Nazlı: “Açıkça dijital sansür var, devlet bunu engellemek zorunda”
Bağımsızlık Yolu Genel Sekreteri Cansu N. Nazlı, basına yönelik saldırılar için “Bu yalnızca gazetecilere değil halkın haber alma hakkına müdahaledir” dedi.
Nazlı: “Açıkça dijital sansür var, devlet bunu engellemek zorunda”
Bağımsızlık Yolu Genel Sekreteri Cansu N. Nazlı, basına yönelik saldırılar için “Bu yalnızca gazetecilere değil halkın haber alma hakkına müdahaledir” dedi.
Bugün Kıbrıs
Bağımsızlık Yolu Genel Sekreteri Cansu N. Nazlı, Haber Kıbrıs’ta Muazzez Gazihan’ın konuğu oldu. Gündemdeki yasa değişiklikleri ve basına yönelik siber saldırıları değerlendiren Nazlı, gazetelerin sosyal medya hesaplarının hedef alınmasına ilişkin “Açıkça dijital bir sansür söz konusu” dedi.
Nazlı, bunun yalnızca gazetecilere değil halkın haber alma hakkına yönelik bir müdahale olduğunu vurgulayarak, bu tür saldırıların ciddi mali kaynaklar gerektirdiğine dikkat çekti.
“DEVLET BASIN VE HABER ALMA ÖZGÜRLÜĞÜNÜ KORUMALI”
Basın özgürlüğünün anayasal bir hak olduğunu hatırlatan Nazlı, “Devletin hem basın özgürlüğünü hem de halkın haber alma özgürlüğünü koruma görevi var” dedi.
Yetkililerin sorumluluğu başka ülkelere atmasını eleştiren Nazlı, “Topu Türkiye’ye atmak sorumluluktan kaçmaktır” ifadelerini kullandı. Dijital sansüre karşı somut adımlar atılabileceğini belirten Nazlı, “BTHK’nın Meta ile doğrudan temasa geçmesi mümkündür” ve “Polis bu ödemelerin izini sürebilir” diyerek kurumların harekete geçmesi gerektiğini kaydetti.
“İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ DOĞRUDAN TEHDİT EDİLİYOR”
Ceza ve Bilişim Suçları yasa değişikliklerine de değinen Nazlı, “Bu düzenlemeler sadece basını değil, herhangi bir vatandaşın sosyal medya paylaşımını dahi cezalandırabilecek nitelikte” dedi.
Nazlı, “Asgari ücretin altı katına kadar para cezası ya da hapis cezası öngörülüyor” diyerek düzenlemenin sonuçlarına dikkat çekti ve “O gün cebimizde para yoksa hapse gideceğiz demektir” ifadelerini kullandı. Ayrıca para cezası yetkisinin BTHK’ya verilmesine tepki gösteren Nazlı, “İdari bir organın bu kadar yüksek para cezaları kesebilmesi kabul edilemez” dedi.
“BASIN SUSTURULMAYA ÇALIŞILIYOR”
Nazlı, kamuya mal olmuş kişilerin yargı süreçlerinin haberleştirilmesinin suç haline getirilmek istendiğini belirterek, “Bu yasa değişiklikleri basını susturmaya yöneliktir. Fakat basın susmaz, toplum susturulamaz” dedi.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarını hatırlatan Nazlı, “Kamu yararı bulunan konularda haber yapılması ifade özgürlüğü kapsamındadır” ifadelerini kullandı ve “Bunlar yaptıklarının ifşa edilmesini engellemek için getiriliyor” dedi.
“MUHALEFET TOPLUMU ÖRGÜTLEMELİ”
Muhalefetin tutumunu da eleştiren Nazlı, “Cumhuriyetçi Türk Partisi hükümete gelme sırasını bekler konuma geldi” dedi.
“Sandık kurulsun çağrısı bu sorunları çözmez” diyen Nazlı, daha önce yaptıkları çağrıyı yineleyerek “Meclisten istifa edip toplumsal muhalefeti örgütlemeleri toplum için daha faydalı olur” ifadelerini kullandı.
“EMEKÇİNİN CEBİNE EL UZATILMASI KABUL EDİLEMEZ”
Nazlı, eylemlerin yalnızca kamu çalışanlarını değil tüm toplumu ilgilendirdiğini belirterek “Hayat pahalılığının kamu maaşlarına yansımadığı bir durumda asgari ücrete de yansımayacaktır” dedi.
“İlk akla gelenin emekçinin cebine el atmak olması kabul edilemez” diyen Nazlı, bunun ekonomik değil siyasi bir tercih olduğunu vurguladı.
“ORANTISIZ POLİS MÜDAHALESİ KATILIMI ARTIRDI”
Eylemlerin arkasında biriken toplumsal öfkenin bulunduğunu belirten Nazlı, “Bu yalnızca hayat pahalılığı değil, uzun süredir biriken sorunların dışa vurumudur” dedi.
Polisin orantısız güç kullandığını ifade eden Nazlı, “Orantısız polis müdahalesi insanların daha fazla katılım göstermesine neden oldu” dedi ve sendikaların süreçte önemli rol oynadığını belirterek “Toplumun en güvendiği yapıların başında sendikalar geliyor” ifadelerini kullandı.
“POLİS SANSÜRÜN ÜZERİNE GİTMELİ”
Nazlı, basının demokratik toplumdaki rolüne dikkat çekerek “Basın dördüncü güçtür ve kamuyu denetlemekle görevlidir” dedi.
“Bu şekilde yayınların engellenmesi kabul edilemez” diyen Nazlı, çağrısını şu sözlerle tamamladı: “Polisin eylemcilere dava okumak yerine bu sansürün üzerine gitmesi gerekir.”













