KTEZO: “Gençler hükümetlere bırakılamayacak kadar değerlidir”
Kıbrıs Türk Esnaf ve Zanaatkarlar Odası (KTEZO) tarafından yapılan açıklamada, "Çözüm için mücadele ve sorumluluk olmadığı zaman ne elektrik, ne sağlık, ne de bir başka alandaki sorunlar çözülür" vurgusu yapıldı.
KTEZO: “Gençler hükümetlere bırakılamayacak kadar değerlidir”
Kıbrıs Türk Esnaf ve Zanaatkarlar Odası (KTEZO) tarafından yapılan açıklamada, "Çözüm için mücadele ve sorumluluk olmadığı zaman ne elektrik, ne sağlık, ne de bir başka alandaki sorunlar çözülür" vurgusu yapıldı.
Bugün Kıbrıs
Kıbrıs Türk Esnaf ve Zanaatkarlar Odası (KTEZO), eğitimde yaşanan sorunlara dikkat çekerek, gençlerin ve çocukların hükümetlere bırakılamayacak kadar değerli olduğunu vurguladı.
Açıklamada, 2010’da kurulan Çıraklık Okulu’nun, mesleki eğitimleri tam gün programladığı ve sorunları gerekçe yaparak eğitimi aksatmadığı belirtildi.
KTEZO, “Tam Gün” uygulamasının iki güne çıkarılmasıyla ülkede birçok sorunun göz önüne serildiğini ifade etti. Aç kalan çocuklar, kalabalık sınıflar, Türkçe bilmeyen öğrenciler ve liyakatsiz istihdamlar gibi sorunlarla mücadele etmek için ne kadar çaba gösterildiğinin önemli olduğunu belirtti.
Öğretmenlerin toplumsal duyarlılığının yüksek olduğuna işaret eden KTEZO, bu sorunların çözümü için tüm kesimlerin bir araya gelmesi gerektiğini vurgulayarak, “Bu memleket, bu çocuklar bizim” dedi.
Açıklamanın tamamı şöyle:
“KTEZO, eğitimin şartlara, koşullara bağlanmasına her zaman karşı çıktı. Dün olduğu gibi bugün de tam günü savundu ve savunmaya devam edecek. Söz konusu olan ister hükümet olsun ister sendika olsun.
Sorunları, sıkıntıları, eksiklikleri ifade ederek üstesinden gelmek için mücadele etmek, gerekirse grev yapmak başka bir şeydir… Sorunları gerekçe yaparak sorumluluktan, mücadeleden kaçmak, eğitime karşı çıkmak başka bir şeydir…
Çıraklık okulumuzun kuruluşunu gerçekleştirdiği 2010 yılından bugüne Mesleki Eğitimlerimizi tam gün olarak programladık. Yerimizi, dersliklerimizi gerekçe yaparak tam gün mücadelemizden kaçmadık. Öğretmen eksikliklerimizi mazeret olarak öne sürerek eğitimi aksatmadık. Bütün güç ve örgütlülüğümüzü sorunların çözümü için kullandık. Çünkü mesele çocuk, mesele gençler, mesele istihdam ve gelecekti.
Ne Milli Eğitimin, ne de hükümetlerin eksik, aksak, yanlış uygulamalarının, sözünü ettiğimiz bu önemli başlıkların önüne geçmesine fırsat verdik.
Aslında toplum olarak şapkayı çıkarıp önümüze koymamız gerekir. Çözüm için mücadele, sorumluluk olmadığı zaman ne elektrik, ne sağlık, ne de bir başka alandaki sorunlar çözülür.
Sorunu ve sorumluluğu bir başka yere atmaktan vazgeçelim.
Hiçbir genç veya çocuk hükümetlere bırakılamayacak kadar DEĞERLİDİR.
Sorunlara bu sorumlulukla bakmak zorunda olduğumuzu bir kez daha hatırlatmak ve bir kez daha seslenmek istiyoruz.
“Tam gün” uygulamalarının 2 güne çıkarılması ile aslında ülkenin maskesi düşmüş oldu. Daha önce varlığı nerdeyse farkedilmeyen, doğru dürüst dile gelmeyen ne kadar sorun varsa gözümüze sokuldu, görünür hale geldi. Ve aslında bunların hepsi de doğrudur…
Aç kalan çocuklar…
Kalabalık sınıflar…
Türkçe bilmeyen öğrenciler…
Kantin yetersizliği…
Liyakatsız ve ehliyetsiz partizanca istihdamlar…
Ulaşım ve güvenlik gibi çoğu ülkeye dair de olan zaafiyetler çok da etkili bir şekilde dile gelmeye başladı…Burada önemli olan birçoğu bilinen bu sıkıntıların neden bu şiddetle dile geldiği veya getirildiğidir. Yani tüm bu sorunlara karşı çözüm için ne yaptığımız, ne kadar mücadele ettiğimizdir. Yaptıkları işten dolayı toplumsal duyarlılığı diğer toplum kesimlerine göre daha yüksek olan ÖĞRETMENLERİMİZİN; eğitime sahip çıkacakları konusunda hiç şüphemiz yoktur.
Bu memleket, bu çocuklar bizim…”