CTP’den kadınların görünmeyen emeğine karşı sosyal devlet sözü
CTP Genel Başkanı Sıla Usar İncirli, kuracakları hükümetin en güçlü yanının sosyal politikalar olacağını açıklayarak “Bu ülke sosyal devlet anlayışının ne demek olduğunu yeniden hatırlayacak" dedi. CTP Kadın Örgütü Başkanı Doğuş Derya ise devlet kreşi bulunmamasından kadınların görünmeyen emeğine, işsizlikten şiddete uzanan tabloyu rakamlarla ortaya koydu; CTP'nin eşitlik politikalarını ve uygulama takvimini açıkladı.
CTP’den kadınların görünmeyen emeğine karşı sosyal devlet sözü
CTP Genel Başkanı Sıla Usar İncirli, kuracakları hükümetin en güçlü yanının sosyal politikalar olacağını açıklayarak “Bu ülke sosyal devlet anlayışının ne demek olduğunu yeniden hatırlayacak" dedi. CTP Kadın Örgütü Başkanı Doğuş Derya ise devlet kreşi bulunmamasından kadınların görünmeyen emeğine, işsizlikten şiddete uzanan tabloyu rakamlarla ortaya koydu; CTP'nin eşitlik politikalarını ve uygulama takvimini açıkladı.
Bugün Kıbrıs/Genle Seçim 2026
Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP), “Şimdi Söz Kadınlarda” etkinliğini Lefkoşa’da Kıbrıs Türk Öğretmenler Sendikası (KTÖS) binasında gerçekleştirdi. CTP’nin Cinsiyet Eşitliği ve Sosyal Politikalar Vizyonu’nun açıklandığı buluşmada Genel Başkan Sıla Usar İncirli ve Kadın Örgütü Başkanı Doğuş Derya konuştu. Etkinlikte sunulan program, CTP Kadın Örgütünün dört yıllık araştırma, saha çalışması ve hazırlık sürecinin ardından oluşturuldu.
İNCİRLİ: “YÖNETİMİMİZİN EN GÜÇLÜ YANI SOSYAL POLİTİKALARIMIZ OLACAK”
CTP Genel Başkanı Sıla Usar İncirli, kadınların yıllardır sürdürdüğü eşitlik mücadelesinin sorumluluğunu taşıdığını belirterek, kadınların yönetimde bulunmasından daha önemli olanın uygulanan politikalar olduğunu söyledi. Yeni dönemin temel önceliğini ise şu sözlerle açıkladı:
“Ve kuracağımız bu dürüst hükümetin, bu dürüst yönetimin en güçlü yanı sosyal politikalarımız olacak. Ve bu ülke sosyal devlet anlayışının ne demek olduğunu da bu yeni dönemde yeniden hatırlamış ve görmüş olacak.”
İncirli, mevcut yönetimin sosyal yardımları yurttaşlara bir lütuf gibi sunmasını eleştirerek, “Biz insanlarımıza haklarını lütuf olarak vermeyeceğiz” dedi. Sosyal devletin yalnızca temel hak ve özgürlükleri korumakla sınırlı olmadığını, herkesin insan onuruna yaraşır koşullarda yaşamasını sağlaması gerektiğini anlattı.
“EŞİTLİĞİ BAKIM HİZMETLERİ ÜZERİNDEN KURACAĞIZ”
İncirli, kadınların çocuk, yaşlı ve engelli bakımında üstlendiği karşılıksız emeğin ekonomik yaşamın görünmeyen temellerinden biri olduğunu söyledi.
“Çünkü kadınların görünmeyen bir emeği vardır. Çocuk bakımında, yaşlı bakımında, engelli bakımında, ev işlerinde bütün bunlarda görünmeyen bir emek vardır ve bu ekonominin bir parçasıdır.”
Bakım ekonomisini yeni yönetimin bütçe politikalarının merkezine yerleştireceklerini açıklayan İncirli, kamu kreşleri, yaşlı bakım merkezleri ve engelli bireyler için yaşam evleri oluşturmayı hedeflediklerini anlattı. Derya şöyle konuştu:
“Çünkü eşitlik burada bozuluyor, bakım hizmetlerinde bozuluyor. Eşitlik burada bozuluyorsa, o zaman eşitsizlik buradan kaynaklanıyorsa, biz eşitliği de bakım hizmetleri üzerinden kuracağız.”
Sağlıkta Genel Sağlık Sigortası ile ücretsiz ve erişilebilir hizmet sunmayı, eğitimde fırsat eşitliğini sağlamayı hedeflediklerini de açıklayan İncirli, sağlık, eğitim ve bakım hizmetlerinde ailelerin ceplerinden yaptıkları harcamaları azaltmanın hayat pahalılığıyla mücadelenin önemli bir parçası olacağını söyledi. Bu politikaları kadın örgütleri ve sivil toplum kuruluşlarıyla birlikte hayata geçireceklerini kaydetti.
DERYA: “KADINLARIN İLK YAŞADIĞI YOKSULLUK ZAMAN YOKSULLUĞU”
CTP Kadın Örgütü Başkanı Doğuş Derya, dünyada kadınların erkeklerden üç kat fazla ücretsiz bakım emeği üstlendiğini ve her gün bu işler için erkeklerden yaklaşık üç saat daha fazla zaman harcadığını anlattı. Paylaştığı uluslararası verilere göre bu emeğin yıllık ekonomik karşılığı 11 trilyon ABD dolarına ulaştı. Bakım sorumlulukları nedeniyle iş gücüne katılamayan kadınların sayısı ise 708 milyon.
Derya, Kıbrıs’ta kadınların bakım emeğine ayırdığı zamanı ölçen kapsamlı bir araştırma bulunmadığı için benzer Akdeniz ülkelerinin verilerinden yararlandıklarını söyledi. Kadınların haftada 30 saat ücretsiz bakım ve ev işi yaptığı varsayımıyla, saatlik asgari ücret üzerinden yapılan hesaplamada bu emeğin haftalık karşılığı 12 bin 270 TL, aylık karşılığı 49 bin 80 TL, yıllık karşılığı ise 588 bin 960 TL olarak hesaplandı.
İstatistik Kurumunun projeksiyonlarına göre nüfusun 480 binin üzerinde, kadınların nüfustaki payının ise yaklaşık yüzde 48 olduğunu aktaran Derya, kayıt altına alınmayan emeğin ekonomik büyüklüğüne işaret etti ve “Kadınların ilk yaşadığı yoksulluk zaman yoksulluğu” vurgusu yaptı.
Kadınların bakım yükü nedeniyle yalnızca ücretli işte çalışmakta değil, kariyerlerinde ilerlemekte, emeklilik hakkı kazanmakta ve siyasete katılmakta da güçlük yaşadığını anlatan Derya, bakım emeğinin ekonomik göstergelere dahil edilmesinin sosyal adalet açısından zorunlu olduğunu savundu.
58 YILDA YALNIZCA 16 KADIN MECLİSTE YER ALABİLDİ
Derya’nın açıkladığı verilere göre, 1960 ile 2018 yılları arasında Kıbrıslı Türkleri temsil eden meclislerde toplam yalnızca 16 kadın yer alabildi. Bunların 13’ü seçimle göreve geldi.
Kadınların siyasal katılımında bakım sorumluluklarının belirleyici bir engel oluşturduğunu anlatan Derya, bu tablonun yalnızca seçim yasalarıyla değil, kadınların zamanını ve ekonomik bağımsızlığını etkileyen koşullarla birlikte ele alınması gerektiğini söyledi.
Kıbrıs Kadın Sağlığı Derneğinin 7 binden fazla kadınla gerçekleştirdiği araştırmaya da değinen Derya, kırsal bölgelerde yaşayan kadınların fiziksel sağlık sorunlarının, kent merkezlerinde yaşayan kadınların ise ruhsal sağlık ve tükenmişlik sorunlarının öne çıktığını aktardı.
GENÇ KADIN İŞSİZLİĞİ YÜZDE 29,1: İŞ İLANLARININ YALNIZCA YÜZDE 40’I KADINLARA AÇIK
Hane Halkı İş Gücü Anketi ve Çalışma Dairesi verilerini paylaşan Derya, kadınlarda işsizlik oranının yüzde 7,5, erkeklerde yüzde 2,9 olduğunu açıkladı. Genç kadınlarda işsizlik yüzde 29,1’e ulaşırken, iş ilanlarının yalnızca yüzde 40’ının kadınlara açık olduğunu söyledi.
Sosyal Sigortalar Dairesinin Aralık 2025 verilerine göre özel sektörde çalışanlar arasında kadınların oranı yüzde 47,7, kamuda ise yüzde 43 düzeyinde. İşverenlerin yalnızca yüzde 39,5’inin kadın olduğunu açıklayan Derya, kadınların sermayeye ve üst düzey yönetim görevlerine erişiminde de eşitsizlik yaşandığını anlattı.
CTP hükümetleri döneminde üst düzey kamu bürokrasisindeki kadın oranının yüzde 33’e kadar çıktığını, UBP hükümetleri döneminde ise gerilediğini söyleyen Derya, bunun siyasi tercihlerle bağlantılı olduğunu savundu.
SOSYAL YARDIM ALANLARIN YÜZDE 71’İ KADIN
Derya’nın paylaştığı verilere göre, sosyal yardım alan 4 bin 198 kişinin 2 bin 988’ini kadınlar oluşturdu. Yardım alan kadınların yaklaşık yarısı, 55 yaş üzerinde olup yaşamı boyunca ücretli işte çalışmamış ya da geliri bulunmayan kişilerden oluştu. Kadınların yüzde 27’si ise analık yardımı aldı.
Bakım sorumlulukları nedeniyle iş gücüne katılamayan kadınların gençliklerinde işsizlik, ilerleyen yaşlarda ise yoksullukla karşı karşıya kaldığını anlatan Derya, engelli kadınların durumuna da dikkat çekti.
İstihdam edilen engelli bireylerin yalnızca yüzde 27’sinin kadın olduğunu, bakıcı yardımı alanların ise yüzde 92’sini kadınların oluşturduğunu açıkladı. Bakım yardımlarının çoğu zaman engelli bireylerin tıbbi ihtiyaçlarını karşılamaya dahi yetmediğini söyledi.
“Kadınların yaşadığı sorunlar sadece kadınların sorunu değildir. Bir demokrasi sorunudur, bir sosyal adalet meselesidir ve hepimizin sorunudur.”
“2026 BİTİYOR, BİR TANE KREŞ YOK DEVLETE AİT”
Kamusal bakım hizmetlerinin durumunu rakamlarla anlatan Derya, 0–3 yaş grubuna yönelik devlet kreşi bulunmadığını, buna karşılık 58 özel kreş faaliyet gösterdiğini açıkladı. Özel kreş ücretlerinin aylık 31 bin TL’yi aşabildiğini söyledi.
Derya, geçmişte kamu kreşlerinin hizmet verdiğini hatırlattı:
“Halbuki biz çocukken, burada Lefkoşa’da, Çağlayan Parkı’nın orada çok iyi hizmet veren kreşler vardı. Yani ülkenin birçok yerinde kreşler vardı. 1980’lerde daha ileri durumdaydık. Şimdi 2026 bitiyor, bir tane kreş yok devlete ait.”
Anaokullarındaki tabloyu da paylaşan Derya, ülkede 25 devlet anaokuluna karşılık 88 özel anaokulu bulunduğunu açıkladı. Devlet anaokullarında 3 bin 665, özel anaokullarında ise 3 bin 891 çocuk eğitim aldı. Bu verilere göre devlet anaokulu başına ortalama 147 çocuk, özel anaokulu başına ise yalnızca 44 çocuk düştü.
Derya, neredeyse aynı sayıda çocuğun devletin 25, özel sektörün ise 88 anaokuluna dağılmasını, çocukların örgün eğitim başlamadan önce karşılaştığı fırsat eşitsizliğinin göstergesi olarak değerlendirdi.
YAŞLI BAKIMINDA 230 YATAĞA KARŞILIK 616 KİŞİLİK TAHMİNİ İHTİYAÇ
Doğuş Derya, ülkede 2 devlet ve 4 özel olmak üzere toplam 6 yaşlı bakım evi bulunduğunu, bunların toplam yatak kapasitesinin yaklaşık 230 olduğunu açıkladı. Sosyal yardım alan 60 yaş üzerindeki 2 bin 465 kişinin yalnızca dörtte birinin bakıma ihtiyaç duyduğu varsayıldığında bile 616 kişilik bir ihtiyaç ortaya çıktığını belirten Derya, mevcut kapasitenin yetersizliğine dikkat çekti.
Barış Ruh ve Sinir Hastanesindeki duruma da değinen Derya, hastanenin 90 yatak kapasitesinin bulunduğunu ve ziyaretleri sırasında yaklaşık 60 yatağın neredeyse sürekli kalan hastalar tarafından kullanıldığını gördüklerini söyledi.
Ruhsal hastalığı bulunan bireylerle demans hastalarının aynı bakım ortamında kalmak zorunda bırakılmasının yarattığı sorunlara işaret eden Derya, yaşlı ve kronik hasta bakımında uzmanlaşmış kurumlara ve yasal düzenlemelere ihtiyaç olduğunu belirtti.
YEDİ YILDA 7 BİN 109 KADIN ŞİDDET NEDENİYLE POLİSE BAŞVURDU
Derya, son yedi yılda 7 bin 109 kadının polisin şiddete müdahale birimine başvurduğunu, bunun günde yaklaşık üç kadına karşılık geldiğini açıkladı. Başvuruların yüzde 40’ı fiziksel şiddetle ilgiliydi.
Ancak Derya’nın dikkat çektiği sorun yalnızca başvuru sayısı değildi. 2022–2023 döneminde başvuruların yüzde 25’inin “polis meselesi yok” şeklinde kaydedildiğini aktardı.
Polisten aldıkları açıklamaya göre, bazı kadınlar şiddete maruz kalmalarının yanı sıra yasal haklarını öğrenmek ve danışmanlık almak için de başvurdu. Derya, bu tablonun polis dışında erişilebilir danışma ve destek mekanizmalarına duyulan ihtiyacı ortaya koyduğunu anlattı.
2015 yılında Aile Yasası’nda yapılan değişiklikle adli yardımın yasal zemine kavuştuğunu hatırlatan Derya, bu hizmete başvuran kadın sayısının yıllar içinde arttığını söyledi. Artışın hem kadınların haklarından daha fazla haberdar olmasını hem de hukuki yardım için yeterli maddi gücü bulunmayan kadınların çoğalmasını yansıtabileceğini belirtti.
CTP’NİN HEDEFİ: KAMUSAL BAKIM AĞI VE HER İLÇEDE ŞÖDAM
Derya, sorunların çözümü için hazırlanmış programın merkezinde kamusal bakım ağının bulunduğunu açıkladı. Kamu kreşleri ve anaokullarının yaygınlaştırılması, etüt merkezleri, yaşlılar için gündüz bakım merkezleri ve engelli bakım kuruluşlarının geliştirilmesi hedeflendi.
Yaşlı ve engelli bakımında hizmet standartlarının belirlenmesi, personelin niteliklerine ilişkin yasal çerçeve oluşturulması ve bakım personeli için sertifikasyon programları hazırlanması da planlanan adımlar arasında yer aldı.
Kadınların ekonomik yaşama katılımını artırmak için iş yerlerinde ayrımcılıkla mücadele, kadın kooperatiflerinin desteklenmesi, kadın üreticilerin pazara ve turizm sektörüne erişiminin kolaylaştırılması ile toplumsal cinsiyete duyarlı bütçeleme politikaları öne çıktı.
Derya, programın uygulama takvimini de açıkladı:
- İlk 6 ayda: İki yıllık cinsiyet eşitliği eylem planı hazırlanacak.
- İlk 9 ayda: Ekonomik yaşamda cinsiyet eşitliği ve bakım hizmetleri programı oluşturulacak.
- İlk 12 ayda: Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Dairesinin personel ihtiyaçları karşılanacak.
- İlk 24 ayda: Şiddeti Önleme ve Danışma Merkezlerinin (ŞÖDAM) bütün ilçelerde hizmet vermesi, devlet sığınma evi ve acil yardım hattının kurulması hedeflenecek.
Şiddete müdahale eden polis birimlerinin yasal altyapısının güçlendirilmesi, daha fazla kadın polisin istihdam edilmesi ve adli yardımın erişilebilir hale getirilmesi de programda yer aldı.
MAĞUSA ŞÖDAM’IN ÇALIŞMALARINI ÖRNEK GÖSTERDİ
Derya, yerel yönetimlerdeki uygulamalara örnek olarak Mağusa Belediyesi bünyesindeki ŞÖDAM’ın çalışmalarını gösterdi. Merkezin ilk altı ayında beş kadının polis birimlerine yönlendirildiğini, 15 kadına hukuki danışmanlık sağlandığını açıkladı.
Koruma emri, kira desteği, sosyal yardım, sağlık hizmetlerine erişim, belediye kreşlerinden yararlanma ve istihdam konusunda da kadınlara destek sunulduğunu anlattı.
Gönyeli-Alayköy Belediyesinin Sevgi Yaşam Merkezi projesi, Mesarya Belediyesinin gündüz bakım merkezi, Değirmenlik-Akıncılar Belediyesinin gündüz bakım hizmetleri ve Kadın Akademisi çalışmaları ile diğer belediyelerin sosyal hizmetlerini de örnek gösteren Derya, bu uygulamaların merkezi yönetim desteğiyle ülke geneline yayılabileceğini söyledi.
Derya, kadınların görünmeyen emeğini sosyal devlet politikalarının merkezine yerleştirme hedeflerini şu sözlerle özetledi:
“Bakım emeğini hesaba katmak bir siyasal tercihtir.”
















