AKSA: ‘Cambaza bak’ protokolü…

Gazeteci Vatan Mehmet'ten, TC-KKTC protokolü hakkında zehir zemberek bir yazı...

İmzalı her mali protokol için 13 yıldır en az iki yazı kaleme aldım.

Bu son imzalanan “bir tanesini” ancak hak eder.

Onu da yapmayıp susacak değiliz; Yoksa dükkânı kapatıp gideriz…

Türkiye-KKTC ilişkileri “köşe yazıları” ile “yapılmaz” da “yıkılmaz” da…

“Beceriksizler” en azından aynı anda “korkak” olmamalı!

Bu ikisi yan yana hiç çekilmez…

**

Türkiye ile imzalanan mali protokole ilişkin kitap ortasından bazı “açıklamalar”, yine izdüşüm “siparişyazılar okuduk özellikle son 10 gündür.

Belli ki bu “topa” girenler ile “sokulanlar” bu işi hiç bilmiyorlar.

“Geçmişi” zaten bilmiyorlar da bugünü de okuyamıyorlar…

“Kâtiplik”yapıyorlar.

Seviyeleri redakte muhabirliği hükmündedir.

Bu nedenle özellikle son 1 haftadır bu konuda 3-4 saatte bir çalan ve protokol yazısı bekleyen telefonlar artık sussun diye, bir protokol yazısı yazmam icap edecekti.

Exel tablosu okumaktan aciz tiplere de slogandan ibaret “protokol analizlerini” bırakacak değiliz!

Biz “bazı şeyleri” değil, siz “çok şeyleri” yanlış biliyorsunuz!

**

BİRİNCİSİ ŞUDUR;

Bu protokol bugüne değin yazılmış ve imzalanmış –bunu bilhassa ifade edeyim– devlet adamlarını âdeta utandıracak kadar “ÜSLUBU EN KÖTÜ METİN” olarak, tarihe geçmiştir…

Bu konuda önümüzde duran şey o denli emsal ile hayret vericidir ki bu bahiste tek tesellimiz, yakın zamanda devletlerin ismini bile Türkiye Cumhuriyeti Kuzey Hükümeti– gibi yanlış yazılmış olduğunu hatırlamak ve en azından böyle rezaletlere imza atılmamış olduğuna bir anlamda şükretmek gibi görünüyor.

İKİNCİSİ ŞUDUR;

Protokol bir “gizleme” aracı olarak adeta bir “kemik” gibi önümüze atılmışa benziyor.

Evvela içinde reform ve yapısal dönüşüme ilişkin hiç ama hiçbir şey yok!

Olsa da fark etmeyecekti çünkü yine yıllık imzalanmış!

Yıllık olan bir taahhüt metninde “yapısal bir dönüşümü” konuşmanın bir anlamı olmadığını “bilen” bilir.

Yazılan eylemlerin hiçbirisinin uygulanmayacağını Türkiye de kabullenmiş görünüyor; bunun başat alameti de “yıllık” olması…

**

‘Bu protokolü uygulamamız lazım’diyenlere saygılıyız ancak hikmetinden sual şudur: Bu protokol uygulanınca nereye varacak?

Bir hedef ve amaç görünmüyor…

‘Strateji belgesi’ okumasını bilen herkes bunu görebiliyor.

KKTC’nin hali hazır dertlerine deva olacak bir durumu yok bu metnin!

Öyle bir karman çorman, ortaya karışık olmuş ki bir kişinin elinden çıkmamış; Kıbrıs’ı tanımayan, birbirinden habersiz farklı ekipler de içine doldur boşalt yapmış, herkes bir şeyleri kopyalamış, yapıştırmış…

Bütünlüğü yok!

Ayrıca “Türkiye-KKTC ilişkilerinin önemi” başlığı altında olanlar ise adeta Müslüman mahallesinde salyangoz satmaya benziyor!

Birbirimizi mi yağlıyoruz?

En önemlisi şu: Uzun süredir KKTC’deki rant çevreleri ile Türkiye uyuşmuş ve anlaşmış gözüküyor.  

Herkes biliyor ki her şeyi yerle bir eden de bu zaten…

İki tarafın “aferistleri” ortak noktada buluşmasını bilmişler.

Protokol bu anlamda asıl amaçları gölgeleyen bir manzumeler dizini görünümünde…

Bu protokolü pazarlamak için ayrı bir reklam ajansı kurulması gerekir; o denli savruk ve başarısız!

**

KKTC tarafı için protokol para almak için gerekli bir belge anlamını taşıyordu; UBP hükümetleri CTP de dâhil protokole para almak için; tamamlanması gereken bir şekil şartıymış gibi bakıyorlardı…

Türkiye ise protokole orta, uzun vadeli önemler atfediyordu…

Şimdi Türkiye tarafı da aynı noktaya geldi; Bu protokol artık bir “usul şartı”.

Neyin usul şartı?

Aferist ilişkilerin devamını sağlamak ve gizlemek için…

KKTC muhalefeti pro-aktif olmak istiyorsa; protokolü istemiyoruz değil, bir an önce uygulayın demesi icap eder.

Kimse akıl tavsiyesi almıyor ama “akıllıca” olan bu…

**

Çok tartışılan din eğitimi meselesi de bizim KKTC tarafından gitmiş öneriler ama Türkiye’nin bunu kabul etme nedeni bunun ”tartışılabilir olma” elverişli-liği…

Gelelim bazı rakamlara…

Ayrılan para 3 Milyar TL.

Bunun 550’si zaten AKSA’ya ayrılmış.

Bunun nedeni AKSA’nın zaten uzatılacak sözleşmesinde AKSA’ya daha faza şirin gözükme çabası…

KAZ gelecek yerden TAVUK esirgenmemesi durumu var, anlayacağınız…

Ayrılan paralara –sektörel dağılım olarak– baktığımızda şunu görüyoruz;

Hiçbir yapısal sorunu olmayan sadece alt yapı problemleri olan bir ülke sanki KKTC!

Rakamlar böyle kabul edildiğini gösteriyor;

2 milyar 64 milyon TL altyapı ve reel sektör için ayrılmış.

Bunun 620 milyonu zaten külliye için!

200’ü e-devlet binası için.

213 milyonu yol yapımı için…

100 milyon Organize Sanayi Bölgesi(OSB) yapımı için.

254 milyon da sulama projesi için ayrılmış…

Ne demek bu?

Yani paranın üçte ikisi sadece bu alanlara

Tarım, turizm, yükseköğrenimiçin yeterli para ayrılmamış!

Reel sektör için geçmiş yıllarda verilen hibe faiz destekleri için de kaynak yok protokolde!

Yani reel sektör desteklenmiyor!

KKTC’nin hiçbir yapısal sorunu yok burada!

Yol, bina yaparsak sorunları çözeriz yaklaşımı net gözüküyor.

Öte yandan ARMA modeli de hala kullanılıyor; 2 yıldır bu modelin işlemediği rakamlarla görülmesine rağmen!

Bu ısrar da dikkat çekici

**

Bu noktada ister istemez bu konularda mürekkep yutmuş bir kardeşiniz olarak bunca “esas” olan şeyden bahsettikten sonra “cambaza bak” hikâyesini hatırlamadan yapamıyoruz.

Malum eskiden her türlü şenlikte, kumpanyada falanda filanda cambazlar gösteri yaparmış.

Seyreden avanakların ceplerini boşaltmak için YANKESİCİLERİN DOĞAL AV ORTAMIYMIŞ buralar…

Hatta avanak gördükleri eğer gösteriyi seyretmiyorsa, yanlarında durup, “baba cambaza bak cambaza… Ulan nasıl yörüyor keraneci o ipte…” diye gaz da verirlermiş.

Bu yöntem, daha sonra siyaset diline, ardından da günlük dilimize deyim olarak girmiştir.

Deyim, gündem saptırma, saptırılan gündem altında, çaktırmadan başka işler sokuşturma, gözden kaçırma yöntemlerine ilişkin kullanılır…

Protokol budur…!…

Bunun dışında özellikle resmi ağızlardan işitilen şeylerin tamamı propaganda…

Hatta fazlası ile “acemi” bir propaganda.

 

DAUSEN

DAUSEN

Girne Belediyesi

Girne Belediyesi

Gönyeli Alayköy Belediyesi

Gönyeli Alayköy Belediyesi