemeyeceğini vurgulayan Derya, “Burada ne yapalım Türkiye’nin kararıdır denilerek bu hak ihlalleri normalleştirilemez; dijital çağda bunun adı analog faşizmdir” dedi.
Aydınların, gazetecilerin ve barış savunucularının cezalandırılmasına sessiz kalınamayacağını belirten Derya, “Bu ülkenin vekiliyseniz eli kalem tutan, şiir yazan, barışı savunan insanlara yapılan haksızlığa karşı durmak zorundasınız” ifadelerini kullandı.
DİJİTAL FAŞİZM VE TEKNO-FEODALİZM UYARISI
Derya konuşmasının devamında dijital platformlar üzerinden şekillenen yeni otoriter düzeni “dijital faşizm” ve “tekno-feodalizm” kavramlarıyla tarif ederek, bunun yalnızca teknoloji meselesi değil demokrasi, özgürlük ve toplum meselesi olduğunu söyledi.
Cambridge Analytica skandalını hatırlatan Derya, milyonlarca insanın verilerinin siyasi manipülasyon için kullanıldığını belirterek, “Seçmenlerin nasıl manipüle edildiğini, kişiye özel propagandalarla seçim sonuçlarını belirleyebilecek bir dijitalleşmenin nasıl yerleşik hale geldiğini o skandal gösterdi” dedi.
Bu sürecin bireyleri kullanıcı olmaktan çıkarıp veri sağlayan nesnelere dönüştürdüğünü vurgulayan Derya, “Artık hangi şirket davranışları daha yakın tahmin edip yönlendirebilirse onun daha çok para kazandığı bir süreç işliyor. Veriler kapitale dönüştürüldü” ifadelerini kullandı.
Derya, platform şirketlerinin yalnızca ekonomik değil siyasal iktidar kurduğunu savunarak, “Vatandaşların yerini dijital serfler aldı; tekno oligarkların iktidarını besleyen bir tebaaya dönüşme riskiyle karşı karşıyayız” diye konuştu.
İNSEL AKIMI VE ÇEVRİMİÇİ ŞİDDET ALARMI
Konuşmasının önemli bölümünü gençler arasında büyüyen “insel” akımına ayıran Derya, bunun bireysel vakalarla açıklanamayacak ölçüde derin bir toplumsal sorun olduğunu söyledi.
Derya, “Kadınlar tarafından reddedildikleri için öfkeli erkek grupları olarak örgütleniyorlar, tecavüzün nasıl yapılacağına dair kılavuzlar oluşturabiliyorlar. Bu münferit değil, sistemsel bir meseledir” dedi.
Kadın düşmanlığı ile mülteci karşıtlığının aynı faşizan zeminde üretildiğini belirten Derya, “Bu dijital platformlar yoksulluğun nedenini oligarklarda değil göçmende aratan, öfkeyi yanlış yere yönlendiren ağır bir dalga üretiyor” ifadelerini kullandı.
Türkiye’de yaşanan bazı gençlik şiddeti vakalarının da bu bağlamda değerlendirilmesi gerektiğini söyleyen Derya, bunların yalnızca kriminal dosyalar olarak okunamayacağını vurguladı.
“OKULLARI POLİSLE DEĞİL SOSYAL POLİTİKAYLA KORURSUNUZ”
Eğitim politikalarına da değinen Derya, okullara polis ya da zabıta yerleştirilmesini çözüm olarak görmediğini söyledi.
Derya, “Siz zabıta, polis dikerek ya da okul duvarlarını yükselterek okulu güvenli hale getiremezsiniz. Sorun güvenlik değil, sosyal adalet ve koruyucu politika eksikliğidir” dedi.
Çocukların dijital risklere karşı korunması için yasakçı değil destekleyici mekanizmalar gerektiğini vurgulayan Derya, “Çocuklara etüt alanları, sanat, spor, yaratıcı faaliyetler açarak; eğitimde sosyal hizmet uzmanlarını devreye sokarak, aileleri dijital platformlar konusunda bilinçlendirerek bu meseleye yaklaşmak gerekiyor” diye konuştu.
Rehber öğretmenlerle sınırlı anlayışın yeterli olmadığını belirten Derya, insan hakları ve demokrasi temelli eğitim modelleri kurulması gerektiğini savundu.
YAPAY ZEKÂ VE ŞİRKET TİRANLIĞI UYARISI
Derya, yapay zekâ yatırımlarının militarizasyon ve küresel güç paylaşımıyla bağlantısına da dikkat çekerek, dünyanın yeni bir otoriter evreye sürüklendiğini söyledi.
Elon Musk ve büyük teknoloji şirketlerini örnek gösteren Derya, “Artık ulus devletten şirket devlete geçişin adı konuldu. Bürokrasi ve siyaset gereksiz diyen bir şirket manifestoları dönemine girildi” ifadelerini kullandı.
Ortadoğu’daki savaşlar ile yapay zekâ yatırımları arasında bağ kuran Derya, “Haritaların yeniden şekillendirilmeye çalışıldığı bu dönemde Kıbrıs bunun göbeğinde duruyor” dedi.
Teknolojik iyimserliğin yerini ciddi bir karanlık senaryoya bıraktığını belirten Derya, buna karşı alternatifler üretilmesi gerektiğini söyledi.
“POLİTİKASIZLIĞI POLİTİKA HALİNE GETİRDİNİZ”
Hükümete de sert eleştiriler yönelten Derya, sosyal adaletin, eğitimin ve demokratik katılımın zayıflatılmasının bu riskleri büyüttüğünü söyledi.
Derya, “Ekonomik, sosyal ve siyasal katılımı düşürürseniz öfkeli grupların alternatif alanlarda örgütlenmesi ve karşımıza suç ağları olarak çıkması kaçınılmaz olur” dedi.
Hükümetin vizyon eksikliği içinde hareket ettiğini kaydeden Derya, “Sorun politikasızlığı politika haline getirmiş olmanızdır” ifadelerini kullandı.
“BU KONUŞMAYI KAYDA GİRSİN DİYE YAPIYORUM”
Konuşmasının sonunda bunun partiler üstü mesele olduğunu vurgulayan Derya, Meclis’in ortak akılla politika üretmesi çağrısı yaptı.
Derya, “Bu konuşmayı sizde karşılık bulsun diye değil, kayda girsin diye yapıyorum; toplumun gündemine gelsin ve birlikte çözüm üretelim diye yapıyorum” diyerek sözlerini tamamladı.













