Kıbrıs sorunu analizi: “Open relationship” dönemine nasıl gelindi?
Kathimerini, Kıbrıs sorununda BM, Avrupa Birliği, garantör ülkeler ve farklı diplomatik çevrelerin birbirine paralel girişimlerini “open relationship” benzetmesiyle değerlendirdi. Analizde, yoğun diplomatik hareketliliğe rağmen tarafları bağlayan ortak bir müzakere sürecinin henüz kurulamamasına dikkat çekildi.
Kıbrıs sorunu analizi: “Open relationship” dönemine nasıl gelindi?
Kathimerini, Kıbrıs sorununda BM, Avrupa Birliği, garantör ülkeler ve farklı diplomatik çevrelerin birbirine paralel girişimlerini “open relationship” benzetmesiyle değerlendirdi. Analizde, yoğun diplomatik hareketliliğe rağmen tarafları bağlayan ortak bir müzakere sürecinin henüz kurulamamasına dikkat çekildi.
Bugün Kıbrıs
Kıbrıs sorunu, 1974’ün 52’nci yılında yeniden yoğun bir diplomatik hareketliliğin merkezine yerleşti.
Kathimerini’de yayımlanan analizde, BM öncülüğündeki süreç, Avrupa Birliği’nin artan ilgisi, garantör ülkelerin temasları ve taraflara iletildiği belirtilen “yeni fikirler” birlikte değerlendirildi.
Gazete, çok sayıda aktörün aynı dosyayla ilgilendiği ancak henüz tek ve bağlayıcı bir müzakere mekanizmasının bulunmadığı mevcut durumu “open relationship” benzetmesiyle tanımladı.
SORUN 1974’TE BAŞLAMADI AMA BİÇİM DEĞİŞTİRDİ
Analizde, Kıbrıs sorununun Temmuz 1974’te başlamadığı ancak darbe ve ardından yaşanan gelişmelerle biçim değiştirerek adanın geleceğini belirleyen yeni bir boyut kazandığı vurgulandı.
Kıbrıslı Rum tarafının sonraki dönemlerde çözüm yaklaşımını “tarihsel ve acı verici uzlaşma” söylemi üzerine kurduğu hatırlatıldı.
Kathimerini, geçmişte “uzlaşma” olarak sunulan bazı formüllerin zaman içerisinde müzakere zemininin parçası haline geldiğine, ancak çözüm sağlanamadıkça yeni önerilerin gündeme taşındığına dikkat çekti.
ÇOK SAYIDA AKTÖR, ORTAKLAŞMAYAN HEDEFLER
BM, müzakerelerin yeniden başlatılmasını hedeflerken AB, Kıbrıs sorunu ile Türkiye–AB ilişkileri arasında bağlantı kurmaya çalışıyor.
Analize göre Ankara ve Kıbrıslı Türk tarafı egemen eşitlik ve iki tarafın eşit uluslararası statüsünün kabul edilmesini isterken, Rum tarafı müzakerelerin federasyon çerçevesinde kaldığı yerden başlamasını talep ediyor.
Bu farklı yaklaşımlar, diplomatik hareketliliğin ortak bir müzakere masasına dönüşmesini zorlaştırıyor.
GUTERRES ZİYARETİ YENİ SINAV
Kathimerini’nin analizine göre Guterres’in 27-29 Temmuz ziyareti, paralel girişimlerin ortak bir sürece dönüştürülüp dönüştürülemeyeceğini gösterecek.
Ziyaretten çıkacak sonuç, Kıbrıs sorunundaki yeni diplomatik hareketliliğin kalıcı bir müzakere zemini mi yaratacağını, yoksa birbirinden bağımsız temaslarla sınırlı mı kalacağını belirleyecek.













