Basın-Sen’den asgari ücret çıkışı: Bu sistem iflas etti!
Basın Emekçileri Sendikası (Basın-Sen), asgari ücret tartışmaları sürerken yaptığı açıklamada hükümetin ekonomi politikalarını eleştirdi. Sendika, hayat pahalılığı karşısında ücretlerin eridiğini belirterek, “Emekçiler artık hayat pahalılığının altında kalan ücretlere mahkum edilmek istemiyor” dedi.
Basın-Sen’den asgari ücret çıkışı: Bu sistem iflas etti!
Basın Emekçileri Sendikası (Basın-Sen), asgari ücret tartışmaları sürerken yaptığı açıklamada hükümetin ekonomi politikalarını eleştirdi. Sendika, hayat pahalılığı karşısında ücretlerin eridiğini belirterek, “Emekçiler artık hayat pahalılığının altında kalan ücretlere mahkum edilmek istemiyor” dedi.
Bugün Kıbrıs
Basın Emekçileri Sendikası (Basın-Sen), asgari ücret ve hayat pahalılığına ilişkin yaptığı açıklamada, ülkede yaşam maliyetinin her geçen gün arttığını, buna karşın özel sektör çalışanlarının ücretlerinin temel ihtiyaçları karşılamakta yetersiz kaldığını kaydetti.
Sendika, “Hayat pahalılığının her geçen gün arttığı, temel ihtiyaçların bile karşılanmasının giderek zorlaştığı bir dönemde, özel sektör emekçileri maaşlarının daha ay bitmeden tükenmesi gerçeğiyle karşı karşıya bırakılmıştır. Yine, asgari ücret sefalet ücreti olarak, altın tepside özel sektör emekçilerine sunulmak istenmektedir” ifadelerini kullandı.
HAYAT PAHALILIĞI TEPKİSİ
Açıklamada, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Sadık Gardiyanoğlu’nun ardından hükümet adına yapılan değerlendirmelere de değinilerek, UBP Genel Sekreteri Oğuzhan Hasipoğlu’nun sözleri eleştirildi.
Basın-Sen, “Bakan Hasipoğlu’nun ‘Hayat pahalılığı şudur ve bunu veriyoruz şeklinde değildir’ ifadeleri ve daha önceki pratikleri, emekçilerin yaşadığı gerçeklerle bağdaşmamaktadır” dedi.
Elektrik faturaları, kira giderleri, gıda fiyatları, okul masrafları ve diğer temel ihtiyaçların hayat pahalılığına paralel biçimde arttığına dikkat çekilen açıklamada, ücretlerin bu artışların gerisinde bırakılmasının kabul edilemeyeceği belirtildi.
Sendika, “Enflasyon karşısında eriyen maaşlar, her geçen gün özel sektör çalışanlarını daha fazla yoksulluğa sürüklemektedir” ifadelerine yer verdi.
“EMEKÇİLERİN İHTİYACI SADAKA DEĞİL”
Basın-Sen, UBP-DP-YDP hükümetinin emekçilerin haklarını koruduğunu ileri sürmesine rağmen ekonomiyi sürekli borçlanma politikalarıyla ayakta tutmaya çalıştığını belirtti.
Açıklamada, “Üretimi, istihdamı ve emeği güçlendirecek yapısal adımlar yerine, borçlanma ve geçici desteklerle günü kurtarma anlayışı tercih edilmektedir. Oysa emekçilerin ihtiyacı sadaka değil, insanca yaşayabilecekleri güvenceli bir gelir düzenidir” denildi.
Ocak ayında 19 bin asgari ücretliye yapılan maaş farkı ödemelerinin bir başarı hikâyesi olarak sunulmasını da eleştiren sendika, devletin görevinin geçici yardımlarla mağduriyetleri gidermeye çalışmak değil, çalışanların yardıma ihtiyaç duymayacağı bir ücret sistemi oluşturmak olduğunu vurguladı.
Basın-Sen açıklamasında şu değerlendirmeye yer verdi:
“Bir ülkede on binlerce çalışan devlet desteği olmadan geçinemiyorsa, sorun emekçilerde değil, uygulanan ekonomik ve sosyal politikalardadır.”
ARIKLI’NIN SÖZLERİNE YANIT
Açıklamada, Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Erhan Arıklı’nın “Asgari ücreti sürekli artırarak bir yere varamayız” yönündeki sözlerine de yanıt verildi.
Sendika, “Altı ay boyunca hayat pahalılığı karşısında sessiz kalanlar, Asgari Ücret Tespit Komisyonu toplanacağında birdenbire fiyatların nasıl düşürüleceğini, alım gücünün nasıl artırılacağını hatırlamaktadır” dedi.
Basın-Sen, emekçilerin yüksek et fiyatlarını, piyasadaki denetim eksikliğini, temel tüketim maddelerindeki fahiş fiyatları ve üretim planlaması eksikliğini yalnızca asgari ücret görüşmeleri sırasında değil, yılın her günü yaşadığını belirtti.
Açıklamada, hükümetin fiyat denetimi, üretimin desteklenmesi ve temel ihtiyaçların erişilebilir hale getirilmesi konusunda sürekli sorumluluk üstlenmesi gerektiği ifade edildi.
“ASGARİ ÜCRET ARTIŞLARI ENFLASYONUN NEDENİ DEĞİL”
Basın-Sen, asgari ücret artışlarının enflasyonun nedeni olarak gösterilmesine de karşı çıktı.
Açıklamada, “Üstelik asgari ücret artışları enflasyonun nedeni değil, emekçilerin enflasyon karşısında biraz olsun nefes alabilmesini sağlayan gecikmiş telafi mekanizmalarıdır” denildi.
Sorunun ücretlerin yükselmesi değil, “piyasayı denetlemeyen, üretimi planlamayan, ülkeyi borçlanma politikalarına mahkum eden ve faturayı her seferinde emekçilere kesen anlayış” olduğu ifade edildi.
“ASGARİ ÜCRET TESPİT KOMİSYONU LAĞVEDİLMELİDİR”
Basın-Sen açıklamasında Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun yapısına ilişkin de sert eleştiriler yer aldı.
Sendika, “Daha da vahimi, Asgari Ücret Tespit Komisyonu adı verilen yapı yıllardır emekçilerin ihtiyaçlarını değil, sermayenin taleplerini gözeten bir mekanizma haline gelmiştir” ifadelerini kullandı.
Komisyonun yaşam maliyetinin altında ücret belirlediği ve yoksulluğu kalıcılaştırdığı savunulan açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“Binlerce emekçinin yaşamını doğrudan etkileyen kararlar, emekçilerin demokratik katılımından uzak bir yapıda alınmaktadır. Özel sektörde örgütlenmenin önüne konulan engeller nedeniyle, asgari ücretle çalışanların ezici çoğunluğu bu masada gerçek anlamda temsil edilmemektedir. Emekçiler adına konuşulan yerde emekçilerin sesi yoktur. Bu nedenle Asgari Ücret Tespit Komisyonu lağvedilmelidir.”
TALEPLERİNİ SIRALADI
Basın-Sen, özel sektör çalışanlarının gelir kayıplarının giderilmesi için asgari ücretin ülkedeki en düşük kamu maaşına eşitlenmesini, ücretlerin otomatik olarak hayat pahalılığı oranında güncellenmesini ve sendikasız çalıştırmanın yasaklanmasını talep etti.
Açıklamada ayrıca kamu çalışanlarının kazanımlarının özel sektör çalışanlarına karşı bir tehdit gibi gösterilmesinin yanlış olduğu belirtilerek, bunun “emekçileri birbirine karşı konumlandırarak sermayenin işine yarayan bir bölme siyaseti” olduğu ifade edildi.
Sendika, kamu ve özel sektör çalışanlarının ortak çıkarlar etrafında birleşmesi gerektiğini kaydederek, düşük ücretlerin ve güvencesizliğin temel nedeninin örgütsüzlük olduğunu vurguladı.
Açıklama, şu ifadelerle sona erdi:
“Emekçiler artık hayat pahalılığının altında kalan ücretlere mahkum edilmek istemiyor. Yoksulluğun pazarlığının yapıldığı komisyonlara değil, insanca yaşamı güvence altına alan bir düzene ihtiyaç vardır.”














