4 embriyo belgesi, Vita Altera röportajı: “İzin yazısı görülmeden kuryeye verilmemeliydi”
Bugün Kıbrıs ile paylaşılan Sağlık Bakanlığı yazısı, Vita Altera’nın 4 embriyonun Meksika’daki bir kliniğe taşınması için 15 Mayıs’ta başvuru yaptığını, çıkış uygunluğunun ise 20 Mayıs’ta verildiğini ortaya koydu. Vita Altera’nın sahibi Kani Sarpoğlu, embriyoların kuryeye izin yazısı görülmeden teslim edildiğini kabul ederek, “Bizim çalışanlarımızın da hatası var. İzin kağıdını görmeden kuryeye teslim etmemeleri gerekirdi” dedi.
4 embriyo belgesi, Vita Altera röportajı: “İzin yazısı görülmeden kuryeye verilmemeliydi”
Bugün Kıbrıs ile paylaşılan Sağlık Bakanlığı yazısı, Vita Altera’nın 4 embriyonun Meksika’daki bir kliniğe taşınması için 15 Mayıs’ta başvuru yaptığını, çıkış uygunluğunun ise 20 Mayıs’ta verildiğini ortaya koydu. Vita Altera’nın sahibi Kani Sarpoğlu, embriyoların kuryeye izin yazısı görülmeden teslim edildiğini kabul ederek, “Bizim çalışanlarımızın da hatası var. İzin kağıdını görmeden kuryeye teslim etmemeleri gerekirdi” dedi.
Bugün Kıbrıs/Ayşemden Akın
Ercan Havalimanı’nda “Life Parcel” referanslı taşıma tankı içinde 4 embriyonun tespit edilmesiyle başlayan soruşturma, Kuzey Kıbrıs’ta uzun süredir büyüyen tüp bebek sektörünü yeniden tartışmanın merkezine taşıdı. Polis kayıtlarına “Lefkoşa’da faaliyet gösteren tüp bebek merkezi” olarak yansıyan merkezin Vita Altera IVF olduğu gazetemiz tarafından ortaya çıkarılırken, embriyoları taşıyan İsrail uyruklu 24 yaşındaki kuryenin tutuklanması, olayın sadece bir “taşıma krizi” değil, izin, denetim, sorumluluk ve uluslararası biyolojik materyal hareketliliği açısından da ciddi sorular doğuran bir dosyaya dönüşmesine neden oldu.
Ulaşılan bilgiler ve yapılan görüşmeler olayın merkezinde üç kritik başlık olduğunu gösteriyor: Embriyoların ülkeden çıkarılması için gerekli Sağlık Bakanlığı izin sürecinin hangi aşamada olduğu, taşıma işleminin hangi şirket ve hangi kurye aracılığıyla organize edildiği, embriyoların aile rızası ve varış kliniği kabul belgeleriyle yasal zincir içinde taşınıp taşınmadığı.
Vita Altera’nın sahibi Kani Sarpoğlu, Bugün Kıbrıs’a yaptığı açıklamada embriyoların İngiliz bir çifte ait olduğunu, çiftin transfer işlemini Meksika’daki bir klinikte yaptırmak istediğini ve Sağlık Bakanlığı’na başvuru yapıldığını söyledi. Sarpoğlu, olayın “kayıt dışı taşıma” değil, izin evrakı alınmadan kuryeye teslim yapılmasından kaynaklanan bir “zamanlama ve prosedür hatası” olduğunu savundu. Ancak aynı açıklamalarında, embriyoların kuryeye teslim edildiği anda Bakanlık çıkış evrakının henüz elde olmadığını ve Vita Altera çalışanlarının da “izin kağıdını görmeden teslim etmemesi gerektiğini” kabul etti.
İşte o belge:

OLAY SADECE BİR KURYE HATASI MI?
Dosyanın en kritik noktası burada başlıyor. Çünkü insan embriyosu, sıradan bir tıbbi numune ya da ticari kargo değil; hasta/aile rızası, klinik sorumluluğu, Bakanlık izni, varış kliniği kabulü, taşıma güvenliği ve izlenebilirlik zinciri gerektiren hassas biyolojik materyal niteliği taşıyor. Bu nedenle “kim teslim etti, kime teslim etti, hangi belgeyle teslim etti, tank nereye gidiyordu, varış ülkesi kabul edecek miydi, taşıyıcı şirketin yetkisi neydi?” soruları teknik ayrıntı değil, olayın yasal niteliğini belirleyen temel başlıklar haline geliyor.
Sarpoğlu, Life Parcel ile Vita Altera arasında hiçbir ticari bağ olmadığını, kuryenin alıcı tarafça gönderildiğini, Air Waybill ve proforma invoice gibi belgelerin ise bu işlemde gerekli olmadığını savundu. Buna karşılık, tankın üzerinde Life Parcel referansı bulunması, kuryenin İsrail uyruklu olması ve şirketin uluslararası embriyo/IVF taşıma zincirindeki rolü, olayın yalnızca klinik içi bir ihmal olarak kapatılıp kapatılamayacağı sorusunu gündeme getiriyor.
BÜYÜYEN TÜP BEBEK SEKTÖRÜ
Ercan’daki embriyo tankı olayı, Kuzey Kıbrıs’ta son yıllarda hızla büyüyen tüp bebek sektörüne ilişkin daha geniş bir denetim tartışmasını da beraberinde getirdi. Ada, Türkiye, İngiltere, Avrupa, Orta Doğu ve üçüncü ülkelerden gelen hastalar için uzun süredir tüp bebek, yumurta donasyonu, taşıyıcı anne ve üremeye yardımcı tedavi alanında tercih edilen merkezlerden biri haline geldi. Daha uygun maliyetler, esnek uygulamalar ve yabancı hastalara dönük yoğun talep, sektörü ekonomik olarak büyütürken; denetim, etik standartlar, aracı ajanslar, hasta yönlendirme zincirleri ve biyolojik materyal taşımacılığı konusunda gri alanlar da büyüdü.
Sarpoğlu da röportajında, Kuzey Kıbrıs’ta çok sayıda özel tüp bebek merkezi bulunduğunu belirterek sektörün “zapturapt altına alınması” gerektiğini söyledi. Bu ifade, sektör içinden gelen dikkat çekici bir kabul niteliğinde. Çünkü mesele yalnızca Vita Altera ya da Ercan’da yakalanan 4 embriyo değil; Kuzey Kıbrıs’ın uluslararası hasta trafiği içinde nasıl konumlandığı, hangi standartlarla denetlendiği ve insan embriyosu gibi son derece hassas materyallerin hangi prosedürlerle ülkeden çıkarıldığı meselesi.
ULUSLARARASI ALANDA HASSAS BAŞLIK
Dünyada tüp bebek sektörü artık yalnızca sağlık hizmeti olarak değil; biyolojik materyal ticareti, hasta turizmi, aracı ajanslar, taşıyıcı annelik, donör yumurta/sperm kullanımı ve sınır aşan embriyo transferleriyle birlikte çok katmanlı bir endüstri olarak tartışılıyor. Özellikle farklı ülkelerdeki yasal boşluklar, maliyet farkları ve denetim standardı farklılıkları, hastaları bir ülkede embriyo oluşturmaya, başka bir ülkede saklatmaya, üçüncü bir ülkede transfer yaptırmaya yöneltebiliyor.
Bu hareketlilik içinde en önemli ilke ise izlenebilirlik: Embriyonun kime ait olduğu, hangi klinikte oluşturulduğu, hangi koşullarda saklandığı, kim tarafından teslim alındığı, hangi belgeyle ülkeden çıktığı ve hangi klinikte teslim edileceği kayıt altına alınmak zorunda. Aksi halde hem ailelerin hakları hem de embriyoların güvenliği açısından telafisi mümkün olmayan sonuçlar doğabiliyor.
Bugün Kıbrıs, Vita Altera’nın sahibi Kani Sarpoğlu’na olayın ayrıntılarını sordu. İşte Kani Sarpoğlu’nun sorularımıza verdiği yanıtlar:
– İstanbul’da yaşayan Kıbrıslı bir iş insanı, yurtdışında ticaretle uğraşan birisiniz. Biraz kendinizden bahseder misiniz? Vita Altera fikri nasıl gelişti? KKTC’de tüp bebek merkezi kurmak dünya ölçeğinde yatırım yapan biri olarak neden size cazip geldi?
Benim çocukluk arkadaşım, üniversite arkadaşım olan bir doktor arkadaşımın önerisiyle böyle bir işe girdik. Biz iş yapıyoruz; yumurtaları farklı sepetlere koymak istedik. Bir iş insanı olarak buna baktık.
Vita Altera’yı 2018’de kurduk. Bu memlekete bir borcumuz var. Bu memlekette okuduk, bu memleketten gittik. Bu memlekette yatırım yapmak istedik. Ben öyle hissederim. Bu memleketin her aşamasında elimizden ne geliyorsa dahil olmaya çalışıyoruz.
Bizim asıl işlerimiz çok farklı. Hong Kong, Çin, Almanya, Rusya gibi yerlerde işlerimiz var. Vita Altera bizim ana işimiz değil. Buradan yan yolla para kazanalım diye bir derdimiz olmadı, olmaz da. Biz itibarımıza önem veren insanlarız.
– Bu 4 embriyo kime aitti ve hangi işlem kapsamında Vita Altera’dan çıktı? Vita Altera IVF’den çıktığı belirtilen 4 embriyo hangi hasta/aile dosyasına bağlıydı? Bu embriyoların ülke dışına çıkarılmasına ilişkin aileden alınmış yazılı onay belgesi, klinik çıkış formu ve Bakanlık onayı var mı?
Bunlar karı-koca, İngiliz bir çift. Transferi kendi ülkelerinde ya da kendi istedikleri bir klinikte yapmak isterler. Bize başvuruldu. Başvuru alındı. Bakanlığa müracaat yapıldı.
Embriyoyu alıp “evine götür” diye bir şey olamaz. Biz bunu bir kliniğe göndermek zorundayız. Gidecek olan kliniğin adresi, belgeleri, faaliyet bilgileri istendi, geldi ve Bakanlığa verildi.
– Embriyoların ülkeden çıkışı için Sağlık Bakanlığı’ndan izin alındı mı? KKTC Sağlık Bakanlığı’nın “Üreme Hücresi ve Embriyo Ülkeden Çıkış Formu” kapsamında bu sevkiyat için herhangi bir başvuru yapıldı mı? Yapıldıysa form numarası, tarih ve onay makamı nedir? Yapılmadıysa embriyolar hangi yasal dayanakla Ercan’a kadar getirildi?
Bakanlığa başvuru yapıldı. Ayın 15’i Cuma günü başvurduk. 16’sı Cumartesi, 17’si Pazar’dı. 18’i Pazartesi günü evrakın alınması gerekiyordu. Normalde bu evrak Bakanlığa verildiğinde incelenir ve onaylanır.
Pazartesi günü bu evrak alınamadı. Kurye geldi. “Benim gitmem lazım, taksi beni bekliyor” dedi. Süreç orada tamamlanamadı. Adam 19’unda uçağa binecekti.
Bizim evrakımız 20’sinde çıktı. Fakat embriyolar kuryeye verilmişti. Burada bizim çalışanlarımızın da hatası var. İzin kağıdını görmeden kuryeye teslim etmemeleri gerekirdi.
– Air Waybill ve proforma invoice nerede? Bu tank/kutu için düzenlenmiş Air Waybill ve proforma invoice var mıydı? Varsa üzerinde gönderici, alıcı, içerik tanımı, taşıyıcı firma, çıkış-varış noktası ve takip numarası ne olarak yazıldı?
Bu işlemde Air Waybill olmaz. Bu, yolcu beraberinde taşınan bir materyaldir. Air Waybill ticari kargo işlemlerinde olur.
Proforma fatura da ticari malda olur. Biz burada embriyo satmıyoruz. Hasta işlem için ödeme yapar, işlem öncesi parasını öder, faturasını alır. Transfer için kuryeyi onlar öder. Benim kuryenin parasıyla ilgim yok.
– Embriyolar yolcu beraberinde mi, kargo olarak mı taşınacaktı? Eğer yolcu beraberinde taşınıyorsa bunun KKTC ve varış ülkesi mevzuatındaki izin dayanağı nedir?
Bu işin doğası gereği yolcu beraberinde gider. X-ray’den geçirilmez denildiği için bu şekilde taşınır. Burada Bakanlığın verdiği evrak sizi buradan çıkarır.
Gümrüğe gösterilecek olan şey Bakanlık iznidir.
– Life Parcel’in bu sevkiyattaki resmi rolü neydi? Şirketin KKTC’de insan hücresi/doku/embriyo taşımak için yetkisi veya temsilciliği var mı?
Ben Life Parcel’i bilmiyorum. Bu şirketi ben bulmadım. Gönderilecek olan merkez kendi kuryesini gönderdi.
Bu şirketle bizim ticari bir bağımız yok. Benden para almadı, bana para verilmedi. Burada ticari faaliyet sayılır mı, faaliyet izni gerekir mi, onu da bilmiyorum. Çünkü adam geliyor, paketi alıyor ve gidiyor.
– Ukraynalı ajans kimdi ve bu zincire nasıl girdi? Yurt dışından bir hastanıza ulaştım; “sorun Ukraynalı ajanstı” dedi. Bu ajansın adı nedir? Bu ajans ailelerle mi, Vita Altera ile mi, Life Parcel ile mi sözleşme yapıyor? Şahsın adadan kaçtığı ve ajansın aileleri yarı yolda bıraktığı iddiası var.
Ben böyle bir ajansı bilmiyorum. Hiç böyle bir şey yok. Böyle bir şeye dahilim yok.
– “Shakira” ya da “Safira” olarak anılan kişi kim? Bu kişi aile temsilcisi mi, ajans çalışanı mı, klinik bağlantısı mı, yoksa taşıma organizasyonunun parçası mı? Pasaport, şirket, görev ve yetki bilgileri sizde var mı?
Adını şimdi duydum. Böyle bir kişiyi tanımıyorum. Taşıyıcı anne meselesi farklı bir dosyadır. Bizde taşıyıcı annelik yok.
– Yakalanan erkek şahıs kimdi? İsrail uyruklu 24 yaşındaki tutuklanan kişi Ercan’daki süreçte mi, klinik çıkışında mı, yoksa varış ülkesinde mi görevliydi? Bu kişinin embriyoları teslim alma veya taşıma yetkisi var mıydı?
O kişi bizim çalışanımız değil. Bizimle çalışmıyor. Onu göndermişler. Alacak, gelecek, evrakı varsa götürecekti.
Daha sonra öğrendim. İlk defa bu işi yapıyor gibi görünüyordu. 24 yaşındaydı.
– Vita Altera bu çıkışı nasıl kayıt altına aldı? Teslim tutanağında kimin imzası var? Embriyo tankının seri numarası, içindeki materyal sayısı, hasta dosya numarası ve sıcaklık/azot kontrol kaydı bulunuyor mu?
Tutanak hazırlanmadı, imza atılmadı… Embriyoların üzerinde barkod vardır. Bizim merkezimizde ve diğer merkezlerde bu şarttır. Amaç, Ayşe’nin embriyosunu Fatma’ya transfer etmemektir. Transfer sırasında referans kodu okutulur. Doğruysa sistem yeşil verir, yanlışsa kırmızı uyarı verir.
Bu kişinin inisiyatifine bırakılan bir şey değildir. Çok ciddi bir güvenlik sistemidir.
Bu olayda ise hata şuydu: Evrak görülmeden kuryeye verilmiş olması. İzin kağıdını görmeden teslim edilmemesi gerekirdi.
– Embriyo tankı üzerinde neden “Life Parcel” referansı vardı?
Tankın üzerinde Life Parcel referansı olmasının sebebi, etiketlerin, seri numaralarının ve referansların onlar tarafından konulmuş olmasıdır. Tank, etiketler ve referanslar onların sisteminden gelmiştir.
– Varış ülkesi bu embriyoları kabul edecek miydi? Embriyoların gönderileceği ülke ve klinik neresiydi? Varış ülkesindeki klinikten kabul yazısı, ithalat izni, doku/embriyo kabul belgesi veya gümrük ön bildirimi alınmış mıydı? Bu belgeler yoksa embriyolar varışta nasıl teslim edilecekti?
Aile İngilizdi. Gideceği klinik Meksika’daki bir klinikti. Biz ona göre başvurduk.
Gidecek olan kliniğin adresi, belgeleri ve faaliyet bilgileri istendi, geldi ve Bakanlığa verildi. Oraya gittiği zaman embriyonun kime ait olduğu, hangi kliniğe gideceği, gönderen merkezin kim olduğu ve alıcı kliniğin faaliyet belgesi gibi evraklar vardır. Bu nedenle kabul edileceğini düşünüyorum.
Bu Amerika ya da İsrail bağlantılı bir şey değil. Meksika’daki bir klinikti.
– Bu ilk sevkiyat mıydı, yoksa düzenli bir hat mı vardı? Vita Altera’dan Life Parcel aracılığıyla daha önce kaç embriyo, yumurta, sperm veya biyolojik materyal taşındı? Bu sevkiyatlar hangi kapıdan yapıldı: Ercan, Larnaka, kara kapıları veya DHL gibi kargo hatları mı kullanıldı?
2018’den beri kaç kez böyle embriyo transferi yaptık, şu anda net sayı veremem. Yanlış bir şey söylemek istemem. Öğrenir, söylerim. Ama bunların hepsi evrakla ve Bakanlık izniyle yapılmış transferlerdir.
Merkezler arası transferler olağan işlemlerdir. Hasta başka bir merkeze gitmek isterse embriyosu o merkeze gönderilir. Bakanlığa bilgi verilir, alan ve veren merkez imza verir, embriyo sahibi imza verir. Bu şekilde nakil yapılır.
Larnaka’dan göndermiyoruz. Gidiyorsa buradan gidiyoruz. Yerel bir taşıma firması yok. Türkiye’de bu işi yapan firmalar var ama detaylarına hakim değilim.
– Embriyolar şu anda nerede? Aileye ait embriyoların güvenliği nasıl sağlanıyor? Tankta ele geçirilen 4 embriyo halen saklanıyor mu, kime teslim edildi, aileye bilgi verildi mi?
Embriyolar havaalanına yakın polis karakolunda. Ölmediler. Azot tankında bekliyorlar. Arkadaşlarımız gidip ölçüm yapıyor.
Aile durumdan haberdar. Aile embriyoların transferini istiyor. Vazgeçerlerse, “imha edin” derlerse, o zaman imha edilir.
– Ticari ödeme zinciri nasıl işledi? Aile parayı kime ödedi: Vita Altera’ya mı, Life Parcel’e mi? Ödeme karşılığında fatura kesildi mi? Embriyo taşıması, ajans hizmeti ve klinik hizmeti ayrı ayrı mı ücretlendirildi?
Hasta kliniğe geldiği zaman işlem öncesi parasını öder, faturasını alır ve işlem yapılır. Transfer için kuryeyi onlar ödüyor. Benim kuryenin parasıyla ilgim yok.
Life Parcel ile bizim ticari bir bağımız yok. Benden para almadı, bana para verilmedi.
– Life Parcel’in İsrail bağlantısı nedir? Life Parcel’in sahibi, kurucusu veya operasyonel yöneticisi kimdir? Şirketin İsrail bağlantısı nedir? Embriyo taşıma alanında hangi ülkelerde lisanslıdır ve KKTC’de faaliyet yürütmek için herhangi bir yerel izin aldı mı?
Ben Life Parcel’i bilmiyorum. Bu şirketi ben bulmadım. Şirketin İsrail bağlantısına dair bilgim yok. Burada faaliyet izni olması gerekir mi, onu da bilmiyorum. Çünkü adam geliyor, paketi alıyor ve gidiyor. Bizimle ticari bir ilişkisi yok.
-Şimdi dönüp baktığınızda bu sevkiyatta yapılan en büyük usulsüzlük veya ihmal neydi?
En büyük hata, evrak görülmeden kuryeye verilmiş olmasıdır.
Biz Sağlık Bakanlığı’na dilekçemizi Cuma günü verdik. Normal koşullarda takip eden iş günü bu evrak çıkar. Talep var mı, embriyo sahibinin talebi var mı, gidecek merkez faal mi, embriyolar burada mı; bunlara bakılır ve izin verilir.
Ancak evrak alınmadan kurye embriyoları aldı. Bizim çalışanımız, “Pazartesi evrak alınmadığı için gitmez, 20’sinde gelir, belgeyi alır ve gider” diye düşünmüş. Ama kurye elinde izin olmadan hareket etmiş. Bu da büyük hata oldu.
Evet, bizim çalışanlarımızın da hatası var. İzin kağıdını görmeden kuryeye teslim etmemeleri gerekirdi. Kuryenin de o belge olmadan gitmemesi gerekirdi. İhmal var. Kurye profesyonel bir kişidir. Evraklara bakıp gitmesi lazımdı. Evrak tamam mı, izin var mı, talep var mı, gidecek yer belli mi; bunlara bakması gerekirdi.













