Akpınar’dan sert çıkış: “Fikir söyledik diye Türkiye’ye şikayet edildik”
Demokrat Parti Genel Sekreteri ve Girne milletvekili Serhat Akpınar, hükümet içinde eleştirel duruş sergiledikleri için hem Türkiye’ye şikayet edildiklerini hem de üniversiteler üzerinden tehdit edildiklerini açıkladı.
Akpınar’dan sert çıkış: “Fikir söyledik diye Türkiye’ye şikayet edildik”
Demokrat Parti Genel Sekreteri ve Girne milletvekili Serhat Akpınar, hükümet içinde eleştirel duruş sergiledikleri için hem Türkiye’ye şikayet edildiklerini hem de üniversiteler üzerinden tehdit edildiklerini açıkladı.
Bugün Kıbrıs
Demokrat Parti Genel Sekreteri ve Girne milletvekili Serhat Akpınar, Kanal T’de yayınlanan ve Nazar Erişkin’in sunduğu Güne Dair programında yaptığı açıklamalarda, hükümet içindeki gerilimleri ve kendilerine yönelik baskıları ayrıntılı şekilde anlattı. Serhat Akpınar, hükümet içinde eleştirel duruş sergiledikleri için Türkiye’ye şikayet edildiklerini ve yönettiği üniversiteler üzerinden açıkça tehdit edildiklerini açıkladı.
“ŞİKAYET, BASKI VE TEHDİT”
Akpınar, fiber optik altyapı tartışmalarında ortaya koydukları karşı duruş sonrası doğrudan hedef alındıklarını belirterek, hükümet içinden Türkiye’ye şikayet edildiklerini ifade etti:
“Fibere hayır dediğimiz için hem Ünal Üstel hem de Erhan Arıklı tarafından Türkiye’ye şikayet edildik. Fikir söylüyoruz diye şikayet ediliyoruz. Bu kabul edilebilir bir şey değildir.”
Bu sürecin yalnızca siyasi düzeyde kalmadığını belirten Akpınar, yönettiği yükseköğretim kurumları üzerinden de baskı gördüklerini söyledi:
“Hükümetin bazı adımlarına karşı çıktığımız zaman, yönettiğimiz okulların kontenjan sayılarıyla tehdit ediliyoruz. Bu çok açık bir baskıdır.”
Hükümet içinde farklı düşünenlere yönelik sistematik bir dışlama olduğunu da dile getiren Akpınar, eleştirel duruşlarının “uyumsuzluk” olarak etiketlendiğini belirtti:
“Hükümet içerisinde olumsuzluklara karşı çıktığımız için bizi uyumsuz ilan ediyorlar. Başta Başbakan Ünal Üstel olmak üzere, Erhan Arıklı ve bazı otoriteler bizi Türkiye’ye şikayet ediyor.”
ADAY OLMAYACAĞINI AÇIKLADI
Akpınar, “Bu yapı içerisinde milletvekili olarak verilen sözleri yerine getirmek ve etkili olmak mümkün değildir” diyerek bir sonraki genel seçimlerde aday olmayacağını açıkladı. Verilen sözlerin hayata geçirilemediğini ifade eden Akpınar, bu kararının arkasında yaşanan baskıların da etkili olduğunu dile getirdi.
Akpınar, daha önce genel sekreterlik görevinden istifa etmesinin nedenleri arasında da benzer baskılar ve “uyumsuzluk” ithamlarının bulunduğunu ifade etti.
YÜKSEKÖĞRETİMDEKİ TABLOYA SERT ELEŞTİRİ
Programda yükseköğretim alanına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Akpınar, hem Bugün Kıbrıs’ın manşetine gönderme yaptı hem de sektördeki yapısal sorunlara dikkat çekti. Yükseköğretimde ciddi bir yönetim ve vizyon eksikliği olduğunu dile getiren Akpınar, Eğitim Bakanlığı’nı da doğrudan eleştirdi:
“Bugün Kıbrıs’ın yaptığı manşet çok önemli. Orada ortaya konan tablo, yükseköğretimde yaşanan sorunların artık gizlenemediğini gösteriyor.”
Milli Eğitim Bakanlığı’nın bu alana yönelik bir vizyon ortaya koyamadığını ifade eden Akpınar, sektördeki sorunlara çözüm üretilmediğini söyledi:
“Milli Eğitim Bakanlığı’nın yükseköğretim konusunda bir vizyonu yok. Bu alanla ilgili politika üretilemiyor.”
Akpınar, kendisinin hazırladığı Yükseköğretim Değişiklik Yasası’nın uzun süredir Meclis’te bekletildiğine de dikkat çekti:
“Hazırladığımız Yükseköğretim Değişiklik Yasası iki buçuk yıldır Meclis’te bekliyor. Oysa bu yasa, YÖDAK’ın denetim kapasitesini artırmak için şarttır.”
Yükseköğretimde yaşanan usulsüzlüklere de değinen Akpınar, “öğrenci simsarları” olarak nitelendirdiği yapıların yarattığı sorunlara işaret etti:
“Öğrenci simsarları üzerinden ciddi usulsüzlükler yaşanıyor. Öğrenci transferleri ve kaçak iş gücü sorunu büyüyor. Bu acentelerin mutlaka akredite edilmesi gerekiyor.”
Bölgesel krizlere rağmen yükseköğretimin fırsat barındırdığını da belirten Akpınar, doğru politikalarla ülkenin bir çekim merkezi haline gelebileceğini söyledi:
“Bölgesel savaşlara rağmen burası yükseköğretimde bir güvenli bölge olarak konumlandırılabilir. Ama bunun için 57 ülkeye uygulanan transit vizenin kaldırılması ve doğru pazarlama stratejilerinin hayata geçirilmesi gerekiyor.”
KOALİSYONDA İSTİŞARE YOK, KARARLAR MEDYADAN ÖĞRENİLİYOR
Akpınar, hükümetin karar alma süreçlerinde ciddi bir istişare eksikliği olduğunu belirterek, özellikle UBP’nin hem koalisyon ortaklarını hem de kendi milletvekillerini dışlayarak hareket ettiğini söyledi. Fiber optik altyapı yasası ve açıklanan tasarruf önlemleri gibi önemli kararların kendilerine önceden iletilmediğini ifade eden Akpınar şöyle konuştu:
“Bu kararları biz de kamuoyuyla birlikte, medyadan öğreniyoruz. Ne bize bilgi veriliyor ne de istişare ediliyor.”
Tasarruf tedbirleri ve ekonomik destek paketine de değinen Akpınar, açıklanan önlemlerin yetersiz olduğunu savundu. Bu adımların günü kurtarmaya yönelik olduğunu belirten Akpınar, özellikle küçük ve orta ölçekli işletmelerin bu desteklerden faydalanamadığını dile getirdi:
“Açıklanan tedbirler yeterli değil. Bunlar günü kurtarmaya yönelik, seçim odaklı kararlar. Gerçek sorunlara çözüm getirmiyor. Özellikle risk grubundaki KOBİ’ler bu desteklere ulaşamıyor.”
Koalisyonun yapısına da değinen Akpınar, Demokrat Parti’nin hükümette kalma nedenine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. DP Genel Başkanı Fikri Ataoğlu’nun turizm sektöründeki sorumluluğu nedeniyle bu süreçte hükümette kalmayı tercih ettiğini belirten Akpınar, ani bir çekilmenin ekonomik sürece zarar verebileceği düşüncesinin etkili olduğunu ifade etti. Bununla birlikte parti içindeki görevlerine devam edeceğini, ancak milletvekilliği rolü altında etkin olamadığını yineledi.
İstanbul Teknik Üniversitesi’ne yapılması planlanan arazi tahsisine de değinen Akpınar, üniversitenin varlığını desteklediklerini ancak söz konusu tahsisin kapsamına itiraz ettiklerini dile getirdi:
“İTÜ’nün varlığını destekliyoruz ancak 3 bin 500 dönümlük arazi tahsisi, özellikle ormanlık alanların imara açılması halinde hem çevresel zararlara hem de haksız rekabete yol açar.”
Bu tür kararların geçmişe dayandığını ancak güncel imar ve çevre koruma yasaları çerçevesinde yeniden değerlendirilmesi gerektiğini ifade eden Akpınar, mevcut sistemin şeffaflık ve ortak akıl üretme kapasitesinden uzak olduğunu söyledi. Akpınar, bu yapının hem küçük ortakları hem de milletvekillerini pasifize ettiğini ve siyasette etkin rol almayı zorlaştırdığını dile getirdi.














