Kıbrıs Cumhuriyeti eski Washington Büyükelçisi’nden Mekke Paktı analizi: Türkiye’nin artan gücü Doğu Akdeniz’e de yansıyacak
Eski Kıbrıs Cumhuriyeti Washington Büyükelçisi ve Londra Yüksek Komiseri Euripides Evriviades, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan Mekke Paktı’nın Kıbrıs’tan uzak bir gelişme olarak görülemeyeceğini savundu. Evriviades’e göre Türkiye’nin bölgesel ağırlığının artması, Ankara’nın Doğu Akdeniz’deki pazarlık ve baskı kapasitesini de güçlendirebilir.
Kıbrıs Cumhuriyeti eski Washington Büyükelçisi’nden Mekke Paktı analizi: Türkiye’nin artan gücü Doğu Akdeniz’e de yansıyacak
Eski Kıbrıs Cumhuriyeti Washington Büyükelçisi ve Londra Yüksek Komiseri Euripides Evriviades, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan Mekke Paktı’nın Kıbrıs’tan uzak bir gelişme olarak görülemeyeceğini savundu. Evriviades’e göre Türkiye’nin bölgesel ağırlığının artması, Ankara’nın Doğu Akdeniz’deki pazarlık ve baskı kapasitesini de güçlendirebilir.
Bugün Kıbrıs
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında 7 Ağustos’ta imzalanan Mekke Paktı’nın Orta Doğu’nun güvenlik mimarisini ve Doğu Akdeniz’deki dengeleri değiştirebileceği öne sürüldü.
Eski Kıbrıs Cumhuriyeti Washington Büyükelçisi ve Londra Yüksek Komiseri Euripides Evriviades, Cyprus Mail’de yayımlanan analizinde anlaşmanın oluşturduğu ittifaktan çok, işaret ettiği yeni bölgesel düzenin önemli olduğunu belirtti.
Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın anlaşmayı teknik açıdan NATO’nun 5. maddesine benzettiğini aktaran Evriviades, taraflardan birine yönelik silahlı saldırının tümüne yapılmış sayılacağını ifade etti.
Ancak anlaşmanın metninin henüz kamuoyuna açıklanmadığına dikkat çeken Evriviades; hangi şartların ortak savunma taahhüdünü harekete geçireceğinin, komuta yapısının nasıl işleyeceğinin ve ülkelerin birbirlerini savunmak için ne ölçüde harekete geçeceğinin bilinmediğini vurguladı.
“ORTA DOĞU YENİDEN ÖRGÜTLENİYOR”
Evriviades’e göre ABD’nin bölgedeki ağırlığı ortadan kalkmıyor ancak bölge ülkeleri güvenliklerini yalnızca Washington’a emanet etmek istemiyor. Ortaya çıkan yapı, “Amerika sonrası” ya da doğrudan “Amerika karşıtı” bir düzen yerine, ABD’nin geniş stratejik şemsiyesi altında bölgesel güçlerce daha fazla yönetilen bir sisteme dönüşebilir.
Analizde Suudi Arabistan’ın mali gücü ile dinî ve siyasi etkisini, Pakistan’ın büyük ordusu ve nükleer kapasitesini, Türkiye’nin ise NATO deneyimi, ittifakın ikinci büyük ordusu ve hızla büyüyen savunma sanayisini masaya getirdiği belirtildi.
Bu üç unsurun birleşmesinin güçlü bir bölgesel yapı yaratabileceği kaydedildi.
TÜRKİYE’NİN ÇOK YÖNLÜ POLİTİKASI
Evriviades, Türkiye’nin aynı anda birden fazla jeopolitik alanda hareket ettiğini belirtti. Ankara’nın NATO üyeliğinin avantajlarından yararlanırken Batılı ortaklarından ayrışabildiğini; Washington’la temaslarını sürdürürken Moskova’yla yakın ekonomik ve siyasi ilişkiler kurduğunu ve Rusya ile İran’a yönelik Batı yaptırımlarına katılmadığını hatırlattı.
Türkiye’nin İran’la ilişkilerini korurken Körfez ülkeleri ve Pakistan’la bağlarını güçlendirdiğini, Hamas’a yaklaşımının ise Ankara’yı ABD, AB ve İsrail’le karşı karşıya getirdiğini ifade etti.
“TÜRKİYE GÜCÜNÜ ALANLARA AYIRMIYOR”
Analizde Mekke Paktı’nın Kıbrıs ve Yunanistan’la ilgisi olmayan uzak bir gelişme olarak değerlendirilmesinin hata olacağı savunuldu.
Evriviades, “Türkiye gücünü bu kadar düzgün biçimde bölümlere ayırmıyor” değerlendirmesinde bulunarak Ankara’nın Ege ve Doğu Akdeniz’deki politikalarının artan bölgesel ağırlığından ayrı düşünülemeyeceğini ileri sürdü.
Mavi Vatan doktrini, Libya ile imzalanan deniz yetki alanları anlaşması, bölgesel enerji projelerine yönelik itirazlar ve Türkiye’nin ilan ettiği deniz parklarının daha geniş bir yetki, bağlantı ve nüfuz mücadelesinin parçaları olduğu savunuldu.
Evriviades, Mekke Paktı’nın doğrudan Kıbrıs veya Yunanistan’a yönelik olmadığını da vurguladı ancak “Bir alanda biriken güç, başka alanlardaki pazarlık kapasitesini artırır” değerlendirmesini yaptı.
KIBRIS’A ABD’DEN ÖZEL MÜTTEFİK STATÜSÜ ÖNERİSİ
Evriviades, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin AB üyeliği, coğrafi konumu, limanları, havaalanları, denizcilik sektörü ve insani yardım operasyonlarının önemli stratejik araçlar olduğunu belirtti.
Lefkoşa’nın Avrupa güvenlik yapısındaki konumunu güçlendirmesi ve bölgesel ortaklıklarını genişletmesi gerektiğini savunan Evriviades, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin ABD’den “NATO üyesi olmayan önemli müttefik” statüsü istemesini önerdi.
Analizde ayrıca Kıbrıs’ı Avrupa’ya ve bölge ülkelerine fiziksel olarak bağlayacak enerji, elektrik, denizcilik ve dijital altyapı projelerinin hızlandırılması gerektiği belirtildi.
Evriviades, Kıbrıs’ın başka güçlerin stratejilerini uyguladığı bir coğrafya olmaktan çıkarak bölgesel gelişmelerde aktif bir aktöre dönüşması gerektiğini savundu.















