Lefkoşa’nın modern mirası İplik Pazarı’nda sergilenecek
Lefkoşa’nın kuzeyi ve güneyindeki 40 modern mimari yapıyı odağına alan “Modern Nicosia” sergisi yarın İplik Pazarı’nda açılacak. Projenin koordinatörlerinden Özlem Ünsal, serginin amacının kentin modern mimarlık mirasına ilişkin farkındalık yaratmak ve bu yapıların korunmasına katkı sağlamak olduğunu söyledi.
Lefkoşa’nın modern mirası İplik Pazarı’nda sergilenecek
Lefkoşa’nın kuzeyi ve güneyindeki 40 modern mimari yapıyı odağına alan “Modern Nicosia” sergisi yarın İplik Pazarı’nda açılacak. Projenin koordinatörlerinden Özlem Ünsal, serginin amacının kentin modern mimarlık mirasına ilişkin farkındalık yaratmak ve bu yapıların korunmasına katkı sağlamak olduğunu söyledi.
Lefkoşa’nın kuzey ve güneyindeki modern mimarlık mirasına dair farkındalık yaratmayı amaçlayan “Modern Nicosia” sergisi, yarın İplik Pazarı’nda izleyiciyle buluşuyor.
Kültürel mirasın korunması amacıyla çalışan uluslararası sivil toplum örgütü Europa Nostra tarafından Lefkoşa’da düzenlenen 2026 Avrupa Kültürel Miras Zirvesi kapsamında, mayıs sonunda güney Lefkoşa’da açılan sergi, iki haftalık bir sürenin ardından bu hafta sonu Lefkoşa’nın kuzeyine taşınıyor.
Lefkoşa’nın her iki tarafından da seçilmiş 20’si sur içi ve diğer 20’si sur dışında yer alan 40 binayı odağına alan sergi, modern mimarlığın farklı dönemlerinin şehrin kentsel peyzaj ve kimliğini nasıl şekillendirdiğine ışık tutuyor. Sergi, bu modern yapıların öyküsünü fotoğraflar, çizimler ve bilgi notlarıyla aktarıyor.
Proje, Europa Nostra himayesindeki Lefkoşa Miras Merkezi ve merkezin bileşenleri arasında yer alan Lefkoşa Türk Belediyesi ile Kıbrıs Türk Mimarlar Odası tarafından destekleniyor. Sergi, sıklıkla göz ardı edilen modern mimarinin kültürel miras niteliğine ilişkin farkındalığı artırmayı, bu yapıların ihmal edilmesinin önüne geçmeyi ve korunmasını destekleyecek politikalara ilham vermeyi hedefliyor.
İplik Pazarı’nda yarın saat 19.00’da açılacak sergi, 30 Haziran tarihine kadar gezilebilecek.
Türk Ajansı Kıbrıs’a konuşan “Modern Nicosia” projesinin koordinatörlerinden ve Europa Nostra Lefkoşa Miras Merkezi yönetim kurulu Kıbrıslı Türk üyesi Kent Araştırmacısı Özlem Ünsal, serginin ortaya çıkış sürecini ve hedeflerini anlattı.
“AMAÇ LEFKOŞA’NIN MODERN MİMARLIK MİRASINA DAİR FARKINDALIK YARATMAK”
Ünsal, Kıbrıslı Rum mimar Natalie Neophytou ile birlikte koordinatörlüğünü yürüttüğü projenin Lefkoşa’nın her iki tarafındaki modern mimarlık mirasına dair farkındalık yaratmayı amaçladığını söyledi.
Lefkoşa’nın modern mimarisine dair ciddi bir arşiv eksikliği bulunduğunu ve bu yapıların korunmadığını belirten Ünsal, “Bugün harekete geçip, sözlü tarih ve arşiv taraması yoluyla şehrin bu modern yapıları hakkında bilgi edinmezsek bu binalar çok hızlı bir şekilde ortadan kalkabilir düşüncesiyle bu projeyi geliştirdik” dedi.
Ünsal, altı ay boyunca iki taraftan disiplinler arası bir çalışma ekibi tarafından hazırlanan serginin, şehrin her iki tarafından seçilmiş 40 binaya odaklanarak modern mimarlığın farklı dönemlerinin Lefkoşa’nın kentsel peyzajını nasıl şekillendirdiğini anlatmaya çalıştığını ifade etti.
“LEFKOŞA’NIN MODERN MİMARLIK MİRASI BÖLÜNMEMİŞ BİR ŞEHRİ ANLATIYOR”
Serginin, Lefkoşa’nın her iki yakasındaki modern mimarlık mirasını ortak kültürel mirasın bir bileşeni olarak öne çıkarmayı amaçladığını belirten Ünsal, “Lefkoşa’nın modern mimarlık mirası aslında bölünmemiş bir şehri anlatıyor, çünkü kentin kuzeyi ve güneyindeki modern mimari yapılar aslında oldukça benzer. Şehir genelinde Kıbrıslı Türk ve Kıbrıslı Rum mimarların elinden çıkan modern yapıların kurduğu bir tür süreklilik var. O bakımdan şu andaki bölünmüşlüğü aşan da bir tarafı var” dedi.
Ünsal, Osmanlı dönemi ve sömürge dönemi yapılarının aksine yerel modern yapıların doğrudan Kıbrıslı Türk ve Kıbrıslı Rum mimarların elinden çıkmış eserler olduğunu belirterek, “Onların sözünün ediliyor olması bu bağlamda bizim için önemliydi” ifadelerini kullandı.
“MODERN MİMARİ YAPILAR KORUMA ALTINDA DEĞİL”
Bu yapıların ortak özelliklerinden birinin de hukuken koruma altında olmamaları olduğunu belirten Ünsal, “Her iki tarafta da bu yapılar keyfi bir şekilde veya kentlerin gelişim eğilimlerine göre ortadan kaldırılabiliyor” dedi.
Koruma altında olmayan modern yapıların özellikle tehlike altında olduğunu vurgulayan Ünsal, “Yerel modern mimarların yapılarının korunmaması halinde biz bir 20 yıl sonra ‘Burası bir Abdullah Onar, Ahmet Vural Behaeddin, Tuna Veysi yapısıydı’ diyebilecek miyiz?” diye sordu.
BEL-KOLA VE SABRİ ORIENT ÖRNEKLERİ
Serginin çok farklı işlevlere sahip yapıları içerdiğini belirten Ünsal, mimar Osman Saner’in tasarladığı Bel-Kola ile Burhan Atun’un tasarladığı Sabri Orient Otel’in de çalışmada yer aldığını söyledi.
Uzun yıllardır reklam panolarının arkasında kalan bu yapıların kentin modern mimarlık mirasının önemli örnekleri olduğunu ifade eden Ünsal, özellikle Bel-Kola fabrikasının kendisi için ayrı bir önem taşıdığını anlattı.
“Çocukken, Girne’den Lefkoşa’ya dönerken fabrikanın üretim alanını cam cephenin yardımıyla izleyebiliyordum. O bana çocuk halimle bile burada yapılan üretimle ilgili bir tür onur duygusu verirdi. O duyguyu hatırlıyorum. O yüzden yıllardır oranın o şekilde kapalı durması beni üzebilen bir konu. Sabri Orient de benzer bir durumda…” dedi.
MİMARSIZ YAPILAR VE YENİ KEŞİFLER
Ünsal, çalışma sırasında mimarsız yapı örneklerine de rastladıklarını belirterek, sergide yer alan ilk Atleks binasının mimarsız bir yapı olduğunu, yapılan araştırmalar sonucunda çizimlerinin avukat Ümit Süleyman’ın kâtibi tarafından yapıldığını öğrendiklerini aktardı.
Sergide ayrıca İplik Pazarı’ndaki eski Türk Cemaat Meclisi binası, Çağlayan’daki Hüseyin Sarper Evi, Müride Fikri Alkan Evi, Kuruçeşme Konutları, eski genel hastane, Çağlayan Gazinosu, eski Lefkoşa Kız Lisesi ve Saray Otel gibi çok sayıda yapının yer aldığını kaydetti.
İplik Pazarı’ndaki eski Türk Cemaat Meclisi binasıyla ilgili yeni bilgilere ulaştıklarını da anlatan Ünsal, daha önce Saray Otel’in mimarları tarafından tasarlandığı düşünülen yapının aslında Türkiye’de Vakıflar İdaresi’nde görev yapmış üç Türk mimar tarafından tasarlandığını ve ilk günden itibaren bir iş hanı olarak planlandığını belirtti.
“REGINA SİNEMALARI ŞEHRİN İLK KLİMALI TİCARİ YAPILARINDAN BİRİ”
Araştırma sürecinde ilginç ayrıntılarla da karşılaştıklarını anlatan Ünsal, güneyde bulunan Regina sinemalarının planlarına ulaştıklarında büyük heyecan yaşadıklarını söyledi.
“Yapının kentin ilk klimalı ticari yapılarından biri olduğunu gördük. Planlarında klima çizimlerini görebildik, reklamlarında da ‘Klimalı sinema’ ifadeleri yer alıyordu. Bu, paylaşmaktan keyif aldığımız detaylardan yalnızca biri” dedi.
ORTAK KORUMA ZEMİNİ ÇAĞRISI
Ünsal, modern mimarlık yapılarının kültürel miras niteliğine ilişkin farkındalık yaratmayı amaçladıklarını belirterek, her iki taraftaki meslek odaları, belediyeler, arşiv merkezleri ve kültür kurumları arasında daha güçlü iş birlikleri kurulması gerektiğini söyledi.
Altı ay boyunca yalnızca 40 binayı inceleyebildiklerini ancak bunun bir başlangıç olduğunu ifade eden Ünsal, Lefkoşalıların modern yapılara ilişkin bilgi ve anılarını paylaşmaya devam etmesinin önemine dikkat çekti.
“Bu yapıların bizler için anlam ve değer ile yaşanmışlıkların taşıdığı bilgi, kente sahip çıkabilme kapasitemize muazzam bir katkıda bulunuyor” diyen Ünsal, söz konusu yapıların korunması için ortak bir kabul zemini oluşmaması halinde gelecekte kentin modern mimarlık kültürüne dair çok şeyin kaybedilebileceği uyarısında bulundu.
Haber: Anıl Işık
Fotoğraflar: Erol Uysal + İnanç Tekgüç














