DAÜ-SEN’den Çavuşoğlu’na: DAÜ’nün geleceği için doğrudan yana taraf olmak sorumluluktur!
DAÜ-SEN, Eğitim Bakanı Nazım Çavuşoğlu’nun DAÜ’deki krizle ilgili açıklamalarına sert tepki gösterdi. Sendika, Bakanlığın sorumluluktan kaçtığını savunarak, “DAÜ’nün geleceği için ihtiyaç duyulan şey, sorumluluktan kaçınan açıklamalar değil; gecikmiş de olsa ciddiyetle atılacak kurumsal adımlardır” dedi.
DAÜ-SEN’den Çavuşoğlu’na: DAÜ’nün geleceği için doğrudan yana taraf olmak sorumluluktur!
DAÜ-SEN, Eğitim Bakanı Nazım Çavuşoğlu’nun DAÜ’deki krizle ilgili açıklamalarına sert tepki gösterdi. Sendika, Bakanlığın sorumluluktan kaçtığını savunarak, “DAÜ’nün geleceği için ihtiyaç duyulan şey, sorumluluktan kaçınan açıklamalar değil; gecikmiş de olsa ciddiyetle atılacak kurumsal adımlardır” dedi.
Bugün Kıbrıs
DAÜ-SEN, Eğitim Bakanı Nazım Çavuşoğlu’nun 8 Mayıs 2026 tarihinde Doğu Akdeniz Üniversitesi’nde yaşanan yönetim krizine ilişkin yaptığı açıklamaya yazılı açıklamayla yanıt verdi. Sendika, Bakan’ın açıklamasının çözüm üretmekten uzak olduğunu belirterek, sorumluluğun dağıtıldığını ve mevcut tablonun perdelemeye çalışıldığını ifade etti.
Açıklamada, Çavuşoğlu’nun “herkesi protokole uygun olarak sorumluluklarını yerine getirmeye” çağırdığı hatırlatılarak, Bakan’ın protokole uygun davranmayan tarafları açıkça ortaya koymadığı ve Vakıf Yöneticiler Kurulu (VYK) Başkanının tespitlerini değerlendirmediği kaydedildi.
“SORUNLARI TESPİT ETMEK ÇÖZÜM ÜRETMEK DEĞİLDİR”
DAÜ-SEN açıklamasında, Eğitim Bakanlığı makamının ve İstişare ve Eşgüdüm Komisyonu Başkanlığı’nın yalnızca sorunları izleyen bir pozisyon olmadığı vurgulandı.
“Sorunları tespit etmek, çözüm üretmek anlamına gelmez” denilen açıklamada, Bakanlığın görevinin protokole uygun adımların zamanında atılmasını sağlamak, ilgili kurumları harekete geçirmek ve çözüm iradesi ortaya koymak olduğu belirtildi.
Sendika, 2019 yılından bu yana DAÜ’de sorunların bulunduğunu dile getiren bir makamın bugün hala “sorumluluğunu eksiksiz yerine getirdiğini” ileri sürmesinin kamu yönetimi ciddiyetiyle bağdaşmadığını ifade etti.
“PARTİZAN İLİŞKİLER BUGÜNKÜ KRİZİN TEMEL NEDENİ”
Açıklamada, DAÜ’deki mali, idari ve yönetsel sorunların uzun süredir bilindiği, çözüm yollarının ise protokolde açık biçimde yer aldığı kaydedildi.
Buna rağmen gerekli yönetsel adımların zamanında atılmadığı belirtilen açıklamada, liyakat ve şeffaflık temelinde sürdürülebilir bir yönetim modeli oluşturulmadığı, Eğitim Bakanı’nın da bu eksiklikleri partizan ilişkiler temelinde tolere ettiği savunuldu.
DAÜ-SEN, hükümetin önerisiyle göreve gelen mevcut VYK Başkanının üniversite yönetimine ilişkin ciddi tespitler yaptığını ancak Bakan’ın bu değerlendirmeler karşısında sessiz kaldığını belirtti. Açıklamada, önceki VYK Başkanının uyarılarının da dikkate alınmadığı ifade edilerek bunun münferit bir iletişim sorunu değil, kurumsal sorumluluktan kaçınma sorunu olduğu kaydedildi.
“DAÜ PARTİZAN İLİŞKİLERLE YÖNETİLEMEZ”
Sendika, DAÜ gibi köklü bir kamu kurumunun “bizden olan-bizden olmayan” anlayışıyla yönetilemeyeceğini vurguladı.
Üniversite yönetiminin liyakat, hesap verebilirlik ve kurumsal akıl temelinde yürütülmesi gerektiği belirtilen açıklamada, bu ilkelerden uzaklaşıldığında bedelin yalnızca yöneticiler tarafından değil, tüm üniversite bileşenleri ve toplum tarafından ödendiği ifade edildi.
Çavuşoğlu’nun “VYK Başkanı ile ilgili tartışmaların tarafı değilim” yaklaşımını da eleştiren DAÜ-SEN, İstişare ve Eşgüdüm Komisyonu Başkanı olarak Bakan’ın görevinin süreci uzaktan izlemek değil, protokolün uygulanmasını sağlamak ve ortaya çıkan sorunlara müdahale etmek olduğunu kaydetti.
“SORUN PROTOKOLÜN EKSİKLİĞİ DEĞİL, UYGULANMAMASI”
DAÜ-SEN açıklamasında, üniversitenin önünde belirsiz ya da sıfırdan oluşturulması gereken bir süreç bulunmadığı ifade edildi.
Protokolde hangi adımların atılacağının ve sürecin nasıl ilerletileceğinin açık biçimde yer aldığı belirtilen açıklamada, “Yapılması gereken, imza altına alınan protokolü ciddiyetle, takvimli biçimde ve adım adım uygulamaktır” denildi.
Sorunun protokolün eksikliğinden değil, gereklerinin zamanında ve kararlılıkla yerine getirilmemesinden kaynaklandığı vurgulandı.
“HÜKÜMETE GELEN TALİMATLARDA ETKİN, SORUMLULUKTA SESSİZ”
DAÜ’nün ihtiyacının siyasi savunmalar değil; açık veri, somut takvim ve hesap verebilir yönetim olduğu belirtilen açıklamada, yaklaşan seçimlerin ya da siyasi dengelerin üniversitedeki gerçeklerin üzerini örtmenin gerekçesi olamayacağı ifade edildi.
DAÜ-SEN, Çavuşoğlu’nun bulunduğu makam gereği yaşanan sürecin dışında olmadığını belirterek, protokolün uygulanmasından ve yönetsel sorunlara karşı gerekli iradenin gösterilmesinden sorumlu olduğunu kaydetti.
Açıklamanın sonunda ise şu ifadeler kullanıldı:
“Sayın Bakan işine gelen her konuya karışıp, etkin bir şekilde talimatlar yağdırıp, tüm VYK’yı görevden alıp, tamamını yeniden önerecek noktada olabilirken, her türlü sorumluluktan kaçmayı tercih etmektedir. ‘Herkes yanlış, yalnızca Nazım Çavuşoğlu doğru’ anlayışı, ne kamu vicdanında ne de üniversite bileşenleri nezdinde karşılık bulmaktadır.”













