Redif Ekinci: “Kıbrıs, büyük güçlerin hesaplaşma alanı olamaz!”

TDP MYK Üyesi Redif Ekinci, Güney’de İsrail’le geliştirilen askeri iş birliklerinin Kıbrıs’ı bölgesel güç dengelerinin parçası hâline getirdiğini belirterek, bu kararların halkın bilgisi ve onayı olmadan alınamayacağını vurguladı.

Bugün Kıbrıs

Toplumcu Demokrasi Partisi (TDP) Merkez Yürütme Kurulu Üyesi ve Basın ve Dijital İletişim Sekreteri Redif Ekinci, Kıbrıs’ın güneyinde İsrail ile geliştirilen askeri ve stratejik iş birliklerine ilişkin yazılı bir basın açıklaması yaptı. Ekinci, söz konusu gelişmelerin adada yaşayan halklar açısından ciddi kaygılar yarattığını belirterek, bu süreçlere dair ne Kıbrıs’ın kuzeyinde ne de güneyinde Kıbrıslılara tek bir soru dahi sorulmadığına dikkat çekti.

Açıklamada, kuzeyde Türkiye’nin askeri ve siyasi varlığının fiili bir gerçeklik olduğu, güneyde ise İsrail ile kurulan yeni ve derin ilişkilerin Kıbrıs’ı giderek bölgesel güç dengelerinin aktif bir unsuru hâline getirdiği ifade edildi. Ekinci bu tabloya işaret ederek, “Bu denklemde Kıbrıslıların iradesi nerededir?” sorusunu yöneltti.

“SAVAŞLARIN BEDELİ SIRADAN İNSANLAR TARAFINDAN ÖDENİYOR!”
Dünyada savaşan büyük güçlerin ortak özelliğinin, savaşları kendi topraklarında değil başka ülkelerde yürütmek olduğuna dikkat çeken Ekinci, iki büyük askeri gücün çıkarlarının kesiştiği bir noktada bulunan Kıbrıs’ın bu çatışmaların yeni bir sahnesi hâline gelmeyeceğinin garantisinin olup olmadığının sorgulanması gerektiğini vurguladı. Geçmiş deneyimlerin, bedelin karar alanlar ya da silah üretenler tarafından değil, o coğrafyada yaşayan sıradan insanlar tarafından ödendiğini gösterdiğini kaydetti.

Ekinci, Kıbrıslıların başkalarının kendi topraklarında yapmaya cesaret edemedikleri savaşların bedelini ödemek zorunda olmadığını belirterek, yalnızca Kıbrıslı Türklere değil Kıbrıslı Rumlara da çağrıda bulundu. Adanın yalnızca liderlerin, hükümetlerin ya da dış güçlerle kurulan ittifakların değil, burada yaşayan halkların olduğunu vurgulayan Ekinci, Kıbrıslı Rum toplumunun da kendi liderliğine, alınan kararların halk adına mı yoksa halkın iradesi dışında mı şekillendiğini sorma sorumluluğu bulunduğunu ifade etti.

“İSRAİL’İN BU DENKLEMİN HİÇBİR YERİNDE HUKUKİ BİR YETKİSİ YOK!”
Toplumların kaderini belirleyecek güvenlik ve dış politika kararlarının halktan kopuk biçimde alınmasının bedelinin yine halklar tarafından ödendiğini belirten Ekinci, bu nedenle Kıbrıslı Rumlara adanın geleceğini başkalarının stratejik hesaplarına teslim etmemeleri çağrısında bulundu.

Ekinci ayrıca, 1960 Anayasası ve ilgili uluslararası anlaşmalar çerçevesinde Kıbrıs Adası’nda yalnızca Birleşik Krallık, Yunanistan ve Türkiye’nin garantörlük statüsüne sahip olduğunu hatırlatarak, İsrail’in bu denklemin hiçbir yerinde hukuki bir yetkisinin bulunmadığını vurguladı. İsrail’in Kıbrıs halkları adına güvenlik belirleme, askeri konumlanma yaratma ya da adanın geleceğini etkileyecek stratejik kararlar alma yetkisi olmadığına dikkat çekti.

Bu noktada, Kıbrıs’ın barış geleneğinde ve sol siyaset tarihinde önemli bir yeri bulunan AKEL’e de çağrıda bulunan Ekinci, adanın giderek yeni askeri blokların parçası hâline getirilmesine yönelik sessizliğin kabul edilemez olduğunu belirterek, bunun yalnızca bir siyasi tercih değil aynı zamanda tarihsel bir sorumluluk olduğunu ifade etti.

Açıklamasının sonunda Ekinci, Kıbrıs halkının bu adada savaşın, çatışmanın ve güç gösterilerinin tarafı olmak zorunda olmadığını vurgulayarak şu ifadelere yer verdi: “Kıbrıs’ta alınan ve alınacak her stratejik karar, bu adada yaşayan halkların bilgisi, onayı ve iradesi olmadan meşru değildir. Güvenlik, halktan gizlenerek değil; halkla birlikte inşa edilir. Sessizlik, rıza değildir. Ve bu ada, başkalarının savaş senaryolarının deneme alanı değildir.”

DAUSEN

Girne Belediyesi

Girne Belediyesi

Gönyeli Alayköy Belediyesi