Mavroyannis: “Federasyon, Kıbrıslı Rumların verdiği en büyük tavizdi”
Eski Kıbrıslı Rum müzakereci Andreas Mavroyannis, iki toplumlu federasyonun askerlerin çekilmesi, toprak düzenlemesi, mülkiyet sorununun çözülmesi ve göçmenlerin dönüşü karşılığında kabul edildiğini söyledi. “Daha uygun koşulları bekleme” siyasetinin çözümü zorlaştırdığını savundu.
Mavroyannis: “Federasyon, Kıbrıslı Rumların verdiği en büyük tavizdi”
Eski Kıbrıslı Rum müzakereci Andreas Mavroyannis, iki toplumlu federasyonun askerlerin çekilmesi, toprak düzenlemesi, mülkiyet sorununun çözülmesi ve göçmenlerin dönüşü karşılığında kabul edildiğini söyledi. “Daha uygun koşulları bekleme” siyasetinin çözümü zorlaştırdığını savundu.
Bugün Kıbrıs
Kıbrıs sorunu müzakerelerinde 2013–2022 yılları arasında Kıbrıslı Rum tarafının başmüzakereciliğini yapan Andreas Mavroyannis, iki toplumlu federasyon modelinin kabul edilmesini Kıbrıslı Rum tarafının “en büyük tavizi” olarak nitelendirdi.
CNA’e konuşan Mavroyannis, federasyonun toprak, güvenlik, mülkiyet ve Türkiye’nin askerî varlığı gibi başlıklarda ilerleme sağlanması amacıyla kabul edildiğini belirtti.
“UZUN MÜCADELE SİYASETİ BAŞARISIZ OLDU”
Mavroyannis, daha uygun koşulların oluşmasını beklemeye dayanan ve “uzun mücadele” olarak tanımlanan yaklaşımın başarısız olduğunu savundu.
Zaman geçtikçe sahadaki koşulların değiştiğini ve çözümün daha zor hale geldiğini ifade eden Mavroyannis, Kıbrıslı Rum tarafının geçmişte cesaret eksikliği gösterdiğini söyledi.
İki toplumlu federasyon fikrinin 1977’deki Makarios–Denktaş Doruk Anlaşması’yla kabul edildiğini hatırlatan Mavroyannis, modelin 1980’lerin sonunda iki bölgeli, iki toplumlu federasyona dönüştüğünü kaydetti.
“HER İKİ TOPLUMUN KAYGILARI KARŞILANMALI”
Mavroyannis, Kıbrıslı Rumların temel kaygılarının toprak, mülkiyet, garantiler ve askerler; Kıbrıslı Türklerin temel kaygısının ise yönetime etkin katılım ve daha küçük toplum olarak haklarının korunması olduğunu belirtti.
İki toplumun başlıca kaygılarını karşılayan kapsamlı bir anlaşmanın kalıcı çözüm sağlayabileceğini ifade eden Mavroyannis, geçmişte sunulan önerilerin doğrudan reddedilmesini de eleştirdi.
Crans-Montana’ya kadar uzanan müzakere paketini Annan Planı’ndan daha iyi olarak değerlendiren Mavroyannis, bunun iki taraf arasındaki doğrudan müzakerelerden ve Kıbrıs’ın AB üyeliğinden doğduğunu söyledi.












