Bugün Kıbrıs
CTP Grup Başkan Vekili Asım Akansoy, İçişleri Bakanı Dursun Oğuz’u kamuoyuna derhal açıklama yapmaya davet etti. Akansoy, “Kadına yönelik şiddetle mücadelede en küçük bir zafiyetin dahi kabul edilemez olduğu bir dönemde; söz konusu Bakanlar Kurulu kararının gerekçesi nedir?” diye sordu.
Akansoy, Ufuk Murat Gezer’in eski partnerine şiddet uygulayan ve halen cezaevinde yargılanmayı bekleyen bir kişi olduğunu belirtti.
Açıklamasının sonunda, “3 Eylül 2024 günü bu kararı alan Bakanlar Kurulu üyelerinin her biri bu tablodan sorumludur” diyen Akansoy, İçişleri Bakanı Dursun Oğuz’u kamuoyunu bilgilendirmeye çağırdı.
Akansoy’un açıklaması şöyle:
“İçişleri Bakanı Sayın Dursun Oğuz’u kamuoyuna derhal açıklama yapmaya davet ediyorum.
Kadına yönelik şiddetle mücadelede en küçük bir zafiyetin dahi kabul edilemez olduğu bir dönemde; aşağıdaki konu ile ilgili söz konusu Bakanlar Kurulu kararının gerekçesi, dayanakları nedir ?
Eski partnerine şiddet uygulayan ve halen yargılanmayı cezaevinde bekleyen bir kişi söz konusudur.
Şikayet sürecinin ardından ortaya çıkan tablo ise daha da vahimdir:
Bu kişi daha önce de suç işlemiş, hapis cezası almış ve vatandaş olmadığı için sınır dışı edilmiştir.
Yani hükümet, en azından bir aşamada, gereğini yerine getirmiştir.
Ancak mesele tam da burada başlıyor.
3 Eylül 2024 tarihinde alınan bir Bakanlar Kurulu kararıyla bu sınır dışı kararı kaldırılmıştır.
Böylece söz konusu kişi yeniden ülkeye giriş yapabilmiş; sonrasında ise kamu düzenini bozmayı ve ülkede yaşayan insanlara zarar vermeyi sürdürmüştür.
Toplumun güvenliği, kadınların yaşam hakkı ve adalet duygusu söz konusudur.
Bu nedenle suskunluk değil, şeffaflık; geçiştirme değil, hesap verebilirlik esastır.
Avukat arkadaşımız Aslı Murat tarafından paylaşılan aşağıdaki somut olay, bu çağrının neden zorunlu olduğunu açıkça ortaya koymaktadır :
“Bir müvekkilimden… ama aslında ondan öte, bir kız kardeşten.
Çok detaya girmeyeceğim.
Çünkü bu ülkede kadınlara yönelik şiddetin detaylarını hepimiz zaten biliyoruz.
Ama bu olayda başka bir şey var.
UFG.
Eski partnerine şiddet uygulayan ve şu anda yargılanmayı cezaevinde bekleyen bir kişi.
Şikayet ediliyor ve ardından ortaya çıkan tablo şu:
Bu kişi daha önce de suç işlemiş.
Hapis cezası almış.
Vatandaş olmadığı için sınır dışı edilmiş.
Yani sistem aslında bir noktada çalışmış.
Peki sonra ne olmuş?
3 Eylül 2024 günü alınan bir Bakanlar Kurulu kararıyla bu sınır dışı kararı kaldırılmış.
Bu kişi yeniden ülkeye giriş yapabilmiş.
Ve ardından…
Söz konusu kişi kamu düzenini bozmaya ve ülkede yaşayan insanlara zarar vermeye devam etmiş.
Yani bugün anlattığım ilk olay değil.
Daha önce de başka kadınlara yönelik şiddet uygulaması sebebiyle hakkında işlemler yapılmış, teminata bağlanmış bir kişi.
Ama ne olmuş?
Teminat şartlarına uymamış.
Mahkeme emirlerine riayet etmemiş.
Hakkında birden fazla emre riayetsizlik süreci başlatılmış.
Şimdi durup çok basit sorular sormamız gerekiyor:
Sınır dışı kararı neden kaldırıldı?
3 Eylül 2024 günü bu kararı alırken Bakanlar Kurulu üyeleri bu riski neden göze aldı?
Ve en önemlisi:
Bu kişi neden durdurulmadı?
Bu soruların cevabı verilmeden,
hiçbir kadın güvende olmayacak.
Çünkü mesele tek bir kişi değil.
Mesele, bu kişilerin önünü açan kararlar.
Bugün ülkede artan suç oranlarını sadece bireysel vakalarla açıklayamayız.
Bu tablo, alınan siyasi kararların doğrudan sonucudur.
Denetimsizliktir.
Keyfiliktir.
Sorumluluktan kaçış ve yönetememektir
Bir kişiyi ülkeye geri almak basit bir idari işlem değildir.
Bu, toplumun güvenliği hakkında alınmış bir karardır.
Ve bu kararın bedelini bir kadın hayatıyla ödeyebilir.
Bu yüzden açık söylüyorum:
3 Eylül 2024 günü bu kararı alan Bakanlar Kurulu üyelerinin her biri bu tablodan sorumludur.”