Fidan’dan diyalog mesajı: “Kıbrıs Türklerini içeren her süreci destekliyoruz”
Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Kıbrıs Türklerinin eşit taraf olarak yer aldığı her türlü diyalog ortamını desteklediklerini söyledi. Ankara’nın Kıbrıs sorunundaki “ideal çözümünün” iki devletli yapı olduğunu belirten Fidan, kalıcı çözüm beklenmeden ortak çıkar alanlarında iş birliği yapılabileceğini kaydetti.
Fidan’dan diyalog mesajı: “Kıbrıs Türklerini içeren her süreci destekliyoruz”
Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Kıbrıs Türklerinin eşit taraf olarak yer aldığı her türlü diyalog ortamını desteklediklerini söyledi. Ankara’nın Kıbrıs sorunundaki “ideal çözümünün” iki devletli yapı olduğunu belirten Fidan, kalıcı çözüm beklenmeden ortak çıkar alanlarında iş birliği yapılabileceğini kaydetti.
Bugün Kıbrıs
Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Ankara’nın Kıbrıs sorunundaki “ideal çözümünün” iki devletli yapı olduğunu söyledi. Kıbrıs Türk toplumunun egemen, eşit ve bağımsız statüsüne vurgu yapan Fidan, kapsamlı çözüm beklenmeden iki tarafın ortak çıkarlarına yönelik iş birlikleri kurulabileceğini belirtti. Fidan, Kıbrıs’taki barış ve istikrarın Türk askerinin varlığı sayesinde korunduğunu savundu.
AAtölye’de Anadolu Ajansı Editör Masası’na konuk olan Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, gündeme ilişkin soruları yanıtladı. Kıbrıs sorununa geniş yer ayıran Fidan; iki devletli çözüm, Kıbrıs Türk toplumunun statüsü, taraflar arasındaki diyalog, kapsamlı çözüm öncesinde yapılabilecek iş birlikleri, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin tanınması ve Türk askerinin Ada’daki varlığı hakkında açıklamalarda bulundu.
“İDEAL ÇÖZÜM İKİ DEVLETLİ YAPININ HAYATA GEÇMESİ”
Türkiye’nin Kıbrıs sorunundaki temel tutumunu açıklayan Fidan, Ankara açısından esas ve ideal çözümün iki devletli yapının hayata geçirilmesi olduğunu söyledi.
Fidan, Kıbrıs Türk toplumunun egemen, eşit ve bağımsız duruşunun Türkiye bakımından vazgeçilmez olduğunu belirtti. Çözümün, Kıbrıs Türklerinin Rum toplumuna bağlı veya onun yönetimi altında yaşayacağı bir modele değil, iki tarafın eşit statüsüne dayanması gerektiğini savundu.
Türkiye’nin iki devletli çözüm politikasında değişiklik bulunmadığını açıkça ortaya koyan Fidan, Ankara’nın bütün diplomatik çalışmalarını bu pozisyon üzerinden yürüttüğünü ifade etti.
“RUMLAR TÜRKLERLE DEVLETİ EŞİT PAYLAŞMAYACAK”
Fidan, Kıbrıslı Rumların Kıbrıs Türkleriyle egemenliği ve devlet yönetimini eşit biçimde paylaşmayacağını savundu.
Bu konudaki kanaatinin kesin olduğunu belirten Fidan, eşit ortaklığa dayalı bir devlet paylaşımının Rum tarafınca kabul edilmeyeceğini “iki artı iki dört kesinliğinde” gördüğünü söyledi.
Geçmişte yürütülen federasyon müzakerelerinin sonuç vermemesini de bu yaklaşımına dayanak gösteren Fidan, sorunun temelinde Kıbrıs Türk toplumunun eşit kurucu ortak olarak kabul edilmemesinin bulunduğunu ileri sürdü.
KIBRIS TÜRKLERİNİN YER ALDIĞI DİYALOĞA DESTEK
İki devletli çözüm politikasını savunmasına karşın Ankara’nın Kıbrıs Türklerinin taraf olduğu diyalog süreçlerine karşı olmadığını belirten Fidan, Kıbrıs Türk toplumunu içine alan her türlü görüşme ortamını desteklediklerini söyledi.
Bu yaklaşım, Türkiye’nin Birleşmiş Milletler himayesinde sürdürülen temaslara katılabileceğini ancak Kıbrıs Türk tarafının egemen eşitliği ve eşit uluslararası statüsüne ilişkin pozisyonundan vazgeçmeyeceğini gösteriyor.
Fidan’ın açıklamalarına göre Ankara, diyaloğu yalnızca kapsamlı çözüm görüşmeleriyle sınırlandırmıyor. Taraflar arasında gündelik yaşamı kolaylaştıracak, ekonomik fayda sağlayacak ve ortak sorunlara çözüm üretecek temasların da sürdürülmesini istiyor.
“KALICI ÇÖZÜMÜ BEKLEMEYE GEREK YOK”
Fidan, iki tarafın belirli ortak çıkarlara ulaşmak için Kıbrıs sorununda kapsamlı ve kalıcı bir çözüm sağlanmasını beklemek zorunda olmadığını söyledi.
Enerji, ekonomi, ticaret, turizm, ulaştırma, çevre ve doğal kaynaklar gibi alanlarda iş birliği yapılabileceğine işaret eden Fidan, siyasi çözümsüzlüğün tarafların ortak menfaat sağlayabileceği girişimleri engellememesi gerektiğini belirtti.
Bu açıklama, Ankara’nın bir taraftan iki devletli çözüm politikasını sürdürürken diğer taraftan Kıbrıs’taki iki yapı arasında pratik iş birliği kurulmasını desteklediğini ortaya koydu.
Fidan’ın yaklaşımı, kapsamlı çözüm gerçekleşmeden de iki tarafın eşit muhataplar olarak belirli anlaşmalar yapabileceği bir ilişki modelini içeriyor.
“SEN KIBRIS TÜRKÜNÜN HAKKINI TANIMAZSAN…”
Türkiye’nin Kıbrıs Cumhuriyeti’ni tanımamasına da değinen Fidan, Ankara’nın tutumunu karşılıklılık üzerinden savundu.
Kıbrıs Cumhuriyeti’nin Kıbrıs Türk toplumunun haklarını ve eşit statüsünü tanımadığını söyleyen Fidan, Türkiye’nin de bu nedenle söz konusu devletin varlığını tanımadığını belirtti.
Fidan, Ankara’nın yaklaşımını, “Sen Kıbrıs Türkünün hakkını tanımazsan ben de senin devlet varlığını tanımam” sözleriyle ifade etti.
“BUGÜNKÜ DEVLET 1960’TA KURULAN DEVLET DEĞİL”
Fidan, bugün Kıbrıs Cumhuriyeti adıyla faaliyet gösteren yapının 1960’ta kurulan ortaklık devleti olmadığını savundu.
1960 Kıbrıs Cumhuriyeti’nin Kıbrıslı Türkler ile Kıbrıslı Rumların siyasi ortaklığı temelinde kurulduğunu hatırlatan Fidan, Kıbrıs Türk toplumunun devlet organlarından dışlanmasıyla bu ortaklık yapısının ortadan kalktığını ileri sürdü.
Bu nedenle Rum yönetiminin tek başına 1960 Cumhuriyeti’ni temsil ettiği iddiasını kabul etmediklerini belirten Fidan, uluslararası toplumun Kıbrıslı Rumlara bütün Ada’yı temsil etme imkânı vermesini eleştirdi.
“STATÜKO 50 YILDIR AYNI”
Kıbrıs’ta yaklaşık 50 yıldır aynı statükonun devam ettiğini belirten Fidan, iki toplumun Ada’nın farklı bölgelerinde kendi kurumları tarafından yönetildiğini söyledi.
Bu fiilî durumun siyasi ve hukuki çözüm modeline yansıtılması gerektiğini savunan Fidan, uluslararası toplumun sahadaki gerçekliği görmezden gelerek eski çözüm modellerinde ısrar ettiğini ileri sürdü.
Fidan’a göre Ada’daki mevcut yapı, iki ayrı halkın ve iki ayrı yönetimin varlığına dayanıyor. Türkiye’nin iki devletli çözüm politikası da bu fiilî durumun resmî statü kazanmasını hedefliyor.
TÜRK ASKERİNİN VARLIĞINI “BARIŞIN NEDENİ” OLARAK GÖSTERDİ
Fidan, Kıbrıs’ta son 50 yıldır barış ve istikrarın korunmasını Türk askerinin Ada’daki varlığına bağladı.
1974’ten bu yana iki toplum arasında geniş çaplı bir silahlı çatışma yaşanmadığını belirten Fidan, bunun tek nedeninin Türk askerinin sağladığı caydırıcılık olduğunu savundu.
Bu sözler, Türkiye’nin olası yeni bir müzakere sürecinde garantörlük ve asker başlıklarındaki mevcut tutumunu sürdüreceğini de gösterdi. Ankara’nın çözüm sonrasında Türk askerinin Ada’dan tamamen çekilmesini veya Türkiye’nin etkin ve fiilî garantisinin kaldırılmasını kabul etmeyeceği mesajı verildi.
YUNANİSTAN-KIBRIS-İSRAİL İŞ BİRLİĞİNE ELEŞTİRİ
Fidan, aynı programda Yunanistan, Kıbrıs ve İsrail arasında geliştirilen askerî iş birliğine de değindi. Ankara’nın bu hattı üç-dört yıldır yakından izlediğini belirten Fidan, söz konusu iş birliğinin Türkiye’yi Doğu Akdeniz’de çevrelemeyi amaçladığını veya böyle bir izlenim oluşturduğunu söyledi.
Kıbrıs’taki yönetimin İsrail’le geliştirdiği askerî ilişkilerin Ada’ya daha fazla güvenlik getirmediğini savunan Fidan, bu politikanın güvensizlik, sorun ve çatışma riski yarattığını ileri sürdü.
Yunanistan’ın NATO, Kıbrıs’ın ise Avrupa Birliği üyesi olduğunu hatırlatan Fidan, İsrail’le ayrıca askerî ittifak kurma arayışının hangi stratejik amaca hizmet ettiğinin açıklanamadığını söyledi.













