Rubin’den yeni makale: ABD, Kıbrıs’ta silah ambargosuna son vermeli

Pentagon çalışanı Ortadoğu uzmanı Micheal Rubin, Türkiye'nin Kıbrıs'ta insansız hava aracı üssü kurmasının, ABD'nin Kıbrıs'a yönelik silah ambargosunu iki nedenle sona erdirmesini zorunlu kıldığını savundu. Rubin, Erdoğan'ın tehditlerinin gerçek olduğunun farkına varılmasını da istedi.

ABD Savunma Bakanlığı’nda Ortadoğu uzmanı olarak görev yapan Michael Rubin son yazısında yine Kıbrıs’tan bahsetti. “ABD, Kıbrıs’ta silah ambargosuna son vermeli” başlıklı yazıda Rubin, “Türkiye’nin Kıbrıs’ta insansız hava aracı üssü kurması, ABD’nin Kıbrıs’a yönelik silah ambargosunu iki nedenle sona erdirmesini zorunlu kılıyor” dedi.

Yazı şöyle:
“ABD Senatosu 19 Kasım 1987’de, 1961 tarihli Dış Yardım Yasasını “ABD menşeli savunma malzemelerinin Türkiye veya Yunanistan tarafından Kıbrıs’a transfer edilemeyeceğini veya Kıbrıs’ta kullanılamayacağını” ilan edecek şekilde yeniden düzenledi. Silah ambargosundan ne Washington Post veya New York Times’ta, ne başkan Ronald Reagan’la ilgili belgelerde veya Dışişleri Bakanı George Shultz’un otobiyografisinde bahsediliyor.

Düzenlemenin arkasındaki senatörler, askeri bir çözüm olmadığına dair hem Rumları ve hem de Türkleri ikna ederek diplomasiyi hızlı bir şekilde başlatacaklarına inanıyordu. Gerçekte ise tam tersi oldu:

Türkiye’nin silah altındaki asker sayısının Fransa ve Almanya’nın toplamından daha fazla olması nedeniyle, Birleşik Devletler, birbirini takip eden Türk hükümetlerinin çoğunun Kıbrıs’a gönderdiği silahların Türkiye’ye akışını sürdürdü. Türkiye kendi yerli askeri sanayisini inşa ederken, Ankara Türkiye’nin işgali altındaki kuzey Kıbrıs’a askeri yığınağı daha da artırdı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan yönetiminde Türkiye giderek daha agresif bir politika izlemeye başladı. Türkiye bir zamanlar sadece Kıbrıs’ı işgal ederken, Türk diktatör kuvvetlerini hem Suriye’ye hem de Irak’a gönderdi, işgal ettiği bölgeleri etnik olarak temizledi, Yunan adalarını tehdit etti, Dağlık Karabağ savaşına katıldı ve hatta Bulgaristan’dan toprak talep etti. Erdoğan birkaç yıldır Lozan Antlaşması’nı alenen reddederken, son zamanlarda uluslararası normları reddetmeyi daha da ileri götürdü.

19 Mayıs’ta cumhurbaşkanlığı sarayı kütüphanesinde gençlerden oluşan bir gruba hitap eden Erdoğan, “Türkiye bizim için 780 bin kilometrekare değil; Türkiye bizim için her yerde” dedi. 20 Temmuz’da Kuzey Kıbrıs’ı ziyaret edeceğini belirtti. “Kuzey Kıbrıs’tan vereceğimiz mesajlar sadece adayı değil tüm dünyayı ilgilendiriyor” uyarısında bulundu.

Sadece ABD değil, Avrupa Birliği de Erdoğan’ın tehditlerinin gerçek olduğunun farkına varmalı. Dönemin Irak Devlet Başkanı Saddam Hüseyin’in Kuveyt’in Irak’ın 19. eyaleti olduğu yönündeki açıklamalarını retorik aşırılık olarak kabul ettikleri 30 yıl önceki hatayı tekrarlamamalıdırlar. Kanıtlar, Erdoğan’ın son tehditlerinin retorik abartı değil, somut olduğunu gösteriyor.

Erdoğan ve diğer üst düzey Türk yetkililer, Türk ordusunun şimdi Geçitkale Hava Üssü olarak ismi değiştirilen Lefkoniko Havalimanı’na insansız hava araçları – önce gözetleme ve ardından saldırı – transfer etmekle açıkça övünüyorlar.

Kıbrıs’taki Türk İHA üssü sadece Kıbrıs’ın işgal edilmemiş kısımlarını değil, Girit’ten İsrail’e, Atina’dan Mısır’a kadar tüm bölgeyi tehdit ediyor.

Türkiye’nin Kıbrıs’ta insansız hava aracı üssü kurması, ABD’nin Kıbrıs’a yönelik silah ambargosunu iki nedenle sona erdirmesini zorunlu kılıyor.

Birincisi askeri: eski dışişleri bakanı Mike Pompeo’nun Eylül 2020’de söylediği kısmen kaldırılma gerçek olmaktan çok sembolikti. Kıbrıs, kariyer diplomatlarının direnişi ve Dışişleri Bakanlığı’nın kendi Türkiye lobisi nedeniyle kurşun geçirmez yeleklerden biraz daha fazlasını ancak alabildi. Erdoğan’ın Bayraktar-TB2 saldırı İHA’larını konuşlandırması, İHA’lara karşı koymak için Kıbrıs’a teknoloji transferini zorunlu kılıyor.

Bu, ABD’nin geçmişte hem İsrail hem de Suudi Arabistan’a sağladığı gibi Patriot füze bataryalarını içerebilir. Pentagon, Türk dronlarını düşürmese bile körleme yapabilen sinyal bozucu cihazları da vermelidir.

Gerçekten de Biden yönetimi daha da ileri gitmeli. Kıbrıs’ın şu anda kendine ait bir hava kuvveti yok ve sadece küçük bir gönüllü birliği bulunuyor. Bunu düzeltmek için ABD, Kıbrıs’ın İHA kapasitesini Türkiye’ye göre niteliksel bir askeri üstünlüğe sahip olduğu noktaya kadar geliştirmeyi stratejik bir öncelik haline getirmelidir.

Ambargoyu kaldırmanın ikinci nedeni diplomatik. Artık Brüksel veya Washington, Lefkoşa’nın Ankara’ya taviz vermesini beklememeli. Bunu yapmak sadece Türk saldırganlığını ödüllendirir. Mevcut statükoyu bırakması için Erdoğan’ı ikna etmenin tek etkin yolu, tek taraflı hareket ettiği her zaman Türkiye’nin stratejik konumunun zayıflayacağını göstermektir.

1 Haziran’da Dışişleri Bakanı Antony Blinken, Kıbrıs Dışişleri Bakanı Nikos Christodoulides ile görüştü. Blinken’in ikili işbirliğini derinleştirme ve “Doğu Akdeniz’de istikrarı teşvik etme” vaadi memnuniyetle karşılansa da, sözler tek başına Türk saldırı uçaklarına karşı koyamayacaktır. ABD’nin tek taraflı silah ambargosuna son verme zamanı geldi.”

Kaynak: Ahval

MAGUSA FEST

DAUSEN

Girne Belediyesi

Gönyeli Alayköy Belediyesi