Son yıllarda bu ülkede hissettiğim duygu tam olarak budur: küçük ülke yorgunluğu.

Küçük bir ülkede yaşamanın güzel yanları vardır. İnsanlar birbirini tanır, mesafeler kısadır, aidiyet duygusu güçlüdür. Ancak bunun zamanla ortaya çıkan başka bir tarafı da vardır. Aynı insanlarla karşılaşır, aynı tartışmaları dinler, aynı konuların etrafında dönüp dururuz.

Bir kahve masasına oturun. Çok büyük ihtimalle konuşulacak konular bellidir. Hükümet başarısızdır. Ekonomi kötüye gitmektedir. Gençler göç etmektedir. Nüfus sayımı hâlâ yapılamamıştır. Bunların çoğu gerçek sorunlardır. Fakat dikkat çekici olan, bu sorunların varlığından çok, yıllardır aynı şekilde konuşuluyor olmalarıdır.

Bazen ülke olarak büyük bir tekrarın içinde yaşıyormuşuz gibi hissediyorum.

Çünkü küçük ülkelerde yalnızca iktidarlar değil, toplumun kendisi de zamanla alışkanlıklar geliştirir. Kimisi yönetmenin, kimisi eleştirmenin, kimisi yorum yapmanın konforuna yerleşir. Herkes konuşur ama çok az şey değişir.

Bu nedenle toplum artık birçok açıklamaya eskisi kadar heyecan duymuyor. Kimin ne söyleyeceğini, hangi konuda nasıl tepki vereceğini önceden biliyoruz. Siyasi tartışmaların büyük bölümü yeni fikirler üretmekten çok, ezberlerin yeniden okunmasına dönüşüyor.

Sorun da burada başlıyor.

Çünkü bir noktadan sonra insanlar yalnızca sorunlardan değil, sürekli aynı sorunları dinlemekten yoruluyor. Aynı tartışmaların, aynı aktörlerin ve aynı siyasi reflekslerin tekrar tekrar karşımıza çıkmasından yoruluyor.

Belki de küçük ülkenin en büyük tuzaklarından biri budur. Hepimiz zamanla kendi çevremizin, kendi düşüncelerimizin ve kendi doğrularımızın içine kapanmaya başlarız. Sonra da toplumun tamamının bizim gördüğümüz yerden baktığını sanırız.

Oysa hayat sosyal medya yorumlarından da, siyasi toplantılardan da, televizyon tartışmalarından da daha büyüktür.

Bugün hissedilen yorgunluğun önemli bir kısmı sadece ekonomik değildir. İnsanlar sadece geçim sıkıntısından değil, sürekli aynı döngünün içinde yaşamaktan da yorulmuştur. Aynı sorunların aynı çözüm önerileri ile farklı sonuçların beklenmesinden yorulmuştur.

Çünkü bir ülkeyi yoran şey her zaman sorunların büyüklüğü değildir.

Bazen asıl yorgunluk, değişimin mümkün olduğuna dair inancın yavaş yavaş zayıflamasıdır.

Belki de bu yüzden ihtiyacımız olan şey sadece yeni sloganlar değil, yeni bir enerji; daha çok konuşmak değil, biraz daha dinlemek; aynı cümleleri tekrar etmek değil, geleceğe dair yeni cümlelerin, yeni ağızlardan çıkmasıdır.

Küçük ülke yorgunluğunu aşmanın yolu da belki tam olarak burada saklıdır.

DAUSEN

DAUSEN

Girne Belediyesi

Girne Belediyesi

Gönyeli Alayköy Belediyesi

Gönyeli Alayköy Belediyesi