Rogers’tan Dinçyürek’e: “Ebola riskini küçümsemenizi Tatar’ın COVID’i küçümsemesine benzetiyorum”
Bağımsız Girne milletvekili Jale Refik Rogers, Sağlık Bakanı Hakan Dinçyürek’in Ebola uyarılarına verdiği yanıtı eleştirerek, amacının panik yaratmak değil halk sağlığı için hazırlık talep etmek olduğunu söyledi. Dinçyürek ise Kıbrıs'ın kuzeyinde Ebola vakası bulunduğu yönündeki iddiaların “külliyen yalan” olduğunu belirterek, “Spekülatif haberlerle bu ülkeye zarar vermeyelim” dedi.
Rogers’tan Dinçyürek’e: “Ebola riskini küçümsemenizi Tatar’ın COVID’i küçümsemesine benzetiyorum”
Bağımsız Girne milletvekili Jale Refik Rogers, Sağlık Bakanı Hakan Dinçyürek’in Ebola uyarılarına verdiği yanıtı eleştirerek, amacının panik yaratmak değil halk sağlığı için hazırlık talep etmek olduğunu söyledi. Dinçyürek ise Kıbrıs'ın kuzeyinde Ebola vakası bulunduğu yönündeki iddiaların “külliyen yalan” olduğunu belirterek, “Spekülatif haberlerle bu ülkeye zarar vermeyelim” dedi.
Bugün Kıbrıs
Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu’nda Ebola salgını, sağlıkta önleyici hizmetler, kozmetik tüzüğü, hemşirelerin durumu ve Girne Asker Hastanesi protokolü üzerinden sert tartışma yaşandı. Sağlık Bakanı Hakan Dinçyürek, Bağımsız Girne milletvekili Jale Refik Rogers’ın Ebola salgınına ilişkin uyarılarına yanıt verirken, ülkede Ebola vakası bulunduğu yönündeki iddiaları yalanladı. Rogers ise Dinçyürek’in yaklaşımını eleştirerek, salgın riskine karşı eylem planı talep ettiğini vurguladı.
“EBOLA VAKASI VAR” İDDİASINA YALANLAMA
Sağlık Bakanı Hakan Dinçyürek, Ebola virüsüyle ilgili son günlerde medya, sosyal medya ve Meclis kürsüsünde çeşitli iddiaların gündeme geldiğini belirterek, bir basın kuruluşunun kendisini arayıp Kıbrıs’ın kuzeyinde Ebola vakası olup olmadığını sorduğunu aktardı.
Dinçyürek, bu iddiaya sert yanıt verdi:
“KKTC’de Ebola virüsüne rastlandı doğru mu? Külliyen yalan. Bir kere spekülatif haberlerle bu ülkeye zarar vermeyelim.”
Dinçyürek, Kıbrıs’ın kuzeyinin dünyadan kopuk olmadığını, sınır kapatma veya genel karantina gibi uygulamaların dünyada yaygın biçimde devreye alınmadığını söyledi. Ebola’nın kuluçka süresinin 21 gün olduğunu hatırlatan Dinçyürek, yalnızca salgının görüldüğü ülkelerden doğrudan gelenleri engellemenin yeterli olmayacağını savundu.
“ÜLKE EN YÜKSEK RİSK ALTINDAYMIŞ ALGISI YARATMAYALIM”
Dinçyürek, Sağlık Bakanlığı’nın bulaşıcı hastalıklar ve enfeksiyon hastalıklarıyla ilgili kurullarla ortak toplantılar yaptığını, dünyadaki gelişmeleri takip ettiğini belirtti. Kıbrıs’ın güneyi, Türkiye, Avrupa Birliği ve diğer ülkelerdeki uygulamalara baktıklarını söyleyen Dinçyürek, halkı bilinçlendirmeye çalıştıklarını ifade etti.
Bakan, Ebola’nın ülkeye gelmesi halinde bunun ciddi bir sorun olacağını kabul etti ancak kamuoyunda paniğe yol açacak açıklamalardan uzak durulması gerektiğini savundu. Dinçyürek, “Sanki bu ülke en yüksek Ebola riski altında bir ülke algısı yaratacak yorumlardan, konuşmalardan biraz uzak durmamız gerektiğine inanıyorum” dedi.
ROGERS: “EYLEM PLANINIZ NEDİR DEDİM, CEVAPTAN PLAN OLMADIĞINI ANLIYORUM”
Dinçyürek’in ardından yeniden söz alan Rogers, Ebola konusunu gündeme taşımasının sebebinin panik yaratmak olmadığını belirtti. Rogers, virüslerin sınır tanımadığını ve dünyanın artık çok küçük bir yer haline geldiğini vurgulayarak, Sağlık Bakanlığı’nın görevinin halk sağlığını riske atabilecek durumlara karşı önlem almak olduğunu söyledi.
Rogers, Dinçyürek’in yanıtından somut bir eylem planı bulunmadığı sonucunu çıkardığını ifade etti:
“Ben bu kürsüden birkaç soru sordum. Eylem planınız nedir dedim. Eylem planının şu anda olmadığını anlıyorum ben dinlediğim cevaptan.”
Rogers, amacının “felaket tellallığı” yapmak olmadığını belirterek, Sağlık Bakanlığı’nın olası vaka, karantina, tedavi, temaslı takibi ve sağlık çalışanlarının korunması gibi başlıklarda hazırlıklı olması gerektiğini vurguladı.
“TATAR’IN COVID’İ KÜÇÜMSEMESİNE BENZETİYORUM”
Rogers, konuşmasında 3 Mart 2020’de dönemin Başbakanı Ersin Tatar’ın COVID-19 salgınına ilişkin sözlerini hatırlattı. Tatar’ın Meclis kürsüsünden “bu virüsün bize geldiği falan yok, bu kadar abartı nedir, kendi ayağımıza kurşun sıkıyoruz” dediğini belirten Rogers, bu açıklamanın ülkede ilk COVID-19 vakasının tespit edilmesinden birkaç gün önce yapıldığını söyledi.
Rogers, Dinçyürek’in Ebola uyarılarına yaklaşımını bu tavra benzetti:
“Sizin bunu küçümsemenizi Ersin Tatar’ın COVID’i küçümsemesine benzetiyorum. Hiç de kusuruma bakmayın.”
Rogers, bulaşıcı hastalıklar konusunda çalışan hekimlere, hemşirelere ve sağlık çalışanlarına güvendiğini ifade ederek, sorunun sağlık çalışanlarında değil, Bakanlığın konuyu küçümseyen yaklaşımında olduğunu söyledi.
KOZMETİK TÜZÜĞÜ İÇİN “ÖNÜMÜZDEKİ HAFTA” AÇIKLAMASI
Dinçyürek, Rogers’ın kozmetik ürünlerin denetimiyle ilgili eleştirilerine de yanıt verdi. Kozmetiklerle ilgili son toplantının hafta içinde yapılacağını belirten Dinçyürek, tüzüğün son şeklinin verileceğini ve Bakanlar Kurulu gündemine gönderileceğini söyledi.
Dinçyürek, “Önümüzdeki hafta kozmetikle ilgili tüzük Bakanlar Kurulu’nda görüşülecek. Uygun görülürse geçecek” dedi.
Bakan, muhalefeti bu konuda çelişkili davranmakla suçladı. Rogers’ın temel sağlık hizmetlerinde kimyager istihdamı gerektiğini söylediğini hatırlatan Dinçyürek, bir gün önce Meclis’te görüşülen düzenlemede Temel Sağlık Hizmetleri Dairesi’ne kimyager istihdamı için değişiklik yapıldığını, muhalefetin ise buna “hayır” dediğini iddia etti.
DİNÇYÜREK’TEN MUHALEFETE: “HALKIN HİZMET ALMASINA ENGEL OLUYORSUNUZ”
Dinçyürek, muhalefetin sağlık alanındaki bazı düzenlemelere karşı çıkmasını da eleştirdi. Girne Asker Hastanesi’nde vatandaşların ücretsiz ayaktan sağlık hizmeti ve tanıya yönelik hizmet almasına ilişkin düzenlemeye muhalefetin karşı çıktığını söyleyen Dinçyürek, bunun halkın sağlık hizmetine erişimini kolaylaştıracak bir adım olduğunu savundu.
Bakan, köylerde fizik tedavi, diyetisyen hizmetleri ve bazı bölgelerde röntgen hizmetlerinin yaygınlaştırılmasına yönelik düzenlemelere de muhalefetin karşı çıktığını ileri sürdü. Dinçyürek, “Biz halka hizmet etmek için uğraşıyoruz. Doğru olan icraatları gelin hep beraber destekleyelim” dedi.
ROBOTİK CERRAHİ, ANJİYO VE PET İHALESİ VURGUSU
Dinçyürek, Sağlık Bakanlığı döneminde sağlık alanında önemli yatırımlar yapıldığını savundu. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi’nde bir ay içinde 14 robotik cerrahi ameliyatının başarıyla gerçekleştirildiğini söyleyen Dinçyürek, daha önce bu konuda kendilerine yönelik eleştiriler yapıldığını hatırlattı.
Mağusa Devlet Hastanesi’nde anjiyo hizmetinin başladığını belirten Dinçyürek, bayram döneminde 5 acil hastaya anjiyo yapıldığını, bunlardan ikisinin kalp krizi geçirdiğini ve hastaların tedavi edilerek taburcu edildiğini söyledi. Bakan, önümüzdeki ay en geç Mağusa Devlet Hastanesi’nde kalp damar cerrahisi ameliyatlarının başlamasını hedeflediklerini de kaydetti.
Dinçyürek ayrıca yıllardır konuşulan PET cihazı için önümüzdeki hafta ihaleye çıkılacağını, gerekli paranın ve şartnamenin hazır olduğunu ifade etti.
ROGERS: “SADECE TEDAVİ EDİCİ SAĞLIĞA ODAKLANMAK EN BÜYÜK SORUN”
Rogers ise Dinçyürek’in robotik cerrahi ve cihaz yatırımlarıyla ilgili açıklamalarına karşılık, bu yatırımlara karşı olmadığını ancak sağlık sisteminin yalnızca tedavi edici hizmetlere odaklanmasının yanlış olduğunu söyledi.
Robotik cerrahi dahil birçok cihaz yatırımının yapılabileceğini belirten Rogers, asıl önceliğin koruyucu sağlık hizmetlerinin güçlendirilmesi olması gerektiğini vurguladı.
Rogers, erken teşhisin önemine dikkat çekerek, “Biz aslında bir kanseri en erken safhasında teşhis etmeliyiz ki bu kişiler çok küçük bir müdahaleyle hayatlarına sağlıklı olarak devam edebilsin” dedi. Sağlık sisteminin yalnızca ağır ameliyatlar, kemoterapi, radyoterapi ve uzun tedavi süreçleri üzerinden ilerlemesinin hem maddi hem de manevi yük yarattığını ifade etti.
ASKER HASTANESİ PROTOKOLÜ ÜZERİNDEN GERİLİM
Tartışmaya CTP milletvekili Erkut Şahali de katıldı. Şahali, Girne Asker Hastanesi’nde sivillere hizmet verilmesine ilişkin düzenlemeyi eleştirerek, Kıbrıs’ın kuzeyinde kamu sağlık hizmeti sunacak hekimlerin Tabipler Birliği’ne üye olması gerektiğini söyledi.
Şahali, asker hastanesinin Türkiye Cumhuriyeti’ne bağlı garnizonda görev yapan askeri personel ve ailelerinin sağlık ihtiyaçları için kurulduğunu belirterek, sivillere hizmet verilmesi halinde hukuki ve mesleki sorumlulukların nasıl işletileceğini sordu.
Dinçyürek ise asker hastanesinde sivillere geçmişte de hizmet verildiğini, yapılan protokolün ve Meclis onayının hukuka uygun olduğunu savundu. Bakan, iki ülke arasında protokol imzalandığını, bunun Meclis’te onay yasası haline getirildiğini ve yasal süreçlerin işletildiğini belirtti.
ROGERS: “ŞİKAYETİN MUHATABI KİM OLACAK?”
Rogers, askeri hastanede sivillere bakacak hekimlerin Tabipler Birliği’nden en azından geçici üyelik alması gerektiğini söyledi. Protokoller yasaların üzerindeymiş gibi davranıldığını belirten Rogers, asıl sorunun hasta hakları ve olası malpraktis süreçlerinde ortaya çıkacağını ifade etti.
Rogers, askeri hastanede tedavi gören bir hastanın yanlış teşhis veya yanlış tedavi nedeniyle şikayetçi olmak istemesi halinde muhatabın kim olacağı sorusunu gündeme taşıdı. Böyle bir durumda hastanın Sağlık Bakanlığı yerine Türkiye Cumhuriyeti Savunma Bakanlığı’na yönlendirileceğini söyleyen Rogers, bunun Kıbrıs’ın kuzeyinde yaşayan insanlar açısından ciddi bir sorun olduğunu belirtti.
Rogers, tartışmanın özünün halk sağlığını korumak olduğunu vurgulayarak, Sağlık Bakanlığı’nın kriz ortaya çıktıktan sonra değil, riskler ortaya çıkmadan önce hazırlık yapması gerektiğini söyledi.













