Erhürman’ın Yeni Çizgisi: Federasyon mu, Konfederasyona Açılan Kapı mı?

Tufan Erhürman’ın Cumhurbaşkanı seçilmesi, Kıbrıs sorununda federasyon tezine dönüş olarak yorumlandı.

Ancak aradan geçen sürede bu değerlendirmenin yeniden sorgulanmasını gerektiren işaretler ortaya çıktı. Çünkü Erhürman, CTP’nin yıllardır kullandığı “iki toplumlu, iki bölgeli, siyasi eşitliğe dayalı federasyon” formülünü artık ısrarla tekrarlamıyor. Bunun yerine, önemli olanın kavramlar değil içerik olduğunu söylüyor.

Kavramlardan çok içeriğin önemli olduğu görüşü ilk bakışta makul görünebilir. Kıbrıs’ta sözcükler yıllardır tarafların kendi toplumlarına mesaj vermek amacıyla kullandıkları sembollere dönüştü. Ancak çözüm modellerinde kavramlar tamamen önemsiz değildir. Federasyon ile konfederasyon arasındaki fark yalnızca isim farkı değil, egemenliğin kaynağına ilişkin temel bir anayasal ayrımdır.

Erhürman bu noktada “egemen eşitlik” ile “eşit egemenlik” kavramlarının farklı olduğunu özellikle vurguluyor. Egemen eşitlik, uluslararası alanda birbirinden ayrı iki egemen devletin eşitliğine işaret eder. Eşit egemenlik ise Erhürman’ın kullanımında, Kıbrıslı Türklerin ve Kıbrıslı Rumların ortak devletin egemenliğine eşit biçimde katılması ve egemenliği paylaşması anlamına geliyor. Bu ayrımla Erhürman, federasyon sözcüğünü kullanmadan, tek egemenliğe ve tek uluslararası kişiliğe sahip federal bir ortaklığı savunduğunu ima ediyor. Nitekim iki devlet tezini savunanların bu ifadeye karşı çıkması da ayrımın yalnızca sözcük oyunu olmadığını gösteriyor.

Fakat bu ima belirsizliği tamamen ortadan kaldırmıyor. Erhürman’ın “federasyon diyenlerle iki devlet diyenlerin” Kıbrıs Türk halkının eşit egemenliği konusunda buluştuğunu söylemesi ve Türkiye’nin iki devletli politikasıyla kendi yaklaşımının çatışmadığını belirtmesi farklı yorumlara kapı açıyor. Eğer kastettiği tek egemenlik ve tek uluslararası kişilikse, çizgisi özünde federal kalmaktadır. Fakat bu durumda neden federasyonun adını koymaktan kaçındığını ve Türkiye’nin iki devlet teziyle arasındaki temel anayasal farkı neden açıkça belirtmediğini sormak gerekir.

Belki bu, Ankara ile çatışmadan müzakere alanı açmaya yönelik bilinçli bir esnekliktir. Ancak müzakere başlayacaksa karşı tarafın, BM’nin ve Kıbrıs Türk toplumunun kurulacak ortaklığın tek uluslararası kişiliğe mi, yoksa iki ayrı egemen devlete mi dayanacağını bilmesi gerekir. Diplomatik esneklik ile çözüm modelinin muğlaklaştırılması aynı şey değildir.

Benzer bir belirsizlik güvenlik konusunda da görülüyor. Erhürman’ın dört maddelik müzakere yöntemi Kıbrıs Türk tarafının kaygılarını güçlü biçimde yansıtıyor: siyasi eşitlik yeniden tartışılmayacak, geçmiş yakınlaşmalar korunacak, süreç zamanla sınırlandırılacak ve Rum tarafının masayı yeniden devirmesi halinde Kıbrıs Türk toplumu eski statükoya dönmeyecek.

Bunlar önemli taleplerdir. Fakat Kıbrıslı Rumların başlıca hassasiyetleri olan güvenlik, garantiler, tek taraflı müdahale hakkı ve Türk askerinin geleceği konusunda benzer ölçüde geliştirilmiş bir yaklaşım bulunmuyor. Erhürman, Hristodulidis’in “sıfır asker, sıfır garanti” talebini ön koşul haline getirmesine haklı olarak karşı çıkıyor. Buna karşılık kendisi de mevcut sistem ile tüm garantilerin kaldırılması arasında nasıl bir uzlaşma tasarladığını açıklamıyor. Konuyu büyük ölçüde garantör devletlere bırakıyor.

Oysa kalıcı bir çözüm, yalnızca Kıbrıs Türk toplumunun siyasi eşitliğini güvence altına almakla değil, iki toplumun güvenlik korkularına birlikte yanıt vermekle mümkündür. Bir tarafın meşru kaygısını sürekli gündemde tutarken diğer tarafın kaygısını garantörlerin alanına havale etmek, kapsamlı müzakere zemininin oluşmasını zorlaştırabilir.

BM Genel Sekreteri António Guterres’in son Kıbrıs ziyareti sonrasında Erhürman’ın dört maddelik yöntemini kabul ettiği ileri sürüldü. Guterres’in yeni bir 5+1 toplantısını güven artırıcı önlemler, müzakere metodolojisi ve çözümün özü hakkında yeterli hazırlık yapıldıktan sonra düzenleyeceğini; geçmiş yakınlaşmaların da dikkate alınacağını açıklaması, Erhürman açısından küçümsenmeyecek bir diplomatik kazanımdır.

Ancak bunu dört maddenin bütünüyle kabulü olarak yorumlamak erkendir. Guterres siyasi eşitliğin müzakerelerden önce teyit edileceğini, bağlayıcı bir takvim konacağını veya yeni bir başarısızlık halinde Kıbrıs Türk tarafına otomatik kazanımlar sağlanacağını açıklamadı. Kabul edilen, şimdilik Erhürman’ın paketinin tamamından çok, hazırlıksız ve sonuçsuz yeni bir sürece girilmemesi fikridir.

Erhürman’ın başarısı, müzakere yöntemini uluslararası gündeme taşımış olmasıdır. Önündeki asıl sınav ise daha büyüktür: Savunduğu çözümün federasyon mu, konfederasyon mu olduğunu açıklaştırmak ve siyasi eşitlik kadar güvenlik konusunda da iki topluma hitap eden yaratıcı bir yaklaşım geliştirmek. Kavramlardan kaçınmak kısa vadede hareket alanı sağlayabilir; fakat Kıbrıs gibi egemenlik tartışmasının merkezde olduğu bir sorunda, içerik eninde sonunda doğru adıyla tanımlanmak zorundadır.

DAUSEN

DAUSEN

Girne Belediyesi

Girne Belediyesi

Gönyeli Alayköy Belediyesi

Gönyeli Alayköy Belediyesi