IVF skandalında yeni boyut: Tüp bebek merkezlerinde karanlık ağ
Mülteci Hakları Derneği’nden Deniz Altıok: Uluslararası öğrenciler ve ekonomik olarak kırılgan kadınlar hedef alınıyor, aracılar WhatsApp grupları üzerinden teklif dağıtıyor.
IVF skandalında yeni boyut: Tüp bebek merkezlerinde karanlık ağ
Mülteci Hakları Derneği’nden Deniz Altıok: Uluslararası öğrenciler ve ekonomik olarak kırılgan kadınlar hedef alınıyor, aracılar WhatsApp grupları üzerinden teklif dağıtıyor.
Bugün Kıbrıs/Emine Yüksel
Mülteci Hakları Derneği İnsan Ticaretiyle Mücadele ve Mülteci Hakları Program Koordinatörü Deniz Altıok, Kuzey Kıbrıs’taki tüp bebek (IVF) merkezlerinde özellikle uluslararası öğrenciler ve ekonomik olarak kırılgan kadınlar üzerinden istismar ve insan ticareti riski bulunduğunu söyledi. Altıok, iddiaların uzun süredir gündemde olduğunu ancak denetim eksikliği ve korku nedeniyle somut delillere ulaşmanın zor olduğunu belirtti.
Bugün Kıbrıs‘ın sorularını yanıtlayan Altıok’un aktardığına göre, bazı aracılar genç kadınlara doğrudan ulaşarak yumurta bağışı ve taşıyıcı annelik teklif ediyor. Bu tekliflerin WhatsApp grupları ve el ilanları üzerinden yayıldığı, özellikle belirli grupların hedef alındığı iddia ediliyor.
“WHATSAPP MESAJLARINI BİZZAT GÖRDÜM”
Altıok, söz konusu ağlara ilişkin bazı somut göstergelerle karşılaştığını da ifade etti. Uluslararası öğrencilerle yaptığı görüşmelerde, bu gruplarda paylaşılan mesajları doğrudan gördüğünü belirten Altıok, aracılar tarafından yapılan para tekliflerinin açıkça yazıldığını aktardı.
“Kadınlar korktukları için ekran görüntüsü paylaşmak istemedi ancak mesajları bizzat gördüm” diyen Altıok, bu durumun organize ve sistematik bir yapı ihtimalini güçlendirdiğini söyledi.
“KISIR KALDIĞI İDDİA EDİLEN VAKALAR VAR”
Altıok, yumurta bağışı süreçlerine ilişkin sağlık risklerine de dikkat çekti. Sahadan gelen anlatımlar arasında, yumurta donörü olduktan sonra kısır kaldığı iddia edilen kadınların bulunduğunu belirtti.
Bu iddiaların bağımsız olarak doğrulanmadığını vurgulayan Altıok, ancak benzer anlatımların tekrar etmesinin ciddi bir risk işareti olduğunu ifade etti.
EKONOMİK KIRILGANLIK İSTİSMAR EDİLİYOR
Altıok, teklif edilen ücretlerin oldukça düşük olduğuna dikkat çekti. Dokuz aylık taşıyıcı annelik için yaklaşık 5 bin dolar gibi rakamların konuşulduğunu belirten Altıok, bu miktarın kadınların yaşadığı ekonomik zorluklar nedeniyle “kabul etmek zorunda kaldıkları” seviyede olduğunu söyledi.
“Bu, hayatı doğrudan etkileyen bir süreç için çok düşük. Kadınların ekonomik sıkışmışlığı bu teklifleri kabul etmelerine neden oluyor ve bu durum açık bir istismar alanı yaratıyor” dedi.
Kadınlara tıbbi süreçlerin ve risklerin yeterince anlatılmadığını da vurgulayan Altıok, bu durumun uzun vadeli sağlık sorunlarına yol açabileceğini ifade etti.
ZORLANMA VE KAPATMA İDDİALARI
Altıok, sahadan gelen anlatımlar arasında bazı kadınların süreç boyunca baskı altında tutulmuş olabileceğine dair iddialar bulunduğunu aktardı. Bu iddialar arasında, taşıyıcı annelerin 9 ay boyunca belirli alanlarda tutulduğu ve ekonomik ya da hukuki kırılganlıkları nedeniyle sürece devam etmeye zorlanmış olabilecekleri yer alıyor. Özellikle düzensiz göçmen statüsünde olan kadınların yasal durumları üzerinden baskı altına alınabileceği ihtimali de dile getiriliyor.
YASAL BOŞLUKLAR VE DENETİM SORUNU
Altıok, Kuzey Kıbrıs’taki yasal çerçevenin önemli boşluklar içerdiğini belirtti. Güney Kıbrıs’ta taşıyıcı annelik için mahkeme kararı gerekirken, Kuzey’de süreçlerin “etik onay komitesi” üzerinden yürütüldüğünü ifade etti.
Bu yapının içinde Sağlık Bakanlığı’na bağlı isimlerin yer almasının, denetim ve onay mekanizmalarının iç içe geçtiği bir sistem yarattığını belirten Altıok, bunun etkin ve bağımsız denetimi zorlaştırdığını söyledi. Bu durumun, olası ihlallerin tespit edilmesini güçleştirdiği ifade ediliyor.
Yasalara göre yumurta bağışının gönüllü olması gerektiğini hatırlatan Altıok, para karşılığı yapılan işlemlerin hukuken “organ ticareti” kapsamında değerlendirilebileceğini de ekledi.
ULUSLARARASI BOYUT: ELÇİLİKLER DEVREDE
Altıok, doğrudan derneğe yapılan başvurular sınırlı olsa da bazı vakaların elçilikler üzerinden gündeme geldiğini belirtti. Bu vakalarda elçiliklerin, kendi vatandaşlarının durumu hakkında bilgi almak ve hukuki süreçleri anlamak için girişimde bulunduğu ifade edildi.
Bazı ülkelerin ise Kuzey Kıbrıs’ta IVF yoluyla doğan çocuklara vatandaşlık vermemesi ya da bu çocukların ülkeden çıkışını zorlaştırması gibi uygulamalara başvurduğu aktarıldı. Bu durum, konunun yalnızca yerel değil, uluslararası ve diplomatik bir boyut taşıdığını da ortaya koyuyor.
SAĞLIK BAKANLIĞI DENETİM BAŞLATTI
İddiaların uluslararası basında yer almasının ardından Sağlık Bakanlığı’nın denetim başlatacağı yönünde açıklama yaptığı belirtildi. Ancak Altıok, mevcut sistemde onay ve denetim mekanizmalarının aynı yapı içinde yer almasının bu denetimlerin etkinliği konusunda soru işaretleri yarattığını ifade etti.
“KORKU NEDENİYLE KİMSE KONUŞMUYOR”
Altıok, konunun araştırılmasının zor olduğunu vurgulayarak, “İnsanlar korkuyor, belge paylaşmak istemiyor. Bu alanda mafyavari yapılar olabileceğine dair endişeler var” dedi.













