İnsan Hakları Vakfı: Devlet kadınların yaşam hakkını koruma yükümlülüğünü yerine getirmeli
Kıbrıslı Türk İnsan Hakları Vakfı, kadın cinayetleri, kadınlara yönelik öldürme girişimleri ve diğer şiddet biçimlerinin son derece endişe verici boyutlara ulaştığını belirterek, devletin yükümlülüğünün yalnızca yaşam hakkını ihlal etmemekle sınırlı olmadığını vurguladı. Vakıf, “Devlet, yaşamı koruma ve yaşatma yönündeki pozitif yükümlülüğünü de gereği gibi yerine getirmek zorundadır” dedi.
İnsan Hakları Vakfı: Devlet kadınların yaşam hakkını koruma yükümlülüğünü yerine getirmeli
Kıbrıslı Türk İnsan Hakları Vakfı, kadın cinayetleri, kadınlara yönelik öldürme girişimleri ve diğer şiddet biçimlerinin son derece endişe verici boyutlara ulaştığını belirterek, devletin yükümlülüğünün yalnızca yaşam hakkını ihlal etmemekle sınırlı olmadığını vurguladı. Vakıf, “Devlet, yaşamı koruma ve yaşatma yönündeki pozitif yükümlülüğünü de gereği gibi yerine getirmek zorundadır” dedi.
Bugün Kıbrıs
Kıbrıslı Türk İnsan Hakları Vakfı (KTİHV) tarafından son günlerde yaşanan kadına yönelik şiddet vakalarına ilişkin açıklamada, insan haklarının korunmasında ihlal sonrasında izlenecek yollar kadar, ihlalin gerçekleşmeden önlenmesinin de esas olduğunu belirtildi.
Vakıf açıklamasında, “Ülkemizde kadın cinayetleri, kadınlara yönelik öldürme girişimleri ve diğer şiddet biçimleri son derece endişe verici boyutlara ulaşmıştır. İnsan haklarının korunmasında, hakkın ihlalinin ardından izlenecek yol önemlidir. Ancak asıl olan, hakkın ihlalini önleyebilmektir” ifadelerine yer verdi.
“DEVLETİN YÜKÜMLÜLÜĞÜ YALNIZCA ÖLDÜRMEMEKLE SINIRLI DEĞİLDİR”
KTİHV, yaşam hakkı bakımından devletin sorumluluğunu şu ifadelerle ortaya koydu:
“Yaşam hakkı bakımından ise devletin yükümlülüğü yalnızca öldürmemekle sınırlı değildir; devlet, yaşamı koruma ve yaşatma yönündeki pozitif yükümlülüğünü de gereği gibi yerine getirmek zorundadır.”
Açıklamada, kadınların öldürüldüğü ve giderek sıklaştığı belirtilen olaylarda temel sorunun, devletin önleyici ve koruyucu adımları atmaması ve mevzuatın kendisine yüklediği görevleri yerine getirmemesi olduğu kaydedildi. Bunun, kadınlara yönelik şiddet uygulayan kişilerin engellenmeden hareket edebilecekleri koşulların oluşmasına ve suç işleme fırsatı bulmalarına yol açtığı belirtildi.
“ADALETE VE KAMU KURUMLARINA DUYULAN GÜVEN DERİNDEN SARSILIR”
KTİHV, hukukun önleyici ve cezalandırıcı işlevlerini zamanında veya gerektiği şekilde yerine getirmediği durumlarda insan hakları ihlallerinin kaçınılmaz hale geldiğini belirtti:
“Toplum; hukukun ve insan haklarını koruma mekanizmalarının işlemediğini, suçların önlenmediğini ve faillerin cezalandırılmadığını düşünmeye başladığında adalete ve kamu kurumlarına duyulan güven derinden sarsılır. Bunun sonucunda ortaya çıkan toplumsal infial ve gerilim, başka suçlara ve daha geniş çaplı toplumsal krizlere de zemin hazırlayabilir.”
Vakıf, devlet kurumlarının insan haklarının korunmasına ilişkin görevlerini eksiksiz yerine getirmesi gerektiğini, suçun önlenemediği istisnai durumlarda ise etkin soruşturma ve kovuşturma yürütülmesi ve adil cezalandırmanın mümkün olan en kısa sürede gerçekleştirilmesi gerektiğini kaydetti.
“ETKİLİ KORUMA UYGULAMALARI NEREDEYSE İSTİSNA HALİNE GELMİŞTİR”
Açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“Ne var ki endişeyle izlediğimiz süreçlerin de açıkça gösterdiği üzere devletin, ister özel alanda ister kamusal alanda gerçekleşsin, kadına yönelik şiddeti önleme ve kadınları koruma yükümlülüğünü etkili biçimde yerine getirdiği uygulamalar neredeyse istisna hâline gelmiştir.”
KTİHV, bir toplumda suçun varlığının tek başına patolojik bir olgu sayılamayacağını ancak hukuki ve toplumsal mekanizmaların belirli bir suçluluk biçimiyle başa çıkmakta zorlanması ve bunu başaramadığının açıkça görülmesi halinde suçluluğun patolojik bir boyuta ulaştığını belirtti.
Vakıf, “Bu durumda suçun önlenmesi ve onu ortaya çıkaran koşulların ortadan kaldırılması, suçun yine de işlendiği istisnai durumlarda adil yargılama ve cezalandırma zorunludur. Aksi halde önleme ve cezalandırma işlevsizleşir ve suçların önüne geçilemez” dedi.
“GEREKLİ MEVZUAT VE UYGULAMA DEĞİŞİKLİKLERİ HAYATA GEÇİRİLMELİ”
KTİHV, yetkilileri gerekli mevzuat ve uygulama değişikliklerini hayata geçirmeye, tüm paydaşlar ve sivil toplum örgütleriyle yoğun, hızlı ve sonuç odaklı çalışmalar yürütmeye çağırdı.
Açıklamada, “Kadına yönelik şiddet vakalarında adaletin yalnızca yerine getirilmesi değil, toplum tarafından yerine getirildiğinin görülmesi de büyük önem taşımaktadır” denildi.
Vakıf açıklamasını, “İnsan haklarının korunduğu bir hukuk devletinde böyle bir tablonun sürüp gitmesi kabul edilemez. Endişeyle izlediğimiz bu sürecin yön değiştirmesi, kadına yönelik şiddetin önlenmesi ve kadınların yaşam hakkının etkili biçimde korunması için resmî ve sivil tüm kişi ve kurumları birlikte hareket etmeye çağırırız” ifadeleriyle tamamladı.















