Almanya BM Güvenlik Konseyi’ne seçilemedi I Hezimet Almanya için ne anlama geliyor?

Almanya'nın tarihinde ilk kez BMGK geçici üyeliğine seçilememesi ülkede şok etkisi yarattı. Siyasi gözlemcilere göre bu yenilginin başlıca sebebi Berlin'in uluslararası hukuk konusunda çifte standart uygulaması.

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin (BMGK) geçici üye seçiminde, tarihinde ilk defa başarısız olan ve “Batı Avrupa ve diğerleri” grubunda Portekiz ve Avusturya’nın gerisinde kalarak seçilemeyen Almanya’dabu diplomatik başarısızlığın sebepleri sorgulanıyor.

Seçim öncesinde çok sayıda ülkenin destek taahhüdünde bulunduğu Almanya’nın yapılan gizli oylamada yeterli oyu alamaması, ülke içinde popülaritesi sürekli gerileyen Başbakan Friedrich Merz ve hükümeti için de büyük bir darbe oldu. Merz, özellikle Ukrayna savaşı ve Avrupa’da yapılması planlanan reformlarla ilgili olarak Almanya’nın liderlik iddiasını sık sık dile getiriyordu.

Peki BM’ye üye ülkelerin, örgütün tarihinde ilk kez Almanya’yı BMGK geçici üyeliğine seçmemelerinin sebepleri nelerdi? Bu konuda Almanya kamuoyunda yapılan tespitlerin başında, Berlin’in uluslararası hukuku savunma konusunda çifte standart uyguladığı iddiaları geliyor.

İSRAİL VE ABD’YE TEPKİSİZLİK
New York’taki oylamadan önce diplomatlar ve politikacılar tarafından Alman hükümetinin İsrail ve ABD Başkanı Donald Trump’a yönelik politikası nedeniyle bir bedel ödeyeceği konusunda gizli uyarılarda bulunulmuştu.

Federal koalisyon hükümetinin ortağı Sosyal Demokrat Parti’nin (SPD) dış politika sözcüsü Adis Ahmetovic konuya ilişkin olarak şunları dile getirdi:

“Uluslararası hukuk, kurallara dayalı uluslararası düzenin temelidir ve herkes için eşit şekilde geçerli olmalıdır. Farklı standartlar izlenimi oluştuğunda güvenilirlik zarar görür.”

Buna ek olarak Almanya, İsrail’in önce Gazze’de, şimdi ise Lübnan ve Batı Şeria’daki tartışmalı savaş stratejisi ile ilgili büyük bir ikilem içinde. Berlin, İkinci Dünya Savaşı sırasındaki Yahudi Soykırımı’na ilişkin tarihi sorumluluğuna atıfta bulunarak Avrupa Birliği’nde (AB) İsrail’e karşı yaptırımları her zaman engelledi.

Ancak İsrail hükümetinin saldırgan tavrının devam etmesi ve aşırı sağcı İsrailli kabine üyelerinin açıkça Büyük İsrail’den ve toprak ele geçirmeden bahsetmesine rağmen Berlin’in desteğini devam ettirmesi, özellikle güney yarımküredeki birçok ülke tarafından anlaşılmıyor ve büyük tepki çekiyor.

Almanya birkaç hafta önce de BM Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı’nın (UNRWA) çalışmasına ilişkin bir oylamada da çekimser kalmıştı.

Koalisyon hükümetinde yer alan Hristiyan Sosyal Birlik’in (CSU) İsrail’e kayıtsız şartsız destek vermesi de federal hükümet içinde bile tartışmalı bir konu.

RUSYA FAKTÖRÜ
Buna ek olarak, diplomatlardan gelen bilgilere göre Rusya perde arkasında güney yarımküredeki birçok ülke ile görüşerek Almanya’ya karşı cephe oluşturdu ve seçilmemesi için aktif şekilde lobi yaptı. Bu da şaşırtıcı değil zira Almanya seçilmesi durumunda BMGK’de, Ukrayna savaşı konusunu gündemin en üstüne koymayı planlıyordu.

Almanya’ya karşı cephe alınmasının bir diğer gerekçesi olarak Berlin’in güneyin sorunlarıyla hiçbir zaman ilgilenmediği iddia ediliyor. BM’de görev yapan ve adının açıklanmasını istemeyen bir diplomat, ABD’nin uluslararası hukuk açısından tartışmalı Venezuela müdahalesine ve Devlet Başkanı Nicolas Maduro’nun kaçırılmasına Berlin’in büyük ölçüde sessiz kalmasının, Latin Amerika ülkeleri arasında Almanya’nın imajını zedelediğini belirtiyor.

Peki, kimilerine göre Almanya için bir “hezimet” olan BM’deki oylama bazı kişi ve kurumlar için ne anlama geliyor?

BAŞBAKAN MERZ İÇİN…
Görevine başladığından bu yana kendini “Dışişleri Başbakanı” olarak konumlandıran Friedrich Merz’in dış politika hırsları için bu sonuç ağır bir darbe olacağa benziyor. Hristiyan Demokrat Birlik’in (CDU) lideri, ülkesinin BMGK’nın geçici üyeliğine seçilmesi ile muhtemelen ABD Başkanı Donald Trump, Çin Devlet Başkanı Şi Jinping veya Rus mevkidaşı Vladimir Putin ile göz hizasında olma ümidini taşıyordu.

Merz bu diplomatik felaketin hemen ardından, federal hükümete verilen görevlerin BM’deki seçim sonucuyla değişmediğini dile getirdi. Ancak Alman diplomatlar arasında da federal hükümetin BM hezimeti, Merz’in dünya sahnesinde şimdiye kadar pek görünmemesinin bir faturası olarak değerlendiriliyor. Başbakan’ın geçen Eylül ayında örneğin BM Genel Kurulu toplantılarına katılmamış olmasının, BM çevrelerince mutlaka fark edildiği belirtiliyor.

DIŞİŞLERİ BAKANI WADEPHUL İÇİN…
Wadephul, Almanya’nın devasa yurt dışı diplomatik temsilcilikler ağına ve BM’nin en önemli finans sağlayıcılarından biri olmasına rağmen, yeterince fazla sayıda ülke nezdinde başarılı bir şekilde kendini gösteremediği eleştirisiyle karşı karşıya kalmış durumda.

Oylamadan hemen sonra açıklama yapan Wadephul, “Kendime kişisel olarak bir şey söyleyecek durumda değilim” diyerek alınan sonuçla ilgili herhangi bir sorumluluk üstlenmeyeceğini aktarmış oldu. Bakan ayrıca, Almanya’nın BM faaliyetleri için çalışmaya devam edeceğini belirtti. Wadephul diğer yandan, “Ama bu sonuçla Berlin’deki ikna gücüm tabii ki artmayacak (…) Federal hükümette uluslararası alanda aktif olan herkesın ikna gücü de bu sonuçla artmayacak” ifadelerini kullandı. Bazı siyasi uzmanlara göre Wadephul ikinci cümlesi ile partisinin genel başkanı ve Başbakan Friedrich Merz’i kastetti.

ALMANYA KOALİSYON HÜKÜMETİ İÇİN…
BM’de yaşanan başarısızlık, iddialı Alman dış politikası için olduğu kadar koalisyon hükümeti için de bir darbe olarak görülüyor.

Muhalefet partilerinden aşırı sağcı Almanya için Alternatif’in (AfD) dış politika sözcüsü Markus Frohnmaier “tarihi bir rezalet”ten, Yeşiller Partisi Eş Genel Başkanı Franziska Brantner ise Başbakan Merz ve Dışişleri Bakanı Johann Wadephul için “ağır bir yenilgi”den söz etti.

Bu arada BMGK’deki oylamanın sonucu, halihazırda sorunlar yaşayan koalisyon hükümeti için muhtemelen yeni gerilimlere neden olacak.

SPD Federal Meclis Grubu Başkan Yardımcısı Siemtje Möller, uluslararası çatışmalarda ve uluslararası hukuk konusunda daha fazla tavır gösterilmesi çağrısında bulundu.

Funke Medya Grubu gazetelerine verdiği demeçte Möller, “Küresel istikrar, kurallara dayalı uluslararası düzen ve uluslararası hukuk için güvenilir bir ortak olarak çabamız daha net ve daha tutarlı olmalı. Benim için bu aynı zamanda federal hükümetin, uluslararası hukuka aykırı davranışları, kimin bunu sorguladığından bağımsız olarak açıkça ifade etmesi anlamına geliyor” dedi.

Alman hükümetini eleştirenler, Gazze savaşında diğer devletlerin İsrail’in uluslararası hukuka aykırı hareket ettiği yönündeki suçlamalarına Berlin’in katılmadığını ifade ediyor. Almanya ayrıca ABD ve İsrail’in İran’a saldırısını ve ABD’nin Venezuella’daki yaklaşımını da diğer hükümetler gibi açıkça uluslararası hukuka aykırı olarak nitelendirip kınamadı.

MUHALEFET İÇİN…
Özellikle federal hükümetin uluslararası konulardaki angajmanını gereksiz bulan ve bütçe kaynaklarını başka amaçlar için harcamayı tercih eden AfD, Merz ve ekibinin oylama felaketinden yarar sağlamaya çalışacak gibi görünüyor. AfD lideri Alice Weidel, X hesabından yayınladığı mesajında, BMGK seçiminin Başbakan Merz adına “bir rezalet daha” olduğunu savundu.

Yeşiller Partisi lideri Franziska Brantner, seçim sonucunun “uluslararası alanda güvenilirlik ve güven kaybeden bir dış politikanın faturası olarak anlaşılması gerektiğini” ifade ederken Sol Parti Eş Genel Başkanı Jan van Aken, ARD televizyonunda katıldığı bir programda “Uluslararası hukuku paramparça ettiğinizde sonuç böyle olur” dedi.

GÜVENLİK KONSEYİ’NİN ÇALIŞMALARI İÇİN…
Dışişleri Bakanı Wadephul, BMGK’nin yıllardır süren ablukasını, grubun daimi olmayan üyelerini güçlendirerek daha güçlü bir ses verme çabasıyla kısmen kırmayı planlıyordu. Bakan, böylece Konsey’in, ABD, Rusya, Çin, Fransa ve İngiltere gibi güçlü daimi üyelerine en azından biraz karşı koyabilmeyi amaçlıyordu.

ALMANYA’NIN YENİ BİR BMGK ADAYLIĞI İÇİN…
Almanya genellikle her sekiz yılda bir Güvenlik Konseyi’nin geçici üyeliği için başvuruda bulunuyor. Wadephul, oylamanın ardından yaptığı açıklamada, buna bağlı kalmak istediğini dile getirdi. Ancak önümüzdeki yıllar için çok sayıda aday sırada bekliyor. Bunlar arasında, 2035/36 seçim dönemi için resmi olarak şu ana kadar sadece İsveç aday olacağını duyurdu.

Hessen Eyaleti Uluslararası İşlerden Sorumlu Bakanı Manfred Pentz ise Almanya’nın BM’ye verdiği fonların azaltılmasını gündeme getirdi. CDU’lu politikacı Bild gazetesine verdiği röportajda şunları söyledi:

“Dünyanın en büyük ekonomilerinden biri, önemli kararlar alınırken masada oturmuyor. Üstelik biz Birleşmiş Milletler’in en büyük finans sağlayıcılarından biriyiz. Eğer gelecekte orada bize düşen etkiye sahip olamazsak, şu soru ortaya çıkıyor: O zaman neden BM’ye bu kadar çok para yatırmaya devam edelim?”

DW/Reuters

DAUSEN

DAUSEN

Girne Belediyesi

Girne Belediyesi

Gönyeli Alayköy Belediyesi

Gönyeli Alayköy Belediyesi