Medya Etik Kurulu: Bu düzenleme oto-sansür yaratır, kamu denetimini zayıflatır!
Medya Etik Kurulu, Ceza Muhakemeleri Değişiklik Yasası’na sert tepki gösterdi: “Haber yapma pratiğinin cezalandırılabilir hale getirilmesi, toplumun haber alma hakkını doğrudan ihlal etmektedir.”
Medya Etik Kurulu: Bu düzenleme oto-sansür yaratır, kamu denetimini zayıflatır!
Medya Etik Kurulu, Ceza Muhakemeleri Değişiklik Yasası’na sert tepki gösterdi: “Haber yapma pratiğinin cezalandırılabilir hale getirilmesi, toplumun haber alma hakkını doğrudan ihlal etmektedir.”
Bugün Kıbrıs
Medya Etik Kurulu, Ceza Muhakemeleri Değişiklik Yasası kapsamında kabul edilen ve devam eden cezai yargılamalara ilişkin haberlerde açık isim ve fotoğraf kullanımını suç haline getiren düzenlemeyi kaygıyla karşıladığını açıkladı.
Kurul, “Söz konusu düzenleme, kamuoyuna ‘masumiyet karinesinin korunması’ gerekçesiyle sunulmuş olsa da, mevcut haliyle kamusal denetimi zayıflatan bir araca dönüşmüştür” ifadelerini kullandı.
“MASUMİYET KARİNESİ YANLIŞ YORUMLANIYOR”
Açıklamada, masumiyet karinesinin temel bir ilke olduğu vurgulanarak, “Masumiyet karinesi, bireyin peşinen suçlu ilan edilmesini engelleyen temel bir ilkedir. Ancak bu ilke, kamu yararı taşıyan bilgilerin toplumla paylaşılmasını engelleyecek şekilde yorumlanmamalı ve uygulanmamalıdır” denildi.
“KAMU GÖREVİ YÜRÜTENLERDE ŞEFFAFLIK ŞART”
Kurul, özellikle kamu görevi yürüten veya kamusal etkisi bulunan kişiler söz konusu olduğunda yargı süreçlerinin şeffaf biçimde izlenmesinin demokratik toplumun vazgeçilmez unsuru olduğuna dikkat çekti.
Açıklamada, “Rüşvet, yolsuzluk, görevi kötüye kullanma ve benzeri iddialar, doğası gereği hem yargının hem de kamunun denetimine açık olmalıdır. Bu tür dosyalarda isim ve bağlamdan arındırılmış bir habercilik, kamusal tartışmayı anlamsızlaştıracak, hesap verebilirlik mekanizmalarını işlevsiz hale getirecektir” ifadelerine yer verildi.
“AİHM İÇTİHATLARI AÇIK: KAMU YARARI ESASTIR”
Medya Etik Kurulu, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarına da atıf yaparak, “Bir haberin ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesinde, ilgili kişinin tanınırlığı, haberin konusu, içeriği, biçimi, bağlamı ve kamu yararına katkısı belirleyici unsurlar arasındadır” dedi.
Kurul, “Kamuyu ilgilendiren konularda yürütülen yargı süreçlerinin haberleştirilmesi, bu çerçevede ifade özgürlüğünün koruma alanı içerisindedir” vurgusunu yaptı.
“GAZETECİLER CEZAİ TEHDİT ALTINDA”
Açıklamada, düzenlemenin gazetecileri doğrudan cezai yaptırım tehdidi altında bıraktığına işaret edilerek, “Getirilen düzenleme bu dengeyi gözetmemekte, gazetecileri doğrudan cezai yaptırım tehdidi altında bırakarak fiili bir oto-sansür ortamı yaratmaktadır” denildi.
Kurul, “Haber yapma pratiğinin cezalandırılabilir hale getirilmesi, yalnızca basın özgürlüğünü değil, toplumun haber alma hakkını da doğrudan ihlal etmektedir” ifadelerini kullandı.
“GAZETECİLİK YARGI DAĞITMAK DEĞİL, TOPLUMU BİLGİLENDİRMEKTİR”
Medya Etik Kurulu, gazeteciliğin temel işlevine dikkat çekerek, “Kamu yararı taşıyan yargı süreçlerinin görünür kılınması gazeteciliğin temel işlevlerinden biridir. Basının görevi yargı dağıtmak değil, toplumu bilgilendirmektir” dedi.
“Bu işlevin cezai yaptırımlarla sınırlandırılması demokratik toplum düzeni ile bağdaşmaz” ifadeleri kullanıldı.
CUMHURBAŞKANI’NA ÇAĞRI
Medya Etik Kurulu, açıklamasının sonunda Cumhurbaşkanı’na çağrıda bulundu:
“Söz konusu düzenlemenin, ifade ve basın özgürlüğü ile masumiyet karinesi arasındaki hassas dengeyi gözetmediği açıktır. Bu nedenle, yasanın yeniden değerlendirilmek üzere iade edilmesi ve ilgili tüm tarafların katılımıyla, uluslararası hukuk ve demokratik standartlara uygun bir biçimde yeniden ele alınmasına katkı sağlanması büyük önem taşımaktadır.”













