CMIRS anketi: Federasyon yüzde 75,94 ile en fazla kabul gören çözüm modeli

Göç, Kimlik ve Hak Çalışmaları Merkezi’nin Haziran 2026 araştırmasına göre Kıbrıslı Türklerin yüzde 65,09’u Kıbrıs sorununun çözümü için anlaşmaya varılmasını istedi. İki toplumlu, iki kesimli ve siyasi eşitliğe dayalı federasyon yüzde 75,94 ile en fazla kabul gören çözüm modeli olurken, katılımcıların yüzde 92,58’i izolasyonların ve kısıtlamaların artmasından kaygı duyduğunu belirtti.

Bugün Kıbrıs

Göç, Kimlik ve Hak Çalışmaları Merkezi’nin (CMIRS) Haziran 2026 döneminde 500 kişiyle yüz yüze gerçekleştirdiği anket, Kıbrıslı Türklerin Kıbrıs sorununun çözümsüzlüğüne ilişkin memnuniyetsizliğini ve çözüm modellerine yaklaşımını ortaya koydu. CMIRS’in üç ayda bir düzenli olarak yaptığı araştırmada siyasi güven, sosyal güven, bireysel özgüven ve mutluluk algısının yanı sıra Kıbrıs sorununa ilişkin çözüm beklentileri ve kaygılar ölçüldü.

Araştırmaya katılanların yüzde 65,09’u Kıbrıs sorununun çözümü için bir anlaşmaya varılmasını istediğini belirtirken, mevcut durumun devamını kabul edilemez bulanların oranı yüzde 59,96 oldu. Kıbrıslı Rumlarla yeniden birlikte yaşamayı kabul edilebilir bulanların oranı ise yüzde 50,31 olarak ölçüldü.

FEDERASYONA YÜZDE 75,94 DESTEK
Çözüm modellerine ilişkin sorularda en yüksek kabul oranı, iki toplumlu, iki kesimli ve siyasi eşitliğe dayalı federasyon seçeneğinde kaydedildi. Katılımcıların yüzde 75,94’ü federasyonu kabul edilebilir bulurken, olası bir konfederal çözümü kabul edilebilir bulanların oranı yüzde 61,37 oldu. Üniter devlet yapısı içerisindeki çözüm modeline verilen destek ise yüzde 25,95’te kaldı.

Araştırma sonuçlarını değerlendiren Mine Yücel, toplumun önemli bir çoğunluğunun anlaşmaya ulaşılmasını istediğini belirterek şu değerlendirmeyi yaptı:

“Araştırma sonuçları, Kıbrıslı Türk toplumunda Kıbrıs Sorununun çözümsüzlüğüne yönelik güçlü bir memnuniyetsizlik bulunduğunu ve toplumun önemli bir çoğunluğunun bir anlaşmaya ulaşılmasını istediğini ortaya koymaktadır. Katılımcıların %65,09’unun çözüm yönünde irade ortaya koyması, mevcut statükonun toplumun önemli bir kesimi tarafından sürdürülebilir görülmediğini göstermektedir. Bu bulgu, mevcut durumun devamını kabul edilemez bulanların %59,96’lık oranıyla da desteklenmektedir.”

Federasyonun diğer çözüm seçeneklerinin önünde yer aldığına işaret eden Yücel, üniter devlet modeline verilen desteğin geçmiş yıllara göre yükseldiğini de kaydetti:

“Çözüm modellerine ilişkin değerlendirmeler incelendiğinde, en yüksek kabul düzeyinin iki toplumlu, iki kesimli ve siyasi eşitliğe dayalı federasyon modelinde (%75,94) olduğu görülmektedir. Federasyon modelinin diğer alternatiflerin önünde yer alması, toplumun geniş bir kesiminin uluslararası parametreler çerçevesinde şekillenen çözüm seçeneklerine açık olduğunu göstermektedir. Bununla birlikte konfederal çözüm modelinin de %61,37 oranında kabul edilebilir bulunması, toplumun farklı çözüm seçeneklerini değerlendirmeye hazır olduğunu ortaya koymaktadır. Buna karşın üniter devlet modelinin yalnızca %25,95 oranında kabul görmesi, bu seçeneğin toplumsal destek açısından oldukça zayıf kaldığını fakat bu desteğin de geçmiş yıllara kıyasla giderek yükselmekte olduğunu göstermektedir.”

BİRLİKTE YAŞAMA KONUSUNDA TOPLUM İKİYE BÖLÜNDÜ
Kıbrıslı Rumlarla yeniden birlikte yaşamayı kabul edilebilir bulanların oranının yüzde 50,31’de kalmasını değerlendiren Yücel, çözüm iradesine rağmen toplumsal güvenin güçlendirilmesine ihtiyaç bulunduğuna işaret etti:

“Dikkat çeken bir diğer bulgu ise Kıbrıslı Rumlarla yeniden birlikte yaşamayı kabul edilebilir bulanların oranının %50,31 olmasıdır. Bu oran toplumun yaklaşık yarısının birlikte yaşam fikrine olumlu yaklaştığını gösterirken, diğer yarısının çekincelerini koruduğunu da ortaya koymaktadır. Dolayısıyla çözüm iradesi yüksek olmakla birlikte toplumsal güvenin ve karşılıklı ilişkinin halen güçlendirilmeye ihtiyaç duyduğu söylenebilir.”

BELİRSİZLİK VE MÜZAKERELERİN DURMASI KAYGI YARATTI
Araştırmaya katılanların yüzde 88,38’i Kıbrıs sorunundaki belirsizliği, yüzde 82,36’sı ise çözüm müzakerelerinin durmasını veya sonuçsuz kalmasını kaygı verici buldu. Mevcut durumun uzun yıllar değişmeden devam etmesinden kaygı duyanların oranı yüzde 86,58 olarak kaydedildi.

Türkiye’nin Kıbrıs’ın kuzeyi üzerindeki artan etkisinden kaygı duyduğunu belirtenlerin oranı yüzde 73,35, uluslararası aktörlerin tutumlarını kaygı verici bulanların oranı ise yüzde 87,17 oldu.

Yücel, kaygı göstergelerinin Kıbrıs sorununun siyasi boyutla sınırlı kalmadığını gösterdiğini belirtti:

“Araştırmada yer alan kaygı göstergeleri ise Kıbrıs Sorununun yalnızca siyasi değil, ekonomik, sosyal ve güvenlik boyutlarında da ciddi bir endişe kaynağı olmaya devam ettiğini göstermektedir. Katılımcıların %88,38’i mevcut belirsizlikten kaygı duyarken, müzakerelerin durması veya sonuçsuz kalmasını kaygı verici bulanların oranı %82,36’dır. Bu veriler, toplumun çözümsüzlüğü giderek daha büyük bir risk olarak değerlendirdiğini göstermektedir.”

İZOLASYONLAR VE EKONOMİK DURGUNLUK EN GÜÇLÜ KAYGI ALANLARI
Gelecekte izolasyonların ve kısıtlamaların artmasını kaygı verici bulanların oranı yüzde 92,58’e ulaştı. Katılımcıların yüzde 91,98’i Kıbrıs sorununun ekonomik gelişmeyi yavaşlatmasından, yüzde 89,57’si ise adada yeniden gerginlik ve çatışma yaşanması ihtimalinden kaygı duyduğunu belirtti.

Doğu Akdeniz’deki enerji ve askeri gelişmeleri kaygı verici bulanların oranı yüzde 90,78 olurken, Kıbrıs’ın güneyinin son dönemde yaptığı enerji ve güvenlik anlaşmalarından kaygı duyanların oranı yüzde 92,39 olarak ölçüldü.

Yücel, ekonomik ve uluslararası gelişmelere ilişkin kaygıların daha yüksek seviyelere çıktığını belirterek şu değerlendirmeyi yaptı:

“Ekonomik ve uluslararası gelişmelere ilişkin kaygılar ise daha da yüksek seviyededir. İzolasyonların ve kısıtlamaların artma ihtimalini kaygı verici bulanların oranı %92,58, Kıbrıs Sorununun ekonomik gelişmeyi yavaşlatacağını düşünenlerin oranı %91,98 ve Doğu Akdeniz’deki enerji ve güvenlik gelişmelerinden kaygı duyanların oranı %90’ın üzerindedir. Benzer şekilde Güney Kıbrıs’ın son dönemde yaptığı enerji ve güvenlik anlaşmalarını kaygı verici bulanların oranının %92,39’a ulaşması, bölgesel gelişmelerin toplum tarafından yakından takip edildiğini ve geleceğe yönelik belirsizlik hissini artırdığını göstermektedir.”

FEDERASYONA DESTEK YÜKSEK, ÇÖZÜMÜN SONUÇLARINA İLİŞKİN KAYGI DA VAR
Federasyon, yüzde 75,94 ile en fazla kabul gören çözüm modeli olmasına rağmen, olası federal çözümü kaygı verici bulanların oranı yüzde 63,52 oldu. İki devletli çözümü kaygı verici bulanların oranı ise yüzde 44,09 olarak kaydedildi.

Bu iki veri arasındaki ilişkiye dikkat çeken Yücel, toplumun belirli bir çözüm modeline koşulsuz destek vermekten ziyade güvenlik, ekonomi ve siyasi istikrar sağlayacak uygulanabilir bir seçenek aradığını belirtti:

“Araştırmada dikkat çeken bir diğer nokta ise çözüm modelleri ile kaygılar arasındaki ilişkiye dairdir. Federasyon modeli yüksek oranda kabul edilebilir bulunmasına rağmen (%75,94), olası federal çözümü kaygı verici bulanların oranının da %63,52 olması, toplumun çözüm fikrine destek verirken çözümün uygulanma süreci ve olası sonuçlarına ilişkin önemli çekinceler taşıdığını göstermektedir. Benzer şekilde iki devletli çözümü kaygı verici bulanların %44,09 olması da toplumun mevcut alternatiflerin tamamına belirli ölçülerde temkinli yaklaştığını ortaya koymaktadır. Bu durum, toplumun belirli bir modeli koşulsuz desteklemekten ziyade, güvenlik, ekonomi ve siyasi istikrar sağlayacak uygulanabilir bir çözüm arayışında olduğunu düşündürmektedir.”

“TOPLUM ÇÖZÜMSÜZLÜĞÜ SÜRDÜRÜLEBİLİR GÖRMEMEKTEDİR”
Araştırmanın sonuç bölümünde, Kıbrıslı Türk toplumunun büyük çoğunluğunun mevcut statükodan memnun olmadığı ve Kıbrıs sorununun çözüme kavuşmasını istediği belirtildi. Federasyonun en yüksek toplumsal kabulü gördüğü, konfederal çözümün de önemli düzeyde destek bulduğu kaydedilirken, üniter devlet modelinin sınırlı kabul görmesine rağmen geçmiş yıllara kıyasla bu seçeneğe yönelik desteğin arttığı aktarıldı.

CMIRS, çözüm isteğine rağmen toplumun modellerin uygulanabilirliği, güvenlik boyutu, ekonomik etkileri ve gelecekte doğurabileceği sonuçlar konusunda önemli kaygılar taşıdığı sonucuna ulaştı. İzolasyonların artması, ekonomik durgunluk, bölgesel güvenlik gelişmeleri ve müzakere sürecinin tıkanması en güçlü endişe alanları olarak sıralandı.

Araştırmanın genel değerlendirmesinde şu ifadelere yer verildi:

“Genel olarak değerlendirildiğinde, toplum çözümsüzlüğü sürdürülebilir görmemekte, ancak herhangi bir çözümün kalıcı güvenlik, ekonomik refah ve siyasi istikrar sağlaması gerektiğini düşünmektedir. Bulgular, Kıbrıslı Türklerin çözüm arayışını sürdürürken aynı zamanda belirsizliklerin azaltılmasını, uluslararası güvence mekanizmalarının güçlendirilmesini ve toplumlar arası güvenin artırılmasını öncelikli beklentiler arasında gördüğünü ortaya koymaktadır.”

DAUSEN

DAUSEN

Girne Belediyesi

Girne Belediyesi

Gönyeli Alayköy Belediyesi

Gönyeli Alayköy Belediyesi