Kozmetik ürünlerde denetim alarmı: “Her türlü ürün ön izinsiz ülkeye girebiliyor”
Bağımsız Girne milletvekili Jale Refik Rogers, Sağlık Bakanlığı'nın kozmetik ürünlerin ithalatında ön izin ve belge zorunluluğunu kaldırdığını belirterek, insan sağlığını tehdit edebilecek ürünlerin hiçbir denetimden geçmeden ülkeye giriş yapabildiğini söyledi. Rogers, Bakanlığın halk sağlığını koruyacak mekanizmalar oluşturmak yerine denetimleri zayıflattığını ifade etti.
Kozmetik ürünlerde denetim alarmı: “Her türlü ürün ön izinsiz ülkeye girebiliyor”
Bağımsız Girne milletvekili Jale Refik Rogers, Sağlık Bakanlığı'nın kozmetik ürünlerin ithalatında ön izin ve belge zorunluluğunu kaldırdığını belirterek, insan sağlığını tehdit edebilecek ürünlerin hiçbir denetimden geçmeden ülkeye giriş yapabildiğini söyledi. Rogers, Bakanlığın halk sağlığını koruyacak mekanizmalar oluşturmak yerine denetimleri zayıflattığını ifade etti.
Bugün Kıbrıs
Bağımsız Girne milletvekili Jale Refik Rogers, Cumhuriyet Meclisi’nde yaptığı konuşmada Sağlık Bakanlığı’nın son dönemde attığı adımları eleştirerek, özellikle kozmetik ürünlerin ithalatında yapılan düzenlemelerin halk sağlığı açısından ciddi riskler yarattığını söyledi. Rogers ayrıca Ebola salgınına karşı alınan önlemlerin yetersiz kaldığını belirterek hükümetten kapsamlı bir eylem planı talep etti.
KOZMETİKLERDE TÜM ÖN İZİNLER KALDIRILDI
Rogers, Sağlık Bakanlığı’nın kozmetik ürünlerin ithalatında bugüne kadar uygulanan ön izin sistemini kaldırdığını belirterek, yeni düzenleme sonrası ürünlerin hiçbir belge veya izin aranmadan ülkeye girebildiğini söyledi.
Mevcut yasanın kökenlerinin 1980’li yıllara dayandığını hatırlatan Rogers, o dönemde dahi kozmetiklerin ülkeye girişinin bir kurul tarafından denetlenmesinin öngörüldüğünü ifade etti. Ancak Sağlık Bakanlığı’nın bu kurulu tamamen ortadan kaldırdığını belirten Rogers, yerine getirileceği söylenen tüzüğün ise halen hazırlanmadığını kaydetti.
Rogers şöyle konuştu:
“Bu süre içerisinde hiçbir izinlendirme olmadan her türlü kozmetik bu ülkeye şu anda girebiliyor. Hepimiz biliyoruz, burada ciddi bir piyasa var. Herkes daha genç kalmak, daha güzel görünmek için bir sürü kozmetik kullanıyor. Ama bu kozmetiklerin herhangi bir insan sağlığına zararı var mı, halk sağlığına zararı var mı, herhangi bir kanserojen madde içeriyor mu, bütün bunlarla ilgili hiçbir ön izin prosedürü olmadan şu anda her şey buraya girebiliyor.”
“YERLİ ÜRETİCİ DENETLENİYOR, İTHAL ÜRÜN DENETLENMİYOR”
Mevcut uygulamanın çelişkili olduğunu savunan Rogers, ülkede üretilen kozmetik ürünlerin halen kurul onayına tabi tutulduğunu ancak ithal ürünler için benzer bir mekanizma bulunmadığını söyledi.
Sağlık Bakanlığı’nın bu değişikliği neden yaptığını ve yerine hangi güvenlik mekanizmalarının konulacağını açıklamadığını ifade eden Rogers, bürokratik işlemlerin azaltılmasının anlaşılabilir olduğunu ancak bunun halk sağlığını riske atacak şekilde yapılamayacağını belirtti.
“PİYASA GÖZETİMİ YAPILMIYOR”
Rogers, dünyada kozmetik ve benzeri ürünlerin yalnızca giriş aşamasında değil, piyasaya sunulduktan sonra da düzenli olarak denetlendiğini belirterek, Kıbrıs’ın kuzeyinde böyle bir sistemin kurulmadığını söyledi.
Temel Sağlık Hizmetleri Dairesi Teşkilat Yasası’nda bu denetimleri yapabilecek kimyager kadrolarının oluşturulması gerektiğini ifade eden Rogers, Sağlık Bakanlığı’nın bu konuda herhangi bir girişimde bulunmadığını kaydetti.
“Gerçek anlamda denetim yapmak maalesef aslında pek de istedikleri bir şey değildir. Tek istedikleri işte birilerine istedikleri şeyi verelim, onları okeyleyelim. Bir sonraki seçimde garantileyelim yerimizi. Ondan sonrası da ne olursa olsun.” diyen Rogers, Bakanlığın önceliğinin halk sağlığı olmadığını ileri sürdü.
Rogers, Türkiye’de, Kıbrıs’ın güneyinde ve dünyanın birçok ülkesinde kozmetik ürünlerin içerik analizlerinden geçirildiğini, ancak burada böyle bir denetim sisteminin kurulmadığını belirtti.
“EBOLA AFRİKA’DA DİYE GÖZ ARDI EDİLEMEZ”
Konuşmasının ilk bölümünde Ebola salgınına da değinen Rogers, Demokratik Kongo Cumhuriyeti ve Uganda’da devam eden salgının Kıbrıs’ın kuzeyi açısından da risk oluşturduğunu söyledi.
Üniversitelerde bin 500’den fazla Demokratik Kongo Cumhuriyeti vatandaşı ve 200’den fazla Uganda vatandaşı öğrencinin bulunduğunu hatırlatan Rogers, öğrencilerin kendilerinin risk unsuru olmadığını ancak yolcu trafiğinin sürmesinin dikkate alınması gerektiğini ifade etti.
Bulaşıcı Hastalıklar Komitesi’nin açıkladığı kararların yetersiz olduğunu savunan Rogers, açıklanan önlemlerin daha çok bilgilendirme niteliğinde kaldığını söyledi.
“ÜLKENİN ALTYAPISI HAZIR DEĞİL”
Ebola’nın yeni bir alt tipinin görüldüğünü ve testlerinin yalnızca özel referans laboratuvarlarında yapılabildiğini belirten Rogers, asıl sorunun sağlık sisteminin olası bir vakaya hazırlıksız olması olduğunu söyledi.
“Bu hastalar nerede bakılacak? Nasıl tedavi edilecek? Sağlık çalışanları hangi koruyucu ekipmanla çalışacak? Bir kişi pozitif çıkarsa nerede tedavi edilecek? Hayatını kaybeden bir kişinin defin işlemleri nasıl yapılacak?” sorularını yönelten Rogers, Sağlık Bakanlığı’nın ayrıntılı bir eylem planını kamuoyuyla paylaşması gerektiğini ifade etti.
“YA GİRİŞLER KISITLANMALI YA DA EYLEM PLANI AÇIKLANMALI”
Rogers, hükümetin önünde iki seçenek bulunduğunu söyledi. Buna göre ya salgın kontrol altına alınıncaya kadar etkilenen ülkelerden gelen yolcu trafiği sınırlandırılmalı ya da kapsamlı bir hazırlık planı hazırlanmalı.
Karantina uygulamalarının nasıl yürütüleceği, 21 günlük takip sürecinin nasıl denetleneceği ve olası vakaların nasıl yönetileceğinin şimdiden belirlenmesi gerektiğini kaydeden Rogers, Sağlık Bakanı’ndan kamuoyuna ayrıntılı açıklama yapmasını istedi.
Konuşmasının sonunda Rogers, hem Ebola riski hem de kozmetik ürünlerdeki denetim eksikliği konusunda Sağlık Bakanlığı’nın halk sağlığını önceleyen somut adımlar atması gerektiğini belirterek hükümete çağrıda bulundu.













