Özel’den Bahçeli’ye destek: “Altına imzamızı koyuyoruz”

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, “Terörsüz Türkiye” sürecini rekabet ya da muhalefet alanı olarak görmediklerini belirterek, “Barışı ve demokrasiyi savunan yaklaşımımızı bir kez daha teyit ediyoruz, altına bir kez daha imzamızı koyuyoruz” dedi.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, iktidarın ‘terörsüz Türkiye’ olarak adlandırdığı sürece gösterdikleri yaklaşımın devam edeceğini duyurdu. CHP’nin iç cephenin en kuvvetli olması gerektiği zamanda durması gerektiği yeri bilen bir parti olduğunu ifade eden Özel, “Terörsüz Türkiye, PKK’nın silah bırakması, demokratikleşme adımları atılması, altına birlikte imza attığımız raporun 6. ve 7. kısımları; bu mesele rekabet alanı değildir, bir husumet alanı olamaz, bir muhalefet alanı olarak da görmüyoruz. Bu mesele hepimiz için tarihi bir sorumluluk alanıdır” dedi. CHP olarak hem barışı hem demokrasiyi savunmaya devam edeceklerini söyleyen Özel, “PKK’yı silahsızlaştıran, Türkiye’de içerideki sorunu bitiren, bütün Kürtler için, ülkelerinde, ülkelerinin birlik ve beraberliği içinde en eşit şekilde yaşayacakları bir yarın için inisiyatif koyan yaklaşımımızı bir kez daha teyit ediyoruz, altına bir kez daha imzamızı koyuyoruz” diye konuştu.

Özel, partisinin yarın Ankara’da görülecek kurultay iptal davasına da değinen Özel, “Yandaş basına çıkanlara, her akşam ücreti karşılığında partisini tartıştıranlara, umuduna butlana şutlana koyanlara söylüyorum. Hey, hepinize söylüyorum. Milletin vermediğini, delegenin vermediğini saraydan dilenenlere söylüyorum. Onun için bu salona ve bütün örgüte söylüyorum. Ayağa kalktınız, yok artık oturmak, hedef iktidar, hiçbir gün yok durmak. Hep beraber gidiyoruz, alınacak iktidar. Millet korkmasın, milleti saracağız, haysiyetsizlerin defterini düreceğiz” ifadelerini kullandı.

Partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada isim hakkını aldıkları “akpden.com” sitesini de duyuran Özel, “Bundan sonra akpden.com’u yakından takip edin. Köprüleri, otoyolları, babadan dededen miras o canım karlı işletmeleri satmaya kalktıklarında akpden.com’dan hepsini duyuracağız. Bundan sonra gençlerin bilgisayarında, gençlerin cep telefonunda, oyun konsolunda niçin alınamıyor hepsini birden birlikte göreceğiz: akpden.com. Bizi izlemeye devam edin” dedi.

Özel, aileleriyle çekildikleri bir videonun servis edilmesine de tepki gösterek, “Ali Mahir Başarır’ın çocukluk arkadaşını yalan yere gözaltına aldılar. Çocuk demiş ‘Bende bir şey yok.’ Cep telefonu şifresini vermiş. Oradan buldukları, o kadar şeyin içinden buldukları bir videoyla insanları, eşleriyle, çocuklarıyla biri oldukları ortamı ifşa edip bir de utanmadan onu ‘Yok alem görüntüleri çıktı, bilmem ne görüntüleri çıktı’ diye. Alemin de alasını bilirsiniz, günahın da alasını bilirsiniz. O görüntülerde alnımız açık, başımız dik. Veremeyeceğimiz tek bir hesap yok. Ne ailemize ne milletimize!” dedi.

CHP lideri Özel’in grup toplantısındaki konuşmasından satır başları şöyle:
“Tüm kadrolarımızla seferberllği başlattığımız gün yeni enflasyon verileri açıklandı. Nisan ayında aylık enflasyon TÜİK tarafından yüzde 4,8 olarak ilan edildi. TÜİK bile aylık enflasyonu yüzde 4,8 olarak ilan etti. Yıllık enflasyon 30’dan 32,4’e yükseldi. Yani TÜİK’e göre bile geçen sene bugün 100 lira olan bir mal ya da hizmet ortalama 132 liraya çıkmış durumda. Tabii ki bu gıdada çok daha yüksek, belli ürünlerde çok daha yüksek. Ama TÜİK’in sepetinin o enflasyon ortalaması geçen sene 100 lira olan mal ve hizmetler için bugün 132 lira olduğunu gösteriyor. Merkez Bankası’nın yıl sonu enflasyon hedefi yüzde 16’ydı. Yani emekli, emekçi, devletin memuru, kamudaki işçi için hesabı kitabı yaparken devlet yüzde 16 olacak enflasyon diyordu. Dört ayda yüzde 16’lık enflasyona neredeyse geldik. 14,6 oldu.

Öyle bir noktadayız ki hiçbir hedefini tutturamayan iktidar milleti enflasyona ezdiren ekonomiyi yönetemeyen ve artık yönetme umudu kalmamış bir noktaya süreklendi. Milletimiz hayat pahalılığı altında eziliyor. Ama ‘Her şeyi ben bilirim’ diyen, ‘Ben ekonomistim’ diyen, pandemide bütün dünya enflasyonu durdurmak için kısa süreli faiz silahını çekmişken faizle savaş açıyorum diye enflasyonları yüzde 87’lere kadar götüren birisi dün bir açıklama yapmış, gerçekten inanamadım. Döndüm döndüm bir daha okudum. Şöyle diyor: ‘Açıklanan kritik veriler Türkiye ekonomisinin küresel krizleri yönetme kapasitesini bir kez daha teyit etmiştir.’ Allah’tan kork. Hangi yönetme kapasitesinden bahsediyorsun? Dün açıklanan aylık enflasyon dünyadaki 100 ülkenin yıllık enflasyonundan fazla.

“Bu millet senden kurtulmak için dua ediyor Allah’a”
Dünyada enflasyon Türkiye’de anlandığı anlamda bir sorun olmaktan çıktı. Dünyada enflasyonda 100 ülke var, bir yıllık enflasyonu yüzde beşin altında, Türkiye bir aylık enflasyonda yüzde beşi yakalamış durumda. Çıkmış ‘Küresel krizleri yönetme kapasitemiz teyit edildi’ diyor. Ve öyle bir noktada ki ya gerçekten milletin halinden rakamlardan haberi yok ya da gerçeklikten kopmuş, saraylara hapsolmuş bir iktidar görüntüsü, fildişi kulelerinden vatandaşı karınca gibi görüyor. Vatandaşı küçük görüyor. Vatandaşın aklıyla, vicdanıyla yaşadıklarıyla dalga geçiyor. Buradan Erdoğan’a söyleyeceğim şudur: O karıncanın kardeşi var. O karıncayı sana ezdirmeyiz. O karıncanın kardeşi CHP’dir.

Dört aylık enflasyonun sonucunda asgari ücret 4 bin 100 lira eridi. Yani ocak ayında 28 bin lira denen asgari ücret şimdi 23 bin 900 lira o anki parayla. Daha önünde bir yıl var emekçinin. En düşük emekli maaşı 3 bin lira eridi 17 bin liraya geriledi. En düşük memeur aylığı dokuz bin lira eridi. Ne diyordu Erdoğan ‘Üç yıl öncekinden daha az ekmek alıyorsanız bana beddua edin’ diyordu. Tarih 30 Kasım 2005. ‘Üç yıl öncekinden daha az ekmek alıyorsanız bana beddua edin’ diyor. Üç yılı geçtim Sayın Erdoğan üç ay önce asgari ücretli bin 870 ekmek alıyordu, hesap ortada. Hani diyorsun ya ‘O makinayı bırak, altın hesabını bırak’. ‘O makinayı eline al somun ekmek hessabı yap.’ Üç ay önce asgari ücret bin 870 ekmek alırken şu anda bin 605 eklem alıyor. Üç ayda asgari ücrette 265 ekmek kaybı var. Bu milletin irfanında, kültüründe kimseye beddua etmek yok. Bu millet beddua etmiyor sana, bu millet senden kurtulmak için dua ediyor Allah’a.

“Türkiye yüzde 32,5’luk enflasyonuyla Avrupa’da açık ara birinci”
Türkiye yüzde 32,5’luk enflasyonuyla Avrupa’da açık ara birinci. Bakın öyle bir şey ki Avrupa’da bizden sonra enflasyonu en yüksek ülke Romanya yüzde 9,9 enflasyon var. Bu ne demek? Avrupa’da bizim dışımızda enflasyonu çift tane olan yok. Yüzde 10’u geçen yok. Bizim yüzde 32,5. Dünyanın en yüksek beşinci enflasyonuyuz. Hem gıdada hem genel enflasyonda. Bizden kötü dört ülke var. Venezuela, Güney Sudan, İran, Arjantin. Arjantin, Venezuela, yaşadığı istikrarsızlıklar, daha geçen aylarda adamların devlet başkanını gidip alıp götürdüler, kafeste New York’ta gezdirdiler. Öbürü Güney Sudan yıllardır iç savaş sürüyor. İran dünyanın en büyük donanması kalkmış gelmiş yanıbaşına, İsrail ile birlikte bomba yağdırıyor. Bu dört ülkeden başka ülke yok ki enflasyonu bizden daha yüksek olsun. Öyle ülkeler var ki bizden iyi, adamın sabahleyin kalkıyor elinde mızrakla ava gidiyor avlanmak için, öyle ülkelerde enflasyon bizden düşük. Hep vurguyu ‘İran’da savaş var. Bütün dünyada enflasyon yükseliyor’a yapıyor.

Gıda enflasyonu nisan itibarıyla dünyada yüzde 2.4. Türkiye’de yüzde 35. O yüzden buna ekonomistler ‘Kırılganlık’ diyor. ‘Hazırlıksız yakalanmak’ diyor. ‘Tedbir almamak’ diyor. Lazım olan enflasyonla mücadele için, tedbir almak için gerekli olan kaynakların daha önce yanlış yerlerde tüketildiğini, yerine koymak için çok yüksek maliyetlere katlanıldığını söylüyor. İşte böyle bir şeyle karşı karşıyayız. Ama bir ülke zorluk çeker. Tabii bu kadar beceriksiz yönetimin elinde dünya enflasyondan kurtulmuşken yüzde 32 enflasyon hep birlikte katlanmak zorunda olduğumuz bir şey değil.

“And olsun ki bitireceğiz bu AK Parti’nin kara düzenini”
İşin kötüsü AK Parti’nin kara düzeninde inanılmaz bir gösterge daha var. Dünya Servet Raporu ilan edildi ve AK Parti’nin kara düzeninde son beş yılda 30 milyon dolar ve üzerinde serveti olanların sayısı son beş yılda Türkiye’de 2 bin 174’ten 4 bin 208 kişiye çıktı. Yani son beş yılda biz yoksullaşırken işsizlik artarken, bu kadar yaşam sıkıntısı varken, bütün gençler ve aileleri geleceğinden daha endişeliyken, Türkiye’de 4 bin 208 kişi 30 milyon doların üzerinde servete erişti. İstanbul, Ankara, İzmir gibi yerlerde alınabilir bir daire fiyatı üzerinden 250 tane dairesi var bu adamların. Anadolu’da 500 tane daire alıyor bu para. Sen bir daire alamıyorsun, kiradan kurtulamıyorsun, 500 dairesi olanların sayısı 2 bin 170 74’ten 4 bin 208’e çıkmış. Al dön incele, her birisi bu dönemin kayrılan tüccarları, devletten iş alanları, devletin iş verdikleri, AK Parti’nin semirttikleri. And olsun ki bitireceğiz bu AK Parti’nin bu kara düzenini.

“Bundan sonra ‘akpden.com’u yakından takip edin”
“Yoksulu soyan, emekliyi soyan, alın terini sömüren, yılların emeğiyle emekli edilmişleri yüzüstü bırakan, ‘Başının çaresine bak’ diyen ‘Al sana 20 bin lira, al sana 23 bin lira, al sana 25 bin lira. İster kira öde, ister karnını doyur’ diyen, kirayı ödese aç bırakan, karnını doyursa sokakta bırakan bir sistem var Türkiye’de. Bir yandan da milyarlara milyar katanlar var. Bir mahallede birileri bakkalın önünden geçemiyorsa veresiyeyi kapatamadı diye, aylardır kasaba uğrayamıyorsa, öbür birisinin nasıl 500 dairelik parası olur ya. Nasıl 500 dairelik parası olur ve bunun içine de oturup ‘Adalet içinde bu ülkede duruyoruz, hepimiz aynı gemideyiz.’ Siz kaptan köşkündesiniz, millet farelerin olduğu o bodrumdaki yerde duruyor. Böyle bir düzen olmaz, bu gemi bundan sonra böyle yüzmez kardeşim. Kaptan değişecek, kaptan. Diğer taraftan bir de bu vergi düzeni ile ilgili arkadaşlar yeni bir hizmet başlattılar.

Bundan sonra takip etmenizi öneririm. İsim hakkını da aldık. ‘akpden.com.’ Bundan sonra ‘akpden.com’u yakından takip edin. Köprüleri, otoyolları, babadan dededen miras o canım karlı işletmeleri satmaya kalktıklarında, ‘akpden.com’dan hepsini duyuracağız. Ama şimdi ‘akpden.com’da sıfır bir otomobil. 1 milyon 200 bin fiyatı olan bir sıfır otomobil. Var ya, ‘sepete ekle’ diyorsun. Bak 1 milyon 200 bin, sepete ekle var, bastın, tık. Öyle alıp gitmek yok. ‘akpden.com.’ 1 milyon 200 bin liralık araca 1 milyon 88 bin lira ÖTV. Yetmez, ÖTV’li fiyata 460 bin lira KDV. Yetmez, belki ki sen bu arabanın radyosunu açacaksın, orada TRT Name’ye denk geleceksin. TRT’den iki name dinleyeceksin. 9 bin lira bandrol ücreti. Toplam vergi 1 milyon 557 bin. Araba 1,2, vergiler toplamı neredeyse 1,6. Arabanın fiyatı oldu sana 2,7 milyon lira. Bundan sonra gençlerin bilgisayarında, gençlerin cep telefonunda, oyun konsolunda niçin alınamıyor, hepsini birden birlikte göreceğiz. ‘akpden.com’da. Bizi izlemeye devam edin.

“O tek kutup Trump yönetiminden ibarettir”
Güçlü ülkeler, çok kutuplu dış politikaya yönelirken; ülkemiz Erdoğan’ın hataları, umutları, tercihleri yüzünden tek bir kutba bağımlı hale gelmiştir. O tek kutup Trump yönetiminden ibarettir. O Trump ki Türkiye’ye yolladığı büyükelçisinin ‘Çok akıllı adam, Erdoğan’da olmayanı veriyor ve ondan her istediğini alıyor’ dediği Trump’tır. Bu sözü söyleyen Amerika’da bir meczup ya da şımarık bir köşe yazarı değil; Amerika Birleşik Devletlerinin Türkiye’deki resmi temsilcisi, büyükelçisidir. ‘Onda olmayanı veriyor’ derken; Türkiye bir seçimden çıkmış olmasına rağmen, demokratik yönetmemesi, yapılan ilk yerel seçimlerde nüfusun yüzde 65’ini CHP’ye kaybetmesi, erken seçimden kaçmasını kastetmenin yanında, Türkiye’deki meşruiyet tartışmalarının yanında dünyanın Erdoğan’ı meşru görmediğinin altını kalın kalın çizmektedir.

Gözünün içine baka baka ‘Avrupa’da yoksun, Çin’de yoksun, Rusya’da yoksun, Amerika’da biz olmasak yoksun. Sen bize muhtaçsın, biz seni tercih ediyoruz’ deyip, bir Amerikan Başkanın oğlu ile önce İstanbul’da pazarlıklar edip, görüşme olduğunda ne tavizler verileceğini bu kürsüden söyledik. Alınacak 250 uçağı da pahalı sıvılaştırılmış doğalgazı da. Ya da nadir toprak elementleriyle ilgili, o Trump’ın ağzını sulandıran ve ilk iş dünyada nadir toprak elementi neredeyse oraya saran Trump’a bu tavizlerin verileceğini de. Hepsini buradan söyledik. Sustular, susarak inkar ettiler. Trump’ın tweetinden sonra gizleyemediler.

“Trump’a endekslenen bu iktidar yüzünden ülkemiz Avrupa sisteminden dışlanıyor”
“Şimdi, işte o Trump… Bir müttefik olarak Amerika’dan bahsetmiyorum. Bu iktidarın bağlandığı tek kutup, kendi ülkesinde de itibarı kalmayan, oyları yüzde 30’lara düşen, bu yıl bitmeden Amerika’da topal ördek olacağına hiç şüphe olmayan hatta belki diğer kanatta da çoğunluğunu kaybederek, dönemin sonunu bile getiremeyecek olan Trump’a bütün ümitlerini bağlamış olan Erdoğan’dan bahsediyorum. Dünyayı krize sokan Trump yönetimi dünyada otoriter liderlerle çalışmayı tercih ediyor. Net. Macaristan’da Orban’ı tutuyor. Suriye’de ‘Şara’yı yıllarca hazırladık’ diyor, kravat giydiriyor. İran’a bile ilk günlerde başarılı olacak, ‘Dini lideri belirlerken bana soracaksınız, ben söyleyeceğim’ diyor. Dünyanın neresinde bir otoriter varsa onu destekliyor. Sadece kendi mi? Değil. Dünyaya dayatmaya çalıştığı kendince dünya düzeninde tekno oligarklar, yani dünyadaki teknoloji şirketlerinin zengin milyarderleri de dünyada nerede bir otoriter var, onu seçiyorlar. Ama sen kimlerle yan yana düştüğüne bakarsan; Macaristan’da Orban ile birlikte desteklenen, Hindistan’da Mudi ile birlikte adı anılan, Almanya seçimlerinde Alternative hür Deutschland’ı, soydaşlarımızı diri diri yakanların siyasi uzantılarını destekleyenlerin, Suriye’de ‘Şara’ derken, Türkiye’de de ‘Erdoğan’ dediklerini Avrupa da görüyor, dünya da görüyor.

Öyle bir noktadayız ki Trump yönetimi Avrupa ile ayrışıyor, NATO’dan çıkmaya çalışıyor. Kendi rekabet alanlarına yöneliyor. Böyle bir durumda herkes NATO’da Amerika’dan sonra en büyük ordu Türkiye’ye ait olduğu için Türkiye’nin ağırlığının artacağını, Avrupa’nın yükselen güvenlik kaygıları sebebiyle Türkiye’ye yeni alanlar açabileceğini, Türkiye için yeni bir fırsatın ortaya çıktığını hep bütün dünya bekliyordu, söylüyordu. Ama öyle olmuyor. Çünkü bu iktidar Avrupa’nın ona sunabileceği bu fırsatı göremiyor. Trump’ın ona çiziği hattan çıkamadığı için değerlendiremiyor. Avrupa’da, Almanya’da ya da Avrupa’nın diğer demokrasilerinde aşırı sağı destekleyenlerin desteklediği Erdoğan’a mesafeli duruyor. Ona sürekli… Daha önce biz söylediğimizde hiç umursamayanlara birazdan hatırlatacağım ama ona demokrasiyi, Avrupa değerlerini, insan haklarına saygıyı ve tutarlılığı hatırlatıyor. Dış politikada keyfileştirilen, şahsileştirilen, Trump’a sadece endekslenen bu iktidar yüzünden ülkemiz Avrupa sisteminden dışlanıyor. Avrupa kendi savunma gücünü kendi içinde artırmaya yöneliyor. Fransa’nın ardından Almanya da Yunanistan’a açık destek veriyor. Yunanistan savunma alanında stratejik ortak ilan ediliyor. Rusya bugün bize güya nötr bir politika izliyor. Ama Putin’in kininin ve hırsının nasıl biriktiğini herkes biliyor. Çin ise Türkiye’ye olağanüstü mesafeli bir yere çekti kendini.”

“Büyükelçiye bir Allah’ın kulu haddini bildirmiyor”
Yani bu iktidar dünyada meşruiyeti kaybetti ve bulamıyor. İşte o yüzden ABD’nin o hadsiz büyükelçisi hem o gün meşruiyet tanımı yaparken, Antalya Diplomasi Forumu’nda çoraplarını göstere göstere bacak bacak üstüne atmış, ‘Buralarda demokrasi işe yaramıyor’ diyor. ‘Buralarda meşrutiyetler lazım. Katliam yapmasınlar yeter. Biz eskiden buralara ‘insan hakları’ dedik, ‘demokrasi’ dedik. Yanlış yaptık. Güçlü tek adamlar lazım buralarda’ diyor. Bunu, ‘buralarda’ dediği yeri Türkiye’yi kendi kafasında CENTCOM’a koymuş, Ortadoğu ile bir konuşuyor. Türkiye’nin Avrupa’da, Amerika’nın Türkiye’yi Avrupa’da gördüğü, Avrupa’da konumlandırdığı, Avrupa’da haritalandırdığı geleneksel yaklaşımı sergiliyor. Suriye’yle, İran’la, Katar’la, Birleşik Arap Emirlikleri’yle aynı yere koymuş. ‘Buralar böyle, şimdi kızarlar bana’ diyor. Bile bile söylüyor. Üstüne basa basa söylüyor. Buna karşı Allah’ın kulu haddini bildirmiyor. Tweet dahi atmıyor. Bırakın Dışişleri Bakanlığı’na çağırmayı, onu uyarmayı, gerekirse ülkesine rahatsızlığı dile getirmeyi, çıkıp da bir kelimeyle bir hatırlatma dahi yapamıyorlar.

Şimdi daha somut örneklerini söyleyeyim bu yaşadığımız zorlu sürecin. İran savaşında ülkemize füzeler atıldı. Rusya’dan alınan S400’ler kullanılamadığı için… Çünkü alınırken S400’e soru işareti koyana vatan haini damgası vuruyorlardı. ‘Yahu bunları alırsın ama F35’ten atılırsın.’ ‘Olsun, kendi sistemimizi kuracağız. Onu yapacağız. Bunu yapacağız.’ Bu kadar kritik günde S400’ü kutusundan çıkaramadılar. Tepemizde Rusya’nın hatırlatma İHA’ları Sakarya’ya düştü, Ankara’ya düştü, oraya düştü, buraya düştü. Öyle ki çobanlar buldu vıyık vıyık öten İHA’ları. Rusya hatırlatıyor kendini. Öbür taraftan İran hatırlatıyor kendini, atıyor füzeleri. Allah’tan Amerika halen NATO’da, bir NATO ülkesi olarak, korunması gereken üsleri olarak Amerikan gemilerinden atılan savunma füzeleriyle Türkiye’ye atılan füzeler düşürülüyor. Biz söylediğimizde ‘Çelik kubbeye ihtiyaç var. İsrail halletti, herkes halletti. Bizim durumumuz ne?’ deyince dinlemeyenler, daha ilk adımları 2024’e kadar bırakanlar, Amerika olmasa Türkye’yi İran’ın füzelerinden koruyamayacaklar. Ki o Amerika da ‘NATO’dan çıkacağız’ diyor.

“Bahçeli bu sıkışmışlığı görmüş, çıkış için ‘TRÇ İttifakı’ diyor”
Sayın Bahçeli bu sıkışmışlığı görmüş, buradan çıkış için ‘TRÇ İttifakı’ diyor. Türkiye – Rusya – Çin. Ve bunu Cumhur İttifakı’nın devam etme şartı olarak sunuyor. Erdoğan ‘Trump’ diyor, Bahçeli ‘Rusya – Çin’ diyor. Oysaki burada hep birlikte dememiz gereken Türkiye Cumhuriyeti’nin çıkarları ve Türkiye Cumhuriyeti’nin çok yönlü ilişkileri. Türkiye bu sıkışmışlığa mahkum değildir. Cumhuriyet Halk Partisi bu düşüşü toparlayacak tarihsel birikime, liyakatli kadrolara, Türkiye’nin menfaatine kilitlenmiş bir dış politika anlayışına sahiptir. Türk diplomasisinin en güçlü kası denge politikasıdır. Bunu bir kez daha hatırlatıyoruz. Sadece Trump’a bağlı tek kutuplu dış politika, olacak iş değildir. Dünya çok kutupluluğu konuşmaktadır.

Ayrıca dünya çok kutupluluğun yanında, çok taraflılığın ve çok taraflı yapıların hep birlikte dünyanın barışını koruması ile ilgili İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra gelişmiş sistemin kıymetini yeniden anlamaktadır. O yüzden ad pazarlıkları, sığınmacı pazarlıkları, ‘Görme bizdeki haksızlıkları, ver Euroları yürüyeyim yoluma’ pazarlık dönemi bitmiştir. Bundan sonra Cumhuriyet Halk Partisi Avrupa Birliği’nin tam üyesi olmayı, Avrupa’yla hem değerlerde hem ekonomide hem savunmada ortak çıkarları bulmayı, savunmayı, inşa etmeyi ve korumayı, Rusya ile iyi ilişkileri, Çin ile doğru bir müttefiklik ilişkisini, Trump yönetimi ile değil ama Amerika’nın kurumsal yapısıyla birlikte geçmişten gelen iyi müttefiklik ilişkilerini bir denge halinde sürdürülmesi zorunludur. Bütün yumurtaları bir sepete koymuş, sepeti de dibini çıkarmış her şeyi kaybetmiş Erdoğan’ın bu vakitten sonra ne parlatılacak tarafı kalmıştır, ne bu anlayışın savunulacak, sürdürülecek tarafı kalmıştır.

“Barışı ve demokrasiyi savunmaya devam edeceğiz”
Dış politikaya ilişkin ki ne güvenlikten bağımsızdır ne iç politikadan ne Türkiye’nin ortak geleceğinden. Önemli bir hususu da terörsüz ve demokratik Türkiye konusuyla ilgili açıkça söyleyeyim. Terörsüz Türkiye, PKK’nın silah bırakması, demokratikleşme adımlarının atılması, altına hep birlikte imza attığımız raporun altıncı ve yedinci kısımları, bu mesele bir rekabet alanı değildir. Bir husumet alanı olamaz. Bir muhalefet alanı olarak da görmüyoruz. Bu mesele hepimiz için tarihi bir sorumluluk alanıdır. O yüzden Cumhuriyet Halk Partisi olarak, hem katıldığımız komisyon, hem altına imzamızı koyduğumuz, hem barışı savunan hem demokrasiyi savunan, hem Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarını, AYM kararlarını, demokratikleşmeyi, yargıyla ilgili sorunları çözen, hem PKK’yı silahsızlandıran, Türkiye’de içerideki sorunu bitiren, Türkiye için Suriye için İran için Irak için bütün Kürtler için ülkelerinde ülkelerinin birlik ve beraberliği içinde en eşit şekilde yaşayacakları bir yarın için inisiyatif koyan yaklaşımımızı bir kez daha teyit ediyoruz, altına bir kez daha imza atıyoruz.

Biz hem Türkiye’nin komşularıyla ilişkilerini, hem dünya ile ilişkilerini, hem de Türkiye’nin iç cephesinin en kuvvetli olması gerektiği zamanda durması gerektiği yeri bilen bir partiyiz. Kimse kusura bakmasın. Öyle ne pazarlıkla kurulduk, ne ayrılıkla kurulduk. Ne bir avukat bürosunda rezidans tepelerinde kurulduk, ‘Gömlek çıkardık’ deyip de geçmişimizi inkar ettik, ne de o gün için ‘Biz Amerikancıyız her sözü verdik bilmem ne yaparız’ diyerek o Oval Ofislerde verdiğimiz taahhütlerle gelip burada 1 Mart Tezkeresinde rezillikler yaşadık. Attığımız her adımı kararlılıkla atarız, attığımız her adımda önce Türkiye Cumhuriyeti devletini, ondan sonra partimizi, ondan sonra kendimizi düşünürüz. Kimse bizi bugünkü iktidarın çıkarcılığıyla karıştırmasın. Durduğumuz yer bellidir, bu parti iktidara yürüyor, iktidara hazırız, her sorumluluğu almaya hazırız.”

Cumhuriyet tarihinde hukuk hiç bu kadar ayaklar altına alınmamıştı. Yargı içinde çete kurdular; AK Toroslar çetesini. Siyasi talimatlarla büyük hukuksuzluklar yapıyorlar. Ödül olarak makamlar, mevkiler aldılar. Servetler yaptılar. İstanbul’dan kalkıp diğer 80 ile operasyon yapıyorlar, haksız ve hukuksuzca. Kanuna göre işkence yapıyorlar. 8 saat eli kelepçeli sevk yaptırıyorlar. Sırf dediğin belgeye imza atmadı diye. İstanbul’dan Afyon’a 8 saat. Kumanya diye kuru ekmeği koyuyorlar, böyle yiyor kadın eliyle. Kuru ekmek koyuyorlar. Duruşma salonunda aşağıda su vermiyorlar, yemek vermiyorlar. Tutukluları iftiracı olana kadar zulmediyorlar. Öyle bir yozlaşmışlık var ki; sudan sebeplerle gözaltı yapıp, gözaltına alınan kişilerin özgüveninden yararlanıp, cep telefonlarının şifrelerini kapıp, elde ettikleri içerikleri yandaş basına servis ediyorlar. Ya Cumhuriyet Savcısısın sen. Orada dünyanın en mahrem bilgileri senin namusuna, senin namusun üzerinden devlete emanet. Ettiğin yemin üzerinden.

“‘Yok alem görüntüleri çıktı, bilmem ne görüntüleri çıktı’”
Ali Mahir Başarır’ın çocukluk arkadaşını yalan yere gözaltına aldılar. Çocuk demiş ‘Bende bir şey yok.’ Cep telefonu şifresini vermiş. Oradan buldukları, o kadar şeyin içinden buldukları bir videoyla insanları, eşleriyle, çocuklarıyla biri oldukları ortamı ifşa edip bir de utanmadan onu ‘Yok alem görüntüleri çıktı, bilmem ne görüntüleri çıktı’ diye. Alemin de alasını bilirsiniz, günahın da alasını bilirsiniz. O görüntülerde alnımız açık, başımız dik. Veremeyeceğimiz tek bir hesap yok. Ne ailemize, ne milletimize. Yanımızdaki eşlerimize alem diyerek bilmem ne yaftası vurmaya çalışanın alnını ben değil, millet karışlayacak. Şahsiyetsiz, karaktersiz, utanmazların hesabını sandıkta millet görecek, defterini millet dürecek.

“Her akşam ücreti karşılığında partisini tartıştıranlara…”
Bana kalmamış. Maaş alarak yandaş basına çıkanlara, her akşam ücreti karşılığında partisini tartıştıranlara, umudunu butlana, şutlana koyanlara söylüyorum, hey. Hepinize söylüyorum. ‘İstiyorsan hakka varmayı, meslek edin gönül almayı. Bırak saraylara mermer olmayı, toprak ol bağrında güller yetişsin. Toprak ol bağrında güller yetişsin.’ Sarayın mermerlerinde oturanlara söylüyorum. Saraydan medet umanlara söylüyorum. Milletin vermediğini, delegenin vermediğini, saraydan dilenenlere söylüyorum. Onun için bu salona ve bütün örgüte söylüyorum. Ayağa kalktınız, yok artık oturmak. Hedef iktidar, hiçbir gün yok durmak. Hep beraber gidiyoruz. Alınacak iktidar. Millet korkmasın. Milleti saracağız, haysiyetsizlerin defterini düreceğiz. Yürüyelim arkadaşlar. Haydi bakalım. Yolunuz açık olsun.”

DAUSEN

DAUSEN

Girne Belediyesi

Girne Belediyesi

Gönyeli Alayköy Belediyesi

Gönyeli Alayköy Belediyesi