“Başka ülkenin mekanizmalarıyla ifade özgürlüğü sınırlandırılamaz”
TDP Mağusa İlçe Başkanı Olgu Tansuğ, Erhan Arıklı’nın sosyal medyada içerik ve hesap bazlı engelleme açıklamalarına tepki göstererek, “Bu işlemler hangi yetkiyle, hangi hukuki çerçevede ve hangi denetim mekanizmaları içerisinde yürütülecek?” sorusunu gündeme taşıdı.
“Başka ülkenin mekanizmalarıyla ifade özgürlüğü sınırlandırılamaz”
TDP Mağusa İlçe Başkanı Olgu Tansuğ, Erhan Arıklı’nın sosyal medyada içerik ve hesap bazlı engelleme açıklamalarına tepki göstererek, “Bu işlemler hangi yetkiyle, hangi hukuki çerçevede ve hangi denetim mekanizmaları içerisinde yürütülecek?” sorusunu gündeme taşıdı.
Bugün Kıbrıs
Toplumcu Demokrasi Partisi Mağusa İlçe Başkanı Olgu Tansuğ, Erhan Arıklı’nın bir televizyon programında sosyal medya paylaşımlarına ilişkin yaptığı açıklamaların ifade özgürlüğü ve hukukun işleyişi açısından ciddi soru işaretleri yarattığını belirtti.
Tansuğ, açık hakaret, küfür ve kişisel saldırıların zaten hukuki koruma kapsamında olmadığını vurgulayarak, asıl tehlikenin her eleştirinin “hakaret” olarak yorumlanıp içerik engellemenin önünün açılması olduğunu söyledi.
Bu çerçevede temel sorunun yanıtsız bırakıldığını belirten Tansuğ şu soruyu yöneltti:
“Kıbrıs’ın kuzeyi mahkemelerinin ifade, düşünce ve fikir özgürlüğü kapsamında değerlendirdiği bir içerik, hangi hukuki dayanakla ve kimin yetkisiyle engellenecektir?”
Türkiye’den gelecek bir ekip ve Türkiye Cumhuriyeti Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu üzerinden sosyal medya içeriklerine müdahale edilebileceği yönündeki açıklamaların hukuki belirsizlik yarattığını kaydeden Tansuğ, Kıbrıs’ın kuzeyi yargısının yetki alanına giren bir konuda başka bir ülkenin mekanizmaları üzerinden işlem yapılmasının meşruiyet sorunu doğuracağını ifade etti.
“HAKARET İLE SERT ELEŞTİRİ AYRILMALI”
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarında ifade özgürlüğü ile kişilik hakları arasında denge kurulduğunu hatırlatan Tansuğ, politikacıların demokratik toplum düzeni gereği daha geniş bir eleştiri alanına katlanmak zorunda olduğunu belirtti.
Tansuğ, sert ve rahatsız edici ifadelerin ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilebileceğini, ancak açık hakaret ve doğrudan kişisel saldırıların bu kapsamda korunmadığını kaydetti.
Bu ayrımın ortadan kaldırılmasının eleştirel ifade alanını daraltma riski taşıdığına işaret eden Tansuğ, tartışmanın merkezinde de bu tehlikenin bulunduğunu söyledi.
“EGEMENLİK HUKUKTA DA KORUNMALI”
Egemenlik kavramını her platformda savunanların, Kıbrıs’ın kuzeyi mahkemelerini devre dışı bırakarak başka bir ülkenin idari ve hukuki araçlarına başvurmasının açık bir çelişki olduğunu vurgulayan Tansuğ, bunun yalnızca teknik değil doğrudan hukuk ve egemenlik meselesi olduğunu ifade etti.
“Bugün ‘hakaret’ gerekçesiyle talep edilen yetkinin yarın eleştiri, düşünce ve muhalif görüşleri kapsamayacağının hiçbir garantisi yoktur.”
Tansuğ, meselenin birkaç içeriğin kaldırılmasından ibaret olmadığını, asıl meselenin ifade özgürlüğünün sınırlarının kim tarafından ve hangi yetkiyle belirleneceği olduğunu vurguladı.
“ELEŞTİRİYİ SUSTURMAK DEĞİL TAHAMMÜL ETMEK GEREKİR”
Demokratik bir toplumda esas olanın eleştiriyi susturmak değil, eleştiriye tahammül edebilen bir anlayışı güçlendirmek olduğunu belirten Tansuğ, dijital alanda atılacak her adımın hukuk, demokrasi ve ifade özgürlüğü açısından titizlikle değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Tansuğ, ifade özgürlüğünü daraltabilecek uygulamaların yalnızca bugünü değil, uzun vadede demokratik alanın tamamını etkileyebileceği uyarısında bulundu.













