Holguin’den iki lidere net mesaj: “Konuşmak yetmez, somut adım atın”
BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Kişisel Temsilcisi Maria Angela Holguin, yeni bir 5+1 toplantısına geçilebilmesi için iki liderin düzenli görüşmesi; güven yaratıcı önlemler, özlü konular ve metodoloji alanlarında ilerleme sağlaması gerektiğini söyledi. BM’nin başarısızlık riski taşıyan yeni bir toplantı düzenlemeyeceğini belirten Holguín, geçmiş yakınlaşmaların tarafların istediklerini seçebileceği bir “menü” olmadığını vurguladı.
Holguin’den iki lidere net mesaj: “Konuşmak yetmez, somut adım atın”
BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Kişisel Temsilcisi Maria Angela Holguin, yeni bir 5+1 toplantısına geçilebilmesi için iki liderin düzenli görüşmesi; güven yaratıcı önlemler, özlü konular ve metodoloji alanlarında ilerleme sağlaması gerektiğini söyledi. BM’nin başarısızlık riski taşıyan yeni bir toplantı düzenlemeyeceğini belirten Holguín, geçmiş yakınlaşmaların tarafların istediklerini seçebileceği bir “menü” olmadığını vurguladı.
Bugün Kıbrıs
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Kişisel Temsilcisi María Ángela Holguín, Politis gazetesinden Stefanos Evripidou’ya verdiği röportajda Kıbrıs sorunundaki yeni sürecin yol haritasını anlattı.
BM Genel Sekreteri António Guterres’in Kıbrıs ziyaretinin sonuçlarını, yeni 5+1 toplantısının koşullarını, geçmiş yakınlaşmaların nasıl ele alınacağını ve liderlerden beklenen adımları değerlendiren Holguín, sürecin geleceğinin Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman ile Kıbrıslı Rum lider Nikos Hristodulidis’in elinde olduğunu söyledi.
Holguín’e göre ilerlemenin önündeki en büyük engeller, değişim korkusu ve sürece dahil olan bütün aktörlerdeki siyasi irade eksikliği.
“GUTERRES’İN ZİYARETİ SONUÇSUZ DEĞİLDİ”
Guterres’in Kıbrıs ziyaretinden somut bir sonuç çıkmadığı yönündeki değerlendirmelere katılmadığını belirten Holguín, yaklaşık on yıl sonra ilk kez iki liderin BM Genel Sekreteri ile özlü konuları, metodolojiyi ve güven yaratıcı önlemleri görüştüğünü hatırlattı.
Ziyaretin manşetlere taşınabilecek ani bir sonuç değil, üç alanda ilerleme sağlanması yönünde ortak amaç ürettiğini söyleyen Holguín, bunu müzakerelerin yeniden başlamasına giden yolda ileriye doğru atılmış bir adım olarak değerlendirdi.
İki tarafın elverişli bir ortam yaratacak somut adımlar atması halinde birçok başlığın önünün açılabileceğini belirten Holguín, “Liderlerin eylemlerine bağlıyız” mesajını verdi.
LİDERLER DÜZENLİ VE DOĞRUDAN GÖRÜŞMELİ
Yeni bir 5+1 toplantısına ulaşmak için yapılması gerekenleri sıralayan Holguín, ilk koşulun iki liderin doğrudan ve düzenli biçimde görüşmeye devam etmesi olduğunu söyledi.
Bu konunun tamamen Erhürman ile Hristodulidis’in elinde bulunduğunu belirten Holguín, taraflardan gelecek her türlü görüşme iradesini memnuniyetle karşılayacağını ifade etti.
Holguín, yeni toplantının hazırlıkları için liderler ve ekiplerinin üç alanda çalışması gerektiğini vurguladı:
• Güven yaratıcı önlemler,
• Kıbrıs sorununun özlü başlıkları,
• Yeni sürecin metodolojisi.
BM temsilcisi, güven yaratıcı önlemleri ilerlemenin vazgeçilmez koşulu olarak nitelendirdi. Ancak bu önlemlerin özlü konuların ve metodolojinin yerine geçmeyeceğini, üç alanın birlikte ilerlemesi gerektiğini belirtti.
“BAŞARISIZ OLACAK BİR 5+1’E GİTMEYECEĞİZ”
Guterres’in yeni bir genişletilmiş toplantı düzenlenmesi konusunda bütün tarafların onayını aldığını açıklayan Holguín, buna rağmen tarih belirlenmesinin otomatik olmadığını söyledi.
BM’nin, önceki toplantı gibi başarısız olma tehlikesi taşıyan yeni bir 5+1 toplantısına gitmeyeceğini vurgulayan Holguín, yeni bir başarısızlığın bütün sürece ağır maliyet getireceği uyarısında bulundu.
Holguín’in sözleri, yeni 5+1’in toplanabilmesi için Erhürman ile Hristodulidis’in önümüzdeki aylarda yalnızca görüşmekle kalmayıp somut sonuç üretmesi gerektiğini gösterdi.
BM GEÇMİŞ YAKINLAŞMALARI BELGELEŞTİRİYOR
Holguín, Birleşmiş Milletler’in birkaç aydır geçmiş müzakere süreçlerinde kayda geçen yakınlaşmaları bir belgede topladığını da açıkladı.
BM arşivlerinde bulunan kayıtların incelendiğini belirten Holguín, çalışmanın Crans-Montana sürecine kadar ulaşılan yakınlaşmaları kapsadığını söyledi. Belge tamamlandığında iki lidere sunulacak.
Hazırlanan metnin Holguín’in yeni çözüm planı olmadığının altını çizen BM temsilcisi, belgenin geçmişte taraflarca üzerinde yakınlaşma sağlanan başlıkları doğru biçimde kayıt altına almayı amaçladığını belirtti.
“YAKINLAŞMALAR BİR MENÜ DEĞİL”
Geçmiş yakınlaşmaların tarafların istedikleri maddeleri seçip istemediklerini dışarıda bırakabilecekleri bir liste olmadığını vurgulayan Holguín, bütün başlıkların birbiriyle bağlantılı olduğunu söyledi.
Yönetim ve güç paylaşımı, güvenlik ve garantiler, toprak ile mülkiyet başlıklarının birbirinden ayrı değerlendirilemeyeceğini belirten Holguín, bir başlıktaki yakınlaşmanın değerini ancak genel paket içerisinde koruyabileceğini kaydetti.
Holguín, bir unsurun bütünden koparılması halinde yakınlaşmaların oluşturduğu dengenin dağılabileceği uyarısında bulundu. Bu nedenle BM belgesi üzerinde iki tarafın müzakerecileriyle birlikte çalışılacağını açıkladı.
KIBRIS’TAKİ STATÜKO BÖLGESEL RİSKLERE AÇIK
Guterres’in Kıbrıs’ın giderek istikrarsızlaşan bir bölgede bulunduğu yönündeki uyarısına da değinen Holguín, bu kaygıyı paylaştığını söyledi.
Doğu Akdeniz, Körfez ve Orta Doğu’nun ağır güvenlik baskısı altında bulunduğuna dikkat çeken Holguín, birkaç ay önce öngörülemeyen gelişmelerin bugün birçok ülkeyi etkilediğini belirtti.
Çözülmemiş Kıbrıs sorununun sabit ve çevresinden yalıtılmış bir mesele olmadığını vurgulayan Holguín; enerji rekabeti, güvenlik gerilimleri ve değişen ittifakların Kıbrıs’ı doğrudan etkileyebileceğini söyledi.
Statükonun uzamasının maliyeti bulunduğunu belirten Holguín, sorun açık kaldığı her yıl Kıbrıs’ın tarafların kontrol edemediği bölgesel dinamiklere daha fazla bağlandığını kaydetti. Bu nedenle daha sakin koşulların oluşmasını beklemek yerine acil hareket edilmesi gerektiğini savundu.
TÜRKİYE-AB İLİŞKİLERİNDE İLERLEME GEREKLİ
Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki ilişkilerin Kıbrıs sürecindeki rolünü de değerlendiren Holguín, iki taraf arasındaki iyi ilişkilerin Kıbrıs sorununa her zaman olumlu katkı sağlayacağını söyledi.
Guterres’in girişiminin Türkiye-AB ilişkilerinde olumlu adımların atılmasına katkıda bulunmasının olası bir müzakere sürecine de yardımcı olabileceğini belirtti.
BM’nin Türkiye-AB hattındaki paralel sürece doğrudan dahil olmayacağını açıklayan Holguín, konunun Avrupa Komisyonu ile Türkiye tarafından yürütüleceğini söyledi.
AB’nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Raffaele Fitto’nun görevlendirilmesini olumlu değerlendiren Holguín, Türkiye-AB ilişkilerinde sağlanacak ilerlemenin müzakere aşamasına geçilmesi halinde gerekli olacağını vurguladı.
“KIBRIS’TA GİZLİLİK İÇİNDE HAZIRLIK YAPMAK NEREDEYSE İMKÂNSIZ”
Kıbrıs’taki siyasi açıklamalar ve basına yapılan sızıntılar hakkında da konuşan Holguín, müzakere öncesi hazırlıkların belirli ölçüde gizlilik gerektirdiğini söyledi.
Kolombiya’daki barış görüşmelerinin iki yıl boyunca hiçbir gelişme sızdırılmadan gizli yürütüldüğünü hatırlatan Holguín, benzer bir yöntemin Kıbrıs’ta uygulanmasının “düşünülemez” olduğunu ifade etti.
Kıbrıs’taki sürecin sürekli sızıntılarla birlikte yürütülmek zorunda kaldığını söyleyen Holguín, doğrulanmamış spekülasyonların kamuoyunun sürece duyduğu güvene zarar verdiğini belirtti.
Kamuoyuna yapılan açıklamaların çoğu zaman dış diplomasi kadar iç politikaya da yönelik olduğunu kaydeden Holguín, kamuoyu önündeki sert söylemlerin kapalı kapılar ardındaki görüşmelerin tamamını yansıtmadığı uyarısında bulundu.
Pratik düzeydeki görüşmelerin uzun zamandır görülmeyen ölçüde ayrıntılı ve derin ilerlediğini açıklayan Holguín, basında ortaya atılan her iddia veya teoriye yanıt vermeyeceğini söyledi.
Holguín ayrıca kendisinin hazırladığı veya taraflara sunduğu herhangi bir çözüm belgesi bulunmadığını özellikle vurguladı.
2004 REFERANDUMUNDAN ÇIKARILAN DERS
Toplumun sürece katılımının bir seçenek değil zorunluluk olduğunu belirten Holguín, 2004 referandumundan çıkarılması gereken en önemli derslerden birinin halkın doğru, şeffaf ve saygılı biçimde bilgilendirilmesi olduğunu söyledi.
Liderlerin ve diğer siyasi aktörlerin vereceği mesajların, çözüm başlıklarının ve bunların insanların günlük yaşamlarına etkisinin anlaşılması açısından belirleyici olduğunu vurguladı.
Guterres’in ziyareti sırasında teknik komiteler ve sivil toplum temsilcileriyle özellikle görüşmesinin de bu yaklaşımın sonucu olduğunu belirten Holguín, kendi görev süresi boyunca iki liderin dışındaki kesimleri de dinlemeye önem verdiğini kaydetti.
Holguín, iki toplumun ilerlemek istediğine “derinden inandığını” söyledi. Olası çözümün referanduma sunulacağını hatırlatan BM temsilcisi, her iki toplumun ortak geleceklerini şekillendirecek düzenlemeleri şeffaf ve doğru biçimde bilme hakkına sahip olduğunu vurguladı.
Toplumun daha fazla katılımının siyasi müzakereleri zayıflatmayacağını belirten Holguín, aksine bunun çözüm sürecini ayakta tutacak temel unsur olduğunu söyledi.
“GÖRÜŞ ALIŞVERİŞİ DEĞİL, İLERLEME İRADESİ GÖRMELİYİZ”
Holguín, mevcut aşamada liderlerden beklenen asgari adımın, sürekli ve doğrudan temas kurulması olduğunu söyledi.
Ancak yalnızca toplantı yapılmasının yeterli olmayacağını vurgulayan Holguín, iki liderin yalnızca görüş alışverişinde bulunmadıklarını, gerçekten ilerlemeye hazır olduklarını gösteren görünür adımlar atması gerektiğini belirtti.
Holguín’e göre önümüzdeki aylarda atılacak somut adımlar, uzun süredir tıkanmış birçok konunun önünü açabilir.
“BU FIRSATIN YENİDEN DOĞACAĞINI VARSAYMAYIN”
BM temsilcisi, mevcut diplomatik ortamın kolay ortaya çıkmadığı uyarısında bulundu.
BM Genel Sekreteri’nin sürece kişisel olarak yatırım yaptığını, garantör ülkeler ile Avrupa Birliği arasında belirli bir uyum oluştuğunu söyleyen Holguín, bu unsurların aynı anda bir araya geldiği fırsatların sık yaşanmadığını belirtti.
Taraflara mevcut fırsatı boşa harcamama çağrısı yapan Holguín, bu sürecin kaybedilmesi halinde kısa süre içinde benzer bir diplomatik ortamın yeniden oluşacağının varsayılmaması gerektiğini söyledi.













