Derya: “Bu sosyal çürüme her gün yeni bir şiddet olayıyla karşımıza çıkıyor”

CTP Kadın Örgütü, Saliha Özkol’un erkek şiddeti sonucu öldürülmesinin ardından Başbakanlık önünde eylem yaptı. Başkan Doğuş Derya kadınları koruyamayan hükümeti istifaya çağırdı.

Bugün Kıbrıs

Saliha Özkol’un erkek şiddeti sonucu öldürülmesinin ardından CTP Kadın Örgütü, kadınların yaşam hakkını koruyacak mekanizmaların işletilmemesine karşı Başbakanlık önünde eylem yaptı. CTP Kadın Örgütü MYK üyeleri, milletvekilleri, parti yetkilileri ve üyelerin katıldığı eylemde ilk konuşmayı Kadın Örgütü Başkanı Doğuş Derya yaptı. Ardından Genel Sekreter Mine Karaca, örgütün basın bildirisini okudu.

Derya, kadına yönelik erkek şiddetinin önlenmesi için yıllardır hem sahada hem Meclis’te mücadele verdiklerini, buna rağmen yapılan yasaların uygulanmadığını söyledi. Saliha Özkol’un polise yaptığı şikayetlerin, hastaneden aldığı darp raporunun ve mahkemenin verdiği koruma emrinin Bugün Kıbrıs’tan Emine Yüksel’in haberiyle ortaya çıktığını hatırlattı.

Derya şöyle konuştu:

“Bugün Kıbrıs’tan Emine Yüksel’in yaptığı haberden öğrendik ki aslında öldürülen kız kardeşimizin poliste defalarca şikayeti bulunuyor. Hastaneden aldığı darp raporu var. Mahkemenin vermiş olduğu koruma emri var. Buna rağmen biz bu kadını koruyamadık. Aynen bundan önce öldürülen kız kardeşlerimiz gibi.”

“YASALARI YAPMAK, KAĞIT ÜZERİNDEKİ KELİMELERİN HAYATA GEÇMESİ ANLAMINA GELMİYOR”
Derya, devleti yönetenlerin toplumsal cinsiyet eşitliği ve sosyal adaleti kendi sorumluluk alanları içerisinde görmemesinin bedelini kadınların, çocukların ve toplumun en kırılgan kesimlerinin ödediğini belirtti:

“Çünkü yasaları yapmak aslında kağıt üzerindeki kelimelerin hayata geçmesi anlamına gelmiyor. Devleti yönetenlerin baştan aşağıya toplumsal cinsiyet eşitliğini, sosyal adaleti kendi sorumluluk alanı içerisinde görmemesinden kaynaklanan bu eksiklik önce kadınları, sonra çocukları ve toplumun en kırılgan gruplarını etkiliyor.”

Ödenen vergilerin sosyal devletin koruyucu ve önleyici mekanizmalarına aktarılmadığını belirten Derya, kaynakların belli çıkar gruplarına yönlendirildiğini; yoksullaştırma, güvencesizleştirme ve korumasız bırakılmanın en ağır sonuçlarını kırılgan kesimlerin yaşadığını söyledi.

ŞİDDET ÖNLEME MEKANİZMALARI HAYATA GEÇİRİLMEDİ
Derya, Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Dairesi’nin teşkilat yasasında yer alan şiddet önleme ve danışma merkezlerinin CTP’li belediyeler dışında hayata geçirilmediğini belirtti. Poliste Şiddete Müdahale Birimi kurulmasının da tek başına yeterli olmadığını, bu birimlerin her ilçede bulunmadığını ve şiddet faillerinin rehabilitasyonu için öngörülen programların uygulanmadığını söyledi.

Saliha Özkol cinayetinde koruma emrinin ihlal edildiğini, failin çeşitli suçlardan mahkum edildiğini ve hapis cezası aldığını hatırlatan Derya, tüm bunlara rağmen gerekli önlemlerin alınmadığına dikkat çekti.

DERYA: “TOPLUMUN SABRI TAŞMIŞTIR”
Derya, CTP Kadın Örgütü olarak Başbakanlıktaki Ünal Üstel hükümetinin toplumun yakasından düşmesini talep etmek için Başbakanlık önüne geldiklerini söyledi. Derya konuşmasında şu ifadelere yer verdi:

“Biz protesto yaparız, basın açıklaması yaparız, çözüm önerilerimizi ortaya koyarız, yapılması için baskı kurarız ama yakalarından tutup döve döve oradan atmamız mümkün değil. Toplumun sabrı taşmıştır. Bu sosyal çürüme her gün yeni bir şiddet olayıyla karşımıza çıkmaktadır.”

Kundaklama, darp, hırsızlık ve kontrolsüz nüfus akışına işaret eden Derya, ülkenin daha fazla tahrip edilmeden hükümetten kurtulması gerektiğini savundu.

Filo Jet faciasına da değinen Derya, yalnızca bir bakanın görevden alınmasının siyasi sorumluluğu ortadan kaldırmadığını belirterek, “Ünal Üstel tek bir bakanı görevden alarak sorumluluktan kaçabileceğini sandı gemi faciasında. Ama toplum aptal değil. Her şey çok açık ortada. Bir an önce bu insanlardan kurtulmak bizim boynumuzun borcudur” dedi.

KARACA: “KAÇ KADIN DAHA ÖLDÜRÜLECEK?”
Derya’nın ardından CTP Kadın Örgütü Genel Sekreteri Mine Karaca, örgütün basın bildirisini okudu. Karaca, kadın cinayetlerinin münferit olmadığını, erkek şiddeti ve toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin sonucu olduğunu vurguladı:

“Yıllardır soruyoruz ve maalesef bugün de sormak zorundayız: Kaç kadın daha öldürülecek? Kadın cinayetleri münferit olaylar değildir. Bu cinayetler yıllardır görmezden gelinen erkek şiddetinin ve toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin bir sonucudur.”

Karaca, hükümetin görevinin kadınlar öldürüldükten sonra açıklama yapmak değil, cinayete giden yolu önlemek olduğunu belirterek, Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Dairesi’nin gerçek anlamda işlerlik kazanmadığını ve risk altındaki kadınları koruyacak bütünlüklü mekanizmaların bulunmadığını söyledi. Karaca şöyle devam etti:

“Kadınları koruyamayan, şiddeti önleyemeyen ve gerekli mekanizmaları hayata geçiremeyen bir hükümet yönetme sorumluluğunu yerine getiremiyor demektir. Bir kadının daha öldürülmesini beklemeyeceğiz. Bu nedenle hükümeti istifaya davet ediyoruz. Çünkü kadınlar ölmeden devlet görevini yapmalıdır.”

“KADIN CİNAYETLERİ POLİTİKTİR”
Karaca, kadınların yalnızca yas tutmakla ve umut etmekle yetinmeyeceğini vurguladı:

“Soracağız. Hesap soracağız. Yaşam hakkı gasp edilen her kadının hesabını soracağız. Mücadele edeceğiz. Erkek egemen düzeni devam ettiren ve şiddet kültürünü görmezden gelenlere karşı mücadele edeceğiz. Kadınların yaşam hakkı pazarlık konusu değildir. Kadın cinayetleri politiktir. Bir kadının daha öldürülmesini beklemeyeceğiz. Hükümeti istifaya davet ediyoruz.”

DAUSEN

DAUSEN

Girne Belediyesi

Girne Belediyesi

Gönyeli Alayköy Belediyesi

Gönyeli Alayköy Belediyesi

Çatalköy Belediyesi

Çatalköy Belediyesi