Zelenskiy BBC’ye konuştu: “Putin, Üçüncü Dünya Savaşı başlattı”
Kiev’de BBC’ye konuşan Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, Rusya’nın talep ettiği toprak tavizlerini “terk ediş” olarak niteleyerek reddetti; ateşkes için geri çekilmenin toplumu böleceğini savundu. Cenevre’deki görüşmelerden somut sonuç çıkmazken, Zelenskiy zaferin yalnızca Ukrayna için değil “küresel hukuk düzeni” için de hayati olduğunu söyledi.
Zelenskiy BBC’ye konuştu: “Putin, Üçüncü Dünya Savaşı başlattı”
Kiev’de BBC’ye konuşan Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, Rusya’nın talep ettiği toprak tavizlerini “terk ediş” olarak niteleyerek reddetti; ateşkes için geri çekilmenin toplumu böleceğini savundu. Cenevre’deki görüşmelerden somut sonuç çıkmazken, Zelenskiy zaferin yalnızca Ukrayna için değil “küresel hukuk düzeni” için de hayati olduğunu söyledi.
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, meydan okuyan mesajlarını kararlı şekilde dile getirmeye devam ediyor.
Bu hafta sonu Kiev’deki başkanlık sarayında görüştüğümüzde, Ukrayna’nın savaşı kaybetmek bir yana, zaferle bitireceğini söyledi.
Vladimir Putin’in talep ettiği ve Rusya’nın on binlerce askerini feda etmesine rağmen ele geçiremediği stratejik topraklardan Ukrayna’nın çekilmesini öngören bir ateşkes anlaşmasının bedelini ödemeye kesinlikle karşı çıkıyordu.
Zelenskiy bu konuşmada BBC Dış Haberler Editörü Jeremy Bowen’a, Putin’in Üçüncü Dünya Savaşı’nı çoktan başlattığını söyledi. Ona verilecek tek cevabın, geri adıma zorlamak için yoğun askeri ve ekonomik baskı olduğunu söyledi. Jeremy Bowen’ın röportajı şöyle:
“Putin’in bunu çoktan başlattığına inanıyorum. Soru şu ki, ne kadar toprak ele geçirebilecek ve onu nasıl durduracağız. Rusya dünyaya farklı bir yaşam biçimi dayatmak, insanların kendileri için seçtikleri yaşam biçimlerini değiştirmek istiyor.”
Peki ya Rusya’nın Ukrayna’dan, halen elinde tuttuğu Donetsk’in doğu bölgesinin %20’sini ve ayrıca Herson ile Zaporijya’da daha fazla toprak vermesini istemesi?
“ATEŞKES OLACAKSA BU MAKUL BİR İSTEK DEĞİL Mİ?”
“Ben bunu farklı görüyorum. Bunu sadece toprak olarak görmüyorum. Bunu bir terk ediş olarak görüyorum. Pozisyonumuzu zayıflatmak, orada yaşayan yüz binlerce insanımızı terk etmek. Ben böyle görüyorum. Ve eminim ki bu ‘geri çekilme’ toplumumuzu bölecektir” diyor.
“Ama bu Putin’i tatmin edecekse, bu ödenebilecek bir bedel değil mi? Sizce onu tatmin eder mi?” diye soruyorum.
“Bu muhtemelen onu bir süreliğine tatmin eder. Bir ara vermeye ihtiyacı var. Ama toparladıktan sonra ki Avrupalı ortaklarımız bunun üç ila beş yıl sürebileceğini söylüyor. Bence en fazla iki yılda toparlar. Bundan sonra ne olacak? Bilmiyoruz, ama [savaşa] devam etmek isteyeceği bir gerçek” diye yanıtlıyor.
Volodimir Zelenskiy ile Kiev’in merkezinde, sıkı güvenlik önlemleriyle korunan yerleşkenin içindeki bir konferans salonunda görüştüm.
Röportajda çoğunlukla Ukraynaca konuştu.
Zelenskiy’nin taşıdığı liderlik yükünü, güvenlik görevlilerinin titizliğinden anlıyorsunuz.
Herhangi bir devlet başkanını ziyaret, titiz protokoller gerektirir.
Ancak Kiev’deki başkanlık binalarına girmek, böylesi bir süreci daha önce nadiren deneyimlediğim bir seviyeye taşıyor.
Savaş halindeki bir ülkede, Rusya tarafından zaten hedef alınmış bir cumhurbaşkanı söz konusuysa bu gördüklerim şaşırtıcı değil.
Kariyerine eğlence sektöründe başlamış, 2006’da Ukrayna’da bir televizyon dans yarışmasını kazanmış, bir televizyon komedisinde beklenmedik şekilde Ukrayna devlet başkanı olan bir kişiyi canlandırmış ve daha sonra gerçek hayatta Ukrayna lideri olan bu adam, dikkat çekici derecede dirençli görünüyor.
ABD Başkanı Donald Trump, Cenevre’deki son ateşkes görüşmelerinin arifesinde “Ukrayna masaya çabuk oturmalı” demişti.
Trump, Ukrayna’ya Rusya’dan daha fazla baskı uygulamaya devam ediyor.
Donald Trump’ın önümüzdeki yazdan önce bir anlaşma olabilmesi için, Putin’in toprak tavizi taleplerinin Ukrayna tarafından kabul edilmesini ateşkesin anahtarı olarak gördüğünü Batılı diplomatlar bir süredir işaret ediyor.
Beyaz Saray dışındaki birçok uzman da Ukrayna’nın savaşı kazanamayacağını ve taviz vermezse de Rusya’ya karşı savaşı kaybedeceğini düşünüyor.
Zelenskiy’ye Trump ve diğerlerinin haklı olup olmadığını sordum.
Zelensky karşılık olarak bana, “Şu anda neredesiniz?” sorusunu yöneltti ve devam etti:
“Bugün Kiev’desiniz, vatanımızın başkentindesiniz, Ukrayna’dasınız. Bunun için minnettarım. Kaybedecek miyiz? Elbette hayır, çünkü Ukrayna’nın bağımsızlığı için savaşıyoruz.”
Zelenskiy daha önce de çok kez Ukrayna’nın kazanabileceğini dile getirdi. Peki zafer ona göre neye benziyor?
Ona göre zafer, “elbette”, Ukraynalılar için normal hayatlarına geri dönmek ve yaşanan katliamı sona erdirmek anlamına geliyor.
Ancak dile getirdiği daha geniş kapsamlı zafer görüntüsünde, Putin’den geldiğini söylediği küresel tehdide işaret etti:
“Bugün Putin’i durdurmanın ve Ukrayna’yı işgal etmesini engellemenin tüm dünya için bir zafer olduğuna inanıyorum. Çünkü Putin Ukrayna’da durmayacak.”
Zaferin tüm toprakları geri almak anlamına geldiğini söylemiyorsunuz, değil mi? diye soruyorum.
“Bu olacak. Bu kesinlikle açık. Sadece zaman meselesi. Bunu bugün yapmak, çok sayıda insanı, milyonlarca insanı, kaybetmek anlamına gelir. Çünkü [Rus] ordusu büyük ve böylesi bir adımın maliyetinin farkındayız. [Böylesi bir adımda] Yeterli insan gücünüz olmaz ve onları kaybederdiniz. Ve insanlar olmadan toprak ne anlama gelir? Dürüst olmak gerekirse, hiçbir şey.”
“Ayrıca yeterli silahımız da yok. Bu sadece bize değil, ortaklarımıza da bağlı. Dolayısıyla şu an için bu mümkün değil, ancak 1991’deki [Ukrayna’nın bağımsızlığını ilan ettiği ve Sovyetler Birliği’nin nihai çöküşünü tetikleyen yıl] sınırlara geri dönmek, şüphesiz ki sadece bir zafer değil, aynı zamanda hukuka uygun olandır. Ukrayna’nın zaferi, bağımsızlığımızın korunması olacaktır ve tüm dünya için hukukun zaferi, tüm topraklarımızın geri verilmesidir.”
Bir yıl önce Zelenskiy, Beyaz Saray’ı ziyaret etmişti. Konuştuğum üst düzey bir Batılı diplomatın planlı bir “diplomatik saldırı” olarak tanımladığı olayda, Donald Trump ve Başkan Yardımcısı JD Vance ile tartıştı.
Medyanın önünde yaşanan tartışmayı, dünyanın dört bir yanından milyonlarca insan izledi. İkinci kez başkan olarak göreve başlayan Trump, Zelenskiy’e, Joe Biden döneminde verilen desteğin sona erdiğine dair mümkün olan en güçlü sinyali veriyordu.
NATO üyesi Avrupa ülkeleriyse bu yeni yönetimin duruşu konusunda henüz bilgilendirilmişti. Başkan Yardımcısı Vance, Batı Avrupa’nın NATO’nun gücü hakkındaki yanılsamalarını yerle bir ettikten hemen sonra Washington’a dönmüştü.
Oval Ofis’teki tartışma sonrası aralarında İngiltere Ulusal Güvenlik Danışmanı Jonathan Powell’ın da bulunduğu bazı kişilerden koçluk aldığı yazılan Zelenskiy, Trump ile kamuoyu önünde çatışmalardan kaçındı.
Trump ise, Ukrayna’ya yapılan askeri yardımları neredeyse tamamıyla durdurdu.
Ancak Washington, halen Kiev’e hayati önem taşıyan istihbaratı sağlıyor. Avrupa ülkeleri de Ukrayna’ya vermek üzere ABD’den milyarlarca dolarlık silah satın alıyor.
‘BEN DİKTATÖR DEĞİLİM’
Ukrayna Devlet Başkanı’na, Trump’ın çelişkili açıklamalarını da sordum ve söylediği doğru olmayan şeyler arasında, Zelensky’nin savaşı başlatan bir diktatör olduğu suçlamasının da olduğunu hatırlattım.
Bu iddia, Vladimir Putin’in savlarının tam bir yansımasıydı.
Zelensky güldü ve “Ben diktatör değilim ve savaşı ben başlatmadım, hepsi bu” dedi.
Devamında “Trump’a güvenebilir misiniz? Ondan bir güvenlik garantisi alırsanız, sözünü tutar mı?” diye sordum. Sonuçta Trump, fikrini değiştiren bir adamdı.
“Sadece Başkan Trump’tan değil, Amerika’dan bahsediyoruz. Hepimiz uygun süreler için başkanız. Örneğin 30 yıl için garanti istiyoruz. Siyasi elitler değişir, liderler değişir” yanıtını verdi.
Zelenskiy, ABD’nin güvenlik garantilerinin kalıcı olması için Kongre’den onay alması gerektiğini de kastediyordu.
“Kongre’de oylanacaklar, bunun bir nedeni var. Kongre gerekli çünkü başkanlar değişir, ama kurumlar kalır” dedi.
Başka bir deyişle, Donald Trump güvenilmez olabilir, ancak sonsuza dek orada olmayacak.
Zelenskiy, bu güvenlik garantilerinin sağlanmasının ardından, ABD’nin Ukrayna’dan istediği yaz aylarında genel seçim talebini değerlendirebileceğini söylüyor.
ABD’nin Ukrayna’dan seçim isteği, Rusya’nın Zelenskiy’nin gayrimeşru bir başkan olduğu yönündeki ifadesiyle benzeşiyor. Trump, 2000 yılından bu yana Rusya lideri olan Putin’den bir seçim talep etmiş değil.
Zelenskiy, seçimler ne zaman yapılırsa yapılsın tekrar aday olup olmayacağına henüz karar vermediğini söyledi.
“Aday olabilirim de olmayabilirim de” dedi.
Seçimler 2024’te yapılacaktı, ancak Rusya’nın işgalinden sonra uygulamaya konulan sıkıyönetim nedeniyle seçim yapılamıyor.
Zelenskiy, seçimlerin, yasayı değiştirmeye zamanları olursa teknik olarak mümkün olduğunu söyledi.
Ancak öncesinde Ukrayna için güvenlik garantilerine ihtiyacı olduğunu tekrarladı.
Milyonlarca Ukraynalının mülteci olarak yurt dışında yaşadığı ve ülkenin önemli bir bölümünün Rusya tarafından işgal edildiği bir ortamda seçim yapmanın potansiyel sorunlarına o kadar çok değindi ki, aslında seçim fikre karşı olduğunu düşündüm.
“Eğer bu savaşı bitirmenin bir koşuluysa, yapalım. ‘Dürüst olmak gerekirse, sürekli seçim konusunu gündeme getiriyorsunuz’ dedim. Ortaklarımıza, ‘Bir şeye karar vermeniz gerekiyor: Benden kurtulmak mı istiyorsunuz yoksa seçim yapmak mı? Eğer seçim yapmak istiyorsanız (şu anda bile bana dürüstçe söylemeye hazır olmasanız bile), o zaman bu seçimleri dürüstçe yapın. Her şeyden önce, Ukrayna halkının tanıyacağı şekilde yapın. Ve siz de bunların meşru seçimler olduğunu kabul etmelisiniz” dediğini söylüyor.
Volodimir Zelensky’i Ukrayna’da sert şekilde eleştiren muhalifler de var.
Hükümeti 2025 sonbaharında en yakın danışmanının ayrılmasına yol açan bir yolsuzluk skandalıyla sarsıldı.
Ancak Zelenskiy, kurduğu yeni bir ekiple, Batı Avrupa’daki çoğu liderin ancak hayal edebileceği kamuoyu destek oranlarına sahip olmaya devam ediyor.
Süreçte daha fazla ve daha iyi silahlar için sürekli dile getirdiği taleplerle zaman zaman müttefiklerini kızdırdı.
Bir yıl önce Trump ve Vance tarafından Oval Ofis’te kendisine yöneltilen suçlamalardan biri, yeterince minnettar olmadığı üzerineydi.
Talep listesindeki son madde, Patriot füzeleri de dahil olmak üzere Amerikan hava savunma silahlarını lisans altında üretme izni.
“Bugünkü konu hava savunması. Bu en zor sorun. Ne yazık ki, ortaklarımız hala bize örneğin Patriot veya hali hazırda kullandığımız füzeleri kendimiz üretmemiz için lisans vermiyorlar. Şimdiye kadar bu konuda başarı elde edemedik.”
Neden bunu yapmıyorlar? diye soruyorum.
“Bilmiyorum. Cevabım yok” diyor.
Röportajın sonunda Ukraynaca’dan İngilizce’ye geçiyor.
Söylediklerinin hepsini göz önünde bulundurarak, Ukrayna’da daha uzun sürecek bir savaşa hazırlanmamız gerekip gerekmediğini soruyorum.
“Hayır, hayır, hayır, iki paralel yol var. Rusya ile değil, birçok liderle satranç oynuyorsunuz. Tek bir doğru yol yok. Birçok paralel adım, paralel yön seçmeniz gerekiyor. Ve bence bu paralel yollardan biri başarıyı getirecek. Bizim için başarı, Putin’i durdurmaktır” diyor.
Ama Vladimir Putin bu savaşı bitirmeyecek, değil mi? Çok büyük bir baskı altında olmadığı sürece ve bu yapacak gibi görünmüyor diyorum.
“Evet ve hayır. Göreceğiz. Evet ve hayır. İstemiyor, ama istememesi istemeyeceği anlamına gelmez. Tanrı korusun. Tanrı korusun, başarılı olacağız. Teşekkür ederim.”
Ve bu sözlerle birlikte, fotoğraf çektiriyor ve BBC ekibiyle el sıkışıp odadan çıkıyor.
CENEVRE’DE İLERLEME OLMADI
Rusya ve Ukrayna heyetleri arasında 17 Şubat’ta başlayan ve Cenevre’de, ABD arabuluculuğunda yapılan barış görüşmeleri büyük bir ilerleme olmadan tamamlandı.
İki gün süren görüşmeler Ukrayna savaşının dördüncü yıldönümüne bir hafta kala yapıldı.
İsviçre’deki görüşmelere ABD adına Donald Trump’ın özel temsilcisi Steve Witkoff toplantılarla ilgili iyimserliğini dile getirmiş olsa da, hem Rusya’nın baş müzakerecisi hem de Ukrayna devlet başkanı Volodimir Zelenskiy görüşmelerin “zor” geçtiğini belirttiler.
Ukraynalı bir diplomatik kaynağa göre, cephe hattının yeri ve ateşkesin takibi de dahil olmak üzere “askeri konularda” bazı ilerlemeler kaydedildi.
Beyaz Saray sözcüsü Karoline Leavitt 18 Şubat’ta yaptığı açıklamada, her iki tarafta da “anlamlı ilerleme kaydedildiğini” ve “birlikte barış anlaşmasına doğru çalışmaya devam etme” konusunda mutabakata varıldığını söyledi.
Ancak, toprak sorunu konusunda bir anlaşmaya varılamadı.
Moskova, Rus güçlerinin ele geçiremediği Donetsk’in doğu bölgesinin yaklaşık %20’sini Ukrayna’ya devretmesini istiyor. Kiev ise bunu reddediyor.
Kiev, Zaporijya’nın ABD ve Ukrayna tarafından işletilmesini istiyor. Rusya ise bunun kabul edilemez olduğunu söylüyor.














